SEMİNER KONUŞMALARI


 

“TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA HABER AJANSLARI”

 

Taner ATİLLA

 

Milliyet Gazetesi Akdeniz Temsilcisi

 

Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım, meslektaşlarım...

 

Şimdi sevgili Tayfun’dan sonra ben, biraz çekilmem. Öyle mi? Tayfun, tabii mesleğimizin içinde bulunduğu keşmekeşi çok güzel anlattı. Anladığım kadarıyla, Tayfun çok iyi bir de televizyoncu olmuş. Efendim, benim ihtisas  alanım  ajans.  Hemen  hemen  1977  senesinden  1998 senesinin Aralık ayının son gününe kadar gerek Hürriyet Haber Ajansı’nda, gerek Milliyet Haber Ajansı’nda, daha öncelerde de  ajansta, hemen hemen kuruculuk dönemleri ve genel müdürlükleri döneminde bulundum. Aramızda da benimle birlikte çalışmış bazı arkadaşlarım var. Hep şunu söylerim, ajansçılık Türkiye’de, Kapıkule’den öteye geçmez, geçmesi de pek mümkün değildir. Bu nedenle ben, yazılı  birşey hazırladım. Bunu izin verirseniz okumak istiyorum.

 

Yaşadığımız iletişim çağında, dünyada yaklaşık 180 haber ajansı, insanların ve kurumların haber alma faaliyetlerini yürütmektedir. Bu ajanslar, günde ortalama 13,5 milyon sözcükten olusan yeni bilgiler sunmakta, bu bilgiler  iletişim  araçlarıyla  kitlelere   ulaşmaktadır.  İletişim  araçlarının etkiledikleri alanlar her gün gelişmektedir. Bunun nedeni, iletişim araçlarının, teknolojiye paralel bir gelişme göstermesidir. Toplumlararası iletişim incelendiginde, kitle iletişim araçlarının başlıca haber kaynağı olan haber ajansları arasında da, uluslararası alanda, enformasyon toplanması, yazılması ve dağıtılması işlemlerinde büyük ölçüde üstünlüğe sahip olan ve ellerinde uzman kadrolar bulunduran ajanslar anılmaktadır. Bunlar  mesela Reuter, AFP’dır.

 

Haber akımında gelişmiş ülkelerde yeni haberlerin alınması görülür. Çok sayıda ülke, dünyanın herhangi bir yerinde ya da başka toplumlarda meydana gelen gelişmeler hakkında sıcağı sıcağına yeterli ve doğru bilgiler edinememektedir. Oysa edinilen bilgilerin yeterli ve geniş olması toplumların izleyecekleri politikayı saptamaları ve bu politikalardan umduklarını elde etme olanağı aktarmaktadır. Gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde yaşayanlar, dünyada olup bitenleri büyük haber ajanslarının gözüyle izlemektedir. Yani gelişmekte olan ülkelerin sorunları, gelişmiş ülke gazetecesinin gözüyle gorülmekte ve ilgili ülkelerin insanları kendi sorunlarına yabancılaşmakta, yabancı kültürlerin etkisinde kalmaktadırlar. Enformasyon akışının gerçek bir alışverişten ziyade, tek yönlü bir akış olduğu görüşü giderek yaygınlaşmaktadır. Özgür enformasyon akışını tehdit eden ve ulusal kültürleri ortadan kaldırmaya yönelik bu düzenin değişti-rilmesi için tüm ülkelerin, kendi ulusal çıkarlarına uygun haberleşme faaliyetlerini düzenleme ihtıyacı doğmuştur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin kendi sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik amaçlara uygun iletişim politikalarını oluşturmaları, iletişim sistemlerinin temel ögelerini kurmak ve geliştirmek üzere önlem almaları, güçlü ulusal haber ajansları kurmaları gerekmektedir. Ekonomik alanın yanı sıra iletişim alanında da  yeni bir düzenlemeye  gidilmesi gerektiği  görüşü, yani evrensel enformasyona ve iletişim çabalarına hız kanzandırmış bulunmaktadır. Türkiye’de devlet nitelikli olan Anadolu Ajansı çıkarlarımıza uygun haber iletme işlevini içte ve dışta sürdürmektedir. Özel haber ajansçılığında önceliği, Türk Haberler Ajansı yapmış, diğer özel ajanslar da zamanla yurt düzeyinde etkin olmuşlardır. Bu arada büyük gazetelerin mali desteğiyle, onların varlığı olarak özel haber ajansları kurulmuştur. Satırlar arasında ise ajans kurma ihtiyacının doğuşundan başlayarak dünyadaki büyük haber ajanslarının gelişimi ve bugünkü konumlarına da genel olarak değinmek arzusundayım. Bu arada, Türkiye’de haber ajanslarının malum durumu konumuz.

 

Haberleşme, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri bir çember olmuştur. Önceleri yaşamını sürdürmek için doğa ve öteki insanlarla ilişki kurabilen insan, toplumsal yaşam gelişip karmaşıklaştıkça, başlangıcından pek farklı olmayan nedenlerle, ama artık karmaşık hale gelen haberleşmeyi kullanmaya devam etmiştir. Toplumun bireyi olan insanın, yaşanan anda olup bitenlerı öğrenmek merakı haberleşme eylemini yarattı. Haberleşme eylemi uygarlığın evrimiyle paralel bir gelişme göstererek teknik, ekonomik, sosyal hukuki ve kültürel olanaklardan da yararlanarak günümüzde çağdaş basını oluşturmuştur. Haberleşme, kısa bir deyişle haber alışverişidir. İletişim ise daha geniş kapsamlı bır terim olup, haberleşmeyi de bildiğiniz gibi kapsamaktadır. İnsan topluluklarının fikri faaliyetlerinin muayyen bir tezahür şekli olan haberleşme ve bilinenleri, duyulanları başkalarına ulaştırma arzu ve ihtiyacının ortaya çıkardığı haberleri, fikirleri toplama, yayma ve ulaştırma meslek sanatının, bugün bütün dünyada kullanılan ortak adı ise gazeteciliktir. Bu meslek ve sanatın icrasını mümkün kılan müessese de basındır. İnsanın çevresinde ve dünyada olup bitenleri öğrenmek ve öğrendiklerini başkalarına duyurmak ihtiyacını tatmin için girişilen teşebbüsler sonucunda basın-yayın denilen ve modern toplumun dördüncü kuvveti sayılan anayasa doğmuştur. Toplumun öğrenmeye, aydınlanmaya ve eğitilmeye gereksinimi yoksunmaz bir gerçektir. İletişimin amacı da, insanın öğrenmek, aydınlanmak ve eğitim görmek gereksinimlerini gidermektir. Kitle iletişimi, kuşkusuz tek başına insanların geleceğine bir etken değildir. Ama bölgesel, ulusal ve uluslararası sorunların iletişimsizlikten doğabileceği ve iletişim sorunlarının çozümünde önemli bir payı olacağı gerçektir. Gazetecinin en önemli ve temel işlevi haber vermektir. Kitle iletişim araçlarında teknolojik yönden tüm gelişmelere rağmen insanlar için önemli olan, haberlerin nasıl aktarıldığı değil, ne olduğudur? Haberler, artık yaşantımızın bir parçası haline dönüşmüştür. “Dün bilinmeyen herşey, bugün haberdir”, diyenler olduğu gibi, haber hakkında verilen, “toplumda çok sayıda kişiyi ilgilendiren ve etkileyen, bu kişilerin anlayabileceği bir olay, düşünce ya da kanıdır” diyenler de vardır. Haber ajansları, kitle iletişim araçlarının belli başlı haber kaynağıdır. Elllerinde bulunan teknolojik olanaklarının üstünlüğü nedeniyle haber alma ve verme işlemlerini diğer gazetecilik kuruluşlarına oranla daha çabuk yerine getirmekte, aynı kanalla haberleri çok daha ucuza maletmektedirler. Haber ajansları kurulduklarından beri, haberleşme sürecinde yer alan kuruluşlara haber bulma görevini üstlenmişlerdir. Bu bakımdan belki en hızlı şekilde haber ajansını, kitle haberleşme araçlarını ortak hizmet götürme işlemini yerine getiren kuruluşlar olarakta tanımlayabiliriz. Gazete, tarihi bakımından Asya ile  Avrupa’da  doğduğu  halde,  ajans,  yeni   dünyada  doğmuş  bir  müessesedir. Ajans için tarihi bir defter olarak 1811 yılını alabiliriz. Bu ta-rihte Amerika’nın ticaret merkezi olan Boston’da dünya olaylarına bugünkü gibi baktığımda, günü gününe gazetelerden takip etme olanağı bulamayan halk, limana gelen her gemiyi büyük bir alaka ve heyecanla karşılıyor ve gemicilerden Avrupa’da meydana gelen olaylar hakkında bilgi almaya çalışıyorlardı. Bunu gören Gilberton adında bir tüccar, yazıhanesinin bulunduğu hanın bir katını okuma ve çay kurumu haline getirdi. Bu salonda daima büyük iki defter tutuyor ve bu defterlerde gemicilerden topladığı bilgiyi, günü gününe kaydediyordu. Daha çok müşteri toplamak için ticaret yaptığı bir daireyle bu işe giren Gilberton’u, bugünkü nuansını, ajansların çekirdeği olarak adlandırmakta mümkündür. Gılberton’un bu çalışması, gazeteleri de harekete geçirdi ve limana santrallerle haber toplamak için bir yarışma başladı. Toplanan haberlerin karayoluyla gazetelere ulaştırılması işinde telgraf kumpanyalarıyla anlaşmak gerekiyordu. Boston ile New York arasındaki tek telgraf hattından yararlanmak için ayrı bir mücadeleye başlanmıştır. 30-40 yıl süren bu mücadeleden sonra iktisaden bir külfet altına giren gazetelerden altısının üyeleri, ortaklaşa haber toplamak için bir haber toplama meydana getirilmesini, masrafların üyeler arasında bölüştürülmesini kararlaştırdılar. Daha sonra da günümüzde AP adıyla varlığını sürdüren ve yeni dünyadaki ilk haber ajansı olan New York Associated Press kuruldu. Haber ajansı kurmak fikriyse, dünyada ilk olarak Macar asıllı bir fransız olan Havas’tan gelmiştir. Havas, 1825’te Paris’te bir büro açmış, postanenin hemen yanındaki bu büro, birçok Avrupa başkentinden aldığı haberi özel kişilerce abonelerine iletmiştir. On yıl sonra ajansı resmen tanınan Havas’ın, ajansına, tüm Fransız gazeteleri abone olmuştur. “Halk birçok gazete olduğunu sanabilir, oysa aslında bir tek gazete var. Ajans artık tekel oldu. Bütün gazete haberlerini ondan alıyor, bunları beyaza, yeşile, kırmızıya ya da maviye boyararak kullanıyor” diye yazılmıştır. Demek ki tekelcilik, o zaman da varmış. Havas’ın yanında çalışan Reuter, 1851’de Londra’daki bugünkü haber ajansının da ilk temellerini atmıştır. Günümüzde bu ajanslar, dünyanın her ülkesiyle, eğer ülkenin haber ajansı bulunmuyorsa, onunla haber değiş tokuşu yapmakta veya haber satışı sözleşmesi bulunmaktadır. Şimdi bunlar dünyada ilk kurulmuş ajans, 1811’de kurulmuş, gelmişiz 2000 yılına.

 

Peki Türkiye’deki ajansçılığın geçmişi. Türkiye’de ajanscılığın öyle uzun bir geçmişi yoktur. Yabancı haber ajanslarının Osmanlı İmparatorluğu ile ilgilenmeleri 1854’te başlar, Fransa’da kurulan Havas 1854 Eylül’ünde Kırım Savaşı nedeniyle İstanbul’a bir muhabir yollamıştır. Bu, Türkiye’ye gelen ilk ajans muhabiridir. Daha sonra Kırım hazineleri nedeniyle Turkiye’ye çeşitli ajans muhabirleri gelmiş, bunlardan bir bölümü Osmanlı’da kalarak, ajanslarının Türk bürolarını Osmanlı’nın desteğiyle kurmuşlardır. İlk Türk haber ajansı Atatürk’ün kararıyla, malum, kurulan ve 1920’de ilk temeli atılan Anadolu Ajansı. Ancak bunlardan, bu ajansla birlikte bir de Hakimiyeti Milliye gazetesi aynı tarihte çıkarılmıştır ve bunlar Hakimiyeti Milliye gazetesi de daha çok Anadolu Ajansı’nın bültenlerini yayınlardı. 6 Nisan 1920 tarihinde kurulan Anadolu Ajansı’nın kuruluşu bir bildiriyle duyurulurken, o yıllarda birkaç kişi tarafından yönetilen ajansın ne ülke içinde, ne de dışında muhabiri vardı. Ajansın kuruluşu sırasında iki önemlı neden vardı. Birincisi ulusal birliği tehlikeye düşürecek kışkırtmalara karşı tedbir almak ve Kurtuluş Savaşı eylemleriyle ilgili haberleri halka duyurmaktı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Anadolu Ajansı belli başlı bütün ajanslarla anlaşma imzalayarak, onların bültenlerini Türkiye’de yayınlama hakkını elde ederken, ilk yurtdışı bürosu da 1925 yılından itibaren açılmıştır.

 

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir ki, basın bir hizmet üretmektedir. Ürettiği hizmette; kültürel, politik, sosyal ve ekonomik içerikli hususlar bulunmaktadır. Ülkelerin dış dünya ile bilgi almalarında, iç dünyalarıyla ilgili dışa yansımalarında basında, özellikle kitle haberleşme araçlarının başlıca haber kaynağı olan haber ajanslarına önemli görevler düşmektedir. Türkiye’de haber ajanslarının panoramasına bakıldığında çok fazla ajansımız olmadığı ve mevcut haber ajanslarıyla ülke içindeki haber dağılımının sınırlı olduğu görülür. Bunların yurtdışı bağlantıları ise sınırlı ve genellikle batıya donüktür. İçe kapalı sayılabilecek nitelikte dışa hitap edebilecek haber bülteni yayını ise çok yetersiz durumdadır. Oysa Türkiye, önümüzdeki yıllarda dış dünya ile ulusal, ekonomik köprüyü çok iyi kurmak zorundadır. Günlük basınımızın ve ajanslarımızın uluslararası nitelikte ve dışa dönük bir çalışma dönemine girmesi gerekir. Türkiye’de yabancı ajans bürolarının ülkemizi dışa tanıtmakta olumlu bir rol oynamaları beklenemez. Nitekim bu ajansların haberleri büyük ölçüde bağlı oldukları ulusal menfaatler doğrultusunda yer almakta, politik, ekonomik değerlendirmeleri de ona göre yapmaktadırlar. Türkiye’nin özellikle ekonomik ilişkiler açısından üçüncü dünya ülkeleriyle tanındığı günümüzde, uluslararası ajanslarımız da ne kendi ülkelerine ne de diğer ülkelerdeki pazarları bizi tanıtmakta hoşgörülü ve istekli davranacakları, hiçte umulmamalı, sanılmamalı. Türkiye’nin özellikle, ülkenin tanıtılması, bilgi akımının sağlanması açısından da dışa dönük çalışan ajanslara ihtıyacı vardır. Kendimizi dışa duyurma olayını yabancıların anlayabileceği bir biçimde ve dilde gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Ulusal haber ajansları ve bunlar arasındaki örgütlerin etkin ilişkiler kurmaları da Türkiye’nin yararına olacaktır. Kitle haberleşmesinin sanayi haline dönüştüğü günümüzde, gelişmiş ülkelerde basın ve büyük haber ajansları en modern teknolojileri kullanmakta, sürekli evrim halinde olan elektronik alandaki gelişmelerden yararlanmaktadırlar.

 

Türk basını ve haber ajansları da hem teknolojik  yönden kendini yenilemek hem de bu işlerin yürütülmesi için uzman kadrolar kurmak zorundadırlar. Türkiye’de ajanslar, herşeyden önce zorluklarla karşı karşıyadır. Birçok ajans ardarda izleyeceği birkaç büyük olayın getireceği mali külfetin altından kalkacak güçte bulunmamaktadır. Ajanslarımızın gelir kaynaklarını arttırmaları için uzmanlaşmaları, özel bültenler hazırlayarak ve dışa açılarak gelir kaynaklarını arttırmaları gerekmektedir. Ajansların bağımsız olarak uluslararası alanda faaliyet gösterebilmeleri için gazetelerin birleşerek bir büyük ajansı finanse etmesi gerekir. Aylık abone sayılarının yükselmesinin, ajansa sağlanması halinde, ek finansman kaynağı bulunması gerekir. Böylece uluslararası çapta faaliyet gösterecek bir ajans, ülkemizi ulusal çıkarlarımızın doğrultusunda yeterli ve doğru bilgilerle dışa tanıtırken, yurtdışı örgütlenmesi, uluslar ve uluslararası ajanslarla bağlantıların geliştirdiği ölçüde, dış dünyada olup bitenleri sıcağı sıcağına ulusal düzeyde yayarak kitle haberleşmesi alanında kendine düşen görevi yerine getirebilir.

 

Bir diğer nokta daha Sayın Arkadaşlar, Sayın Genel Müdürüm,

 

Kanal D’de bu sabah, bizim yurtdışı muhabirlerimizden, yeni kurulan ajanslarımızdan Doğan Haber Ajansı’nın, Berlin muhabiri ekrana getirilmiş, konuşturuluyor. Şimdi Berlin muhabiri anlatıyor, fakat bu ajansımız yeni kurulmasına rağmen, yurtdışında herhangi bir etkinliği yok. Gönül isterdi ki böyle bir ajans, Avrupa’da sesimizi duyuracak, Amerika’da hatta Asya ülkelerinde sesimizi duyurabilecek bir niteliğe sahibiz. Şimdi Berlin muhabiri anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor, sonra spiker  de soruyor, işte Almanya’da nasıl çalışma falan filan, iyi de, Almanya’daki haberleri, 200 bin Türk varmış Berlin’de, 200 bin İstanbullu varmış, bunları anlatıyor. Ama sen oraya, Türkiye’den, oradaki Berlin’deki gazetelere ne verdin ajans olarak, ne servisi yaptın bunu soran yok.    

 

 

Şimdi Değerli Arkadaşlarım

 

İçinizde haber ajansları muhabirleri de var. Ben 21 yıl bu işi yaptım. Ama finans kaynaklarımız, maalesef patronlar tarafından pek kaale alınmadığı için de bir adım ileriye gidemedik. Bizim haber ajansçılığımız, Türkiye’deki ajanscılık, Türkiye’deki gazetecilik maalesef Kapıkule’den bir metre öteye gitmemektedir. Kendi kendimize söylüyoruz, kendi kendimize yetiyoruz, kendi kendimize haberleri geçiyoruz, fotografları çekiyoruz. Ertesi gün gazetede çıkarsa veyahut çıkmazsa hayıflanıyoruz veya seviniyoruz. Türkiye’de ajansçılığın yeniden ele alınması lazım. Buna devletin değil, özel sektörün el atması lazım. Türkiye’de Anadolu Ajansı vardır. Her ülkede olduğu gibi Anadolu Ajansı da bizim resmi ajansımızdır. Ancak bir özel ajansın kurulması bütün gazetelerin veya ilgili kuruluşların tümünün buna katılması, hatta yönetim kurullarında görev alması, burada Türkiye’nin sesinin duyulmasına katkı sağlayacaktır. Bu ajanslar, herşeyden önce haber servisi yapılan ülkenin dilinde bir tarzda kullanılacaktır. İngiltere’ye yapıyorsan İngilizce, Fransızca, Hindistan’a yapacaksan, oradaki dil neyse o veya Rusya’ya yapacaksan, işte ona göre bu şekilde haber bültenleri servisleri yaparsanız, orada yararlı olabilirsiniz. Yoksa bir, Türkiye’de haber ajansları gene, biraz önce söylediğim gibi Türkiye’nin sorunları, Türkiye’nin meseleleri, gelişmiş ülkelerin gazetecilerinin gözüyle, gelişmekte olan Türkiye’ye bakışları neyse biz de onu daima izlemek zorunda kalırız. Sonunda sinirleniyoruz, işte Alman basınında Türkiye hakkında şöyle bir haber çıktı veya Amerikan vatandaşı çıktı diye, hiç sinirlenmeye hakkımız yok. Hiçbir şekilde, çünkü adam bizi o gözle görüyor ve o şekilde gördüğü için de o haberi öyle yapıyor.     

 

Bir de Türkiye’ye gelen muhabirlerine bakacak olursanız, tabii bu Gilbert’ten bahsettik, Havas’tan bahsettik. Bunların kökenleri de Ermenidir, Ermenilerdir, Ermeni kökenlidir. Özellikle Reuters’de, bu ağır basar. Bunların muhabirlerinin geçtiği haberlerde de Türkiye’de, ama olumlu, ama olumsuz, Türkiye’de yapılan her olayın orada başka gözle geçileceğini bilmemiz gerek. Bunu yetkililer Ankara’da bilimiyorlar mı? Biliyorlar. Bunların zaten çalıştıkları yerler Ankara ve İstanbul’dur. Bunun haricinde yurt içerisinde bizim ajanslarımızdan aldıkları haberleri de evirir çevirirler, gene kendi görüşleri, kendi anladıkları dilde servis yaparlar. Şimdi burada TRT de vardır. TRT, çeşitli ülkelere çeşitli dillerde yayın yapmaktadır, çeşitli dillerde yayın yapmaktadır ama, bu radyoları veyahutta Basın-Yayın’ın bu bültenlerini kaç kişi okuyabilmektedir. Öteden beri söylediğimi gene söylüyorum, gene söylemeye devam edeceğim. Bu meseleyi çözeceğiz. Biz devletçi bir milletiz, biz herşeyi devletten bekliyoruz. Elimizde her türlü imkanlar olduğu halde bunu geliştirmek, bunu ileriye açmak, bunu Avrupa’ya açmak ki şimdiki hedefimiz Avrupa, Avrupa’ya açmayı hiçbir zaman düşünmüyoruz. Ne zaman ki bunları düşünürüz, ne zaman ki aleyhimizdeki haberleri lehimize çeviririz, o zaman inanıyorum ki Türkiye’ye bakış açısı da değişecektir. En azından Türkiye’ye gönderdikleri muhabirler şartlanmış olarak bu ülkeden ayrı bir düşünceyle ayrılacaklardır.

 

Teşekkür ederim.