AÇILIŞ KONUŞMALARI


 

Yusuf Ziya GÖKSU

 

Denizli Valisi

 

Sayın Paşam, Değerli Rektörümüz, çok Sayın Genel Müdürümüz, Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden bu seminere katılan değerli bürokratlarımız, TRT Genel Müdürlüğü’nden ve başta Denizli olmak üzere komşu illerimizden bu eğitim seminerine katılan değerli gazeteciler...

 

Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Bu seminer nedeniyle bu güzel ilimize hoşgeldiniz diyorum.

 

Yerel medya eğitim seminerlerinin dördüncüsünün Denizli ilinde gerçekleştirilmesinden ilin valisi olarak son derece mutlu oldum. Çünkü bu eğitim semineri nedeniyle değerli basın mensuplarımız, bir taraftan kendi meslektaşları arasında bilgi alış-verişinde bulunma olanağına sahip olurken, diğer taraftan Türkiyemizin çok değerli gazeteci araştırmacılarının sayesinde de önemli ve yeni bilgileri edinme fırsatını da bulacaklar. Ama asıl önemli olan bu seminerin Denizli’de yapılması nedeniyle, bu güzide topluluğa biz de, Denizlimizi ve Denizlileri anlatma fırsatını bulacağız. Çünkü, Denizli hakkında istediğimiz kadar kitaplar yazalım, destanlar yazalım, malesef okuma alışkanlığı olmayan bir milletin mensuplarıyız. Evliya Çelebi’nin dediği gibi, çok okuma yerine, çok yerinde görmenin de büyük yararları olduğuna inanıyorum. Onun için de son yıllarda hızla gelişen, büyüyen ve Türkiye’ye örnek olan ilimizi de, değerli basın mensuplarımıza yani sizlere tanıtma fırsatını bulacağız.

 

Değerli Konuklar...

 

Gerçekten ilimiz son yıllarda büyük bir ilerleme kaydeden; sanayisiyle, turizmiyle ve tarımı ile Türkiye’ye örnek olabilecek bir il konumuna gelmiş. Düşünebiliyor musunuz bundan 15 yıl önce, geleneksel el tezgahları ile dokuma işiyle uğraşan Denizli sanayicisi, bugün dünyanın en modern tezgahlarında; en kaliteli bornoz, havlu ve nevresim üretmektedirler ve yine gururla belirtmek isterim ki, dünyanın başta ABD olmak üzere her ülkesine ihracat yapmaktalar ve ihracat toplamımız 1 milyar dolara varmaktadır ve yine Denizli sanayicisinin bu girişimciliği, cesareti sonucunda Denizli  Türkiye’nin parlayan yıldızı olmuş.

 

Türkiye’de ilk kez devlet desteği olmadan Denizlili sanayiciler, ikinci organize sanayilerini, bir yıl gibi bir zaman içinde kurmuşlar ve oradaki parsellerin yüzde 90’ını da satma başarısını göstermişlerdir. Bir taraftan sanayisi olan bir il, bir taraftan da Tanrı’nın bize bahşettiği dünyada emsali   olmayan  bir  Pamukkale ve  işte bu Pamukkale’nin varlığı  nedeniyle ülkemizi ziyaret eden her dört turistten birisi mutlaka Pamukkale’ye gelmekte ve Pamukkale’nin güzelliklerini görebilmektedirler.

 

Değerli Konuklar...

 

Bu eğitim seminerlerinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Çünkü hiç bir meslek mensubunun, mezun olduğu okuldaki bilgileriyle meslek yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir. Hızla gelişen teknolojilere ve bilgilere sahip olmayan bu tür seminerlere katılmayan ve okumayan herhangi bir meslek mensubunun kendi mesleğinde başarılı olması mümkün değildir. Onun için de inanıyorum ki bu seminer süresince değerli basın mensuplarımız, çok yararlı konuları burada bir kez daha tartışma ve öğrenme, bilgilendirme fırsatını bulacaklardır. Çünkü önemli bir yüzyıla girdik. 21. yüzyıl hepimiz için ve dünyamız için önemli bir yüzyıl. Bu yüzyılda üç sektör son derece önem arzetmektedir. Bunlardan birincisi telekomünikasyon, ikincisi enformasyon ve üçüncüsü de kuşkusuz turizmdir. İşte enformasyon dediğimizde, enformasyon sektöründe, medyanın son derece önemli rolü bulunmaktadır. Onun için de demokrasilerimizin vazgeçilmez temel unsurlarından birisi medyadır ve eğer bir ülkede medya mensupları özgürce haber alabiliyorlarsa, özgürce çalışabiliyorlarsa ve bu haberleri kamuoyuna özgürce iletebiliyorlarsa, o ülkede demokrasiden, o ülkede özgürlüklerden söz etmek mümkündür. Nitekim anayasamızın 28. maddesinde, basın özgürlüğü güvence altına alınmıştır ve biz devletin temsilcisi olan valilerin, yerel medyanın çok rahat koşullarda çalışabilmesi için her türlü önlemi alma gibi son derece önemli görev ve sorumluluklarımız bulunmaktadır. Çünkü yöneticilerin gözü, kulağı medyadır. Ama halkın da dili medyadır. Onun için de medyaya gereğinden fazla önem vermemiz gerektiğine inanıyorum. Tabii ki medya mensupları da bu kutsal görevlerini ifa ederken, onların da önemli görev ve sorumluluklarının olduğunu unutmamamız gerekiyor. Çünkü; “medya hürdür, medya özgürdür” dediğimizde, biraz evvel rektörümüzün de belirttiği gibi, medya mensuplarının, haberleri; doğru haber, gerçek haber ve yansız haber olarak kamuoyuna iletme gibi son derece önemli görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Eğer halkımız, medya mensuplarından gerçek haber ve bilgilendirme dışında yanlış haberler alırsa, bunun sonuçları gerçekten hepimizi son derece üzmekte ve bazen gerçek olmayan haberlerle, bir nevi yargısız infaz olayı gerçekleşmektedir. Onun için de son derece önemli olan bu kamusal görevin, ben buna kamusal görev diyorum, bu görevin çok titizlikle yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bakınız ülkemize... Sizlerin de çok büyük seyahatleri olmuştur, dünyanın bir çok ülkesine gitmişsinizdir, görmüşsünüzdür, ama dünyada ülkemiz kadar güzel bir ülke yok ve yine ülkemiz insanları kadar güzel insanlar da yok. Tabii ki bizlerin de kusurları var. Ama ülkemizin ulusal çıkarları söz konusu olduğunda, ülkemizin menfaatleri söz konusu olduğunda, öncelikle bunu birinci plana itip, reyting kaygısını ikinci plana itersek daha objektif, daha sağlıklı hizmet etme olanağını da bulmuş oluruz. Çünkü hepimiz büyük umutlarla yeni bir turizm mevsimine başlıyoruz. Kuşkusuz turizmde, en önemli olguların başında tanıtım gelmektedir. Hep eleştiriyoruz, efendim ülkemizin güzelliklerini dünya kamuoyuna tanıtamıyoruz. İşte bu sene yüz milyon dolardan bahsediyor Turizm Bakanımız. İllerde biz, turizm özelliğimizi tanıtabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ama takdir edersiniz ki, sadece Türkiye’de bizi ilgilendiren, yani ailemizi ilgilendiren, Türk toplumunu ilgilendiren bir konunun sıkca ekranlara yansıması, ülkemizin tanıtımında son derece olumsuz etkiler yaratmaktadır. Kusursuz insan olamaz. Hepimizin kusuru vardır. Ama bazen kusurlar, karşılıklı  tartışılarak bertaraf  edilebilir. Bu seminer nedeniyle, ben de, iki hassas konuya değinip sözlerime son vereceğim. Ben, Denizli’de, dört yıldır vali olarak görev yapıyorum. Biliyorsunuz, geçen yıllarda ülkemizde çıkar amaçlı suç örgütleri, özellikle ekonomik düzeyi yüksek olan illeri mekan tutmaya başladılar. Yani bunlar hiç çalışmadan, kaba kuvvetle çek, senet tahsil ederek hayatlarını idame ettirmeye çalıştılar. Bir toplantıda; Emniyet Müdürüm, Jandarma Alay Komutanımın ve Cumhuriyet Savcısının bulunduğu bir toplantıda şöyle bir konuya değindim. “Denizli, ekonomik yönden çok yüksek bir il. Çok büyük sanayicilerimiz var. Başka illerden gelip çıkar amaçlı suç örgütleriyle ilgili çok dikkatli davranınız. Bunlar; yani çek, senet mafyası mensupları Denizli’de yaşamayacaktır, bunların ayağını keseceksiniz” dedim. Aradan üç, dört gün geçti bir ulusal gazetede, Denizli Valisi: “Suç işleyen herkesin ayağını kırınız dedi.” İşte Türkiye’nin, Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Valisi dediler. Aradan zaman geçti, ben inanın dikkate almadım, ciddiye almadım ve aradan bir yıl geçtikten sonra tekrar başka bir valimizin bir beyanatı nedeniyle, bu gündeme geldi ve üç basın mensubumuzu da ve çok değer verdiğim ve sevdiğim basın mensuplarımızı arama gereğini duydum ve onlara bazı bilgi ve belgeleri gönderdim.

 

Yine bundan takriben altı ay önce bir okul açılışı için veya temel atma töreni için bir kasabaya gitmiştik. Büyük bir coşku gördüm orada. Gerçekten eğitime önem veren 17 belediye başkanımız da bu temel atma törenine gelmişlerdi. Ben de heyecanlandım. Çünkü eğitim için, gerek temel atmak, gerek yeni okullar açmak, bizleri son derece mutlu etmektedir. Belediye başkanlarını davet ettim, “kalkın” dedim. “Pistte bir zeybek oynayın” dedim. Çünkü malumunuz her yerde gelenek halindedir, belediye başkanları filan oynarken bir davulcuya para aktarılır, dedim ki; “bu paralar da okulumuza gelir olarak kalsın” dedim. Belediye başkanları gelip “Sayın Valim sizsiz olmaz” dediler, beni de kaldırdılar. Keşke kalkmasaydım. Belediye başkanları ile biraz hora teptim, ertesi gün bir gazetede “Vali göbek attı”. Şimdi bizde okuma alışkanlığı olmadığı için sadece üst başlığa bakılıyor. O gün Denizli’ye gelen bir yabancı kişi, o gazeteye baktığında, “yahu amma oynak bir valisi var  Denizli’nin” diyebilir yani. Onun için de değerli basın mensuplarımız, gerçekten sizleri çok seviyorum ve şunu memnuniyetle  vurgulamak  isterim ki, burada  benim  yerel  basın mensuplarım da var. Dört yıldan beri basın mensuplarımızla bir aile gibiyiz. Onların ne kadar güç koşullarda görev yaptığını bilen biriyim. Çünkü gün yok ki, saat yok ki, dakika yok ki, basın mensuplarımızla biraraya gelmeyelim. Onların haber almak için vermiş oldukları uğraşılara, kış demeden, kar demeden, yağmur demeden yaptıkları çalışmalara, hatta aralarında bazen tatlı rekabete, resim çekerken veya kamera ile bir çekim yaparken çektikleri sıkıntıya birbirlerini itmelerine hep ben tanık olmuşum ve onlara eli-mizden geldiği kadar da yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu seminer nedeniyle de Denizli’de görev yapan bütün basın mensuplarımıza onların valisi olarak bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve belki ilk kez ülkemizde bir ilke imza attık ve basın mensuplarının bizi rahat takip edebilmeleri, onların rahat ilçe ve köy gezilerine katılabilmelerini sağlamak amacıyla da kendilerine bir minibüs aldık ve münibüsü de Basın ve Halklar İlişkiler Müdürlüğü emrine tahsis ettik. Onun için de diyorum ki, haber verilirken, haberler yazılırken, son kez bir sınav gibi haberin başlığına bakmanın, içeriğine bakmanın, bu haberin kişileri ne kadar üzdüğünü de görmekte büyük yarar vardır. Ama eğer basın olmazsa bugün ülkemizde çok önemli konuların aydınlatılması da mümkün değildir, onu da açık ve seçik olarak söyleyeyim. Ben aksi halde kamuoyu olarak Başbakanlık’ta, Başbakanlık konutunda verilen yemeğe kimlerin katıldığını nasıl öğrenecektim. Ben, basın olmasaydı, Susurluk olayının boyutlarını nasıl öğrenebilecektim. Basın olmasaydı, bu ülkedeki rüşvet ve yolsuzluklarla nasıl mücadele edilebilinirdi.

 

Onun için de gerçekten basının, bu olayların ortaya çıkarılmasında bugüne kadar son derece önemli katkıları olmuştur. Ben tüm basın mensuplarımıza sizlerin şahsında şükranlarımı sunuyorum ve diyorum ki, güzel bir ülkede yaşıyoruz, ülkemizin güzel insanları var. Onun için de yazarken, çizerken, haber yaparken ülkemizin bu yüce çıkarlarını da gözardı etmeyelim. Yine diyorum ki, bu iki gün sürecek olan seminer süresince basınımızın, basın mensuplarının gördüğü aksaklıkları lütfen bize, güzelliklerini de gittiğiniz illerdeki en yakın dostlarınıza anlatınız.

 

Bu güzel seminerin düzenlenmesinde emeği geçen başta Genel Müdürümüz olmak üzere Sayın Sezgin’e, her konuda Denizlimizin tanıtılmasında, seminerin gerçekleştirilmesinde çok büyük gayretler gösteren sayın rektörümüze, onunla birlikte mesai yapan değerli rektörlük mensuplarına huzurlarınızda  teşekkür  ediyorum. Bu yerel medya seminerinin ilimiz için, ülkemiz için ve siz değerli medya mensupları için olumlu sonuçlar doğurması dileğiyle, hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. Sağolun.