|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“HABER
YAZMA TEKNİKLERİ”
Sayın Genel Müdürlerim, Sayın RTÜK Üyesi, Değerli Cemiyet Başkanı, Muhterem Misafirler, Kıymetli Katılımcılar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Benim konum teknik bir konu olduğu için bununla ilgili bir sunum hazırlamıştım. Fakat dün çıkan problemden dolayı sunumu takdim edemiyorum. Onun için özür diliyorum. Aslında bu kadar kısa bir sürede haber yazma tekniklerini anlatmak çok kolay değil. Fakat ben sürem dahilinde mümkün olduğunca ana başlıklarla konuyu anlatmaya çalışacağım. Bunun dışında konuyla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyen arkadaşlar, değerli katılımcılar varsa, bunlara Rıdvan Hocamın kitabını tavsiye ediyorum. “Haberin Anatomisi ve Temel Yaklaşımlar” Ben bu kitaptan da katılımcıların faydalanmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle gazetecide bulunması gereken niteliklerle başlamak istiyorum. Çünkü gazetecilik öyle bir konuma geldi ki, herkesin gazetecilik yapabileceği zannediliyor. Fakat gazeteci, belli bilgileri, belli uzmanlığı üzerinde bulundurması gereken, bunun yanında pek çok niteliği de taşıması gereken bir insan. Günümüzde gazetecilerin öz geçmişleri ve aldıkları eğitimleri çok farklılıklar gösteriyor ama genelleme yapılırsa gazetecilik mesleği, giderek daha teknik, daha uzmanlaşmış bir hale gelmekte ve eskiden olduğundan daha fazla eğitim gerektirmektedir. Sadece bir İletişim Fakültesi eğitimi veya diğer fakültelerdeki bir eğitim tek başına yetmemektedir. Gazetecilik, güncel olayların canlı bir üslupla verilmesi sanatıdır. Gazetecilikte kabiliyetin doğuştan olduğu, sonradan kazanılamayacağı önceden kabul edilen bir hükümdü. Bu nedenle “gazeteci olunmaz, doğulur” diye bir özdeyiş yerleşmişti. Ancak bu doğru olan bir husus değil. İnsanlar kendilerini geliştirerek, yetiştirerek, her alanda uzmanlaşabilirler. Yazma kabiliyeti çok önemli, çok zaruri bir husus. Fakat kapsamlı bir zihni kabiliyet veya belli alanlardaki uzmanlıkla birlikte varolması tercih edilir. Ortalama gazeteci okuyucusunun bilgi düzeyi ve haber alma arzusu artmış durumda. O sebeple okuyucuya hitap edecek gazetecinin de çok iyi niteliklere sahip, olması gerekiyor. Benim burada en çok önem verdiğim hususlardan bir tanesi, gazetecinin Türkçe’ye çok hakim olması gerektiği. Biliyorsunuz dil her şeydir. Dil olmadan millet olmaz. Milleti bir araya getiren en önemli hususlardan bir tanesi dil. Dil ne kadar zenginse, o milletin kültürü de o kadar zengindir. O açıdan gazetecilik yapacak bir kişinin çok okuyan, kendisini geliştiren, hatta eski metinleri bile okuyabilecek niteliklere sahip birisi olması gerekir. Bildiğiniz gibi gazetenin çeşitli bölümleri vardır. Haberin üretildiği, haberin mutfağı denilen ‘Yazı İşleri’. Burada editörler, editör yardımcıları ve muhabirler var. Muhabir, haberin en önemli unsurudur. Türkiye’de maalesef ihmal edilmiş bir alan muhabirlik. Çünkü, masa başı haber yapmak, masa başı haber uydurmak günümüz yayın organlarında çok fazla görülüyor. Gazetecinin en temel görevi haber vermek. Bunu vurgulamak gerekiyor. Haber, gazetecinin en önemli görevi. Haberi, güncel ve ilginç bir olayın olabildiğince objektif, net ve gerçeğe uygun biçimde sunulması olarak tarif edebiliriz. Bir başka tanıma göre haber, okuyucu ve izleyici için genellikle yeni gerçeklerle ilgili, doğru ve anlaşılır bilgilerdir. Haberde vurgulanması gereken husus, yeni olması, önemli olması ve ilginç olmasıdır. Bu üç unsurun bir arada bulunması gerekiyor. Haber çeşitlerine baktığımız zaman haberleri, genel haberler, basit haberler, karmaşık haberler, özel haberler ve reklam yapılan haberler olarak sıralayabilirim. Kısaca bakmamız gerekirse, bütün haberler konulu haberlerdir. Muhabirler bu tür haberleri fazla yorumlamaya gitmeden, araştırmaya gitmeden yazabilirler. Haberlerin kaynakları muhteliftir. Önceden planlanmış ve ilan edilmiş çeşitli toplantıların takibi, polis, adliye haberleri, ekonomi haberleri, spor haberleri, dış haberler, siyasi haberler, kültür, sanat ve magazin haberleri bu başlık altında toplanabilir. Yurt içi ve yurt dışı haber ajanslarından gelen haberleri de basit haber, rutin haber kalıbı içinde değerlendirebilirim. Rutin haberlerin takibi için bir muhabir görevlendirilir. Bu muhabir, ajanslardan gelen haberleri basın açıklamalarını takip eder, bunların satır aralarından önemli ve özel haberler çıkarabilir. Bu açıdan bütün haberlerin takibi önemli. Mesela Milli Eğitim Bakanının, Milli Savunma Bakanının, İçişleri Bakanının basın toplantısında yaptığı konuşmanın içerisinden, ilginç bir cümle ön plana çıkarılarak, özel haber haline getirilebilir. Ayrıca, Resmi Gazete’de yayımlanan kanunlar, kararnameler, tüzükler, atama, ihale ilanlarını takip eden bir muhabir, bunların içinde kimsenin dikkatini çekmeyen bir cümleden ya da kelimeden çok özel ve ilginç haberler çıkarabilir. Diğer bir haber türü, muhabirlerin konu hakkında temel bilgi toplamasını, haberde yorum yapmasını zaruri kılan haberdir. Karmaşık haberleri şu şekilde sınıflandırabiliriz: Mahkemeler, duruşmalar, davalar, hükümet-politika haberleri, ekonomi, çalışma hayatı, eğitim, araştırma, bilim haberleri vs. Özel haberler de, adından da anlaşılacağı gibi muhabirin şahsi çabalarıyla bulup gün ışığına çıkardığı haberlerdir. Bir başka ifadeyle özel haber, muhabirin kendi istihbaratı, araştırmaları, kaynaklarıyla ilişkileri, okudukları aracılığıyla elde ettiği haberlerdir. Aslında gazetecilik becerimizi veya muhabirlik becerimizi gösterebileceğimiz asıl anahtardır özel haber. İyi bir muhabir, hayatının her anının özel haberlerle dolu olduğunu bilir ve ona göre davranır. Kimi zaman küçük bir ayrıntıda, kimi zaman önemsiz gibi görünen kısa bir haberden yola çıkarak her türlü özel haber bulmak mümkündür. Bu açıdan başka gazetelerde, başka muhabirler tarafından yapılan her haber, aynı zamanda özel haber potansiyeline sahip olabilir. Bu sebeple iyi bir muhabir, iyi bir gazeteci, iyi bir haber yapımcı, günlük olarak gazeteleri takip etmelidir. Sabah ilk geldiğinde yapacağı iş internetten diğer haberleri de anlık takip etmek olmalıdır çünkü bu haberlerin içerisinden özel haber çıkarabilmek imkanı olabilecektir. Bu takip, hem diğer gazetelerin habere ilişkin yaklaşımlarını görme, hem de diğer haberlerle ilgili bir alan açılması anlamında yararlı olacaktır. Muhabir, çalıştığı gazete ve diğer gazeteleri mutlaka okumalıdır. Mesleğinde belli kademelere ulaşmak isteyen bir muhabir, mümkün olduğunca özel haberler konusunda gayret sarf etmelidir. Unutmamak gerekir ki, yaptıkları özel haberlerde öne çıkan muhabirler, bir süre sonra marka haline geleceklerdir. Muhabirlik günümüzde, gazetecilik mesleğinin alt kademesi olarak görülüyor. Fakat, Batı’ya baktığımız zaman 60 yaşına gelmiş, 70 yaşına gelmiş hala muhabirlik yapan ve çok ciddi anlamda haberler üreten insanlar olduğunu görürüz. Bu anlamda muhabirlik, önem verilmesi gereken, ciddiye alınması gereken bir meslektir. Rutin haberler, hemen hemen her medya organına aynı unsurlarla yansıdığı için gazeteyi vazgeçilmez kılan özel haberlerdir. Bu haberler, günümüzde internet gazeteciliği geliştiğinden beri, kes-yapıştır modeliyle alınır ve çok fazla üzerinde durulmadan gazetelerde veya televizyonlarda yayınlanır. Ajans haberleri de aynı şekilde alınır. Bu açıdan bir gazeteyi önemli kılan, diğer gazetelerden ayıran, öne geçiren unsur, en önemli unsur olan özel haberin üzerinde durmak gerekiyor. Fakat özel haberler, aynı zamanda da en riskli haber grubuna girer. Kimi muhabirlerin meslekte en kısa ve kestirme yoldan yükselme gayreti, şöhret olmak için her yolu meşru görme anlayışı ve benzeri zaaflar özel haberin bir ucunu sansasyona açık tutmaktadır. Başka bir haber türü olarak da, deprem, yangın, sel felaketi, uçak kaçırma, bombalama, kamu alanlarına saldırı gibi terörist faaliyetler, savaş, kara, hava veya denizde meydana gelebilecek kazalar, ‘beklenmedik haber’ başlığı altında değerlendirilebilecek haberlerdir. Kaçırılan uçakta bir gazetecinin bulunması, bomba patlayan mahalleye yakın bir yerde bir muhabirin ilişkisinin olması gibi olağanüstü rastlantılar bir kenara bırakılacak olursa, gazeteler ilk planda beklenmedik haberin sonuçlarıyla ilgilenmek durumundadırlar. Böyle durumlarda sonuçlara ilişkin ilk bilgiler de genel olarak olaya müdahale eden resmi görevlilerden alınmak zorundadır. Daha önce gördüğümüz üzere bu konuda alınan bazı bilgilerin sağlıklı olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşanabilir. Muhabir haberini yazarken kaynağının görev ve rütbesini belirtmek zorundadır. Bunun hemen arkasından muhabirin yapması gereken, olayın perde arkası ve ayrıntılarını araştırmak olmalıdır. Böylece hem yönlendirme ve manipülasyona geçit vermeyecek hem de gazetecilik mesleğinin gereğini yerine getirecektir. Çünkü zaman zaman resmi görevlilerin verdiği bilgiler, manipülasyon içerikli olabilir, yönlendirme içerikli olabilir. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. Ne var ki, doğası gereği beklenmedik haberlerin arka planına her zaman nüfuz etmek mümkün değildir. 11 Eylül 2001 tarihinde, New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne uçakların birbiri arkasına çarpmasından sonra yaşanan enformasyon kaosu, bunun somut bir göstergesidir. Yani hala olayın arkasındaki gerçekler çok açık olarak ortaya çıkarılamamıştır. Dolayısıyla başlangıçta yaşanan enformasyon kaosunun bir tramvayla yakından ilgisi olduğu söylenebilir. Bu durumda haber kaynakları, yanan kulelere müdahale eden itfaiye, polis, sağlık görevlileri, olayları siyasi ve askeri açıdan değerlendiren Beyaz Saray ve Pentagon yetkilileriydi o dönemde. Olayın ilk şoku atlatıldıktan sonra devreye giren gazeteciler, kısa sürede pek çok ayrıntıyı gün ışığına çıkarıp, kamuoyuna duyurmak konusunda çabalara giriştiler. Yapılan değerlendirmelerden anlaşılacağı üzere beklenmedik habere ilişkin bilgi edinmek bir hayli zor ve meşakkatlidir. Bu nedenle üzerinde durulması gereken bir haber türüdür. Özellikle resmi kaynaklardan bilgi elde etme mecburiyeti muhabirin elini, kolunu bağlamakta ve dikkatli hareket etmesi gereken alan haline getirmektedir. Özellikle bu tür haberler manipülasyona en açık haberlerdir. Haberin aciliyeti, resmi kaynaklara olan bağımlılık, yanlış bilgilerin verilmesine sebep olabilir. Bu bilgiler sadece yanlış istihbarattan kaynaklandığı gibi resmi kaynakların siyasi amaçlarından da kaynaklanabilir. Örneğin, geçmişte Sakarya’da meydana gelen hızlandırılmış tren kazasında ilk anda 138 olarak verilen ölü sayısının, daha sonra 38 olduğu öğrenilmiştir. Ancak buna rağmen ilk verilen rakam, Türkiye’deki ve dünyadaki televizyon kaynaklarında yayınlanmıştır. Manipülasyona açık habere başka bir örnek verelim. İspanya’da meydana gelen ve 200’den çok insanın öldüğü bombalama eyleminin, Bask gerillalarının işi olduğu hükümet kaynaklarınca ısrarla vurgulanmıştı. El Kaide ise, iddiaları yalanlamıştı. Çünkü, o dönemde biliyorsunuz İspanya’nın bundan önceki hükümeti döneminde Irak’ta askerleri vardı ve seçim haftası dönemiydi. El Kaide’nin orada bir saldırı gerçekleştirmesi, mevcut hükümeti zor durumda bırakabileceği için birkaç gün bu işin Bask gerillalarının işi olduğu ısrarla hükümet tarafından vurgulandı. Bazı yayın organları da bu şekilde yazdılar. Böylece, Irak’ın işgalini hem siyasi, hem de askeri olarak işgal eden ABD’yi destekleyen İspanya hükümeti, İspanya’ya yönelik bir terör saldırısının Irak’la ilişkilendirmesinden ve böylece oy kaybetmekten kaçınmaya çalışmıştır. Pek çok insan hatta kurum, hükümetin bu tezine inanmış hatta, BM Genel Sekreteri ayrılıkçı Bask örgütünü kınamıştı. Ancak gerçek durum ortaya çıkınca, manipülasyon ters tepti ve hükümet anketlerde kazanabilir görünürken, seçimleri kaybetti ve bugünkü sosyalist hükümet kuruldu. Haberlerin seçimine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Haber seçimi, gazeteci tarafından son derece önemli ve belirleyicidir. Haber seçiminde temel rolü oynayan, muhabirin birikimi, ilgi alanlarının çeşitliliği, sevgisi ve tecrübesidir. Sevgi hususuna vurgu yaptım çünkü gerçekten iyi ve tecrübeli gazeteci, haberin kokusunu alabilen, başkaları tarafından haber olarak görülmeyen bir olaydan haber çıkarabilen insandır. Böyle durumlarda genellikle muhabir haber değeri taşıdığına inandığı olayın peşine düşer. Ancak kimi zaman iki olaydan birini tercih etmek durumunda kalabilir. Her seçim gibi haberler arasında yapılması gereken seçim de risklidir. Böyle durumlarda devreye yine muhabirin kişisel tercihlerinin girmesi gerekecektir. Zaten bir muhabir, böyle güç zamanlarda doğru kararı verebilen kişidir. Bunun için haber kaynaklarından haberi en iyi şekilde elde edebilmelidir. Zaten gazetecilikte asıl önemli olan haberi toplamaktır. Yalnız haber toplamak sanıldığı kadar kolay olmayan, yorucu fakat zevkli bir uğraştır. Bu yönden haber kaynakları gazetecilik yapanlar için fonksiyonel bir zarurettir. Haber toplama yönünden gazeteci, haber olabilecek enformasyonu nerede, ne zaman bulabileceğini, neyi ve kimi göreceğini, topladıklarını nasıl ayırt edip, değerlendirebileceğini bilmelidir. Aynı zamanda gazeteci, iyi bir gözlemci olarak sorunları, olayları izler, çözümleri değerlendirirken yazacağı haberler yönünden devamlı olarak haber kaynaklarına dayanması gerektiğini bilir. Burada haber kaynakları açısından en önemli unsur bildiğiniz gibi her muhabirin çalıştığı birimin ihtiyacı olan niteliklerine uygun farklı haber kaynaklarına sahip olmasıdır. Yani Dışişleri Bakanlığı’yla ilgili haber yapan bir kişinin burada, siyasetle ilgili haber yapan bir muhabirin siyasi partilerde veya adliyede haber kaynakları olabilir. Ancak geleneksel ve yerleşik gazetecilik anlayışı dolayısıyla muhabirin haber kaynaklarıyla ilişkisi problemli bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Haber kaynaklarıyla ilişkide hareket noktası karşılıklı güven olmalıdır. Muhabir, kaynağın ilettiği haberin çarpıtılmadığına inanmak durumundadır. Buna rağmen muhabir açısından bu güven, sürekli bir kuşkuyla paralel gitmek zorundadır. Kuşku, gazetecilik mesleğinin doğal refleksi olarak sürekli gündemde tutulmalıdır. Aksi taktirde, manipülasyon veya yanlış yönlendirme tehlikesi ortaya çıkar. Böyle bir durumda bütün sorumluluk muhabire ait olacaktır. Bu sebeple muhabir, kaynağına ne kadar güvenirse güvensin, yazacağı haberi, mutlaka çifte kontrol mekanizmasına tabi tutmalıdır. Çifte kontrol, haberin kalitesi ve objektifliği açısından da en geçerli ve vazgeçilmez yöntemdir. Bir başka problem, kaynakla özdeşleşme problemidir. Muhabirler açısından haberin objektifliğine zarar verebilecek en önemli tehlike, haber kaynağıyla özdeşleşmektir. Haber kaynağıyla sürekli ilişki içinde olmak, bir süre sonra kaynağın davranış ve düşünce kalıplarını benimseme mahsurunu da beraberinde getirebilir. Hatta kimi muhabirler, haber kaynaklarını giderek mesleğin bir parçası olarak görmeye, ona göre hareket etmeye ve haberleri onun bakış açısıyla algılamaya başlarlar. Bu algılama manipülasyon riskini de beraberinde getirecektir. Bir gazeteci için son derece tehlikelidir ve mutlaka kaçınılması gerekir. Bunların örneklerini çok görüyoruz. Mesela polis muhabiri olup da bir süre sonra polis gibi davranmaya başlayan bazı gazetecilerin olduğu televizyon görüntülerine rastlıyoruz Siyasi partinin muhabiri olarak çalışan bir kişinin kendisini siyasi partiyle özdeşleştirmesi ki, bu Türk basınında çok sık görünen bir şey. Hatta siyasi partilerin militanı gibi hareket eden muhabirler, yazarlar, gazeteciler var. Bu açıdan kaynakla özdeşleşme çok ciddi bir problem. Türkiye’de bundan mümkün mertebe kaçınmamız gerekiyor. Ben haberde bulunması gereken unsurlardan, röportaj ve mülakatı da anlatacaktım. Süre dolduğu için anlatamıyorum. Fakat referans olarak Rıdvan Bülbül Hocamızın kitabını tavsiye ediyorum. Orada ayrıntılara ulaşabilirsiniz. Ben röportaj ve mülakat konusunda son bir cümle söylemek istiyorum. Çünkü bunlar birbirine çok karıştırılan bir konu. Mülakat olarak sunulması gereken şeyler, bakıyorsunuz röportaj olarak sunuluyor Türk basınında. Röportaj ve mülakat birbirinden çok ayrı şeyler. Röportaj, bildiğiniz gibi zaten rapor kökünden geliyor. Bir muhabirin veya haberi yazanın bulunduğu ortamın, olayın, haberin, hadisenin atmosferini yansıtarak yaptığı haberlere biz röportaj diyoruz. Diyelim ki, Güneydoğu’da töre cinayetleriyle ilgili bir haber hazırlıyorsunuz, gidip oradaki töre cinayetlerinin işlendiği ortamı, şartları haberinde kullanması ve bu ortamı bize hissettirebilmesine röportaj diyoruz. O röportajın içerisinde mülakatlar da olabilir. Ancak röportaj ve mülakat birbirinden çok farklı. Mülakat klasik anlamda, karşılıklı olarak bir muhabirle, bir haber kaynağının karşılıklı olarak konuşmasıdır. Mülakatta kesinlikle muhabir kendi subjektif görüşlerini yansıtamaz. Karşıdaki ne söylüyorsa, onu haberde vermek zorundadır. Röportajda ise, muhabir kendi subjektif görüşlerini, gözlemlerini haber içerisinde verebilir. Bu konuyu belirtmek istedim. Çünkü yaygın basında da bakıyorsunuz mülakat, röportaj olarak kullanılıyor. Bu hususa dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. Sorularla konu açılacaktır. Hepinize çok teşekkür ediyorum, sağ olun.
|
|
|
<<< XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KONYA (30 Kasım - 01 Aralık 2006) >>> |