|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“BASIN FOTOĞRAFÇILIĞI”
Değerli Konuklar, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi haber fotoğrafçılığı, gazetelerde haberin kanıt gücünü artırmak için kullanılan görsel öğelerden bir tanesi. Ben bu sunumumun ilk bölümünde önce kısaca haber fotoğrafının değerine verilen ölçülere değineceğim. İkinci bölümde de, sizin çekip göndermiş olduğunuz fotoğrafların, editörler tarafından hangi kriterler çerçevesinde değerlendirilip, gazeteye alınıp alınmayacağına karar verildiğini anlatacağım. Haber fotoğrafının değerine verilen ölçüleri biz yedi ana başlık altında topluyoruz. Dünyada gerek İletişim Fakülteleri, gerek basın fotoğrafları üzerine çalışan akademisyenler tarafından üzerinde tam olarak mutabık kalınmamasına rağmen bu ölçüler kabul görmüştür. Kısaca onlara değineceğim. Birinci olarak fotoğrafın habere olan etkisini ele alacağım. Haberle ilgili fotoğraf ne kadar etkileyiciyse, haber içindeki bilgi de o kadar çok ilgi çeker. Bunun yerel basın veya yaygın basında nasıl kullanıldığına bakalım. Yerel basından bir örnek verelim. Dün bu bölgede yayımlanan bir yerel gazetede, “Trafik kazasında bir ölü” başlığı manşetten verilmişti. Bu haber, Ankara’daki bir okur için çok önemli bir bilgi değil ama burası için hakikaten çok önemli. Anadolu Ajansının yurt bürolarında çalışan arkadaşlarımız zaman zaman daha çok yerel özellikleri ön planda olan haber ve fotoğrafları bize gönderiyorlar. Bunlar yaygın basında yayınlanmadığında arkadaşlarımız olaya hissi baktıkları için bozuluyorlar. Elimizden geldiğince olayı açıklamaya çalışıyoruz. Sözgelimi Arjantin’de beş kişinin öldüğü bir trafik kazası haberi Türkiye’nin ilgisini çekmez. Bir olayın ilgi çekebilmesi için sıra dışılığın söz konusu olması lazım. Bir adamın köpeği ısırması sıra dışılıktır ama bir köpeğin adamı ısırması ne yazık ki olağan bir şeydir, bizde de trafik kazaları o kadar kanıksanmış bir olay ki artık üzülerek söylüyorum, ölü sayısına göre fotoğraflar gazetelerde yer buluyor. Rıdvan Hocamın da söylediği gibi, dünyanın en çabuk bayatlayan şeyi haberdir. Haberi çok çabuk iletmemiz gerekiyor. Fotoğrafta da aynı şeyi yapmamız gerekiyor. Son günlerde flaş fotoğraf diye bir kavram çıktı. Fotoğrafı hızlı bir şekilde merkezinize iletmeniz gerekiyor. İnternet medyası çok güçlendi. İnternet sayfaları neredeyse sizden canlı fotoğraf istiyor. Dijital teknoloji buna çok iyi hizmet etmeye başladı. Size bu konuyla ilgili çarpıcı bir örnek vereyim. Biliyorsunuz İstanbul’da HSCB Bankasına terörist bir saldırı yapılmıştı. Anadolu Ajansının İstanbul Bölge Müdürlüğü Cağaloğlu’ndadır. Arkadaşlarımız çatıya çıkıp, Levent’teki dumanın, -küçük bir detaydır ama- fotoğrafını çektiler. Hemen aşağı kata inip, fotoğrafı yayına verdiler. İki saat boyunca CNN ve Yahoo’nun internet sayfalarında o fotoğrafla İstanbul’daki terörist saldırı görselleştirildi. Arkadaşlarımıza kesin talimatımız vardır. Olay yerine gittiğinizde, olayın en fazla ilk beş dakikalık anında fotoğraf çekersiniz. Derhal disketinizi takıp, ilk fotoğrafın 10. dakikada elinize geçmesini sağlarsınız. Detaylar önemli değil. İlk başta olayın ne olduğunu çarpıcı bir şekilde insanlara iletmek çok önemlidir. İlk fotoğrafı vermek için ulusal ve uluslararası alanda birbiriyle çarpışan haber ajansları ve gazeteler var. Bu, basın kuruluşlarına çok önemli bir gelir sağlıyor. Onun için mümkün olabildiğince seri davranmak zorundayız arkadaşlar. Şöhret konusu eleştirilen bir konu olmakla beraber, ne yazık ki haberde etkiyi artıran nedenlerden biri. Sağlık Bakanlığının bir olayı Hülya Avşar ile açıklanıyor ise daha çok dikkat çekiyor. Kamuoyunun ilgisi ne yazık ki, şöhretlerin üzerine çok yoğun. Bunlar da zaman zaman kullanılıyor. Bu sadece, şöhretli kişilerin fotoğrafta görülmesi anlamına değil şöhretli bir kişinin fotoğrafta olayın bir yerinde görülmesi anlamına geliyor. Örneğin ünlü bir eser olan Mona Lisa tablosunun fotoğrafta görünmesi gibi. Bunlar, fotoğrafın değerini artıran unsurlar. Sıra dışılığa biraz önce değinmiştim. Çatışma konusu savaşlar, depremler, seller ve tabi afetlerin fotoğrafları da çok fazla etki yapar. Çatışmadan kastımız illa, fiziksel bir çatışma değildir. Çatışma konusu fikirsel de olabilir. Sözgelimi, Papa ile Ali Bardakoğlu’nun yan yana gelmesi gibi. Biliyorsunuz, Papa’nın açıklamalarından sonra dünyada bir gerilim oluşmuştu. Çatışan iki farklı görüşün temsilcileri yan yana geldi ve bütün dünya televizyonları bu görüntüyü canlı yayınladı. Çünkü o fotoğraf, çok değerli bir fotoğraftı. Bugünkü gazetelere baktığımızda, Papa’nın Sultan Ahmet Camii ziyareti diğer olaylar arasından daha ön plana çıktı. Duygu, haber fotoğraflarının hepsinde olması gereken unsurlardan biridir. Çünkü fotoğrafa bakan kesim insandır ve gazeteler insanlara hitap ediyor. Duygu yoğunluğunu arttıran bir takım özellikleri fotoğraflara eklersek fotoğraflar daha çarpıcı oluyor. Ajansta fotoğraf editörlüğü yapıyorum. Fotoğraf seçiciliği konusu çok hassas bir konu olmasına rağmen ne yazık ki, Türk basınında buna yeterince değer verilmemektedir. 48 sayfa Time Dergisi’nde 9 tane fotoğraf editörü vardır. Fotoğrafı çekmekten öte, değerlendirmek yetenek istiyor. Mümkün olabildiğince konuyu iyi algılamanız gerekiyor. Muhabir ve foto muhabirinden daha fazla algılamanız gerekiyor. Çeken kişi duygusal davranabiliyor, fotoğrafında neyin önemli olduğunu atlayabiliyor. O fotoğrafı çekerken bir ağaca çıkmıştır, pantolonu yırtılmıştır, hatta çıkarken omzu ağrımıştır. Bu nedenlerle o fotoğrafı değerli olarak görüyor, ama fotoğrafa sıradan bir göz olarak baktığınızda, o fotoğrafta pek bir şey göremiyorsunuz. Muhabiri ikna etmeniz gerekiyor. Burada editörünüzü ikna etmek için nasıl fotoğrafları editörlere sunmanız gerektiği konusuna değineceğiz. Fotoğraf seçiminde şu özelliklere bakarız: İçeriği, fotoğrafların teknik özellikleri, estetik değeri ve etik olup olmadığı. İçeriğine ilişkin en önemli şey, ‘habere uygunluk’tur. İkinci olarak, anlatımda canlılığa bakarız. Şu görmüş olduğunuz fotoğrafta bayrağın olduğunu varsayalım. Bu fotoğraf hangi tarihte çekilmiş olabilirdi. 29 Ekim olabilir. Niye 29 Ekim diyorum, kıyafetler kısmen kışlık burada. 29 Ekim diyoruz ama arkadaşım, bayrağın yarıya inişini aldığı için bu fotoğrafın 10 Kasım’da çekildiği daha belirgin hale geliyor. Habere uygun fotoğraf çekmenin birinci şartı, haberi çok iyi anlamak, çok iyi özümsemek gerekir. Uzun yıllar aktif foto muhabirliği yaptım. Bazen foto muhabirleri haber yapmak için gittikleri yerde, muhabir arkadaşlarına burada ne vardı diye soruyor. Bu çok üzücü bir durum arkadaşlar. Yerel medya mensupları olarak siz, hem muhabir, hem kameraman, hem foto muhabiri olabiliyorsunuz. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir’de foto muhabirlerinin olaya ayrı olarak gitmesi gerekir. Doğru olan budur ama bunu muhabir de bilmiyor. Yani basın bültenini almamış yanına. Örneğin Şef, 11.00’da bir toplantı olduğunu söylüyor ama muhabir ya da foto muhabirinin toplantının içeriği hakkında bir bilgisi yok. Bilgisi yoksa kamuoyuna nasıl sağlıklı bir bilgi sunacak? Habere uygun fotoğraf seçmek son derece önemli bir konu. Türkiye’de haber fotoğrafı üretip, kurumlarına gönderen ve Türkiye’nin görsel tarihini yazan 300 foto muhabiri var. Haber fotoğrafı çekiyor. İleride daha da artacak. Haberi doğru yazacaksın ki, tarihe doğru belge bırakasın. Doğru belge bırakmanın birinci yolu, olaylara mümkün olduğunca fazla bakış açısıyla bakmak. Tek boyutlu bakmamak. Ben buna ‘köpek balığı prensibi’ diyorum. Köpek balıkları avının etrafında dolaşarak saldırıyor. Dolaşmadıkları zaman ölüyorlar. İyi fotoğrafı, canlı fotoğrafı yakalamak için piyasada var olabilmek için mümkün olabildiğince konunuzun etrafında dolaşın. Diğer yandan, çektiğiniz fotoğrafı dilinizi bilmeyen, hatta alfabesi de farklı bir ulusun bireyleri de anlayabilsin. Fotoğraftaki temel ölçütümüz bu. Burada bir toplantı yapıyoruz. Bu toplantıyı anlatabilmek için mümkün olduğunca arkadaki yazıyı kareye alın. İstanbul’da şampiyonlar ligi maçı yapılıyor. Ön tarafta arkadaşımız İstanbul yazısını kesmeden çekiyor. İllaki tek bir karede sunacağız diye bir şey yok ama bu kareler olursa çok iyi olur. Bu gördüğünüz fotoğraf da, İstanbul’da Havaalanı’nda çekilmiş. Hatırlarsanız İstanbul’da Havaalanı’nda bir ‘bildboar’da bikinili bir mankenin fotoğrafı konulmuştu. Hacıların geçiş yolu üzerindeydi bu. Gördüğünüz fotoğrafta, ‘bildboard’un önünden geçen bir hacı görünümünde birisi var. Burada çok iyi bir çatışma sergilenmiş. Arkada, neredeyse kıyafetsiz birisi, önde tamamen örtünmüş birisi. Bir başka fotoğrafa geçelim. CHP’nin Kongresi, şehir dışında askeri bir bölgede yapılmıştı. Sorunlu bir kongreydi. Fotoğrafa baktığımızda, silahlı çatışmanın orada yaşandığı gibi bir tema görüyoruz. Böylece bu fotoğrafta kongrede sorun olduğu vurgulanıyor. Anlatımda canlılık şunun için önemli. Bir gazete ortalama 90 fotoğrafla çıkıyor. AA olarak ortalama 400 fotoğrafı biz veriyoruz. Örneğin Reuters’de bir editörün önüne, kendi muhabirlerinin ve diğer Türk ajanslarının verdiği fotoğraflarla ortalama her gün 5 bin fotoğraf geliyor. O 5 bin fotoğrafta ilk 90’ı bulmaya çalışıyor. Fotoğrafınızın ilk 90’a girmesi için yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi anlatımı canlı fotoğrafların çekilmesi. Anlatımda canlılığı artırıcı faktörler nelerdir? Renktir, ifadedir, harekettir. Bu üç unsuru fotoğraflarınızda mutlaka arayın. Fotoğraflarınızın daha başarılı olduğunu göreceksiniz. Bazı fotoğraflara bakıp çok etkilendiğinizi gördüğünüzde, o fotoğrafta mutlaka birçok unsurun bir arada kullanılmış olduğunu göreceksiniz. Görmüş olduğunuz fotoğraf, ifadeyle anlatımın canlandırılmasına çok güzel bir örnek. Aşı kampanyasına ilişkin bir fotoğraf. Çocuğun yüzü net, babasının yüzünü hemen hemen kesmişler. Bu fotoğrafı web sayfasına koymayacak arkadaş yeteneksiz editördür. Bazen de değişik fotoğraf teknikleri kullanılır fotoğrafta. Bu fotoğrafta olduğu gibi. Bu tekniğe ‘zoom patlaması’ denir. Fotoğraf makinenizde zoom objektiflerde, düşük enstantanelerde fotoğraf makinenizi hafifçe hareket ettirerek çektiğinizde bu tarz görüntüler elde edilir. Başka bir fotoğrafa dikkatinizi çekmek isterim. Fotoğrafın seçim süreci çok ilginçti çünkü. Hareketsiz, durağan bir görüntüde arkadaşımız bayrağı odağa yerleştirmiş. Bu fotoğrafın seçim nedeni, seri çekilen bir fotoğrafa örnek oluşturması. Arkadaşlarımızın fotoğraf makineleri saniyede 7 kare çekiyor. Bu fotoğrafın seçim nedeni hareketi vermek. Fotoğrafta sporcunun ağzı birinde açık diğerinde değil, birinde saçı havalanmış. Bundan bir öncekinde hem saçı, hem ağzı açık. Bakın sağ elinin oradan ve soldan toz çıkıyor, hafif tozlar. Anlatımı en hareketli fotoğraf, en canlı fotoğraf olduğu için bu kareyi seçtim. Bu fotoğraf da, bir memur sendikasının açıklamasından bir fotoğraf. Anlatımda haber kaynağından kaynaklı bir canlılık var. Ne yazık ki, bazı fotoğraf çeken arkadaşlarımız bu canlılığın farkında değiller. Ancak haber kaynaklarımız artık gazeteleri kullanmak için bu canlılığı kendileri sağlamaya çalışıyorlar. ‘Hopdedik’ diye bir çizgi karakter vardır. Bergamalı bir köylü de onun gibi pijamasını beline kadar çekip dolaşıyordu. Gazeteye böyle fotoğrafların gireceğini düşündüğü için böyle giyiniyordu. Etkileyici bir anlatımı haber kaynaklarımız kendisi sağlayabiliyor. Bir arkadaşımız, askerler geçerken, bir aslan heykelini görüyor. Çerçevesini yapmış. Tam askerler oradan geçerken deklanşöre basıyor. Fotoğrafa etkileyici bir anlatım katıyor. Nedir kattığı anlam? Aslan Türk Askeri, Güçlü Türk Ordusu imgesi. Bunlar haberlerde çok rahatlıkla kullanılabilir fotoğraflar. Dün de dikkatimi çekti. Saygı duruşu sırasında fotoğraf çekti bazı arkadaşlarım. Saygı duruşunda hiçbir hareket yoktur ki! İstiklal Marşı’nda çekmeyi deneyin. Özellikle Korkma denirken ‘ma’ kısmında deklanşöre basarsanız fotoğrafa hareket katmış olursunuz. Teknik konusu son derece önemli. Özellikle ‘photoshop’un kötü amaçlı kullanılmasına ilişkin örnekler görüyoruz. Haber fotoğrafçılığında güvenilirlik çok önemlidir. Bakın top futbolcunun kafasının arkasında, o topu oradan kopyalayıp, ortaya atmışlar ama diğer topu unutmuşlar. İki topla oynanan maç Türkiye’de! Topun boyutunu da küçültmüşler. Teknik konusuna gelince, doğru pozlama, netlik ve doğru aydınlatmak çok önemli diyoruz. Bu üç konu çok önemli. Hareket katmak için bazı fotoğraflar çekebiliriz. Doğru aydınlatma nedir? Her yerde flaş kullanmak zorunda değiliz. Fotoğrafta karanlığın verilmesi gereken yerde, flaşı patlattığınızda bazen konu saçma sapan bir hal alabilir. Örneğin elektronik bir tabelayı çekerken flaş kullanmayalım ki karamsarlık duygusunu verebilelim. Başka bir örnek verelim. Örneğin, ‘lüks ışığında adalet’ diye fotoğraflar geliyor. Hakim masasında bir tane tüp, üzerinde lüks lambası. Flaşla çekmiş. Fotoğraf tamamen aydınlık. Yani karanlığı tamamen öldürmüş. Sanırsınız ki, hakim masasında menemen pişiriyor. Ters ışıkta da fotoğraf çekilebileceğine örnekti bunlar. Konuları hızlı geçmemiz gerekiyor. Bu fotoğraf önemli bir fotoğraftır. Fotoğrafta ‘flu’ ve ‘flur’ denilen bir konum vardır. ‘Flu’, bulanık fotoğraflardır. ‘Flur’, fotoğraf makinesinin ayarının hatalı yapılmasından kaynaklıdır. Estetik de, fotoğrafı fotoğraf yapan bir unsurdur. Bir fotoğraf, binlerce değişik şekilde çekilebilir. Anı yakalamamız son derece önemlidir. Anı yakalamak için mümkün olabildiğince fotoğraf makineniz gözünüzde olacak ve olayı hissedeceksiniz. Örneğin, saatte bin kilometrenin üzerinde hızla giden uçaklar, Başbakanın attan düşüşünün kare kare görüntülenmesi vs. Haber fotoğrafı sadece çatışma, patlama, çatlama değildir. Bir kedinin gerinmesi de çok hoş, iyi bir haber fotoğrafıdır. Bir ördek yavrusunun kayaya doğru tırmanışı da… Daha çok insanı etkiler ve daha evrenseldir. Konuya uygun bakış açısı haberi iyi anlamayla ilgilidir. Haberi iyi anlayacaksınız. Öznenin ne olduğunu bileceksiniz. Özne cümlesi yüklem gibi cümlenin yapısındaki bir öğe. Özneyi vurgulayacağınız yerde fotoğrafınızı çekeceksiniz. Habere uygun bakış açısı çok önemlidir. Fotoğrafı çektiğiniz açı. Dalyan’daki o yeryüzü şeklini aşağıdan vermeniz mümkün değil ki. Arkadaşımız kendi cebinden para vererek, planör kiralayarak o fotoğrafı çekiyor. Bir cama yansıyan Türk bayrağı, alttaki Anıtkabir’i kapatalım. Yan yana gelmiş ayyıldız. 98 yılı mı 2000 yılı mı neydi? Anıtkabir onun Türkiye’de olduğunu gösterir. Konya’da böyle bir olay olsaydı, Mevlana müzesiyle ay yıldız yan yana gelse. Biz bilelim ki, hemen Konya’dır evet burası. Bu fotoğraf da, Büyükşehirlerin yanındaki çöpleri gösteriyor. Ankara sembolize edilmiş! Bu fotoğrafta da bir rock konseri. Ancak tribünler boş! Konuya uygun objektifiniz olsun mümkün olduğunca. Bu makro objektifle çekilmiş bir fotoğraf. Bora Uras yürüyordu kızı için. Uras’ın yürümek fiilinin kahramanı ayaklar. Ayakları ön plana çıkartmak için geniş açıyla çekilmiş. ‘Büyük dev adımlarla Ankara’ya geliyor’ anlamı yaratılıyor. Hep dediğim gibi bunlar görsel bazı semboller. Renk kontrası kullanımından bahsetmek istiyorum. Zenci birini beyaz fonda çekmek. Mümkünse zıt renkteki fonda çekin ki, önde çektiğiniz konu belirgin şekilde görülsün. Konunun altını çizebileceğiniz, ilgi merkeziniz olsun. Çerçevenizi bilinçli yapın ve netliğinizi seçin. Özellikle bir şey seçin ve netleyin. Çerçevenize her şey girmesin. Her şey olsun derseniz hiçbir şey olmaz. Çünkü insanlar fotoğrafına 5 saniye bakıyorsa, bir foto muhabiri acayip mutlu insandır. Biz insanlar, üç saniye bir fotoğrafa bakarız çünkü. Süremiz sanırım doldu. Umarım, daha uzun bir zamanda tekrar bir araya geliriz. Saygılarımla.
|
|
|
<<< XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KONYA (30 Kasım - 01 Aralık 2006) >>> |