SEMİNER KONUŞMALARI


 

“AJANS HABERCİLİĞİ”
Hilmi BENGİ
Anadolu Ajansı Genel Müdürü

 

Teşekkür ederim. Atatürk'ün doğumunun 125'inci yıl dönümü vesilesiyle Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı işbirliğiyle hazırlanmış olan serginin açılışı yapıldı. Onun yanı sıra Anadolu Ajansının değerli foto muhabirlerinin yansıttığı ödüllü fotoğraflardan  derlenmiş bir sunuyu da az evvel izlediniz. Anadolu Ajansı çalışanları, her gün haber peşinde koşturan, fotoğraf çekmek için yarışan, görüntü alabilmek için çaba sarfeden değerli gazetecilerden oluşuyor. 86 yıllık bir müessese olmamıza rağmen Anadolu Ajansının tanınması noktasında tam manasıyla görevlerimizi ifa edemediğimizi düşünüyorum. Hala Ajans denildiği zaman mankenlik ajansı, güzellik ajansı ya da tanıtım kuruluşu anlaşılıyor! O bakımdan bu tür platformlarda kendimizi anlatmayı, ajansçılık hakkında bildiklerimizi sizlerle paylaşmayı ve Anadolu Ajansının ne olduğunu ifade etmeyi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün düzenlediği bu medya eğitim seminerlerinin, 13'üncüsü Konya'da yapılıyor. Bunu da bir vesile, bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Bu “13. Yerel Medya Eğitim Semineri”nin, Hz. Mevlana'nın 800'üncü doğum yıl dönümü ve 733'üncü vuslat törenleri öncesinde Konya'da yapılmasını da manidar buluyorum.

Malumunuz 2007 yılı UNESCO tarafından dünyada “Mevlana Yılı” olarak kabul edildi. Bu çerçevede Konya Valiliği ve belediyelerinin  kapsamlı çalışmalarının yanı sıra Kültür Bakanlığımız başta olmak üzere Türkiye genelinde önemli etkinlikler düzenleniyor. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürümüz de sabahki konuşmalarında belirttiği gibi bu toplantıyı, Mevlana etkinlikleri çerçevesinde değerlendiriyor, onun bir parçası olarak görüyor. Sayın Genel Müdürümüz Salih Melek'in şahsında emeği geçen tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Tabii Hz. Mevlana gibi dünyaya malolmuş bir gönül sultanı için yapılacak uluslararası faaliyetlerin dış ve iç kamuoyuna hak ettiği biçimde yansıması açısından, biz basın mensuplarına önemli görevler düşüyor. Etkinlikler ne kadar güzel organize edilirse edilsin, ne kadar başarılı geçerse geçsin, bunları kamuoyuna iletemediğimiz zaman, o sadece orada kalır. Kamuoyuna iletilmesi, yapıldığı yerden dışarıya da yansıtılması, etkisinin yayılabilmesi açısından basın mensuplarına büyük görevler düşüyor.

Bu çerçevede oldukça köklü bir geçmişe sahip olan Konya’daki yerel basının, üzerine düşen görevi layıkıyla yaptığına inanıyorum. Konya yerel ölçeğinden çıkarak yaygın basını da bu alana çekebilmek gerekir diye düşünüyorum. İşte o noktada belki Anadolu Ajansı olarak devreye girmemiz gerekiyor. Bu bağlamda tüm ajanslara, yerel ve yaygın medya arasında köprü olma görevi düşüyor. Biz Anadolu Ajansı olarak haber, fotoğraf ve görüntü anlamında her türlü desteği vermeye hazırız ve bugüne kadar  da bu desteği yapageldik. Biliyorsunuz bizim Konya'da bir bölge müdürlüğümüz var. Arkadaşlarımız Hz. Mevlana ile ilgili haberlerin kamuoyuna iletilmesi noktasında gereken katkıyı sağlıyorlar. Bizim haberlerde son 10 yıllık bir tarama yaptım.  Bir yılda ortama 240 civarında haber  yapılmış ama bu son zamanda artan oranda yükselmiş. Örneğin 2003 yılında 306, 2004'de 384 haber vermişiz. Geçen yıl bu sayı 398 olmuş. Bu yılın ilk 11 ayında ise 421 haber geçmişiz. Tabi bunda 2007 yılının “Mevlana Yılı” olmasının da etkisi var. Bu çerçevede yapılan faaliyetler, bizim haberlerimize olduğu gibi yansımış ve haber sayımız artmış. Yine bu tür etkinlikler kapsamında 835 fotoğrafa da bizim sitemizden ulaşmanız mümkün.

Sadece Mevlana haberleri değil, Konya ile ilgili diğer haberler açısından da arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Konya tarımı, Konya sanayisi ile ilgili birçok önemli haberlere imza atıldı. Son dönemde ekolojik yapı ile ilgili haberlerimiz özellikle yaygın basın kuruluşlarında yankı buldu ve ilgililerin de bu konuya duyarlılık göstermesi sağlandı. Akşehir Gölü’ndeki su çekilmesiyle ilgili fotoğraflar hafızalarınızdadır. Beyşehir Gölü’yle ilgili haberler, ekolojik dengeyle ilgili haberler son zamanlarda dikkatlerin bu noktaya odaklanmasında büyük bir işlev gördü. Bu arada yine Konya Selçuk Üniversitesinden yapılan bir değerlendirmeyle bunun mevsimsel bir periyot olduğu ve bundan sonraki periyotta belki yağışlı bir döneme girileceği, dolayısıyla doğanın bu bozulan dengesini kendi kendine tamir edeceği yönündeki haberler de Anadolu Ajansı bültenlerinde yer aldı. Biz, Konya’daki teşkilatımız olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız ve bu noktada da sizlerin desteğini istiyoruz. Anadolu Ajansı olarak, Türkiye'nin milli haber ajansı olarak, biz bunu bir görev olarak telakki ediyoruz. Bizim işimiz habercilik. Biliyoruz ki gazeteci, neyi, nerede, ne zaman ve nasıl bulacağını bilen, bilgi alabileceği kaynağı, eldeki verileri en iyi şekilde değerlendiren ve bunu kamuoyuna aktaran, kamuoyunun bilgilenmesi sürecine katkı sağlayan kişidir. Gazetecinin iyi bir gözlemci olması gerekir. Çevresindeki olayları ve yaşanan gelişmeleri yakından izlemelidir. Rutini yani olağan gelişmeleri iyi takip eden gazetecinin haber toplama yeteneği artar, özel haber çıkarması kolaylaşır. Bazı gazeteci arkadaşlarımız günlük gelişmelerden bihaberdir ama özel çalıştığını söyler. Ancak günlük gelişmelerden habersiz bir şekilde özel haber çalışması yapmak mümkün değil. Özel haber, ancak aktüaliteyi çok iyi takip etmek ve rutini iyi izlemekle mümkün olabilir.

Peki bizim peşinde koşturduğumuz haber nedir? “Ajans haberciliği” dediğimiz zaman ne anlıyoruz? Haber, bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi olarak tanımlanabilir. Daha teknik bir ifadeyle, iletişim ve yayın organlarıyla verilen bilgiye biz haber diyoruz. Dolayısıyla haberin en önemli unsuru bilgidir. Haber, aydınlatıcı olmalıdır, gelişmelerden insanları haberdar etmelidir. Bir başka ifadeyle haber, yeni ortaya çıkan bir olayın, gelişmenin uzman ellerden kamuoyuna yansıtılmasıdır. Burada yenilik unsuru öne çıkmaktadır. Olayın ya da gelişmenin yeni meydana gelmesinin yanı sıra  süregelen bir olayın, olgunun yeni bir yönünün de ortaya çıkması haberdir. Kamuoyuna doğru ve gerçek biçimde yansıması gereken haber, toplumsal bir işleve sahip olmaktadır. Bu özelliğinden ötürü haber, doğru ve gerçek bilgiye dayanmalıdır.

Haberin bir başka unsuru da objektifliktir. Doğru bir haberin yansız bir bakış açısıyla yazılması veya yansıtılması gerekmektedir. Muhabir habere subjektif değerlendirmelerini koymamalıdır. Kendisi haberin içerisinde yer almamalıdır. Kendi görüş ve düşünceleri haberin bir unsuru olarak yer almamalıdır. İki tarafı bulunan bir haberde tek yanlı bilgi aktarmaktan kaçınmalı, karşıt görüşe mutlaka yer verilmelidir. Şayet bu mümkün olamamışsa o takdirde karşı görüşün cevap hakkı doğduğunun bilinci içerisinde mutlaka ona, o imkan sağlanmalıdır. Haberin mutlaka teyit edilmesi gerekmektedir. Haberin, yalın ve anlaşılır bir ifadeyle yazılması da önemlidir. ‘5N1K’ kuralı diye tanımlanan, ‘ne, nerede, ne zaman, neden, nasıl ve kim?’ sorularına cevap vermeyen bir habere biz, haber demiyoruz. Haber, yalın olmakla beraber, okuyan, dinleyen ya da izleyende kuşkuya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir. Haber metni ilk paragraftan itibaren okuyanı etkilemelidir. Başlığıyla, spotuyla, flaşıyla, metniyle haber bir bütün olmalıdır.

Ajans haberciliği açısından önemli olan bir boyut da hızdır. Ama hızlı habercilik yapacağım derken doğruluk ilkesini de gözardı etmemek gerekir. Biz, Anadolu Ajansı olarak, ajansçılığın temeli olan hızlı haberciliği yaparken doğruluk ilkesine de sadakatle bağlıyız. Biliyoruz ki Anadolu Ajansı, 86 yıl önce 6 Nisan 1920'de Atatürk tarafından milli mücadele döneminde iç ve dış kamuoyunu doğru haberle aydınlatmak amacıyla kurulmuştur. Atatürk, Nazmi Bey’in de ifade ettiği gibi Anadolu Ajansının kuruluşuyla ilgili genelgesinde, telgraf direklerinin gittiği yere kadar telgraflarla telgraf direklerinin gitmediği yerlerde tellallarla diyerek aslında doğru haber vurgusunu da özellikle belirtmiştir. Bu yönüyle Anadolu Ajansı güvenilir bir marka olmuştur. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Başbakan Erdoğan'ın elinden aldığımız Türk Haber Enstitüsü tarafından verilen marka ödülü de bunun tescilidir.

Ben, bu noktada fazla vaktinizi almamak açısından karşılaştığımız bazı güçlükleri de burada ifade ederek sözlerime nihayet vermek istiyorum. Arkadaşlar, ajanslar olarak sadece Anadolu Ajansı değil ama Ajans olarak bizim karşılaştığımız en önemli sorun haberlerimizin kaynak gösterilmemesi ve maalesef kaçak haber kullanılmasıdır. Ne yazık ki kaynak konusunda bizim gazetelerimiz, televizyonlarımız biraz hasis davranıyorlar. Ama yabancı bir ajans söz konusu olduğu zaman onun kaynağını göstermekte hiç bir çekince duymuyorlar. Papa ziyareti sırasında herkesin alınmadığı sadece Ajans muhabirlerimizin alındığı noktalarda fotoğraflarımızı çektik ve internet sitemize koyduk. İnternet sitemizden bunu ücretsiz olarak bütün basın kuruluşları alma imkanını elde etti. O fotoğrafları, ücretsiz olarak temin eden Reuters vs. kendi imzalarıyla basına aktardılar ve bizim Türk basını da Anadolu Ajansının çektiği bu fotoğrafları, AA rumuzuyla değil de Reuters rumuzuyla yayınladılar. Nedense Anadolu Ajansı imzasını kullanmaktan imtina ediyorlar. Ama bunu son zamanlarda yıkan basın mensubu arkadaşlarımız da var. Özellikle bir gazete, haber ajanslarının imzalarına, rumuzlarına yer verme noktasında bunu deklare etti. Yerel basında da arkadaşlarımızın bu noktada çok büyük gayret sarfettiklerini ve Anadolu Ajansından gelen ürünleri kaynak göstererek verdiklerini, hatta bazı gazetelerimizin Anadolu Ajansı haberlerine abone olduklarını kendi nüshalarında belirttiklerini de burada söylemeden geçemeyeceğim ve onlara da huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

İkinci sorunumuz telif hakları. Geçen ay Sofya’da haber ajansları birliklerinin toplantısı yapıldı. Toplantıda, bu konu ele alındı ve önümüzdeki yıl muhtemelen İspanya’da yapılacak ‘Dünya Haber Ajansları Birliği’ toplantısında da başlıca gündem maddesi olarak bu konu tartışılacak. Şunu biliyoruz ki, bilgiyi ayağa getiren elinizin altına getiren internet çok büyük bir teknolojik buluş. Google’da aradığımız her şeyi buluyoruz. Onun getirdiği bu kolaylıkların yanı sıra bazı olumsuz tarafları da var. Telif haklarına maalesef saygı duyulmuyor. Kültür ve sanat eserlerinden kaynaklanan haklara saygı duyulmuyor. Bu sebeple Google, uluslararası planda bir çok haber ajansıyla mahkemelik. Telif hakları konusunun bundan sonra çok daha fazla önemsenmesini umuyor ve haber ajanslarına,  okuduğumuz haberlerin ardındaki isimsiz kahramanlara daha fazla değer verileceği günlerin de yakın olmasını diliyorum. Bu semineri düzenledikleri için başta Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüze, Konya Valiliğimize ve Konya Gazeteciler Cemiyetimize teşekkür ediyor, seminerin başarılı geçmesini diliyorum.

 

 

<<<      XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KONYA (30 Kasım - 01 Aralık  2006)     >>>