|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“YEREL
BASIN VE RESMİ İLANLAR” Teşekkür ederim Başkanım. Sayın Genel Müdür Vekilim, Sayın Cemiyet Başkanları ve Sayın Konuklar, ben bugünkü konuşmamı daha çok sohbet şeklinde yapmaya çalışacağım. 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Olan Kanun’un 31’inci maddesi ve yine bu Kanun’a dayanılarak çıkartılan 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 3’üncü ve 7’nci maddelerinde belirtilen görev ayrımına göre resmi ilan ve reklamlar, anılan ilan ve reklamları yayınlama hakkına haiz gazetelerde Kurumumuz ve valilikler aracılığıyla yayınlatılmaktadır. Yine aynı Kanun’un 34'üncü maddesi, sayfa, sayı ve ölçüsü, kadro, asgari fiili satış şartlarının haricinde resmi ilan yayımlamak isteyen gazetelerin uyması gereken kuralların tespitini Genel Kurul Kararı’na bırakmıştır. Genel Kurul da bu hüküm çerçevesinde 67 sayılı Kararını tanzim etmiştir. Öncelikle bu ilk Genel Kurul Kararı bir numaralı Genel Kurul Kararı’dır. Bilahare 24 numaralı olarak değişmiş ve en sonunda 1977 yılında 67 sayılı Genel Kurul Kararı olarak kabul edilmiş ve halende uygulanmaktadır. Ancak aradan 30 yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen her sene Genel Kurul Kararı’nda günün teknolojik, sosyolojik değişikliklerine göre gereken düzenlemeler yapılmaktadır. Kurumumuzun Ankara, İstanbul, İzmir'de kanunen kurulan şubelerinin haricinde Adana, Bursa, Konya'da şubeleri var. 2004 yılında Gaziantep'te, 2005 yılında Kayseri'de ve 2006 yılında da Antalya ve Trabzon'da şube açılmasıyla şu anda 10 şubeyle faaliyetimiz devam etmektedir. Bunun dışında 2007 yılında Kocaeli ve Eskişehir'de şube açılması Genel Kurul’da kabul edilmiş ve planlamamıza alınmıştır. 2007 yılında da bu iki şubeyi açtıktan sonra zannediyorum bir daha şube açma konusu olmayacak. Çünkü diğer illerde gerekli kriterlerin elde edilebilme durumu şu anda yok. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği süreci içerisinde bir takım kanunlarımızda yenilenmeler yapılmaktadır. Bazı kanunlar yürürlükten kaldırılmakta ve bazı kanunların ilgili hükümleri değiştirilmektedir. Bu çalışmalar sonucunda bilhassa basın ve yayın kuruluşlarını en çok ilgilendiren Türk Ceza Yasası, Kamu İhale Kanunu, İcra İflas Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve son olarak 5187 sayılı Basın Kanunu çıkarılmıştır. Mevzuatımız açısından baktığınız zaman bunların içinde en çok 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bizi ilgilendirmektedir. Bildiğiniz gibi bu Kanun, 2002 yılı başında yürürlüğe girdi. İlk etapta bir takım sorunlar yaşanmış olmasına rağmen 2002 yılının ikinci yarısında yapılan yeni düzenlemelerle bilhassa mahalli yerel gazetelerin resmi ilan gelirlerinde azımsanmayacak ölçüde artışlar görülmüştür. Söz konusu gazetelerin gelirlerindeki bu yükselme, özellikle bu sektörün dışındaki bazı kişi ve kuruluşların bu sektöre yönelmelerine sebep olmuştur. 2001 yılında resmi ilan yayınıyla alakalı gazete sayısı 750 iken bu rakam 2006 yılı başında 1200'e ulaşmıştır ve bu artış da göstermektedir ki bu sektöre ilgi vardır. Bu durumun doğal sonucu olarak da, resmi ilan gelirlerini artırmak isteyen, bu gelirlerini kaybetmek istemeyen veya bu gelirlerine başkalarının ortak olmasını istemeyen gazete sahipleri arasında ihtilaflar son zamanlarda hat safhaya yükselmiştir. Gerek Kurumumuzun gerekse valiliklerin resmi ilanlara aracılık ettiği yerlerde resmi ilanlar konusunda çıkan ihtilafların hal mercii öncelikle Kurumumuz yönetim kuruludur. Bu cümleden hareketle 2001 yılında, yönetim kurulumuza dokuz ihtilaf dosyası intikal etmiş iken, 2005 yılında yönetim kurulumuzda görüşülen ihtilaf dosyası 31 olmuştur. 2006 yılında kasım ayı sonu itibariyle 50 civarında ihtilaf dosyası yönetim kurulumuza intikal etmiştir. Bu ihtilafların en aza indirilmesi ve yüklendiğimiz kamu görevinin aksamadan yürütülebilmesini teminen Kurumumuz, üzerine düşen görevini yerine getirmeye özen göstermektedir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca yayını zorunlu ihale ilanları konusunda yaşanılan problemlerin giderilmesi hususunda Kurumumuz, Kamu İhale Kurumu tarafından çıkartılan 25 Temmuz 2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Tebliği’nin 12'nci maddesinin (a) bendindeki, anılan ilanların gerek Kurumumuz gerek valilikler aracılığıyla 195 sayılı Kanun esas alınmak suretiyle belirlenecek gazetelere yayınlatılması şeklindeki düzenlemeye oldukça büyük katkıda bulunduk. Kamu İhale Kurumu bu tebliğde çok açık bir şekilde, Basın İlan Kurumunun listesinde bulunmayan gazetelere ihale ilanlarının verilemeyeceğine, verildiği takdirde ihalenin geçersiz sayılacağına ilişkin hüküm koydu. O günden bu yana kaçak tabir ettiğimiz ilanlar pek fazla yayınlanmıyor. Bu arada belirtmek isterim ki İstanbul'da resmi ilan yayınlama hakkı olmayan beş, altı gazete mevcut. Kurumumuzun müracaatları sonucunda Kamu İhale Kurumu tarafından üç ihale ve ilanları iptal edildi. Yaptığımız şikayetler sonucunda bir icra müdürü hakkında soruşturma açıldı. Bir hakim hakkında da kovuşturmaya mahal olmadığına dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından karar verildi. Daha önce de belirttiğim gibi resmi ilanlar konusunda her türlü müracaatın nasıl incelenip karara bağlanacağının yanı sıra ilgili gazetelerin denetlenmeleri neticesinde yapılacak itirazlara ilişkin Denetleme Kurulumuzda görüşülüp nihai karara bağlanmasına dair prosedür, 195 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesine göre çıkartılan yönetmeliğin 81, 83 ve 84'üncü maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler çerçevesinde öncelikle valiliklere yapılan itirazların, Kuruma değil yine kararı veren merciye yani valiliğe yapılması gerekmektedir. Eğer valilik kararında ısrar ederse, ondan sonra ikinci itiraz mercii olarak Kurum yönetim kuruluna başvurulması gerekmektedir. Çoğu zaman bize gelen şikayetlerde veya itirazlarda, bu prosedüre riayet edilmediği doğrudan doğruya valiliğin kararı üzerine yönetim kuruluna başvurulduğu görülmektedir. Bu takdirde bu müracaatı geri çeviriyoruz ve tekrar valiliğe yapılmasını bildiriyoruz. Bu da gazeteyi hem zaman açısından hem de süreler açısından dezavantajlı hale getirebiliyor. Daha çok valiliklerin aracılık ettiği yerlerde meydana gelen ve kurum kayıtlarına intikal etmiş bulunan ihtilaf dosyalarındaki sorunların bir kaçına değinmek istiyorum. Öncelikle en büyük sorunlardan birisi, gazetelerin istihdam etmek zorunda oldukları asgari kadrolarında çalışanların özellikle gayri resmi olarak gazetecilikle bağdaşmayan işlerde çalışmaları. Ambulans şoförü, aşçı, lastik tamircisi, manav gibi kişilerin gazetecilik yaptığı ve gazeteci olarak görüldüğüne dair bize şikayetler yapılmaktadır. Bu örnekler kurum kayıtlarına intikal eden ihtilaf dosyalarının çoğunda yer almaktadır. Bu da 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 20'nci maddesindeki hükümlere aykırı bir durum teşkil etmektedir. Yine gazetelerin asgari kadrosunda çalışan kişilerin gelir vergisi ve sigorta primlerinin tahakkuk belirlemelerinin 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 20'nci maddesine aykırı olarak, belirtilen sürelerde yapılmaması, geç yapılması, veyahutta hiç yapılmaması gibi ihtilaflar bize intikal etmektedir. Bildiğiniz gibi 20'nci madde, bu primlerin ve stopaj yoluyla kesilen vergilerin gününde vergi dairesine ve sigorta müdürlüklerine yatırılması şeklindeydi. 2001 yılında bir değişiklik yaptık. O zaman bildiğiniz gibi hükümetler bir takım kolaylaştırıcı hükümler getirdiler. Onun üzerine Genel Kurulumuz, hükümetin tanıdığı bu yetkilere karşı kraldan fazla kralcı olmamak için bu ödeme şartını kaldırdı. Bu madde sadece tahakkuklarının yaptırılmış olmasının yeterli olacağı şekline getirildi, ama görüldü ki bu değişiklik yapıldıktan sonra bilhassa yerel gazetelerde prim ve vergi ödemeleri hiç yapılmamaya başlandı. Böyle bir durumda bilhassa Kurumun yeni şube açtığı yerlerde sigorta ve vergi dairelerinden gazetelerin gelirlerine tabiri caizse yağmur gibi haciz gelmeye başladı ve bunun üzerine Genel Kurulumuz yine eski şekle dönüp bu prim ve vergilerin ödenme şartının tekrar 20'nci maddeye girmesine karar verdi. Şu anda da o hüküm yürürlükte. Bunun dışında yine 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 29 (b) maddesi uyarınca kullanılacak dönem ile ilgili defterlerin notere tasdik ettirilme mecburiyeti var. Bunlar, 30'uncu maddede belirtilen kağıt ambar ve stok, baskı, bayi ve iade ve abone defterleri. Bu defterler, maalesef gerek valiliklerin denetiminde gerekse şubelerimizin bulunduğu yerlerde 2000 yılında alınmış, 2000 yılında tasdik ettirilmiş ondan sonra tasdik görmemiş! Halbuki 29 (b) maddesi çok açık. Kullanılacağı dönem ile ilgili noter tasdikinin yaptırılması lazım. Her yılbaşında aralık ayı sonuna kadar bu defterlerin noterde tasdik ettirilmesi ve her yıl için ayrı defter kullanılması lazım. Ama bazı arkadaşlarımız kalın bir defter almışlar, onun üzerine devam etme yoluna gidiyorlar. Bu ancak ara tasdik yapıldığı takdirde olabilir. Kurumumuzun mevzuatında günü gününe işletme mecburiyetine ilişkin bir madde var. Ara tasdik ise 31 Ocak'a kadar yaptırılabilir. Yoksa noter tarafından tasdik edilmeyecek. Bu bakımdan daha küçük defter alıp arkadaşlarımızın her yıl aralık ayında bu defterlerini tasdik ettirmeleri gerekir. Eğer bu defterler tasdikli değilse resmi ilan yayınlama hakları düşüyor veya mahsup kararı veriliyor. Hepiniz biliyorsunuz İcmal varakaları çok geniş bir şekilde tanzim ediliyor ve yukarıda belirttiğim defter kayıtlarıyla icmal varakaları arasında hiç bir mutabakat sağlanamıyor. Mevzuatımızda bildiğiniz gibi valiliklerin görev alanlarında resmi ilan hakkı olan gazetelerin asgari günlük fiili satış ve bununla bağlantılı günlük asgari baskı miktarı dile getirilmemiştir. Ancak söz konusu miktarlarla ilgili yeterli ve inandırıcılıktan uzak rakamlar beyan edilmektedir. Yani çok küçük bir ilçede bin sattım diye beyanlarla karşılaşıyoruz ki bunun olmayacağını kendileri de bilmesine rağmen bu şekilde beyanlarda bulunuyorlar. Bu konuda çeşitli müracaatlarda veya seminerlerde, bu illerde de bir fiili satış rakamının tespit edilmesinin iyi olacağı şeklinde bir çözüm aramamıza rağmen bulamıyoruz. Çünkü neye göre bir fiili satış tespit edeceğiz? Nüfusa göre olsa, nüfuslar değişken; ilçelerin doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde olmasına göre bir tespit etsek o da olmuyor. Bunun arayışı içindeyiz. Belki yeni yıl içinde 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nda böyle bir değişikliğe gitme imkanı da olabilecek. Özellikle yerel gazetelerin, siyasi gazete niteliğine haiz oldukları halde bununla bağdaşmayacak haberlere, gereğinden fazla sağlık, şiir, fıkra, bulmaca, karikatür benzeri aktüalitesi olmayan akademik terimler içeren yazı metinlerine yer verdikleri görülmektedir. Yerel gazetelerle ilgili benim de bir takım önerilerim olacaktır. Antalya şubesi açılmadan önce oraya konuşmaya gittiğimde gazeteciler bize dediler ki: “Biz yerel haberi nasıl bulacağız? Burada Hürriyet ve Sabah gazeteleri, Akdeniz ilavesi veriyor zaten”. Ama orada da kendilerine izah ettiğim gibi o gazeteler bir havuzda topluyor bütün haberleri ondan sonra yayınlıyor. Belki bir hafta sonra, belki üç-beş gün sonra yayınlanıyor ama yerel gazete gerçekten muhabir çalıştırıyorsa orada çıkan haberi ertesi günkü nüshasında okuyucusuna iletebilir. Bu gayet normaldir. Antalya'da veya Burdur'da olan bir olayı ertesi günü nakletmesi başka, yaygın basında bir hafta sonra o haberin okunması daha başka. Yerel gazetelerin satışını temin edebilmesi için satış yapabilmesi için benim aklıma gelen ilk konu budur. Yerel gazetelerin, haberlere daha çok yer vermesidir. Bu konuda Kurumumuzun ilgili birimleri gerekli çalışmaları başlatmıştır. Zannederim şubat ayına yetiştirebilirsek 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın tamamında veya oldukça fazla maddesinde gerekli değişiklikler yapacak ve bu genel şikayetlerle ilgili biraz daha önlem almaya çalışacağız. Bu arada önemli olan bir konu, mutlaka haberiniz vardır. Bildiğiniz gibi ağustos Genel Kurulu’nda bir prensip kararı alındı. Yaygın tabirle masa üstü dijital baskı makinesi tabir edilen ‘copy printer’leri veya teksir makineleri ile basılan eserlerin, Basın İlan Kurumu mevzuatındaki mevkute tanımına dahil edilemeyeceği ve bu şekilde çıkan gazetelerin resmi ilan yayımlama haklarının düşeceğine dair. Bu karar, gerekli çalışmaların ve yenilemelerin temini açısından 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girecek. 1991 yılında Ege Üniversitesinin verdiği bir rapor üzerine bu tip makinelerle çoğaltılan gazetelerin resmi ilan yayımlayabileceği kararı verilmişti. Ancak 2005 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesinin bir raporu üzerine, Genel Kurulumuz yedi kişilik uzmandan oluşan bir komisyon teşkil etti. Komisyon’un raporu doğrultusunda ağustos Genel Kurulunda bu prensip kararı alındı. 17 Ağustos 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe gireceği tespit edildi. Resmi ilan fiyat tarifesi 195 sayılı Kanun’un 39'uncu maddesi uyarınca Kurum Genel Kurulunca belirlenerek Bakanlar Kuruluna sunulmakta ve Bakanlar Kurulunun onaylaması halinde Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmektedir. 2007 yılında uygulanması konusunda Genel Kurulumuzca tespit edilen resmi ilan fiyat tarifesi, Başbakanlığa gönderildi. Başbakanlıkta zannederim önümüzdeki ay imzaya açılacak. Tirajı 10 binin altında olan gazetelere yüzde 20 oranında zam önerdik. Zannediyorum bu, Bakanlar Kurulunca kabul edilecek. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederim.
|
|
|
<<< XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KONYA (30 Kasım - 01 Aralık 2006) >>> |