< BASIN

28/03/2001    

            ANKARA, 28/03(BYE)--- Basın-Yayın ve Enformasyon  Genel Müdürlüğü'ne 27-28.3.2001 tarihlerinde ulaşan  yabancı basın-yayın organlarında Avrupa Birliği-Türkiye  ilişkileri konusunda şu hususlar görülmektedir: 

            Reuter'in (27/03) "PKK İsyancıları, Türkiye'nin AB İle  İlgili Reform Planından Etkilenmedi" başlıklı haberinde,  Ulusal Program'la ilgili olarak, "Kürt isyancıların,  Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştıracak reform planını, yaklaşık 12 milyon Kürdün şikayetlerine hitap etmeyen,  gönülsüzce hazırlanmış bir döküman olduğu gerekçesiyle  dikkate almadıkları" ifade edilmekte, PKK'nın üst düzey komutanlarından  Duran Kalkan'ın, Kürt uydu kanalına  yaptığı açıklamaya yerverilmektedir. Haberde, Kalkan'ın,  açıklamada söz konusu planın, Kürtlerin kültürel  haklarının tanınmasına yönelik PKK taleplerini karşılamaktan  uzak olduğunu belirttiği bildirilmekte ve şu sözleri  aktarılmaktadır: "Buna Ulusal Program adı veriliyor, ancak  Türk toplumunun yapısını veya bileşimini yansıtmıyor.  Programda Kürtlerin adı bile geçmiyor. Bu, gerçekten  uygulanabilir ya da uygulandığında fazla birşeyi  değiştirecek bir program değil. Bu, bir çözüm programı  değil. Eğer bu programı hazırlayanlar, bununla yeni bir  Türkiye yaratabileceklerini düşünüyorlarsa pekala, partimiz  buna engel olmaz. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki  böyle bir program, Türkiye'yi demokratikleştiremez ve Kürt problemini de çözemez." Haberde, ayrıca, Ulusal Program'ın, vatandaşların Tü rkçe dışındaki dillere konuşma hakkını  tanıdığı, ancak Kürtçeye özel bir atıfta bulunmadığı,  Avrupa'nın eğitim ve yayın üzerindeki yasakların  kaldırılması yolundaki çağrılarını da dikkate almadığı değerlendirmesi de yapı lmaktadır. 

            BBC Radyosu'nun (27/03) Türkçe yayınında yeralan  "Türkiye'nin Ulusal Programı, AB Dönem Başkanı İsveç'e  Verildi" başlıklı Osman İkiz'in haberinde, Avrupa Birliği  Genel Sekreteri Volkan Vural'ın, Stockholm'de, hem İsveç  Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı hem de Avrupa Birliği daire  başkanı ile görüşerek Ulusal Programı dönem başkanlığına  ilettiği bildirilmekte, İsveç Dışişleri Bakanlığı  yetkililerinin, sadece böyle bir programın hazırlanmış olmasını bile son derece olumlu buldukları yolunda  değerlendirmeler yaptıkları kaydedilmektedir. 23 Mart'ta  Stockholm'de toplanan Avrupa Birliği zirvesinde İsveç  Maliye Bakanı başkanlığındaki Bakanlar Konseyi'nden de, Türkiye'deki ekonomik krizi aşma ve Ulusal Program  çerçevesindeki reform çalışmalarına destek verildiği  yolunda çıkan bildiriye de dikkat çekilen yorumda,  İsveç'in genel yaklaşımının olumlu, ancak Dışişleri  yetkililerinin, öncelikle ifade özgürlüğünü sınırlayan  yasa maddelerinin kaldırılması zorunluluğunu belirttikleri belirtilmekte,  Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi  Volkan Vural'ın, görüşmelerle ilgili değerlendirmesi aktarılmaktadır.

 

            ALMAN BASINI: 

            Süddeutsche Zeitung'un (Liberal sol, 27/03) "AB  Türkiye'den Daha Fazla Çaba Göstermesini İstiyor" başlığı  altında ve Christiane Schlötzer imzasıyla yayımlanan  yorumunda, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen'in, Brüksel'de Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem  ile görüşmesinde, AB'ye yakınlaşma konusunda Ankara'nın  daha fazla çaba göstermesini istediği bildirilmektedir.  Verheugen'in, programı önemli bir kilometre taşı olarak nitelediği ve ölüm cezasının kaldırılması ve Kürt halkı  için kültürel haklar verilmesi konusunda açık sözler  verilmemesini eleştirdiği belirtilen yorumda, Cem'in ise  programın, Ankara ile AB ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğundan sözettiği, sunulan belgenin modern Türkiye'nin  tarihinde gerçekleştirilen en kapsamlı demokratikleşme  programı olduğunu belirttiği ifade edilmektedir. Haberde, Türkiye'nin, beş  yıl içinde AB ile görüşmelere başlamak  istediği, bu iddialı tarih için Ankara'nın, o tarihe kadar  ciddi adımlar atılması gerektiğinin farkında olduğu  belirtilmekte ve "Türkiye için zaman baskısının artmasının  bir başka nedeni de, 2003 yılında Yunanistan'ın AB dönem  başkanlığını üstlenecek olması. Zira Türkiye çok şiddetle  karşı olsa da, o dönemde Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğinin  gerçekleşmesi mümkün olabilecek" denilmektedir. 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (Muhafazakar, 27/03) "Verheugen Türkiye'yi Daha Fazla Çaba Göstermeye Çağırıyor"  başlığı ve Horst Bacia imzasıyla yayımlanan yorumunda,  Verheugen'in, Türk Dışişleri Bakanı Cem ile Brüksel'deki  görüşmesine yerverilmekte, Ankara'nın altına girdiği yükümlülükleri ve üstleneceğini söylediği AB müktesabatına  ilişkin programı memnunlukla karşıladığını belirten  Verheugen'in, Türkiye'nin AB yolunda ancak bu sözlerin  yerine getirilmesi ile ilerleyebileceğine ve  iyileştirmelerin temposuna Ankara'nın kendisinin karar  vereceğine işaret ettiği bildirilmektedir. "Katılım  Ortaklığı Belgesi'ne Türkiye'nin bir yanıtı olan Ulusal  Program'ın, çoğu noktada oldukça müphem ifadeler taşıdığı,  AB'nin orta vadede kaldırılmasını istediği idam cezasına  ilişkin olarak, Türkiye'de 1984'den beri infaz yapılmadığı  ve idam cezasının kaldırılmasının mecliste orta vadede ele  alınacağı belirtilen yorumda, aynı belirsizliğin, TCK'nın  ifade özgürlüğü ile ilgili 312. maddesinde de olduğu" kaydedilmektedir. Yorumda, AP'nin Türkiye raportörü  Swoboda'nın, "Ulusal Program'ın, sağcı MHP'nin koalisyon  ortağı bulunduğu ve her dönem olduğu gibi askerin  etkisindeki bir hükümet tarafından çok büyük bir dikkatle yazıldığına ve böyle olduğu için de yapılacağı açıklanan değişikliklerin memnunlukla karşılanması gerektiğine  dikkat çektiği" belirtilmekte, Avrupa Halk Partisi'nden  Renate Sommer'in ise, "Ulusal Program'ın tam somut olmadığını, Türkiye'ye yönelik yüksek beklentileri  karşılamadığını, kulağa hoş gelen bazı sözlere rağmen,  örneğin MGK'nın rolü, idam cezasının kaldırılması, din  ve ifade özgürlüğü konularında bugüne kadarki pozisyonlara oranla köklü iyileştirmeler görülmediğini belirttiği" kaydedilmektedir. 

            Stuttgarter Zeitung'un (27/03) İnternet sayfasında  yeralan "Ankara'nın Reformları Yeterli Değil" başlıklı ve  Mariele Schulze Berndt imzalı yorumda da aynı konuya yerverilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Financial Times gazetesinin (26/03) internet  sayfasında, "Türkiye'nin Ulusal Programı İhtiyatlı Bir  Memnuniyetle Karşılandı" başlıklı ve Judy Dempsey  imzasıyla yayımlanan yazıda, Dışişleri Bakanı İsmail  Cem'in, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter  Verheugen ile Brüksel'de yaptığı görüşmeyi takiben  Verheugen'in, öngörülen reform paketini, "Türkiye'nin  AB üyeliğine hazırlanmasında önemli bir kilometre taşı  ve yüksek hedefleri olan siyasi reform programının ilk  basamağı" olarak nitelendirdiği bildirilmektedir.  Verheugen'in, bu programın, Türkiye'nin modern  demokrasiye radikal dönüşümünde bir başlangıç noktası  olduğunu da sözlerine eklediği belirtilen yorumda, Cem'in,  Bush yönetimiyle görüşmeler yapacağı Washington'a gitmeden  önce Brüksel'de yaptığı açıklamada, programı "AB ile ilişkilerde bir dönüm noktası"  olarak nitelendirdiği kaydedilmektedir.  Yorumda, "AB yetkililerinin yaptıkları  açıklamada, Türkiye'nin siyasi reform haritasının bir çok  bakımdan beklenenin gerisine düştüğünü, bunun da  muhtemelen, iktidardaki koalisyonun bıçak sırtındaki  durumunu ve Ankara'nın anayasal reformları yapma gereği  konusunda bir uzlaşma sağlamaya duyduğu ihtiyacı da  yansıttığını" belirttikleri kaydedilmekte, özellikle  12 milyon nüfuslu Kürtlere ilişkin olarak, etnik ve  azınlık hakları konusundaki ifadelerin çok muğlak olduğu belirtilmekte ve Tü rkiye'nin AB nezdindeki temsilcisi  Büyükelçi Nihat Akyol'un, "Ulusal Program, reformların ilk aşamasıdır. Bu, büyük bir program. Üyelik müzakerelerine başlayabilmemiz için  bu programı hayata geçirmeye  çalışacağız. Bizim Avrupa entegrasyonuna nasıl katkıda bulunabileceğimizi AB  devletlerine ve kendi kamuoyumuza anlatmak zorundayız" şeklindeki sözlerine yerverilmektedir.

 

            YUNAN BASINI: 

            Elefterotipia gazetesinin (Sol, 27/03) "Ankara AB'den  'Hoşgörü' Bekliyor" başlıklı ve Kostas Moshonas imzasıyla  yayımlanan yorumunda, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen'in  görüşmesi değerlendirilmekte, Ankara'nın sunduğu Ulusal  Program'ın aslında Verhugen'i memnun etmediği, bunun da  İsmail Cem ile yaptığı görüşme ardından yayımlanan bildiride  açıkça görüldüğü ileri sürülmektedir. Verheugen'in siyasi kriterler konusundaki açıklamasında, Ulusal Program'ı  gözden geçirdikten sonra idam cezasının kaldırılması ve  Türkiye'de yaşayan tüm vatandaşların kültürel haklara sahip  olmaları için yeni çabalara da ihtiyaç olacağını kaydettiği belirtilen  yorumda, her iki taraf için önemli sayılan  konuların siyasi diyalog çerçevesinde ele alınacağı, siyasi  diyalog çerçevesinde ele alınacak konular arasında Kıbrıs  sorunu ve Türk-Yunan iliskilerinin de yeraldığı ifade  edilmektedir.

 

            LÜBNAN BASINI: 

            Al-Mustaqbal gazetesinin (27/03) "Ankara, Sert Bir  Ulusal Program Açıkladı" başlıklı ve Mohamad Noureddine  imzasıyla yayımlanan yorumunda, Türkiye'nin tarihsel AB  süreci ele alınmakta, en son gelişme olarak açıklanan  Ulusal Program, açık, belirli ve kesin tavırlar ortaya  koymaktan uzak ve dolambaçlı ifadelerle dolu olduğu için,  hayal kırıklığı yaratmış ve beklentileri boşa çıkartan bir  belge olarak değerlendirilmektedir. Yorumda,  Ulusal  Program'ın çok açık bir şekilde, ordu ve MHP gibi sertlik  yanlısı milliyetçilerin görüşünü yansıttığı, askerin, MGK aracılığıyla baskı yaparak,  programın bu şekilde kabul  edilmesini sağladığı ileri sürülmekte ve şöyle  denilmektedir: "Hiç şüphe yok ki, Türkler ile AB arasında  sadece halatların çekilmesi ve ifadelerin ayıklanması  dönemine girilmiş olması ve bunun yıllar alacak olması  bile, olumlu bir adımdır. Zira, tarih ve gelenekleriyle  siyaset ve yönetimde etkili olan kafaların AB'nin şart  koşmasıyla kolayca değişmesi mümkün değildir. Ancak asıl  korkulan, Türk tarafının hassas konularda, özellikle de  Kürt dili, MGK'nın konumu ve siyasi özgürlükler  konularında AB ile sadece görüş ayrılığına düşmüş olması  değil, sertlik yanlısı ordunun ve MHP'nin, Ankara'nın  Avrupa koşullarıyla AB'ye girmesini sekteye uğratacak bir strateji izleyebilecek olmasıdır. Zira bu, sonuçta,  Türkiye'nin birliğin dışında kalmasına yol açabilecek ve  sertlik yanlısı askerlerin zaferi anlamına gelecektir."

 

 ESKİ SAYILAR