19/06/2001       

            ANKARA, 19/06(bye)--- Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'ne 18-19 Haziran 2001 tarihlerinde ulaşan yabancı basın-yayın organlarında Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri konusunda şu hususlar görülmektedir:  

            Reuter'in (18/06) "Fazilet Partisi'nin Akıbeti, Türkiye ve Müttefiklerini Endişelendiriyor" başlıklı Ralph Boulton'un haberinde, Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'yle ilgili vereceği kararın, Türkiye'nin siyasi liderleri, mali piyasalar ve Batılı müttefikler tarafından heyecanla beklendiği bildirilmekte, partinin kapatılması kararının çıkması durumunda hükümette istikrarsızlığın ortaya çıkabileceği ve hatta Türkiye'nin mali kriziyle başetmek için istikrara ihtiyaç duyduğu bir zamanda ara seçimlere gidilmesine neden olabileceği ifade edilmektedir. Cumhuriyet Başsavcısının, Fazilet'i, İslamcı militanlığı teşvik etmekle suçladığı ve 1998'de kapatılan başka bir İslamcı partinin yeni bir isim altındaki halefi olduğunu düşündüğüne işaret edilen haberde, Fazilet'in, bu suçlamayı reddettiği, yasanın, yıkıcılık suçlamalarında partileri kapatma konusunda devlete büyük bir serbestlik tandığı kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir: "Bir çok İslamcı, Kürt ve solcu parti son 40 yıldır, benzer bir biçimde bu kanunların acısını çektiler. İç siyaset yorumcuları ve Türkiye'nin katılmayı arzu ettiği Avrupa Birliği, bu türdeki bir politikanın yalnızca siyasi tartışmayı engelleyeceğini ve radikalliği teşvik edeceğini belirtiyorlar. Fakat ülkede etkin bir güç olan Türk Silahlı Kuvvetleri, İslamcı radikalliğe karşı her türlü "yumuşama" aleyhinde uyarılarda bulundu... Parlamento geçen yıl, siyasi partilerin kapatılma tehlikesini azaltacak bir anayasa değişikliğini geçirmeyi başaramadı. Halen parlamentoda bulunan bir anayasa değişikliği, savcıları, parti kapatmayı haklı çıkartmak için partinin yıkıcı faaliyetlerin odağı haline dönüştüğüne ilişkin daha somut kanıtlar bulmak zorunda bırakacak. Fakat bu tasarı, halihazırda Anayasa Mahkemesi'nde görülen Fazilet davasını etkileyebilmekte çok geç kaldı. Bu davaya ilişkin hükmün hükümetin istikrarını ve IMF'nin desteklediği 15.7 milyar dolarlık kredi paketini ne şekilde etkileyeceğine dair kaygılar bugün, hafta sonu yapılan sekiz katrilyon 500 trilyon liralık (7 milyar dolar) başarılı takas ihalesinin yarattığı iyimser havayı gölgeleyerek İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na damgasını vurdu. Hisse senetleri yüzde üçten fazla değer kaybettiler. Eğer Anayasa Mahkemesi'nin 11 yargıcı Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar verirse, 550 sandalyeli TBMM'nde Fazilet Partisine mensup olan 102 milletvekili başka siyasi partilere mensubiyetin peşine düşebilirler. Bu da Başbakan Bülent Ecevit'in üç partili koalisyon hükümetindeki hassas dengeyi sarsabilir ve piyasaları kesinlikle alarma geçirir."

            Reuter'in (18/06) "Türkiye Anayasal Reformların Hızlandırılması Uyarısında Bulundu" başlıklı Hıdır Göktaş'ın haberinde, Türk Hükümeti koalisyon liderlerinin, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne hazırlamayı amaçlayan anayasa değişiklikleri paketinin hızlı bir şekilde ele almaları gerekliliğini vurguladıkları bildirilmekte, konuyla ilgili Hükümet sözcüsü Tunca Toskay'ın, kabine toplantısının ardından yaptığı "Başbakan Bülent Ecevit tüm partilerin anayasal değişiklikler üzerinde düşünmesinin faydalı olacağına inandığını ve değişiklik paketinin gelecek liderler toplantısında ele alınması gerektiğini söylediği" şeklindeki açıklaması aktarılmaktadır. AB'nin, 1999 yılında Türkiye'yi aday ülke olarak kabul ettiği, ancak ülkenin oldukça uzun bir standartlar listesini karşılaması ve katılım görüşmelerinin başlaması için kötü olan insan hakları sicilini düzeltmesi gerektiği hatırlatılan haberde, gelecek liderler toplantısının tarihinin henüz belirlenmediğine dikkat çekilmekte ve Meclisteki beş partiden oluşan partilerarası komisyonun, tarihi 1980'lerin başlarında askeri rejime dayanan Anayasa'da yapılacak değişiklikleri içeren bir liste hazırladığı, 51'den 37'ye düşürülen değişiklik sayısının yayıncılık ve eğitimde Kürtçe'nin kullanılmasına karşı getirilen yasal baskıları kaldıracağı, ancak Türkiye'nin AB kriterleri arasında uzun vadeli hedefler arasında yer alan ölüm cezasının kaldırılmasını içermeyeceği kaydedilmektedir. Önerilen diğer değişiklikler arasında "siyasetçiler ve generallerin oluşturdukları etkin bir danışma kurulu olan" Milli Güvenlik Kurulu'ndaki sivillerin sayısının artırılmasının da yeraldğı belirtilen haberde, Ecevit'in, İsveç'teki AB Zirvesi'nin ardından yaptığı açıklamada, zamanında gerçekleştirilen reformların Türkiye'nin varlıklı 15 ülkeli birliğe katılmasına yardımcı olacağını söylediği ve "Anayasal değişiklikler zamanında yapılmış olsaydı, AB'ye yakınlaşmamız daha kolay olacaktı" şeklinde konuştuğu bildirilmekte, ancak değişikliklerin yasalaşma sürecinin oldukça uzun göründüğüne, çünkü Anayasa değişikliği için önerilerin 550 sandalyeli meclisin beşte üç çoğunluğuyla kabul edilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Der Spiegel dergisinin (Sol, 18/06) "Sonuçları Ağır Olabilecek Karar" başlıklı yorumunda, Avrupa ve uluslararası mali piyasaların, Anayasa Mahkemesi'nin 1998 yılında yasaklanan Refah Partisi'nin halefi olan köktendinci Fazilet Partisi'nin kapatılması hakkında vereceği kararı merakla beklediği belirtilmekte ve ortaya çıkması muhtemel sonuçlar konusunda değerlendirme yapılmaktadır. Mahkeme, başvuru doğrultusunda karar verecek olursa, ya yeni seçim yapılması ya da Başbakan Bülent Ecevit'in "hassas koalisyonunun dengesinin sarsılması" tehdidiyle karşı karşıya kalınacağı ifade edilen yorumda, bazı İslamcıların, aşırı sağcıların safına geçmesinin, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yeni başbakan olmasına olanak sağlayacağı ve Bahçeli'nin Ecevit'in yerine geçmesi halinde, yeni bir mali kaosun yaşanması tehlikesinin de ihtimal dahilinde olduğu ileri sürülmektedir. "Aşırı milliyetçi" Bahçeli'nin, ekonomik krizin aşılması için IMF tarafından talep edilen tasarruf önlemlerine karşı olduğunu şimdiye dek defalarca dile getirdiği hatırlatılan yorumda, böylelikle Avrupalılar kızgınlık doğmasının da muhtemelen gündeme geleceği kaydedilmektedir.

 

            AVUSTURYA BASINI:  

            Salzburger Nachrichten gazetesinde (Liberal, 18/06) "Ölüm Orucu Ankara'daki Hükümeti Etkilemiyor" başlığı altında yayımlanan Susanne Güsten imzalı yazıda, Türkiye'de yaklaşık sekiz aydan beri sürmekte olan açlık grevi konusu ele alınmakta, şimdiye kadar 28 kişinin öldüğüne dikkat çekilerek, Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerinin, Türkiye'ye birçok kez, ölüm olaylarının devam etmemesi için elinden geleni yapması yolunda çağrıda bulunduğu, ancak Ankara Hükümeti'nin konuya duyarsız kaldığı ifade edilmektedir. Başbakan Wolfgang Schüssel'in (ÖVP) Ankara'yı ziyaretinde de bu konuya değinileceğine işaret edilen yazıda, AB Parlamentosu'ndan bir heyetin yaptığı araştırmalar sonucunda, uluslararası alandaki tüm çağrılara rağmen Türk Hükümeti ile mahkumlar arasındaki cepheleşmenin son bulacağına dair hiçbir belirti keşfedemediği belirtilmektedir. Yazıda, anlaşmazlığın, giderek çoğunluğu radikal solcu olan mahkumlar ile Türk devleti arasında bir güç denemesine dönüştüğü, Ankara Hükümeti'nin, mahkumlarla görüşmeyi reddederek yurtiçi ve dışındaki eleştirileri uzlaşmacı tutumu konusunda ikna edebilmek için, ceza sisteminde tek tük düzeltmeler yaptığı, örneğin Terörle Mücadele Yasası kapsamındaki mahkumların başkaları ile temas etme yasağının yumuşatıldığı, aynı zamanda da, açlık grevi yapanların yakınları ile gizli temaslarda bulunarak, grev cephesini yumuşatmaya çalıştığı, ancak, bu konuda başarılı olamadığı belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: "Şu sıralarda açlık grevi yapan yaklaşık 400 kişi, ölümleriyle devlete baskıyı sürdüreceklerini alenen açıkladılar. Ne hükümetin, ne de mahkumların, arabuluculuğa ya da taviz vermeye niyeti olduğu belirtiliyor. Uzlaşma Belirtisi Yok: Aralarında Daniel Cohn-Bendit (Yeşiller) ve Avusturyalı Hannes Swoboda'nın (Sosyal demokrat) da bulunduğu AB Parlamenterleri, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve açlık grevi yapanlar ile görüştükten sonra, bu haberleri doğruladılar. AB Parlamenterleri, grevcilerin lideri olarak bilinen Şadi Özpolat ile de buluştular. Özpolat açlık grevi yapmıyor. Alman AB Parlamenteri Ozan Ceyhun (Yeşiller), sondaj görüşmelerinin ardından, mahkumların açlık grevine son vermek bir yana, taviz vermeyi de reddettiklerini söyledi. Ceyhun, Adalet Bakanı Türk'ün de, "Türk hükümetinin 'teröristlerle' pazarlık yapamayacağı" şeklindeki ifadesinde ısrar ettiğini, 'Ancak, Avrupa'dan arabuluculara izin verilmesinin bir şans doğurabileceğini' belirtti. Ceyhun, bu da reddedildiği için, ölüm orucunun sona ermesi konusunda hiçbir umut ışığının olmadığını da sözlerine ekledi. Gerçekten de açlık grevi yapanlara yeni katılanlar oldu."

 

 

 

 ESKİ SAYILAR