17/09/2001       

            ANKARA, 17/09(BYE)--- Yabancı basın yayın organlarında  14-15-16 Eylül 2001 tarihlerinde yayımlanan, AB-Türkiye  ilişkilerine değinen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir: 

            ALMANYA BASINI: 

            Der Tagesspiegel gazetesinin (14/09) "İntikam Konusunda  Ankara'nın Kaygıları... Müslüman Nato Üyesi, İslam İle  Terörün Eşit Tutulmasını İstemiyor" başlıklı ve Thomas  Seibert imzalı yorumunda, ABD'ye yapılan terör saldırılarının  ardından, eylemlerin arkasında bulunanlara yönelik yapılması  beklenen askeri müdahalede, Türkiye'nin Batılı cephenin önde  gelen ülkesi olarak yeralmasının beklendiği, bundan dolayı da  tek Müslüman NATO üyesi olarak Ankara'nın zor durumda olduğu  iddiasına yerverilmekte, “Bir taraftan Türkiye ittifaka  yönelik sadakatini kesinlikle şüphe altına sokmak istemiyor.  Diğer yandan da kendisi de İslamcı köktendincilikle mücadele  etmesine rağmen, uluslararası terörün bütün olarak İslamın  üzerine yıkılmasına da karşı çıkıyor” denilmektedir.    “Ankara'nın, ABD'ye yapılan saldırıları daha çok, PKK ve  diğer 'teröristlere' karşı verdiği mücadelesinde kendisini  kınayan Avrupalılar için bir ders olarak gördüğü” ifade  edilen yorumda,            Türklerin, ülkelerinin Orta Doğu'daki  coğrafi konumu nedeniyle, yapılacak bir askeri operasyonda  Batıya bir hava üssü olarak hizmet verebileceğini ve İncirlik  Hava Üssü'nün bundaki önemini bildiği, NATO'nun ikinci büyük  ordusuna sahip ülke olarak Türkiye'nin, yapılacak  operasyonlara doğrudan katılmayı düşündüğü, Başbakan  Ecevit'in, bir bakanlar kurulu toplantısının ardından yaptığı   açıklamada, Türkiye'nin ABD'nin yanında yeraldığını  açıkladığı kaydedilmektedir. Yorumda, Türkiye'nin, Müslüman  bir NATO ülkesi olarak, ittifakın bir saldırısına katılması  durumunda, radikal İslamcıların asıl hedefi olma tehlikesi  içine gireceği dile getirilmekte, Ankara'nın, bu son  olayları, Avrupa'daki yanlış değerlendirmeler konusunda  görüşünü anlatabilmek bakımından bir fırsat olarak gördüğü  belirtilmekte, Başbakan Ecevit'in, "Türkiye çok uzun süreden  beridir terörizme karşı uluslararası yakın bir işbirliği  yapılmasını istiyordu, ama Avrupalı müttefiklerimiz bunları  duymamazlıktan geldiler" şeklindeki sözleri aktarılmakta ve  Ankara'nın, bazı Avrupa ülkelerini, Türkiye'nin bir terör  grubu olarak mücadele ettiği Kürt örgütü PKK'yı desteklemekle  ve Türk aşırı solculara barınma imkanı sağlamakla suçladığı  ifade edilmektedir. 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (14/09) "Koşulsuz  Destek... Türkiye NATO'daki Yükümlülüğünü Yerine Getirmeye  Hazır" başlığı ve Rainer Hermann imzasıyla yayımlanan yorumda, Türkiye'nin, beklenmedik bir birliktelik dayanışması içinde,   ABD'nin yanında yeraldığını gösterdiği, Başbakan Bülent  Ecevit'in, "ABD'nin yanındayız" ifadesini kullanırken,  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de Türk halkının "iyi  dost ve müttefiki olan ABD'nin acılarını paylaştığını" dile  getirdiği, Dışişleri Bakanlığı'nın ise, bölgesel ve global  terörle mücadele konusunda uluslararası alanda ortak  çalışmaların yoğunlaştırılmasını talep ettiğine işaret  edilmektedir. Böylece, resmi açıklamalarda ve kamuoyunda,  ABD ve NATO'nun, ittifak üyesi olan Türkiye'ye kayıtsız  şartsız güvenebileceği ve Türkiye'nin bir "İttifak durumu"  halinde doğal olarak İncirlik Havaalanı da dahil olmak üzere   gerekli bütün kaynaklarını hizmete sunmaya hazır olacağının   mesajının açık bir biçimde verildiği belirtilen yorumda,  olası bir intikam saldırısının NATO üyesi olan Türkiye  üzerinden yapılması ihtimalinin oldukça yüksek olduğu  kaydedilmektedir. Dayanışmaya, sadece İslamcı ayrılıkçı  grupların katılmadığı belirtilen yorumda, Türk basınındaki değerlendirmelere yerverilmektedir. Türkiye'nin önde gelen  gazetelerinin hepsinin, terör saldırılarına, acıyı paylaşarak yerverdikleri, Hürriyet gazetesinin, "Üçüncü Dünya Savaşı"  başlığıyla kamuoyunun görüşünü temsil ederken, gazetenin  Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün, Avrupalıların,  teröristleri uzun bir süre "bağımsızlık, inanç ya da milli  mücadele veren savaşçılar" olarak görerek, ciddiye  almadıklarını anımsattığı, Türkiye'de şu anda, olası bir  Amerikan intikam saldırısının, teröre karşı verilecek en  doğru cevap olacağı görüşünün hakim olduğu kaydedilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Neue Zürcher Zeitung'un (14/09) "Türkiye Yeniden Cephe  Ülkesi mi Oluyor?" başlıklı Internet'ten alınan bir yazısında,  ABD'ye yapılan terör saldırısından sonra Ankara'nın   gelişmeler konusunda duyduğu büyük endişeyi Başbakan Ecevit'in  düzenlediği basın toplantısında dile getirdiği ve Türkiye'nin  coğrafi açıdan sorunlu bir bölgede bulunduğunu belirterek,  halkı sükunete çağırdığı, medyayı da komplo teorileri  üretmemeleri konusunda uyardığı bildirilmektedir. Türkiye'nin,  İsrail'le birlikte ABD'nin Yakın Doğu'daki en önemli müttefiki  olduğuna ve bölgedeki konumunun önemine işaret edilen yazıda,  AB baskısının hafiflemesi umudundan sözedilmektedir. Yazıda  şu değerlendirmeye de yerverilmektedir: “Bazı siyaset  uzmanları Türkiye'nin bu yeni gelişmelerden yarar  sağlayabileceğine de dikkat çekmekteler. 90'lı yılların  sonunda Türk ordusunun en güçlü isimlerinden olan emekli   General Çevik Bir, terör saldırılarının AB'yle ABD'yi daha  çok birbirine yakınlaştırdığını ve NATO'nun önemli rolünü  yeniden kanıtladığını belirtiyor. Ayrıca general, yeni global  terör tehlikesi göz önüne alındığında Türkiye'nin yakında  AB'ye tam üye olarak kabul edileceğini ve hem de bunun  Ankara'nın demokratikleşme taahhütlerini yerine getirip  getirmediğine bakılmaksızın gerçekleşeceği görüşünü savunuyor.  Perşembe günü medyadaki çoğunluk da benzer gerekçeler öne  sürdü. Basında yeralan temel düşünce, ABD'deki saldırıların,   imtiyazların insan hakları üzerine değil ülkenin güvenliği   üzerine kurulması gerektiğinin gözler önüne sermiş olmasıdır.”

           

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Haravgi gazetesinin (14/09) "Avrupa'da Devam Eden  Mücadele" başlıklı yorumunda, Kıbrıs meselesinin Avrupa  Parlamentosu Dışişleri Komitesi'nde tartışılmasının, en  azından Avrupa'da sorunun unutulmadığını gösterdiği  belirtilmekte, Türk propagandasına ve Ankara'nın  tepkilerine karşı konulması mücadelesinin, hem Atina ve  Lefkoşa arasındaki koordinasyon çabasını, hem de sabırlı  olmayı gerektireceği vurgulanmakta, “son olarak tartışılan  Poos raporunun ve şimdi de Alen Lamassour'un Türkiye'nin  AB üyelik sürecinin tartışılması önerisinin ortaya  çıkardığı gibi, Türk tezlerinin bizim için kesinlikle  olumlu olmayan yeterince savunucusu var. Avrupalıların  bizim tutumuza tamamıyla katılmasını beklemiyoruz”  denilmektedir.           

            Politis'in (13/09) "Ankara-Denktaş Rollerinin Üst  Düzeye Çıkarılmasına Çalışıyorlar, ABD'deki Saldırıları  İstismar Ediyorlar" başlıklı haberinde, son yaşanan terör  olayına ilişkin ABD operasyonlarının Türkiye'nin bölgedeki  rolünü etkileyeceği ileri sürülmekte, Türkiye rolünün  herhangi bir şekilde yükseltilmesinin, Denktaş'ın BM'ye  karşı davranışının yarattığı olumsuz havayı tersine  çevirecek düzeyde olamayacağı, benzeri durumlarda izlediği  değişmez taktiğe göre Türkiye'nin muhtemel hedefinin,  yapılan değerlendirmeye göre taviz elde etmek olduğu,  bunun odak noktasında AB ile ilişkileri ve özellikle,  Türkiye'nin karar almaya katılmaması durumunda AB  ordusunca üslerin kullanılmasına karşı olan tutumundan  dolayı 15'ler saflarında meydana gelen tepkilerin  yatışmasına yönelik olduğu ifade edilmektedir.

           

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Ethnos gazetesinin (14/09) "Yeni Dengeler" başlıklı  yazısında, ABD'ye karşı yapılan terör saldırısının ardından  Washington'un tepkisinin dünyada uygulanacak yeni güvenlik  sistemini oluşturacağı ihtimalinden sözedilmekte, Atina'nın  “haklı olarak” kaydedilecek gelişmelerden kaygı duyduğu,  çünkü "soğuk savaş" döneminden sonra ilk kez Türkiye'nin,  ABD'nin değerli ve sadık müttefiki olduğunu yeniden gösterme  ve uluslararası teröre karşı mücadele çerçevesinde bölgedeki  jeo-stratejik önemini arttırma fırsatı elde edeceği ifade  edilmektedir. Yazıda, Türkiye'nin, NATO çerçevesinde  güçlenme fırsatı ararken, bu gelişmelerin Yunanistan'ın dış  politikasını da etkileyeceği, çünkü Atina'nın, gerek  Türk-Yunan sorunlarını ve gerekse Kıbrıs konusunu  AB-Türkiye ilişkileri haline getirmek istediği vurgulanmakta,  “NATO'nun ön plana çıkması ve Türkiye'nin NATO içinde  -AB'ye karşı- veto kullanma hakkına sahip olması, Türkiye'nin  ülkemize nazaran daha avantajlı bir konuma gelmesini  sağlayacak ve uyguladığımız dış politikanın AB güvencesi  dışında kalmasına yolaçacaktır” denilmektedir.

 

 ESKİ SAYILAR