21/09/2001       

            ANKARA, 21/09(BYE)--- Yabancı basın yayın organlarında  19-21 Eylül 2001 tarihlerinde yayımlanan, AB-Türkiye  ilişkilerine değinen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

           

           ABD BASINI: 

            The Washington  Times gazetesinin (20/09) "Türkiye,  Bin Ladin'in Yakalanması Çabalarına Yardımcı Olacak" başlıklı  ve Andrew Borowiec imzalı Internet'ten alınan bir haberinde,  Türkiye'nin, Afganistan'da saklandığı düşünülen şüpheli   terörist Usame Bin Ladin'i yakalama çabalarına yardım  edebileceği ifade edilmekte, diplomatların, böyle bir  destek hareketinin, anti-terörist bir operasyonda  kullanılabilecek askerler için geçiş  kolaylıkları ve  Türk hava sahasının kullanılması hakkını kapsayacağını  söyledikleri kaydedilmektedir.

            Ankara'da "ordunun hakim olduğu" Milli Güvenlik  Kurulu'nun önerisiyle bir "kriz masasının" oluşturulduğu  ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun,   "siyasi İslam'a karşı mücadele zamanının" geldiğini ilan  ettiğine dikkat çekilen haberde, Kurul'un durum hakkındaki  13 sayfalık raporunun ardından Türkiye'nin, yabancı  diplomatik merkezlerde güvenliği artırdığı, sınır  kontrollerini sıkılaştırdığı ve bazı askeri üslerde alarm   durumuna geçilmesi emri verildiği belirtilmektedir.

            Raporda, "ABD'nin şoku kısa bir sürede atlatıp   misilleme yapacağı" ve Türkiye'nin stratejik önemine  bağlı olarak "Washington'un cevabının Türkiye'yi dolaylı  olarak etkileyeceğinin" söylendiği ifade edilen haberde,  Türkiye'nin ABD'nin anti-terörist mücadelesine yardımcı  olmadaki gönüllülüğünün, NATO'ya olan bağlılığını ve yurt  içinde siyasi İslam'ı durdurma kararlılığını gösterdiği  belirtilmektedir.

            Haberde, ayrıca Avrupa Birliği üye adayı olan  Türkiye'nin, Avrupa'da sık sık insan hakları sicili ve  Kuzey Kıbrıs'taki askeri mevcudiyeti yüzünden  eleştirildiğine işaret edilmekte, Türkiye'nin anti-terörist  savaşta önemli bir rol oynaması durumunda, uluslararası  prestijinin hatırı sayılır bir şekilde artacağı ifade  edilmektedir.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Die Tageszeitung'da (20/09) "Umut ve Endişeler  Arasındaki Türkiye" başlığı ve Jürgen Gottschlicht imzasıyla  yayımlanan yorumda, Başbakan Bülent Ecevit'in, ABD'nin  Türkiye'nin  güneydoğusunda bulunan iki askeri hava üssünün   kullanımı konusunda Ankara'dan talepte bulunduğuna dair  iddiaları gazeteciler önünde reddettiği bildirilmekte,  Türkiye'deki üslerin ne şekilde kullanılacağına ilişkin  ayrıntıların belirsizliğini koruduğu ifade edilmektedir.

            Türkiye'nin bölgedeki konumunun önemine ve rolüne dikkat  çekilen yorumda, ABD ve Batı Avrupa'da Müslümanlara yönelik  saldırılardan duyulan kaygıların dile getirildiği  belirtilmektedir. Bulunulan noktadaki belirsizliğe rağmen  resmi olarak  Türkiye'nin İttifaka yönelik yükümlülüklerini  yerine getireceğinden şüphe duyulmadığı, Türkiye'nin NATO  içindeki stratejik değerinin tekrar artacağı görüşünün  hakim olduğu vurgulanan yorumda, "Avrupa Savunma Kimliği  gibi gereksiz tartışmaların tarihte kalacağı, Avrupa'nın  Türkiye'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunun" dile getirildiği kaydedilmektedir.

            Bütün dünyada yaşanan olağanüstü duruma rağmen Türkiye  Büyük Millet Meclisi'nin bir özel oturumla “Türkiye'deki  iç düzenlemeleri AB kurallarına uyarlamayı amaçlayan geniş  kapsamlı bir Anayasa reformu” konusundaki görüşmelerine  de değinilen yorumda, Prof. Mensur Akgün'ün, "belki de bu  olanlarla, Türkiye için şansızlık içinde bir şans doğar  ve değişen dünyanın durumu Türkiye'nin AB'ye girişini  kolaylaştırır" şeklindeki değerlendirmesine yer  verilmektedir.

           

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (19/09) "Ankara ABD'yi Destekliyor ve AB'nin  Terörizm İle Mücadelesini Artırmasını İstiyor" başlıklı  haberinde, NATO'nun, Müslüman çoğunluğun  yaşadığı tek  üyesi olan Türkiye'nin, ABD'ye, terörizm ile olan  mücadelesindeki desteğini ve AB'yi, terörizm ile mücadele   konusundaki hukuki donanımını artırmaya teşvikini yinelediği bildirilmektedir.

            Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de, "terörizm ile  mücadelelerinde  elbette ABD'nin yanındayız" açıklamasında  bulunduğuna işaret edilen haberde, Bakan Cem'in, Washington  tarafından terörizmi desteklemekle suçlanan Türkiye'nin Irak,  İran veya Suriye gibi komşularından birine  gerçekleştirilebilecek muhtemel misillemeleri destekleyip  desteklemeyeceği konusunda fikir bildirmeyi reddettiği ve  "Şimdilik öngörülen böyle bir şey yok. Varsayımlar  üzerine konuşmayalım" dediği kaydedilmektedir.

            Başbakan Bülent Ecevit'in daha önce, Türkiye'nin,  komşularından birini de hedeflese, NATO operasyonlarına  katılacağını açıkladığı belirtilen haberde, Bakan Cem'in  ayrıca, Ankara'nın AB'den, terörizm ile mücadelenin  arttırılabilmesi için, terörizmin "yasal bir tanımını"   çıkarmasını isteyeceğini belirttiği de ifade edilmektedir.

           

            İNGİLTERE BASINI: 

            The Wall Street Journal Europe gazetesinde (19/09)  "Türk Yetkilisi, IMF ve Diğerlerinden Daha Fazla Yardım  Bekliyor” başlığı ve "Dow Jones ajansından Paul Hannon"  imzasıyla yayımlanan haberde, ekonomiden sorumlu Devlet  Bakanı Kemal Derviş'in açıklamalarına yer verilmekte,  Bakan Derviş'in, New York ve Washington'a yapılan terörist  saldırıyı takip edebilecek anlaşmazlıklarda Türkiye'nin  zarar görmesi halinde, Uluslararası Para Fonu (IMF)  liderliğindeki uluslararası toplumun ülkeye ek mali  yardım sağlamasının mümkün olduğunu ve AB'nin üyeleri  arasında "modern bir Müslüman ülkenin" yer almasının  önemini kavradıkça, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin  birbirlerine daha yakınlaşacağını söylediği  bildirilmektedir.

            “Türkiye'nin şu anda zaten zor bir ekonomik durumla  karşı karşıya olduğu, bazı yorumcuların Türkiye'nin bu  sene ve gelecek yılki borç ödeme kabiliyetinden kuşku  duydukları, Orta Doğu'da patlayacak bir çatışmanın,  petrol ithalatı, turizm gelirleri ve dış yardımlara  bağımlı olan Türkiye'ye büyük bir darbe indirebileceğine”  işaret edilen haberde, Bakan Derviş'in, geçtiğimiz  haftanın olaylarının, uzun vadede Türkiye'nin AB'ye  üye olma kararlılığını güçlendireceğini de belirttiği,  ayrıca bu olayların "Avrupa'ya, Türkiye'nin ne kadar  önemli olduğunu ve geçmişe oranla daha hızlı ve kararlı   bir şekilde Avrupa'yla bütünleşmesi gerektiğini  göstereceğini"  bildirdiği de aktarılmaktadır.

           

            İRAN BASINI:  

            Cumhuri İslami  gazetesinin (17/09) "Türk Yetkilisi,  IMF ve Diğerlerinden Daha Fazla Yardım Bekliyor” başlıklı  yorumunda, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Brüksel'deki  temasları ele alınmakta, “Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne  katılabilme yolundaki 40 yıllık çabasını müteakip,  Dışişleri Bakanı'nı, AB üyeleri ile aday ülkelerin  dışişleri bakanları toplantısına göndererek, Birliğe üye  olmak yönündeki çabalarını sürdürdüğü” değerlendirmesi  yapılmaktadır. “Siyasi gözlemcilere göre, Türkiye'nin  iç ve dış şartları sebebiyle, Dışişleri Bakanı İsmail  Cem'in, Türkiye ile AB arasında bir yakınlık  sağlayabilmesi yönündeki çabalarının hiçbir olumlu yönü  bulunmadığı” iddiasında bulunulan yorumda, ziyareti  sırasında Bakan Cem'in, genişlemeden sorumlu Gunther  Verheugen ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana  ile  görüşerek, Türkiye'nin AB ile entegre olabilmesine  ilişkin ekonomik, siyasi ve hukuksal değişim sürecini  açıkladığı belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: “AB,   2000 yılının başlarında, Türkiye'nin bu Birliğe adaylık  talebini kabul ederek, Türk kanunlarındaki siyasi ve  hukuksal reform programını Türk yetkililere teslim  etti. Buna göre, Türkiye'nin, bir sonraki aşamada  Birliğe üyeliğinin kabul edilmesi konusunun Avrupa  camiası tarafından incelenmeye alınması amacıyla,  kanunlarını, AB'nin göz önünde bulundurduğu sosyal  ve kişisel özgürlüklerin belirtildiği Kopenhag  Bildirisi ile uyumlu hale getirmesi gerekmekteydi.

            Avrupa'nın bazı isteklerinin, Türk toplumundaki  gerçeklerle uyuşmaması, Türkiye'nin AB'ye üye olmasına  karşı çıkan bazı çevrelerin engellemesi ve geçen 20  ay içerisinde oluşan şartlar, İsmail Cem'in, Brüksel  toplantısında, ödevini yapmamış bir öğrenci gibi  AB yetkililerinin karşısına çıkmasına neden olmuştur.”

            İktidar ortakları ve MGK'nın Türkiye'nin AB'ye  üyeliğine bakış açıları arasındaki farklılığa da  değinilen yorumda, Türkiye'nin, AB'ye girebilmek için,  içinde bulunduğu şartlara paralel olarak dış  sorunlarla da karşı karşıya geldiği, ABD ve İsrail  ile stratejik ilişkilerini sürdürmesinden yana  olanlar ile Türkiye'deki AB yanlıları arasındaki  çelişkilerin, bu ülkeyi aynı anda AB ile birleşme  ve uzaklaşma sürecine soktuğu ifade edilmektedir.

            Yorumda, Avrupa Konseyi'nin, Güney Kıbrıs'ı  AB üyeliğine kabul etmesi ve Konseyin Türkiye'yi,   Güney ve Kuzey Kıbrıs toplumları arasında bir  birlik sağlanmasının gerekli olduğu konusunda dolaylı  olarak uyarmasına ilişkin son bildirisinin,  Türkiye'nin AB'ye üyeliği yolundaki en büyük  engellerden biri olarak ortaya çıktığı, söz konusu  bildiriyle, Türkiye'den, Kıbrıs adasındaki iki  toplum arasında birliğin sağlanması istenirken;  aksi halde, AB'ye üyelik sürecinde ciddi sorunlarla  karşı karşıya kalacağı uyarısının yapıldığı da  kaydedilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Basler Zeitung'un  (20/09) "NATO Üyesi Türkiye  Politik Kazanç Umuyor" başlıklı ve Jan Keetman imzalı  yorumunda, Türkiye'nin, terör saldırısının hemen ardından  askeri alanda da olmak üzere ABD'ye destek vermeye  hazır olduğu şeklindeki açıklaması üzerinde durulmakta,  “NATO üyesi ülkenin, jeo-stratejik konumu nedeniyle  birliğe bağlı önemli bir partner olarak patlamaya hazır  doğu bölgesinde politik bir kazanç sağlamak istediği”  ileri sürülmektedir.

            Yorumda, ABD'nin en önemli müttefiki ve askeri bir  operasyona katılmaya hazır olan Türkiye'nin bu  konudaki  vazgeçilmez oluşunun iki nedenden kaynaklandığı  belirtilmekte, bu nedenler şöyle açıklanmaktadır:

            “Bunlardan birincisi jeo-stratejik konumu. Türkiye   İran Körfezi'ne en yakın yerde bulunan bir NATO ülkesi.   Adana yakınlarındaki ABD hava üssü İncirlik,  Afganistan'a yapılacak bir saldırıda önemli bir rol  oynayabilir. Her ne kadar ABD jetleri İran etrafından  geniş bir yay çizerek uçmak zorundalarsa da diğer  pek çok ABD üsleri çok daha uzaklarda kalıyor. İkinci   neden ise Türkiye'nin kendi değerlendirmesine göre  neden önemli olduğu konusu. Türkiye, büyük bir İslam   ülkesi olarak Hristiyanların Müslümanlara karşı  savaştığı hissinin bir ölçüde önüne geçecektir.”

            Olayın bir Müslüman-Hristiyan savaşına dönüşmesinden  duyulan endişelerin de dile getirildiği yorumda,

            “diğer taraftan, içinde bulunduğu krize rağmen  yeni  durumun Türkiye'ye 1991 Körfez Savaşı'nda olduğu  gibi  kısa dönemde zarar getireceği ama uzun süreçte yarar  sağlayacağı şeklinde politik ve ekonomik hesapların  yapıldığı” ifade edilmektedir.

            Yorumda, Uluslararası İlişkiler Profesörü Hasan  Ünal'ın,  Türkiye'nin "yüzyılın ilk savaşına" katılmasının,   ülkenin AB'ye giden yolunu kolaylaştıracağını ifade ederek,  "zira bu atmosfer içinde, dostlarımız, Türkiye'nin artan  önemini daha iyi anlayacaklardır" dediği, bu bağlamda,  Türkiye'nin AB'ye entegrasyonunun hızlanacağı görüşünde  olduğuna işaret edilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Ethnos  gazetesinin (20/09) "Türkiye'nin Önündeki Üç  'Bomba': Ekonomik Kriz, İslamcılar ve Kürtler" başlıklı  ve Maria Krali  imzalı haberinde, ABD'ye karşı yapılan  terör saldırısının ardından meydana gelen yeni uluslararası  koşullar çerçevesinde Türkiye'nin stratejik rolünün  Ankara'da yoğun tartışmalara yol açtığı belirtilmekte,  ABD ve NATO'nun "gözdesi "olmaya çalışan Türkiye için  her şeyin "toz pembe" görüldüğü, ancak, Türkiye'nin önünde  bir dizi sorunların da olduğu iddiasına yer verilmekte ve  şöyle denilmektedir:

            “1- AB ve NATO için Türkiye'nin stratejik önemi büyük  olabilir. Ancak Batılı güçler askeri planlarına Türkiye'yi   kattıkları taktirde, kendilerine çıkacak faturayı da hesap   etmeleri gerekiyor... Bölgede olası bir savaşın geniş  boyutlara ulaşması, Türk ekonomisinin yükünü zor  kaldıracağı bir ağırlık altına  girmesi demektir...

            2- Türkiye Müslüman ve laik bir ülke. Ancak Türkiye'de   siyasi İslam ve kökten dinci gruplarla çatışmak zorundadır.   Türkiye Müslüman bir ülke olan Afganistan, ya da Pakistan  gibi ülkelere karşı silahlarını çevirdiği zaman ne olacak?..

            3- Türkiye son gelişmeleri, Kürtlere karşı uyguladığı  politikayı savunmak için fırsat bildi. Türk yetkililer  Türkiye'yi bugüne kadar demokrasi ve insan haklarına saygı  göstermemekle suçlayan Batılıların artık son gelişmelerden  sonra yıllardır terörle boğuşan Türkiye'ye hak vermeleri  gerektiğini söylüyorlar. Başbakan Bülent Ecevit bu konuda  net bir açıklamada  bulunarak şöyle dedi: 'Umarım ABD'de  olanlardan sonra Avrupa ülkeleri Türkiye'ye yönelik  tavırlarını yeniden gözden geçirirler. ABD yıllardır  bizim sorunlarımızı anlayışla karşılıyor.'”

 

 ESKİ SAYILAR