01/10/2001       

            ANKARA, 01/10(BYE)--- Yabancı basın yayın organlarında  28-29-30 Eylül 2001 tarihlerinde yayımlanan, AB-Türkiye  ilişkilerine değinen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

           

           ABD BASINI:

 

            Los Angeles Times gazetesinin (27/09) "Türkiye,  Kürtçeyle İlgili Kısıtlamalara Esneklik Getiriyor" başlıklı  ve Amberin Zaman imzalı haberinde, TBMM'nin, Kürtçe radyo-TV  yayını ve Kürtçe kitap basılmasına getirilen kısıtlamaların hafifletilmesiyle ilgili önlemler de dahil olmak üzere, bir  dizi anayasal değişikliği onaylaması, “demokrasi açısından  bir dönüm noktası” olarak değerlendirilmektedir. 550 üyeli  TBMM'nin, neredeyse hiç ara vermeden, Türkiye'yi AB üyeliğine yakınlaştıracak 37 maddelik anayasa değişiklik paketi üzerinde  çalıştığı belirtilen haberde, anayasa değişiklik paketinin  Meclis'te görüşülmeye başlamasının, AB'nin Türkiye'nin  üyeliğini içeren yıllık raporunun hazırlığıyla aynı zamana  rastladığına dikkat çekilmektedir.

 

           ALMANYA BASINI:

 

            Süddeutsche Zeitung'un (28/09) "Türk Anayasası Reforme  Ediliyor" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı bir  yazısında, anayasada yapılan değişiklik konusu ele alınmakta,  “TBMM'nin, 1980'deki askeri darbe sonrasında Türk anayasasında  şimdiye dek yapılan en kapsamlı reformu gerçekleştirdiği,  değişikliği yapılan maddelerin çoğunun tüm partilerin  oylarıyla kabul edildiği, insan hakları örgütlerince uzun  süredir eleştirilen Kürtçe televizyon ve radyo yayın yasağının  anayasadan çıkarıldığı” bildirilmektedir. Yazıda, Ankara'nın,  “bu reformlarla, birkaç hafta içinde Türkiye'nin AB yolunda  ne kadar yol katettiğini yansıtan raporunu açıklayacak olan  AB'nin taleplerini yerine getirmek istediğine” işaret  edilmekte, ancak Meclis'in, önemli bir engel taşı olan idam  cezasını kaldırmayı başaramadığı, idam cezasının, anayasada  sadece savaş dönemleri ve terör faaliyetlerinde geçerli olmak  üzere sınırlandırıldığı kaydedilmektedir.

 

            Süddeutsche Zeitung'un (28/09) “Zorlu Anayasa” başlıklı  ve Christiane Schlötzer imzalı yorumunda, Ankara'nın  terörizmle mücadelesinde yalnız bırakıldığı duygusunu taşıdığı  ve bu arada Avrupa'yı suçladığı ifade edilmekte ve şöyle  denilmektedir: “Ankara'daki suçlamada bulunanlar gerçekten  ciddi iseler, bu ciddiyeti göstermek için şimdi gerçek bir  fırsat yakalamış durumdalar. Zira Türk Meclisi, bu günlerde  anayasayı değiştirmek üzere. Değişikler arasında idam  cezasının kaldırılması da yeralıyor. Ama Ankara, bu adımı  atmamayı tercih ediyor ve bu tutumuyla da aşırılardan  kurtulmaktan memnuniyet duyacak olan Berlin, Paris ve Brüksel  hükümetlerinin ellerini kollarını bağlamış oluyor. Çünkü  hiçbir Avrupa ülkesi, idam cezası tehdidinin olduğu bir ülkeye  kimseyi iade edemez. Ankara, bu eskimiş ceza formuna sıkı sıkı  tutunmakla, hem AB yolunda ilerlemekte acelesi olmadığını hem  de kendi halkına güvenmeyen devletin, Damokles'in kılıcından  vazgeçmek istemediğini ispatlıyor. Yeni anayasada da devlet,  en üst merci olarak kalmaya devam ediyor. Vatandaş devlet  için var, ama devlet vatandaş için yok. Üzerinden 20 yıl  geçmiş darbe anayasasında, daha fazla umut veren değişiklikler  de var. Örneğin Türkiye'de gelecekte Kürtçe televizyon  programları hazırlanabilecek. Yasaklama her ne kadar uydu  yayınlarının sınır tanımaması yüzünden geçerliliğini kaybetmiş  olsa da bu yasağın kaldırılması sembolik olarak atılmış bir  adım.”

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin (28/09)  “Türkiye'de Eşitlik” başlıklı haberinde, AB'nin, üyelik isteyen  Türkiye'ye baskısının etkisini gösterdiği, Meclis'in nihayet  kadın-erkek eşitliğini anayasaya soktuğu belirtilmekte, “Erkek,  Türk yasalarında şimdiye kadar aile reisi olarak geçiyordu.  Meclis bundan önce de ifade özgürlüğünü güçlendirmiş, Kürtlere  dil özgürlüğünü genişletmiş ve ölüm cezası verme gerekçelerini sınırlandırmıştı” denilmektedir.

 

           AZERBAYCAN BASINI:

 

            Ekspress gazetesinin (28/09) "Türkiye'de Ölüm Cezası  Kaldırıldı" haberinde, Türkiye'de yapılan anayasa değişikliğiyle  yasa koyucuların, ülkede ölüm cezasının kaldırılmasına ilişkin  bir karar aldıkları, bu kararın, ülkenin Avrupa Birliği'ne üye  olması yönünde alınmış bir karar olduğu belirtilmektedir.  Haberde, bundan sonra Türkiye'de ölüm cezasının sadece terör  eylemi gerçekleştirilenlere uygulanacağı vurgulanmakta,  Parlamento'nun ayrıca, Kürtlerin kendi dillerinde radyo ve  televizyon yayını yapabilmeleri ve kendi dillerinde gazete   çıkarabilmeleri konusunda da bir karar aldığına işaret  edilmektedir.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (29/09) "Human Rights Watch, Anayasal Reformları  Eleştirdi" başlıklı haberinde, İnsan hakları örgütü Human  Rights Watch'tan yapılan açıklamada, görüşülmekte olan  anayasal reformların Türkiye'nin kişisel özgürlüklere saygı  konusundaki kusurlarını kapatma "şansını elinden kaçırmasına"  neden olduğunun bildirildiği aktarılmaktadır. Örgütün  bildirisinde, "kaleme alındığı şekliyle reformlar, ölüm cezası  ile ifade özgürlüğündeki kısıtlamaları olduğu gibi bırakacak  ve tutukluları işkenceye karşı koruyacak gerçek sınırlamalardan  yoksun bırakmaya devam edecek" denildiğine işaret edilen  haberde, Örgüt bildirisinde, anayasal değişikliklerin işkence   davalarını kapsamaktan uzak olduğunu ve sadece gözaltı süresini kısaltmakla yetindiğini belirttiğine de işaret edilmekte ve  Örgüt'ün, Meclis'in kabul ettiği azınlıkların dillerine izin  verilmesi gibi bazı açılımları ise olumlu bulduğu  kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter'in (28/09) "İşkence Kitabı, Türkiye'de Fırtınalar Yaratabilir" başlıklı Elif Ünal'ın haberinde, bağımsız  milletvekili Pişkinsüt'ün 500 sayfalık Meclis komisyonu  başkanı iken yaşadığı deneyimleri anlattığı "Filistin  Askısından Fezlekeye İşkencenin Askısı" adlı kitabından  söz edilmekte, söz konusu kitabın “Türkiye'yi sarsabilecek  bir etkiyle büyük yankı uyandırabileceği” ileri sürülmektedir.  “Avrupa Birliği'ne girmek için kötü insan hakları sicilini  düzeltmek zorunda olan Ankara'nın, Türkiye'de işkencenin  yalnız münferit olaylar olduğunu, sistematik bir politika  olmadığını belirttiği” kaydedilen haberde, Pişkinsüt'ün,  ülkenin AB kapısını çalarken işkenceyle mücadele alanında  ciddi bir siyasi irade göstermek zorunda olduğunu söylediğine  işaret edilmektedir. Pişkinsüt'ün, “'İşkence, koşullar ne  olursa olsun bir suçtur ve cezalandırılacaktır' diyen bir   açıklama yapılması çağrısında bulunuyorum" şeklindeki  sözlerine yer verilen haberde,tıp doktoru 49 yaşındaki  Pişkinsüt'ün geçen yıl, Meclis İnsan Hakları Komisyonu  Başkanı iken insan hakları savunucusu olarak ün kazandığı,  bu dönemde 14 ayrı ildeki 30 karakolda bulduğu işkence  aletlerini açıkça sergilediği ve bunu “bir insanlık görevi”  olarak değerlendirdiği hatırlatılmaktadır.

 

            Reuter'in (28/09) Türkiye Parti Kapatmayı Zorlaştırıyor"  başlıklı ve Hıdır Göktaş imzalı haberinde, Türk  Parlamentosu'nun, 37 maddelik anayasal reform paketinin bir  parçası olarak, parti kapatma için Anayasa Mahkemesi'nin   11 üyesinin en az yedisinin (daha önce altı olan) kabul oyu  vermesini kararlaştırdığı, Parlamento'nun, Türkiye'nin Avrupa  Birliği adaylığı kriterlerinden birini yerine getirmeye  yönelik girişimle, parti kapatmanın zorlaştırılması ve  askerlerin etkin olduğu Milli Güvenlik Kurulu'nun yeniden  yapılandırılması yönünde bir adım attığı bildirilmektedir.  Avrupa Birliği'ne girmeyi ümit eden Türkiye'de 1960 yılından  bu yana 20'den fazla siyasi partinin kapatıldığı ve ülke iç  politikada askerlerin ağırlığı yüzünden AB'nin eleştirilerinin  hedefi haline geldiği ifade edilen haberde, Türkiye'nin AB ile  üyelik görüşmelerine başlayabilmesi için insan hakları  sicilini iyileştirmesi ve demokratik kurumların geliştirilmesi  için birtakım somut adımlar atması gerektiği ileri  sürülmektedir.

 

            Financial Times gazetesinin (28/09) "Türkiye, AB'yi  Etkileme Çabası Kapsamında Kürtçe Yayın Yasağını Kaldırdı"  başlıklı ve Justin Trugger imzalı Internet'ten alınan  yorumunda, anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin, Kürtçe yayın   yapmayı ilk kez yasal hale getirdiği ve bunun 12 milyon Kürdün  tanınması bağlamında yeni bir döneme doğru ilk  adım  olabileceği ifade edilmektedir. Kürtçe yayın yasağının,   Türkiye'de Kürtlere yönelik baskının en önemli simgelerinden  birini oluşturduğu, Kürtler için de Türkiye'nin kendilerini  etnik bir azınlık olarak tanımayı reddetmesinin somut kanıtı  olduğu kaydedilen haberde, yapılan değişikliğin AB'nin  baskılarıyla gerçekleştiği vurgulanmaktadır.

 

            İSVİÇRE BASINI:

 

            Basler Zeıtung'da (30/09) "Ana Ders Demokrasi: Türkiye  Daha Öğrenmek Durumunda" başlıklı ve Jan Keetman imzasıyla  yayımlanan yorumda, “anayasanın 37 maddesinin değiştirilmesi,  Kürtçe diline izin verilmesi, eşler arasında eşitlik  sağlanması, ölüm cezasının kısmen kaldırılması” şeklinde  gerçekleştirilen anayasa değişiklikleri, Türkiye'nin, “AB'ye  karşı bazı ev ödevlerini yapması olarak değerlendirilmektedir.  “Ev ödevleri sıkıcıdır. Türkiye'de de insanlar Brüksel'in  kendilerine katılım adaylığı sıfatı altında verdiği ev  ödevlerini ilkin geç hatırladılar. Şimdi ise Parlamentoda,  acele içinde 37 anayasa değişikliği paketini geçirmeye  çalışıyorlar” denilen yorumda, Avrupa'nın da dikkatini çekecek  olan en önemli değişikliklerden birinin de ölüm cezasının  kısmen kaldırılması olduğu kaydedilmektedir. Yorumda şu  görüşlere de yerverilmektedir: “Anayasada ölüm cezasının  sadece yakın savaş tehlikesi ya da terörizm olaylarında  verilebileceği kesin bir şekilde yeralacak. Bazı hukukçular  bu değişikliği bir aşama olarak görmüyor. Aksine bunun AB  tarafindan son olarak talep edilen ölüm cezasının tamamen  kaldırılmasının yerine getirilmesinde bir köstek olacağını,  zira bu madde ile ölüm cezasının ilk kez anayasada  yeralacağını ve anayasa değişikliğinin, ceza yasasının  değiştirilmesine oranla parlamentoda büyük bir çoğunluk  gerektirmesi nedeniyle ölüm cezasının tamamen  kaldırılmasının daha da zorlaşacağını ifade ediyorlar. Şimdi  reformların etkisinin, onlar adaletin ve bürokrasinin  değirmenleri arasına girdikten sonra, Türkiye gerçeğine  ulaştıklarında ne olacağını beklemek gerekiyor. Ama yine de  1980 askeri darbesinin ardından düzenlenmiş ve bir  referandumla kabul edilmiş olan anayasanın değiştirilmesi  Avrupa yolunda atılmış bir adımdır.”

           

            ÖZBEKİSTAN BASINI:

 

            Özbekistan Avazı gazetesinin (29/09) "Türkiye, İdam  Cezasından Vazgeçti" başlıklı haberinde, Türkiye  Parlamentosu'nun, idam cezasının kaldırılması yönünde oy  kullandığına dikkat çekilmekte, bu kararın, Türkiye'nin  önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği'ne üyeliği yolunda  atılmış bir adım olduğu vurgulanmaktadır. İdam cezasının  savaş durumlarında ve terör eylemleri için kullanılacağı  belirtilen haberde, “Bilindiği gibi Türkiye'de PKK lideri  Abdullah Öcalan cezaevinde bulunmaktadır. O vatana ihanet  ile suçlanarak yargılanmıştı. Yeni kararın onun durumuna  ne kadar etki yapacağı konusunda kesin bir bilgi yok”  denilmektedir.

 

            RUSYA BASINI:

 

            Kommersant gazetesinin (28/09) “Türkiye İdam Cezasını  Kaldırdı” başlıklı ve Boris Volhonski imzalı yazısında, Türkiye Parlementosu'nun, ülkenin Avrupa Birliği'ne  girmesini kolaylaştıracak anayasa reformlarını başlattığı  ifade edilmekte, bunlar arasında idam cezasının  kaldırılmasının önemli kararlardan biri olduğu  vurgulanmaktadır. Ancak idam cezasının tümüyle kaldırılmayıp,   terörizmle yargılanıp mahkum edilenler için geçerliliğini   koruduğuna işaret edilen yazıda, Anayasada yapılan ve  yapılacak diğer değişiklikler ile birlikte idam cezasının  kaldırılması kararının esas amacının, Türkiye'nin insan  hakları ile ilgili mevzuatınının Avrupa'daki mevzuatla  uyumlu hale getirilmesi olduğu kaydedilmektedir. Yazıda,  bu kararların, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını  kolaylaştıracağı ileri sürülmekte, idam cezalarının ülkede  1984'den bu yana infaz edilmediğine işaret edilmekte, Türk  makamlarının, Kürt isyancılarla mücadelede Öcalan'ı koz  olarak tuttukları, bu nedenle Öcalan'ın idam edilme  ihtimalinin düşük olduğu ifade edilmektedir.

 

 ESKİ SAYILAR