
04/10/2001
ANKARA, 04/10(BYE)--- Yabancı basın yayın organlarında 3 Ekim 2001
tarihlerinde yayımlanan, AB-Türkiye ilişkilerine
değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (03/10) "Türk Parlamentosu Anayasa Değişikliği Reformunu Kabul Etti" başlıklı Selcan Hacaoğlu'nun
haberinde, anayasa değişikliği konusu ele alınmakta, Meclis'in, idam cezasını
sınırlayan ve Kürtçe yayına izin veren, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne katılımını destekleme amacında bir dizi maddede değişikliği içeren anayasa reformunu kabul ettiği
bildirilmektedir. Yapılan değişikliklerin, AB'nin bu yıl başında yapılmasını
istediği reformlar arasında yer aldığına işaret edilen haberde, bunun büyük bir adım olmasına rağmen pek
çok uzmanın, değiştirilmiş
anayasanın dramatik durumlara yol açacağı
konusunda şüpheli olduğu vurgulanmaktadır. Haberde, değişiklikle sağlanacak
haklardan da söz edilmekte, Saadet Partisi mensubu hukukçu
Oya Akgönenç'in,"Değişiklikler AB'yi kısmen memnun edecektir.
Bunlar rötuş şeklindeki değişikliklerdir" şeklindeki sözlerine
yer verilmektedir. Değişikliğin ayrıca ordunun Milli Güvenlik Kurulu'ndaki nüfuzunu sınırlandırmayı da amaçladığı,
Kurul'daki sivil sayısının beşten
dokuza yükseleceği, "asker sayısının
ise beşte kalacağına dikkat çekilmekte, AB'nin, "asker hakimiyetinde
olduğunu ve hükümet üzerinde yoğun baskısı
olduğunu” ileri sürerek, Milli Güvenlik Kurulu'nu sıklıkla eleştirdiği hatırlatılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung'un (03/10) "Türkiye AB Üyeliğine Talip" başlıklı
haberinde, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Berlin'de güvenlik
politikasıyla ilgili bir toplantıda, ülkesinin AB üyeliğine talip olduğunu dile getirdiği, NATO'ya yaptığı
hizmetlerin önemini vurguladığı,
Türkiye'nin NATO için bir "cephe
ülkesi" rolünü üstlendiğini söylediğine işaret edilmektedir.
Haberde, ayrıca, ABD'ye terörle mücadelede tam destek garantisi veren Bakan Cem'in, Türkiye'nin şayet
silahlı kuvvetlerini sunacaksa, güvenlik ve refah güvencesine de ihtiyacı
olduğunu, Türkiye'nin AB'ye girme garantisinin verilmesi
gerektiğini, ülkesinin Avrupa Güvenlik ve Savunma politikasına
katkıda bulunmaya da büyük ilgi duyduğunu belirttiği kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (03/10) "Türkiye Anayasasını Elden Geçiriyor" başlıklı
Hıdır Göktaş'ın haberinde, Meclis'in 34 maddelik anayasa
değişiklik paketini kabul
etmesiyle 20 yıldan bu yana en
geniş kapsamlı yasa değişikliğini gerçekleştirmiş olduğu belirtilmekte,
ancak değişiklik paketinin, AB'nin umduğu gibi çıkmadığı, idam cezasının, savaş, savaş tehdidi ve "terörizm" ile sınırlandırılmasına rağmen Anayasa'daki yerini hala koruduğu
ifade edilmektedir. Haberde, Meclis'in, eski İstanbul Belediye
Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a doğrudan etkisi olabilecek siyasi yasaklama koşullarını sınırlandırma önerisini
de reddettiği belirtilmekte, AB'li diplomatların, değişikliği
önemli bir adım olarak memnuniyetle karşıladıkları, AB'li bir diplomatın, "İki hafta içerisinde geçen yıldakinden
daha fazla gelişme
kaydettiler" dediğine işaret edilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros gazetesinin (03/10) “Ankara'daki Toplantı ve Rum Tepkileri” haberinde, Rauf Denktaş'ın da katılımıyla
geçtiğimiz günlerde Ankara'da
gerçekleştirilen üst düzey toplantıda,
Kıbrıs konusundaki taktiğin belirlenerek Türkiye'nin Kıbrıs konusunda daha katı bir çizgi izlemeye karar verdiği
ileri sürülmektedir. Toplantıya
Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Ecevit,
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel ve Kıbrıs Türk tarafı adına Denktaş'ın
katıldığı bildirilen haberde,
Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides'in
Türk yetkililerinin değerlendirmelerine şu yorumu getirdiği aktarılmaktadır: "Denktaş, sergilediği görüşlerle
uluslararası kamuoyuyla karşı
karşıya gelecek. Türkiye bir süreden
beri çözüm olmadan Kıbrıs'ın
AB üyeliğini önleme çabası içerisindedir.
Bu da gerçek niyetlerini, yani Kıbrıs sorununun
çözümü yönünde işbirliği isteksizliğini göstermiyor. Bu bildiğimiz bir hedeftir ve bunu önlemeye çalışacağız.
AB kararları ortadadır ve Türkiye'nin
bunu başaramayacağına inanıyoruz."
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini gazetesinde (03/10) “Kurt Puslu Havaları Sever” başlığıyla yayımlanan bir başmakalede, Başbakan
Ecevit'in, Güney Kıbrıs'ın terör
örgütlerinin “kara para aklama merkezi” olduğu
şeklindeki açıklamasıyla Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun,
“1960'lı yıllarda Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlar
tarafından baskı altında tutulduklarını ve Lavrion göçmen kampının terör karargahı olduğu” şeklindeki açıklamasına
yer verilmektedir. Bu açıklamaların
Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye üyeliğiyle
ilgili gelişmeleri engelleme amacını taşıdığı ileri sürülen haberde, ancak, bunun başarılamayacağı ifade
edilmekte, Ankara'nın yeni
uluslararası koşullardan faydalanmak ve ABD'den elde
edeceği kazanç dışında Atina'ya baskıda bulunmak istediğini gösterdiği
kaydedilmektedir. Haberde, "Türkiye'nin tahrik edici tavrının,
Avrupa yörüngesine girmesine rağmen saldırgan tavrından
vazgeçmediğini ortaya koyduğu" belirtilmekte ve şöyle
denilmektedir: "Aslında Türkiye, yakınlaşma sürecinin ve
güzel sözler sarf edilme döneminin gereğinden fazla uzadığına inanıyor.
Türkiye, Ege konusunda kapsamlı bir diyaloğun bir an
önce başlamasını istiyor. Bilindiği gibi, Türkiye'nin 30
yıllık emeli budur. Gerginlik ortamı yaratmasının başka bir
nedeni de Kıbrıs'ın AB üyeliğini engellemektir. Ancak bir neden
daha var: Filistin devletinin tanınması yolunda ABD'de yapılan tartışmalar çok önemli bir gelişmedir.
Uluslararası alanda meydana gelen
yeni koşullar çerçevesinde ABD'nin Kıbrıs sorununun
çözümlenmesini ve Ege'deki Türk-Yunan sürtüşmesinin sona ermesini istediğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla,
Ankara için bu aşamada 'Kurt
puslu havayı sever' sözünü kullanmak yerinde
olur. Çünkü Ankara uyguladığı tutumla bu konularda avantajlı
bir konuma gelmeyi ve büyük kazanç elde etmeyi amaçlıyor."
Elefteros Tipos gazetesinin (03/10) "Ankara Trakya'da İslam Kartını Oynuyor" başlıklı ve Angeliki
Spanu imzalı haberinde, Türkiye'nin, Yunanistan ile ilişkilerinde kazanç
elde etmek amacıyla meydana gelen
yeni uluslararası koşullardan faydalanmaya
çalıştığı, laik bir ülke görüntüsünde uluslararası terör konusunda ABD'nin yanında yer aldığını gösterirken,
aynı zamanda Trakya'da İslam kartını
kullanarak Müslüman azınlığı kontrolü
altında tutmaya çalıştığı ileri sürülmekte ve Ankara'nın,
Trakya'da yaşayan Müslümanları istekleri doğrultusunda kullanabilmek için din unsurundan yararlandığı
iddiasında bulunulmaktadır. Gümülcine
yeni Başkonsolosu Avni Hüseyin
Bocalı'nın, bölgedeki Yunan ve Müslüman yetkililere yaptığı nezaket ziyaretleri sırasında, bölgede cami sayısının
artırılması yolunda telkinlerde
bulunduğuna dikkat çekilmekte, Trakya'da
şu anda 440 cami ile 250 kilisenin bulunduğu, bu nedenle de yeni cami yapılmasına ihtiyaç olmadığından
hareketle yeni cami yapılması
isteğinin sadece siyasi amaçlı
olabileceği ifade edilmektedir.
"Diplomatik kaynaklardan elde edinilen bilgilere
göre, Ankara'nın, kontrolü altında bulunan 'sözde müftüler' ve imamlar sayesinde okul ve camiler aracılığıyla
bölgede yaşayan halk üzerinde
radikal İslam ilkelerinin hüküm
sürmesini sağlamaya çalıştığı ve bu çerçevede kız çocuklarının
temel eğitim görmemelerini ve evlerinden çıkmamalarını teşvik ettiği iddiasına da yer verilen
haberde, Yunan hükümeti sözcüsü
Reppas'ın konuyla ilgili şu sözleri aktarılmaktadır: "Türkiye bu çizgide
hareket etmek istiyorsa politikasında
değişiklik istemiyor demektir. Ancak bu tutumu, AB
ailesine katılmak için yerine getirmesi gereken yükümlülüklerinden
çok uzaktır."