
05/10/2001
ANKARA, 05/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 4 Ekim
2001 tarihinde yayımlanan AB-Türkiye ilişkilerine değinen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir.
ABD BASINI:
The New York Times gazetesinde (04/10) "Türkiye, Avrupa'ya
Katılma Arzusunun Gereği Olarak İdam Cezasını Sınırlamak İçin Harekete Geçiyor" başlığı altında
yayımlanan yazıda, yapılan
anayasa değişikliği konusu, "Türk
parlamentosu, ülkenin Avrupa Birliği'ne katılma gidişatını güçlendirmeyi hedefleyen, idam cezasını sınırlayacak
ve Kürtçe yayına müsaade edecek bir dizi yasayı
kabul etmiştir" değerlendirmesiyle ele alınmakta, yapılan
değişikliklerin, Avrupa Birliği'nin Türkiye'den yapmasını istediği reformlar arasında olduğuna işaret edilmektedir.
Yasadaki değişikliklerle ilgili çeşitli tepki
ve değerlendirmelere de yer verilen haberde, AB tarafından
eleştirilen Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili yapılan değişikliğin ordunun etkinliğini azaltmayı hedeflediğine
dikkat çekilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinin (04/10) "Türkiye Terörizmle, Doğu'dan
Ziyade Batı'da Mücadele Etmek İstiyor" başlıklı ve Jan Keetman imzalı yazısında, Ankara hükümetinin, AB devletlerini
eleştirmek için krizi kullandığı ileri sürülmektedir.
"Türk hükümetinin, 11 Eylül'den sonra
ittifaktan yana olduğu, ama özel bir profil ortaya koymadığına
işaret edilen haberde, Ankara'da kararlılık sergilemenin,
Londra ve Berlin'dekinden daha tehlikeli olduğu, şayet konu Afganistan'la
sınırlı kalırsa, Ankara için
pek sorun olmayacağı, ancak, Washington'un öfkesinin Bağdat'a da yönelmesi halinde, durumun çok daha zorlaşacağı
ifade edilmekte, zira Körfez Savaşının,
Türkiye'ye özellikle ekonomik
alanda gözle görülür sorunlar çıkardığı hatırlatılmaktadır.
Ankara'da Doğu'ya doğru yapılacak terörle mücadele harekatına karışık duygularla bakıldığı,
buna karşılık şiddetli eleştiri
bombardımanına tutulacak bir kaynak
bulunduğu belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: "Ankara'yı
insan hakları ihlallerinden dolayı sürekli suçlayan ve silah isteğini reddeden, buna karşın teröristlerle
mücadelede Türkiye'yi desteklemeye pek de yanaşmayan
Avrupa ülkeleridir. Şair de olan Başbakan Bülent Ecevit, -aralarında bazı AB üyelerinin de bulunduğu- birçok
ülkenin şimdiye kadar 'bizi ısırmayan
yılan bin yıl yaşasın' prensibiyle
hareket ettikleri şeklinde kızgınlığını dile getirdi.
"Türk basını, siyasiler ve ordunun da bu kampanyaya katıldıkları
belirtilen haberde, Alman Savunma Bakanı Yardımcısı
Walter Kolbow'un, Ankara'yı ziyaretinde, Savunma Komisyonu Başkanı Hasan Gülay'ın, "Türkiye'nin komşularının
ve müttefiklerinin, insan haklarını
koruma gerekçesiyle terörizmi ve
teröristleri korumaktan vazgeçmelerinin zamanı geldi.
Türk Silahlı Kuvvetleri, AB'nin silahlı alt organı değildir!" şeklindeki eleştirilerini dinlemek zorunda kaldığı
kaydedilmektedir. Bunun ardında, Ankara ve Avrupalılar
arasında, kurulma aşamasında bulunan AB müdahale birliklerine
eşit haklarla katılım konusundaki kavganın yattığı iddiasına yer verilen haberde, "Avrupalılar
üye olarak sadece AB ülkelerini
istiyorlar ki, Türkiye kendini yine
dışlanmış hissediyor. Öte yandan, yeni kurulacak birlik NATO lojistiğinden yararlanmak zorunda, burada da Türkiye'nin
veto hakkı var. Ankara konumunu güçlendirme
zamanının geldiğini düşünüyor.
Esasen Avrupa ile insan hakları konusunda
değil, ülkenin stratejik önemi hakkında konuşmak tercih ediliyor."
BELÇİKA BASINI:
De Standaard gazetesinin (04/10) "Türk Parlamentosu, Anayasa
Değişikliğini Onayladı" başlıklı haberinde, Türk Parlamentosu'nun,
"Ülkenin AB'ye girmesini kolaylaştıracak bir
dizi Anayasa değişikliğini onayladığı", 34 Anayasa değişikliğinin 474 olumlu, 16 karşı oyla Parlamentoda kabul
edildiği bildirilmektedir. Değişikliklerin Cumhurbaşkanı tarafından
onaylanıp yürürlüğe girmesinin bir yıl sürmesinin beklendiğine işaret edilen haberde, AB'nin ise, anayasadaki
değişikliklerin bu yıl yürürlüğe konmasını istediği belirtilmektedir. Haberde, değişiklikler sonucu "radyo
ve televizyonlarda Kürtçe yayınların
bundan böyle yasak olmayacağı,
ancak, yetkililerin milli güvenlik nedenleri ile
bu programları her an durdurabilecekleri, Kürtçe eğitimin yasak kalacağı, Türk devletinin, Kürtleri bir azınlık
olarak tanımadığı, idam cezalarının, terörizm ve savaş
suçları için uygulanacağından" hareketle, durumun çok değişmeyeceğini düşünen gözlemcilerin kötümser gözüktükleri
ifade edilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (04/10) "Anayasa Reformu: Paris'e Göre Cesaret Verici
Bir İşaret" başlıklı haberinde, Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan
bir açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımının
yolunu hazırlamak için Türk milletvekillerince kabul edilen geniş kapsamlı Anayasa reformunun "cesaret
verici bir işaret" olarak
nitelendirildiği bildirilmektedir. Fransa
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü François Rivasseau'nun, yaptığı açıklamada, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden
esinlenerek hazırlanmış" bu
Anayasa değişikliğinin "hükümet koalisyonu
ortaklarının ilerlemedeki kararlılıklarının cesaret verici bir göstergesidir" ifadesini kullandığı
ve yapılan düzenlemelerin "daha
geniş bir
düşünce ve ifade özgürlüğü yönünde bir gelişme" olduğunu
söylediği belirtilmektedir. Haberde, ayrıca, Rivasseau'nun, "Bu olumlu gelişme Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yakınlaşması
yönünde ileriye atılmış bir adımdır.
Bu yolda ilerlemeye devam etmesi ve
söz konusu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için
Türkiye'ye cesaret veriyoruz" dediğine de işaret edilmektedir.
AFP'nin (04/10) "Türkiye'deki Anayasa Reformu... Brüksel Memnun,
Ancak Daha Fazlasını Diliyor...Avrupa Konseyi,
Türkiye'deki Anayasa Reformunu Memnuniyetle Karşılıyor"
başlıklı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, Türk
milletvekilleri tarafından kabul edilen anayasa reformunu memnuniyetle karşılamakla birlikte, bunun Avrupa
Birliği tarafından saptanan ve aralarında idam cezasının
da bulunduğu birçok isteme göre "beklentilerin altında"
kaldığının altını çizdiği bildirilmektedir. Haberde, Komisyon'dan bir sözcü'nün,"Türk
milletvekillerinin çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, daha
demokratik bir Türkiye
istikametinde atılmış bir adımdır. Kuşkusuz, herşey
bu reformun yürülüğe girmesine bağlı olacaktır" dediği ve "İdam cezası gibi belirli noktalar üzerinde
gerçekleştirilen söz konusu değişikliklerin,
Avrupa Birliği tarafından
saptanan Katılım Ortaklığı'ndaki beklentilerin altında"
olduğunu vurguladığı ifade edilmektedir. Öte yandan, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkanı Lord
Russell-Johnston'un Strasbourg'da yaptığı açıklamada, Türkiye'de
"ezici çoğunlukla" kabul edilen anayasa reformunu memnuniyetle
karşıladığını belirterek, "boş ve etkisiz" olan idam
cezasına karşı olduğunu vurguladığı ve "Dün Türk parlamentosu
tarafından onaylanan anayasa reformu, Avrupa Konseyi
normlarına saygı çerçevesinde önemli bir adımdır" dediği kaydedilen haberde, yazılı metinde, "İdam
cezasının sınırlandırılmasına ilişkin kararı memnuniyetle karşılıyorum,
ancak Avrupa Konseyi'nin idam cezasına
şartsız bir şekilde karşı olduğunu
yineleme gereği duyuyorum" denildiğine işaret edilmektedir.
AFP'nin (04/10) "Anayasa Reformu: Başlangıç İyi Ancak Daha
İyi Olması Lazım" başlıklı Florence Biedermann imzalı haberinde,
oylanan geniş kapsamlı anayasa reformunun, sınırlı
olması nedeniyle ılımlı bir yaklaşımla karşılandığı, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne katılma yolunda ise önemli bir çaba olarak değerlendirildiği ve memnuniyet yarattığı
bildirilmektedir. Anayasa reformunun gazetelerin baş sayfalarında yer almadığı, daha çok bir anayasa
maddesinin değişikliğinin
reddedilmesiyle, "ılımlı bir İslamcı
lider olan” Recep Tayyip Erdoğan'ın
siyasi hayata geri dönüşünün tehlikeye
girmesine ilgi gösterildiğine dikkat çekilen haberde,
adının açıklanmasını istemeyen bir Avrupalı diplomatın, yaptığı açıklamada, "her zaman daha
fazlası istenebilir, ancak yine de
bu güzel bir çaba... Daha da fazlası
gerekiyor. Önemli olan değişikliklerin hayata geçirilmesi
ve uygulama kanunları" ifadesini kullandığına işaret edilmektedir. Türkiye'deki liberaller için bu reformun
oldukça yetersiz olduğu belirtilen haberde, Yargıtay
Başkanı Sami Selçuk'un, reformu, "zaman kaybı" olarak
nitelediği ve yeni bir anayasa oluşturulmasını talep etttiği, Türkiye Sosyal ve Ekonomik Etüdler Vakfı'ndan
(Tesev) Erol Tuncer'in de bu görüşü
paylaştığı, reformun AB'yi
tatmin etmek için yapılmış bir şey olarak gösterilmesinden
üzüntü duyduğunu belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, ayrıca, Hükümetin, Kasım ayında, Avrupa
Komisyonu'nun, Türkiye'nin AB
adaylığında kaydettiği ilerlemelerle ilgili olağan
raporundan önce meclisin bu reformu hızlı bir şekilde onaylaması gerektiği konusunda ısrarlı davrandığına işaret
edilmekte, İnsan Hakları Örgütü'nün
("Human Rights Watch"-HRW) çok
daha sert bir yaklaşımla, Türkiye'nin "büyük bir şansı kaçırdığını",
çünkü "reformların genel olarak, idam cezasını, düşünce
özgürlüğüne yönelik sınırlamaları muhafaza edeceğini ve tutukluları işkenceden koruyacak önlemlerden mahrum bırakmaya
devam edeceğini" ileri sürdüğü ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times gazetesinde (04/10) "Türkiye, İnsan Hakları
Üzerindeki Engelleri Hafifletecek Reformları Kabul Etti"
başlığı ve Leyla Boulton imzalı bir yazıda, anayasada yapılan değişiklik konusu ele alınmakta, Türkiye'nin,
Avrupa Birliği'ne katılım görüşmelerinin
başlatılması için gerekli kriterlerin
sağlanmasını hedefleyen reformların, polisin tutuklama yetkisinden, yolsuzluk ve diğer suçları işlediklerinden
şüphelenilen meclis üyeleri hakkındaki soruşturmaları
hafifletmeye kadar çeşitli alanları kapsadığı belirtilmektedir. Türkiye'de
1984 yılından bu yana hiçbir idam
cezasının uygulanmamasına rağmen, idam cezasının terör ve savaş hali ile sınırlandırıldığı bildirilen yazıda,
AB'nin, orta vadeli bir öncelik
olarak Türkiye'den idam cezasının
tamamen kaldırılmasını istediği hatırlatılmaktadır. Hükümet dışı bir örgüt olan Human Rights Watch'ın yapılan
değişiklikleri eleştirmesine rağmen,
reformların Türkiye'de heyecan
yarattığı belirtilen haberde, Ankara'daki AB diplomatlarının da yapılan değişikliklerden
cesaretlendikleri, ülkenin üyelik
için tam aday olarak kabul edilişinden hemen hemen
iki yıl sonra, Avrupa Komisyonu tarafından gelecek ay
verilecek yıllık gelişme raporunda övgüye layık görülebilecekleri, bir AB yetkilisinin, "Bu, yıllar
sonra bildirebildiğimiz en önemli gelişmedir. AB ve özellikle Avrupa
Parlamentosu tarafından da aynı şekilde karşılanmaması halinde
çok üzüleceğiz" dediği kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos gazetesinin (04/10) "Türkiye Güçsüz Durumda"
başlıklı Yorgo Kirtsos imzalı yorumunda, New York'un ikiz gökdelenlerine ve ABD Savunma Bakanlığı'na karşı
yapılan terör saldırısının
neden olduğu uluslararası siyasi krizin, Türkiye'nin
stratejik önemini ön plana çıkaracağına, ekonomik, azınlık ve diplomatik sorunlarını ön plana çıkardığı
ileri sürülmektedir. Haberde,
"Türkiye'nin Avrupa üyesi olma hedeflerinin
de ikiz gökdelenlerin enkazları altında kaybolup
gittiği" ifade edilmekte, "Türkiye'yi AB üyesi yaparak
Birliğin güçsüz hale gelmesini amaçlayan yeni düzen planları
döneminden, sözde Avrupalı, ancak Müslüman olan Türkiye ile yüksek rizikolu denemelerde bulunmaya izin vermeyen,
Hıristiyan Avrupa ile İslam arasında gelişmekte olan
bir kaos dönemine geçiyoruz. Türkiye, soğuk savaş ile yeni düzenin güçlü oyuncusu olan bir ülkeden, uluslararası
ilişkileri önemli, ancak büyük
sorunları olan bir ülkeye dönüşüyor”
denilmektedir.