
18/10/2001
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu'nun
(17/10)Türkiye'den Avrupa'ya Çağrı...
Batı'nın İslama Karşı Olmadığını Türkiye'yi Avrupa'ya Alarak
Kanıtlayın" başlıklı ve Nusret Özgül imzalı haberinde, TÜSİAD
ve İKV heyetlerinin Brüksel'deki temaslarından söz edilmekte,
temaslar çerçevesinde “Türkiye'den AB'ye bir çağrı var. Batının İslama karşı olmadığını Türkiye'yi
Avrupa ailesine alarak kanıtlayın”
denilmektedir. Hafta sonunda Belçika'nın Gent kentinde
AB liderlerinin toplanacakları, zirve toplantısında geleceğin Avrupası, genişleme ve teröre karşı mücadele
gibi Türkiye'yi de doğrudan
ilgilendiren konuların görüşüleceği belirtilen
haberde, AB komisyonunun da Türkiye ile ilişkiler açısından
yeni yönlendirmeler içerecek olan yıllık değerlendirme raporunu
hazırlamakta olduğu bildirilmektedir. TÜSİAD ve İktisadi Kalkınma
Vakfı heyetlerinin verdikleri mesajın özünün, "Dünyadaki gelişmelerin
ışığı altında Türkiye'nin bölgesindeki konumunun, Avrupa ile ilişkilerini ve gücünü yeniden iyice değerlendirmek,
alınacak kararları sağlıklı
analizlere dayandırmak” olduğu vurgulanan
haberde, TÜSİAD heyetinden Eski Büyükelçi Cem Duna'nın,
temaslarının ardından düzenlediği
basın toplantısındaki şu sözlerine
yer verilmektedir: "Yapılması gereken
işler zaten yapılması zorunlu işler. Yani bunlardan kaçış kurtuluş yok. Çünkü bunlar Türkiye'nin
menfaatine olan işler. Tüm kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki, özellikle
bu kriz nedeniyle Türk halkının
Avrupa Birliği üyeliği talebi azalmıyor
artıyor. Ve eğer Türkiye AB üyesi olursa mı daha fazla
güven içinde yaşar, AB'nin dışında kaldıkları zaman mı güven
içinde yaşar. Bunun cevabı açık herhalde zannediyorum." 11
Eylül tarihinin Türkiye ile AB ilişkileri açısından da bir dönüm noktası olabileceği ifade edilen haberde, Türkiye'nin,
TÜSİAD VE
İKV heyetlerinin Brüksel'e yaptıkları uyarının içeriğinin
şu temele dayandığı ifade edilmektedir: “Müslüman, laik
ve demokratik Batı ile bütünleşmiş
bir Türkiye'nin bu özellikleri
ile bölgesinde bir model olduğu tüm dünya tarafından açık bir şekilde anlaşılmalıdır
ve AB, Türkiye'nin üyelik çabalarını
sadece desteklemekle kalmamalı, üyeliğe giden adaylık sürecinde hızlandırıcı düzenlemeleri yapmalıdır.”
ALMAN BASINI:
Der Spiegel dergisinde (15/10) "ABD'ye Yönelik Terör Saldırılarından
Sonra Alman Dış Politikasındaki Yeni Arayışlar ve
Gelişmeler" başlığıyla yeralan bir yazıda, ABD'deki terör saldırılarından
sonra dünya düzeninin yeniden oluşumunda
Almanya'nın daha büyük
sorumluluk üstlendiği ve Almanya Başbakanı
Schröder'in “yeni yapılanmalar olmuştur ve bu yeni yapılanmalarda Almanya
da yerini almalıdır” dediği vurgulanmaktadır.
Almanya'nın ABD'nin de onayı ile Orta Doğu'da arabuluculuk yaptığı ve
Balkanlarda liderlik sorumluluğunu üstlendiği
belirtilen yazıda, Başbakan Schröder'in Almanya'nın uluslararası krizlerde
arka planda kalmak zorunda olduğu dönemlerin
bir daha gelmemek üzere kapandığını ifade ettiği ve
“Almanya'nın devlet bütünlüğünün yeniden sağlanmasından ve tam
egemenliğimize yeniden kavuşmamızdan sonra, farklı bir şekilde
uluslararası sorumluluğun hizmetine girmeliyiz” dediği kaydedilmektedir.
Yazıda, Almanya Başbakanı Schröder'in, Almanya'nın
dünyada hakettiği yeri alabilmesi için uluslararası alanda askeri bakımdan da görev almaya hazır olmasının gerektiğini
kavradığı belirtilerek, Avrupa devletlerinin ABD'nin
en iyi dostu konumunda gözükebilmek amacıyla birbirleriyle
yarışa girdikleri ifade edilmektedir. Almanya Dışişleri Bakanı Fischer'in, AB'nin kendisini bir güç
olarak gösterebilmesi için planlanandan daha hızla birleşmesi gerektiği görüşünü
ileri sürdüğü ve Başbakan'ın da aynı görüşte olduğu kaydedilen
yazıda, Avrupa'nın küresel olarak hareket edebilmesinin,
ancak Almanya'nın dünya olaylarının soğuk gerçeğine doğru adım atmasıyla mümkün göründüğü
belirtilmektedir. Yazıda, ortak
bir Avrupa dış politikasının her zamankinden daha az
mevcut olduğu ileri sürülmekte, ABD Başkanı Bush'un konuşmalarında
kendilerine destek veren bazı Avrupa ülkelerinden bahsettiği ama Avrupa Birliği'nin
sözünü bile etmeye değer görmediği
yorumunun yapıldığına işaret edilmektedir. Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası için alınan kararlar yokmuş
gibi her Avrupa ülkesinin eskiden
olduğu gibi kendi eylem planlarını
AB dışında oluşturduklarına dikkat çekilen yazıda AB'nin teröre karşı
askeri açıdan katkıda bulunamayacağı için siyasi
ve mali yardım yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. Yazıda, ayrıca, Türkiye'nin AB ordusu üzerinde söz hakkı
istediği, 15'lerin ise bunu
reddettikleri ve Türkiye'nin ABD Başkanı
Bush'un desteği ile AB ordusunun NATO'nun askeri araçlarından
yararlanmasını engellemesi nedeniyle 2003 yılı sonu için planlanan AB ordusunun göreve hazır olmasının gerçekçi
olmadığı ifade edilmektedir.
ERMENİ BASINI:
Noyan Tapan ajansının (16/10) "Türkiye'nin AB Üyeliğine İlişkin
Dokümandan Soykırımın Tanınması Talebi Çıkartıldı; Gerekçe
Olarak Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonu'nun Engellenmemesi
Gösterildi" başlıklı Internet sayfasında yayımlanan yazısında Avrupa Parlamentosu'nun Fransız milletvekillerinden
Alen Lamansur tarafından Türkiye'nin AB üyeliğine
ilişkin olarak hazırlanan raporun, Avrupa Parlamentosu'nda
23-25 Ekim tarihlerinde görüşüleceği hatırlatılmakta,
Türkiye'nin Ermeni soykırımı gerçeğini kabul etmesi talebinin ise rapordan çıkartılmış bulunduğuna
dikkat çekilmektedir. Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF) bürosunun Erivan
şubesi siyasi konular sorumlusu Kiro Manoyan'ın ifadesine göre
de ARF'nin Avrupa Hay Dat (Ermeni Sorunu) bürosunun, bu raporun benimsenmemesi amacıyla Avrupa Parlamentosu
nezdinde çeşitli girişimlerde bulunduğu ifade edilen yazıda,
Avrupa Parlamentosu Siyasi
Komisyonu'nun, 10 Ekim'deki toplantısında benimsediği
raporun içeriğinden söz edilmektedir. Hay Dat Avrupa temsilciliğinin,
Lamansur raporunun Avrupa Parlamentosu genel kurulunda
düzeltilmesinin, Avrupa Parlamentosu'nun
daha önceki kararlarının teyit edilmesi ve Türkiye'den de Ermeni soykırımını
kabul etmesinin ve Ermenistan'la
olan ilişkilerini normalleştirmesinin
istenmesi amacıyla Avrupa'daki tüm demokratik
güçlere bir çağrıda bulunduğu
kaydedilen yazıda, “Kiro
Manoyan'ın bildirdiğine göre Hay Dat Avrupa temsilciliği, Avrupa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımını
tanıdığı ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini de soykırımı kabul
etme koşuluna bağladığı Temmuz
1987 tarihli Avrupa Parlamentosu kararında
bir değişiklik yapılmasına meydan vermemek
amacıyla yeni etkinlikler de planlıyor.
Kiro Manoyan'a göre özellikle de
Fransa Ermeni cemaati, Lamansur raporunu protesto etmek amacıyla
24 Ekim günü Strasbourg'daki
Avrupa Parlamentosu binasının önünde
bir gösteri düzenlemeyi planlıyor” denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV Kurumu'nun (ERT) (17/10) "Yeni Demokrasi Partisi, Türkiye'nin Bölgede Rolünün Artması Olasılığından
Büyük Rahatsızlık Duyuyor" başlıklı Internet sayfasından
alınan bir haberinde, Ana Muhalefet Yeni Demokrasi Partisi (ND) Başkanı Konstantinos Karamanlis'in, AB üyesi ülkelerin
Atina Büyükelçilerine verdiği öğle yemeğinde, kendileriyle
uluslararası gelişmeleri ve AB'nin geleceğini görüştüğü
ve burada yaptığı konuşmada, partisinin teröre tamamen karşı olduğunu ve özgür ve uygar dünyanın
aralarında teröre karşı işbirliği
yapması gerektiğini yinelediği ve terörist veya
suçluların faaliyetlerine ideolojik, dini veya kültürel hiçbir gerekçe veya bahane olamayacağını vurguladığı bildirilmektedir.
Karamanlis, bunun AB'ye, bütün vatandaşlarına güvenlik,
adalet ve özgürlük sağlaması konusunda ortak bir dış politika ve savunma politikası oluşturması için dürtü
olması gerektiğini belirtti.
Karamanlis'in, ayrıca, AB'nin bölgesel krizlerde
başrolü oynama konumunda olduğunu bildirdiği ve buna örnek olarak Orta Doğu sorununu ve Balkanlardaki durumu örnek
gösterdiği belirtilen haberde,
AB'nin kendi özel rolünü oynaması için
ortamın müsait olduğu konusunda görüş birliğinin sağlandığı, Irak'a muhtemel bir saldırı konusunun da gündeme geldiği,
ancak tarafların, Arap dünyasındaki ve NATO ittifakı içindeki dengelere etkileri
olabileceği için, Irak konusunda çekimser ve tereddütte kaldıkları ifade
edilmekte, Yeni Demokrasi Partisi'nin bir yetkilisinin
de, bölgedeki olumsuz etkilerinin yanı sıra Türkiye'nin
rolünü de arttıracağı için, Irak'ın bu olaya karışması
olasılığından büyük endişe duyduklarını söylediği kaydedilmektedir.
Bu arada Anadolu Ajansı'nda (16/10) Berlin çıkışlı olarak yeralan
bir haberde, Almanya'nın eski Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel'ın
Liberal Türk-Alman Birliği (LTD) tarafından Almanya'da düzenlenen panelde
yaptığı konuşmada, Türkiye'nin İslam ülkesi olmasının AB üyeliği açısından
önemli olmadığı şeklindeki sözlerine
yer verilmektedir. Panelde yaptığı konuşmada Kinkel'in, Türkiye'ye uzun yıllardan
bu yana umut verildiği ve bu ülkenin birçok Avrupa kuruluşuna üye olduğunu ifade ederek, Lüksemburg
Zirvesinde Türkiye'ye üyelik statüsü
verilmemesinin Türkiye'yi daha
fazla reformlar yapma yönünde teşvik ettiğini belirttiği kaydedilmektedir.
Almanya eski Dışişleri Bakanı Kinkel'in, Türkiye'nin
AB üyeliğini desteklediğini ve Türkiye'deki reformların beklenen düzeyde olmasa da olumlu olduğunu
ifade ederek, “Bence 11 Eylül'de
ABD'de meydana gelen üzücü olaylar Türkiye'nin
üyelik şansını daha da artırmıştır.
Çünkü Türkiye'nin jeopolitik
konumunun önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Türkiye'nin AB'ye alınmasını ABD zaten her zaman istiyordu"
dediği bildirilmektedir.