
25/10/2001
ANKARA, 25/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 24 Ekim tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine değinen haber
ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (24/10) "Türkiye Erkeklerin Egemen Olduğu Medeni Kanunu
Değiştiriyor" başlıklı haberinde, Türk Medeni Yasası'nda yapılmaya
çalışılan düzenlemelerden sözedilmekte, yapılan düzenlemeyle Türkiye'de kadın haklarının geliştirilmesinin
amaçlandığı belirtilmektedir.
Haberde, değişikliklerin bu ay sonunda
oylanması ve Parlamento'dan geçmesi halinde yeni Medeni Yasanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayından
sonra 1 Ocak 2002'de yürürlüğe
girmesinin beklendiği belirtilmekte, değişiklikler, “Avrupa Birliği üyesi
olmak için çabalayan Türkiye, kadın haklarını
geliştirmek için 76 yıllık Medeni Kanun'da
düzenlemelere gidiyor” şeklinde değerlendirilmektedir.
Amerika'nın Sesi Radyosu'nun (24/10) "Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Gerginlik" başlıklı Nusret Özgül
imzalı haberinde, Avrupa
Parlamentosu'nun yapacağı görüşme öncesinde, Ermeni,
Kürt, Kıbrıs ve Yunan lobilerinin Türkiye
kararını sertleştirme çabalarının
tepkiyle karşılandığı, öte yandan, AB dönem
başkanlığının, iki ayrı deklarasyonda, Türkiye'ye siyasi reform
ve Kıbrıs konularında çağrıda bulunduğu, Türkiye'nin AB nezdinde
Daimi Büyükelçisi Nihat Akyol'un da Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile görüştüğü ve hükümetin gelişmelerle
ilgili kaygılarını ilettiği
bildirilmektedir. Haberde, Prodi'nin, Türkiye'nin
kuşku duymaması gerektiğini belirttiği, endişeli gözükmediği ve Ankara ile diğer aday başkentler arasında
ayrım güdücü bir politika
izlemediklerine dikkat çektiği vurgulanmakta, Ankara'nın, Avrupa
Parlamentosu'daki Türkiye tasarısının değişiklik
önergelerinin sertleştirilerek karara dönüşmesinden ve
hedefinden sapmasından endişe duyduğu, kaygılı olanlar arasında
Türk iş dünyasının temsilcilerinin de olduğu kaydedilmektedir.
TÜSİAD'ın sert bir bildiri yayınladığı ve ayrıca
Avrupa milletvekillerine birer mektup göndererek, özellikle Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye tarafından
tanınmasını isteyen önergeler
sunulması, “tahrikkar, riyakar ve hiç
bir tarafın çıkarına hizmet etmeyen bir davranış” olarak değerlendirildiği
belirtilen haberde, bu girişimlerden memnuniyet duyan
ve yarar sağlayanların ise, “AB ve Türkiye'de paranoyak ve ırkçı
bir muhalefet oluşturan çevreler olduğu” ifade edilmektedir. Haberde, diğer
önergelerde ise Kürt sorununa siyasi çözüm istendiği,
Türkiye'nin Kıbrıs Türkleri üzerinde baskı yaparak müzakerelere
dönüşlerini temin etmesinin talep edildiği belirtilmekte, Belçika dönem başkanlığının, Avrupa
Komisyonu Başkanı Prodi ile Genişlemeden
Sorumlu Komiser Verheugen'in Kıbrıs
Rum tarafına yapacağı önemli ziyaret öncesi bir deklarasyon yayınladığı, deklarasyonda, Kıbrıs Türk
tarafının 12 Eylül görüşmelerine
katılmayı reddetmesinden duyduğu hayal kırıklığının
bir kez daha tekrarlandığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun, kalıcı ve genel bir çözüm arama çabalarına
şartsız destek verildiğinin
vurgulandığı, ayrıca ilgili tüm tarafların
Kıbrıs'ın üyelik müzakereleri tamamlanmadan siyasi bir çözüm bulmaya çağırıldığı bildirilmektedir.
Haberde, ayrıca, bir başka
deklarasyonda ise Belçika'nın, birlik dönem başkanı sıfatıyla
Türkiye'den başlattığı reformları sürdürmesini ve uygulamada yaşama geçirerek, mevzuat değişikliklerini katılım
ortaklığı süreci şartlarına
uygun biçimde yapmasını istediği, anayasal
reformların, demokratikleşme ve ulusal programın hedeflerinin uygulama yolunda bir ilk aşama olduğunun da kaydedildiğine
işaret edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinin (24/10) "Güçlenen Türkiye ile AB Arasında
İçin İçin Yanan İhtilaf" başlıklı ve Wolfgang Böhm imzalı
yazısında, 11 Eylül'den sonra “Arap dünyasına karşı coğrafi açıdan anahtar pozisyonunun” Türkiye'yi, ABD'nin
en önemli müttefiklerinden biri
haline getirdiği ifade edilen yazıda,
“Türkiye'nin iyi kartları olduğu, yalnızca önemli bir askeri
üs olmakla kalmayıp muhtemel bir arabulucu sayıldığına” işaret
edilmekte ve bu durumun Türkiye-AB ilişkilerini de etkilediği
ileri sürülmektedir. Yazıda, Ankara'nın son olarak, Afganistan ve onun komşu ülkelerindeki nazik durumu gözönünde
bulundurarak, Batılı ülkeler ile İslam ülkeleri arasında siyasi bir
köprü işlevi görmeyi teklif ettiği, ancak, Türkiye'nin kendine
güveninin artmasının, AB ile ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği, çünkü
Türk hükümetinin, Birliğin NATO
kaynaklarından yararlanmasına, hele de şimdi, hiç razı olmayacağı
sinyalini verdiği, ama bu
kaynakların, AB'nin kriz birliği planını gerçekleştirmesi
için şart olduğu, NATO çevrelerinin,
"şu sıralar Türkiye ile yapılacak
birşey yok" dedikleri, AB Güvenlik
Politikası Komisyonu'ndaki Avusturya temsilcisi Büyükelçi Franz Josef Kuglitsch'in, yakında görüş birliğine
varılması konusuna pek iyimser
bakmadığı ifade edilmektedir. ABD'nin
uzun zamandan beri, AB'nin Türkiye'ye üye olabilmek için gerçek bir şans tanıması konusunda ısrar ettiğine
dikkat çekilen yazıda, “Türkiye'nin
şu sıralar, daha fazla demokrasi, düşünce
özgürlüğü ve azınlık hakları konusundaki talepleri karşılayacak
bir anayasa reformu gerçekleştirmekte olmasına rağmen, Birlikte ülkenin tamamen entegre olmasını hızlandırma
eğilimi görülmüyor. Aksine
adaylık statüsünün Türkiye'nin elinden
alınmasını isteyen sesler yükselmeye başladı” denilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (24/10) "Türkiye, AB'nin İlerleme Raporuna Umut Bağlıyor" başlıklı Elif Ünal'ın haberinde, Türkiye'nin
Avrupa Birliği Genel Sekreteri
olarak Volkan Vural'la yapılan bir
röportajdan söz edilmekte, Volkan
Vural'ın görevinin Türkiye'yi Avrupa
Birliği'ne üye olmaya hazırlamak olduğu ifade edilmektedir. Volkan Vural'ın Ankara'nın sıkı AB üyelik kriterlerini
yerine getirmesini sağlamak için
insan hakları, demokrasi ve ekonomi konularında
reformları yürüten bir ekibin başında bulunduğuna işaret edilen haberde, yeni onaylanan reform paketini sıkıca
elinde tutan Vural'ın, Türkiye'nin,
reformların hayata geçirilmesi
alanında şu anki hızını sürdürürse 2004'de tam üyelik
görüşmelerine başlama yolunda olduğunu söylediği ve "AB'nin, Türkiye'nin son birkaç ay içinde özgürlüklerin
daha fazla kullanılması ve artırılması
yönünde attığı büyük adımları kabul
edeceğini umuyorum" dediği aktarılmaktadır. AB'nin kasım ayında ülkenin kaydettiği ilerleme konusunda bir rapor yayımlayacağı
için Türkiye üzerinde büyük bir baskı olduğuna dikkat
çekilen haberde, Türkiye'nin, eylül ayında, siyasi partilerin
kapatılmasının zorlaştırılması, Kürtçe üzerindeki yasakların azaltılması, "terör suçları" dışında
idam cezasının kaldırılması ve gözaltı süresinin kısaltılması için
hazırlanan anayasa değişikliklerini
kabul ettiğinde büyük bir adım atmış olduğu
ifade edilmektedir. Değişiklikleri memnuniyetle karşılayan AB'nin, Türkiye'den
Kıbrıs'ın bölünmüşlüğüne bir çözüm getirmek için BM himayesinde yapılan görüşmelerde
ilerleme kaydedilmesini ve daha
esnek olunmasını istediği vurgulanan
haberde, AB'nin kasım ayında ilerlemeleri resmi olarak
kabul etmesinin, yabancı krediye çok ihtiyacı olan ve 11
Eylül'de ABD'ye yapılan saldırılardan sonra NATO'nun tek Müslüman
üyesi olarak imajını güçlendirmeye uğraşan Türkiye'ye büyük mali krizinden çıkmasına yardımcı olacağı
belirtilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı'nın (KİPE) (24/10) Internet sayfasında yayımlanan "AB, Denktaş'ın Kıbrıs Konusundaki
Tutumunu Üzüntüyle Karşılıyor"
başlıklı haberinde, Avrupa Birliği tarafından
yapılan açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda
Türk tarafının tutumunu üzüntü ile karşıladıkları dile getirilirken, Kıbrıs'ın AB'ye üye olmadan önce
soruna , siyasi bir çözüm bulunması için Türk tarafına, BM
ile işbirliği yapma çağrısında
bulunulduğu bildirilmektedir. Avrupa
Birliği dönem Başkanı Belçika'nın, BM Güvenlik Konseyi Başkanı
ile aynı görüşte olduğunu vurgulayarak "15" ülke liderlerinin
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa BM
kararları temelinde toplu bir çözüm bulunması çabalarını
desteklediklerinin altını çizdiğine işaret edilen haberde, açıklamada,
Kıbrıs'ın AB üyelik müzakerelerinin sona ermeden önce
tüm ilgili tarafların soruna siyasi bir çözüm
bulunması yönünde işbirliği
yapmaları çağrısında bulunulduğu belirtilmekte, öte yandan ABD'nin Kıbrıs konusundaki arabuluculuk çabasının
devam ettiği bildirilmektedir.
Fileleftheros gazetesinin (24/10) “AB; 2002'de Çözüm İstiyor”
başlıklı haberinde, AB Dönem Başkanı Belçika'nın, üye ülkelerin de ortak görüşüyle, biri Kıbrıs diğeri
de Türkiye için olmak üzere yaptığı
iki açıklamadan söz edilmekte, Kıbrıs'la
ilgili açıklamada, AB'nin, BM Güvenlik Konseyi'yle aynı paralelde hareket ederek, Kıbrıs Türkleri'nin
tutumundan duyduğu hayal kırıklığını
belirttiği, ilgili tarafları Kıbrıs-AB üyelik
müzakereleri tamamlanmadan önce 2002 yılı içinde bir çözüm için işbirliği yapmaya çağırdığı
bildirilmektedir. Haberde, Avrupa
Parlamentosu Kıbrıs Raportörü Lamaur'un ise raporunda, 2002'de
AB müzakereleri tamamlandığında tarafların Kıbrıs konusunda takınacakları tavırla değerlendirileceklerini
belirttiği aktarılmakta, AB açıklamasında ayrıca, Türkiye'nin
demokratikleşme yönündeki adımlarına da değinildiği ve cesaret verici
bulunduğu kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR