07/11/2001     

    ANKARA, 07/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 06 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin (06/11)  "Ankara'dan Sert Açıklama" başlıklı ve Wolfgang Günter  Lerch imzalı yorumunda, Kıbrıs'ın, 1974 yılından bu yana  kuzeydeki Türk kesimi ve güneydeki Rum kesimi olarak ikiye  bölünmüş durumda olduğu, bu bölünmeyi gidermek için yapılan  tüm uluslararası girişimlerin başarısızlığa uğradığı,  Ankara ve Atina arasında 1999 ve 2000 yıllarında oluşan  yakınlaşmanın da ilişkileri bir yere götürmediği ve şimdi   yerinde saydığı ifade edilmektedir. Başbakan Bülent Ecevit  ile Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in son açıklamaları  nedeniyle, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi  Alvaro de Soto'nun da bir çözümü harekete geçirebileceği  ümidinin çok az olduğu vurgulanan yorumda, Afganistan'daki  teröre karşı savaş nedeniyle siyasi değerinin arttığını  gören Ankara'nın, pozisyonunu pekiştirdiği kaydedilmekte  ve “Eğer Rum Kesimi tarafından temsil edilen Kıbrıs, ilk  genişleme turunda AB'ye üye olursa, Kuzey ilhak edilmek  zorunda kalınacak. Ankara'da eskiden bilinen bir tehdit  tam da şimdi neden tekrarlandı? Türkiye konfederasyona  ilişkin kendi çözümünü kabul ettirmek istiyor ve şimdi bu  konuda daha uygun şartların oluştuğunu düşünüyor. Bunun  dışında stratejik önemi nedeniyle zamana oynayabileceğine   inanıyor” denilmektedir.

            Die Welt gazetesinin (06/11) “Kıbrıs Sorun Olacak”  başlıklı ve Andreas Middel imzalı yorumunda, Başbakan Bülent  Ecevit'in Kıbrıs konusundaki açıklamasının, AB ve Ankara  arasında Kıbrıs konusundaki uzlaşmazlığın kızışmasına yol  açtığı ileri sürülmekte, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Gunther Verheugen'in "Bu tür açıklamalardan üzüntü   duyuyoruz" dediği ve “bu tür tehditlerin üyelik görüşmelerinin  gerçekleşme seyrini değiştiremeyeceğini özellikle vurguladığı” belirtilmektedir. Yorumda, AB'nin, Aralık 1999'da Kıbrıs  uzlaşmazlığına bir çözüm bulunması temennisinde bulunduğu,  ancak adanın AB'ye girişi için çözümün zorunlu bir koşul  olmadığı kararı ile adanın güneyindeki Rum kesiminin üyeliği   için ağırlığını koyan Yunan hükümetinin beklentilerini yerine  getirmiş olduğu, bu taviz ile AB'nin, Atina'nın tüm üyelik  sürecini desteklemesini garanti altına almak istediği, çünkü   Brüksel'in, Kıbrıs'ın ilk üye olacak ülkeler arasında  yeralmaması durumunda Yunan hükümetinin tüm genişleme  sürecini veto edeceği düşüncesinde olduğu kaydedilmektedir.  Brüksel'in yorumuna göre, Türkiye'nin AB'ye girişini  hızlandırmak için Kıbrıs'ı koz olarak kullandığı ileri  sürülen yorumda, “Kıbrıs'ın kuzey kesiminin ilhak edileceği  tehditlerinin, NATO ve AB arasındaki Avrupa Acil Müdahale  Gücü görüşmelerini de kesintiye uğratacağı” ifade  edilmektedir.

            ERMENİ BASINI:

            Asbarez gazetesinin (06/11) Internet sayfasında "Avrupa  Ermeni Birlikleri Forumu (Faae), Türk-Ermeni Uzlaştırma  Komisyonu'ndaki (Tarc) Ermeni Üyeleri İstifaya Çağırdı"  başlığıyla yayımlanan bir yazıda, Avrupa Parlamentosu  tarafından 25 Ekim'de kabul edilen Türkiye'nin birliğe kabul  edilme yönünde kaydettiği ilerleme konusundaki Fransız üye  Alain Lamassoure tarafından sunulan karar tasarısından söz  edilmekte, ancak geçen yıl benimsenen benzer bir metindekinin  aksine bu kararda, Türkiye'nin AB'ye katılma koşullarından  birinin de 1915 Ermeni soykırımını tanıması olduğunun  belirtilmediğine dikkat çekilmektedir. Buna gerekçe olarak da,  "geçmişin anlaşılmasında ortak bir noktaya ulaşmak amacıyla"  yeni kurulmuş bulunan Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonu'nun   çalışmalarına zarar vermekten kaçınma isteğinin gösterildiğine  işaret edilen yazıda, Ermeni soykırımının bu komisyonun  gündeminde hiçbir zaman yer almadığı ileri sürülmektedir.

           

            FRANSA BASINI:

           

            AFP'nin (06/11) "İsmail Cem'in Atina Ziyaretine Kıbrıs  Gölgesi Düştü" başlıklı Sibel Utku'nun haberinde, Dışişleri  Bakanı İsmail Cem'in Yunanistan'a yapacağı ziyaretten söz  edilmekte, ancak bu ziyarete, Güney Kıbrıs'ın AB'ye girmesi  durumunda Kuzey Kıbrıs'ı ilhak edeceğini söyleyen Ankara'nın  tehdit gölgesinin düştüğü ifade edilmektedir. Kıbrıs  sorununun, Türkiye'nin, Aralık 1999 yılında kabul edilen  AB'ye aday üyeliği üzerinde ağırlığını hissettirdiğine işaret  edilen haberde, adada siyasi bir çözüm olmadan da AB  üyeliğinin mümkün olduğu görüşünün, Kıbrıslı Rumlar ve  Yunanistan için çok büyük bir başarı olduğu, ama bunun,  Türkiye için diplomatik bir felakete yol açabileceği  kaydedilmektedir.

            KIBRIS RUM BASINI:

            Kıbrıs Haber Ajansı'nın (KIPE) Internet sayfasında  (06/11) "Boatler, Ülkesinin Kıbrıs'ın AB'ye Üyeliğini  Desteklediğini Açıkladı" başlığıyla yayımlanan haberde,  ABD'nin Lefkoşa Büyükelçisi Donald Butler'in, Kıbrıs Rum  Kesimi lideri Glafkos Kleridis'i ziyaretinden çıkarken  yaptığı açıklamada, ülkesinin, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini ve  bununla ilgili Helsinki kararını desteklediğini ve üyelik  sürecinin, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm  bulunması için ivme olabileceğini düşündüğünü söylediği  bildirilmektedir. Haberde, Butler'in açıklamasında, Başbakan  Bülent Ecevit'in "Kıbrıs'ın AB'ye üye olması durumunda  Türkiye'nin işgal altındaki toprakları ilhak edeceği"  yolundaki açıklamasını doğrudan yorumlamaktan kaçındığı,  ülkesinin, Kıbrıs'ın AB üyeliğinden yana tavrını yinelediği  ve arabulucuların, Kıbrıs sorununa BM gözetiminde görüşmeler  yoluyla bir çözüm bulunması için çalıştıklarını vurguladığı  da aktarılmaktadır.

           

            LÜBNAN BASINI:

            Daily Star gazetesinin (06/11) Internet sayfasında  "Türkiye Yönetimi İçin Stratejik Bir Nimet" başlığıyla ve  Muhammed Nureddin imzasıyla yeralan bir yazısında,  Türkiye'nin stratejik konumundan kaynaklanan bir şansa sahip  olduğu ve bu şansın tarihte dört kez “Türkiye'nin yüzüne  güldüğü” ifade edilmekte ve bu fırsatlar şöyle  belirtilmektedir: “1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması,  parçalara bölünen bir Türkiye'nin büyük ülkeler, Ermeniler  ve Kürtler arasında paylaşılmasını öngörüyordu. Ancak Mustafa  Kemal Atatürk önderliğindeki Ankara, İngilizlerle yaptığı bir  anlaşmayı becerikli bir biçimde kullandı. Anlaşma  çerçevesinde İngilizler, stratejik anlamda Batı'ya yönelik  bir ideolojik dönüşüm karşılığında Türkiye'nin kurtulmasına  ve birlik halinde kalmasına olanak tanıdılar. Bunun sonucunda  ortaya çıkan da, Türkiye'nin mevcut sınırlarını belirleyen ve  Ermeni ile Kürt kabuslarının gerçekleşmesini engelleyen 1923  Lozan Antlaşması'ydı. İkinci fırsat, İkinci Dünya Savaşı  bittiğinde ve dünya birbirine hasım komünist ve kapitalist  kamplara bölündüğünde ortaya çıktı. Türkiye, konumu sayesinde   NATO'nun Sovyetler Birliği karşısındaki öncü kuvveti haline  geldi ve bu ittifak içindeki üyeliği de izleyen elli yıl  boyunca toprak bütünlüğünü korumasını sağladı. Soğuk Savaş'ın  bitimi ve SSCB'nin çökmesiyle birlikte birçokları, Türkiye'nin  Batı kampındaki stratejik değerinin azalacağı ya da ortadan  kalkacağını düşündü. Ancak bu ülkenin çevresinde (Balkanlar,  Orta Doğu ve Kafkaslar) yeni sorunlu noktalar oluşması ve  Türkiye ile köken, dil, kültür ve din bağları olan yeni  bağımsız ülkeler (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve  Kırgızistan), ABD'nin Avrasya politikaları kapsamında  Türkiye'nin öneminin bir kez daha teyit edilmesini sağladı.  Bu sayede de Türkiye 1990'lı yıllar boyunca makbul bir  müttefik olarak kaldı ve 1996 Şubat'ında İsrail ile kurduğu  askeri ittifakla da bu konumunu daha da güçlendirdi.  Washington ve New York'ta gerçekleştirilen 11 Eylül   saldırıları da Türkiye'ye iki şeyi yapabilmesi için şaşmaz   bir fırsat kazandırdı: Washington'un Afganistan, Irak ya da  diğer hasım örgütlere karşı atacağı adımlar ne olursa olsun  önemli bir ülke olduğunu göstermek ve söz konusu adımları   Türkiye'nin yeni bölgesel hedeflerine hizmet edecek şekilde  kullanarak yurtiçi terörizm ile 'İslami tehdit' sorununa   ilişkin tavrına da haklılık kazandırmak.” 11 Eylül  olaylarının, Türkiye'nin kendi gündemi açısından da yönetim  için bir nimet oluşturduğu ileri sürülen yazıda, NATO'nun,  herhangi bir üyeye yönelik bir saldırının tüm üyelere yapılmış  sayılmasını sağlayan beşinci maddeyi yürürlüğe koymasının,  Ankara'yı PKK karşısında güçlendirdiği kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir: “ABD'nin terörle savaşı konusunda NATO'nun  üstlendiği rol, Türkiye için daha da memnuniyet verici bir  sonuç daha doğurdu: Avrupa Birliği (AB) için birleşik bir  ordu kurma fikrinin bir yana bırakılması. Türkiye, AB üyesi  olmadığı gerekçesiyle bu gücün kurulmasına yönelik girişimlerin   dışında bırakılmıştı. Ancak 11 Eylül'ün yol açtığı değişimden  sonra bu yöndeki çabaların tekrar başlatılması halinde  Türkiye'yi dışlamanın sürdürülmesi zor olacak... Türkiye'nin  Avrupa ile olan ilişkilerindeki büyük bir zaafı da, doğal  olarak, AB üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüyle  bağlantılandırılması beklentisi. ABD'nin uluslararası terör  politikasının yürütülmesinde Türkiye'nin önemli bir rol  üstlenmesi, Türkiye'ye Kıbrıs konusunda daha lütufkar  davranılması için ABD'den Avrupa'ya baskılar gelmesini de  pekala sağlayabilir... Türkiye her zaman Amerika'nın  yörüngesinde dönmüştür ve belirtilen bütün bu kazanımları  sağlamak ve mali desteğin sürmesini teminat altına almak  istiyorsa da bunu sürdürmek zorundadır. Türkiye'deki gerçek  kararları alanın hükümet olmadığı da akılda tutularak bu ülke,  bir yandan savaşta faal bir rol üstlenecek bir yandan da  pazarlık masasında bir yer ve yağmadan bir pay talep edecek  gibi görünüyor. Ankara, bu 'dördüncü fırsatı' bütünüyle  yakalamak niyetinde. Aksi takdirde doğacak sonuçlar, gerek  yönetimin gerekse ülkenin geleceği açısından korkunç  olabilir.”

            RUSYA BASINI:

            Vesti  gazetesinin (06/11) “Türkiye'deki İsyan” başlığı  ve Vladimir Tuçkov imzasıyla Internet'ten alınan bir  haberinde, Türkiye'de hala açlık grevlerinin sürdüğü, bu  bağlamda İstanbul'da bir eve düzenlenen operasyonda ölenlerin  bulunduğuna dikkat çekilmekte, bu durumda, Avrupa Birliği'nin  konuya kayıtsız kalmayacağı ileri sürülmektedir. 07/11/2001   14:31:37

 

            

 

         ESKİ SAYILAR