08/11/2001     

    ANKARA, 08/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 07 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            Los Angeles Times gazetesinin (07/11) "Düzenlenen  Baskında Açlık Grevi Eylemi Yapan En Az Dört Kişi Öldü" başlıklı  ve Amberin Zaman imzalı haberinde, “hapishane koşullarını  protesto etmek amacıyla açlık grevi eyleminde bulunan ve  kendilerini zorla hastaneye kaldırmak isteyen polislere karşı  teslim olmak yerine bulundukları meskeni ateşe verdikten sonra  dört kişinin öldüğü” ileri sürülen İstanbul'daki olaydan söz  edilmekte, Türkiye İnsan Hakları Derneği'nin, ölü sayısının  altıya çıktığını ve bu kişilerin nasıl öldüklerinin netlik  kazanmadığını belirttiği bildirilmektedir. Haberde, Batılı  diplomatların bu konuda, baskınların Avrupa Birliği'ne üye  olmak isteyen Türkiye'ye yardımcı olmayacağını söyledikleri  vurgulanmakta, AB hükümetlerinin uzun süredir ülkenin kötü  durumdaki insan hakları sicilini Türkiye'yi dışlama nedeni  olarak gördükleri kaydedilmektedir.

            Christian Science Monitor gazetesinin (06/11)  "Türkiye'de Medeni Kanun Zaferi Kadınların Mücadelesinin  Yalnızca Bir Bölümü" başlıklı ve Nicole Itano imzalı  haberinde, Türk Medeni Kanunu'nda yapılmakta olan değişiklik  konusu ele alınmakta, Kadın hakları örgütlerinin, Türkiye'de,  kadınların uzun süredir oy hakkına sahip bir ülke ve kadın  bir başbakana sahip olmuş sayılı Müslüman ülkelerden biri  olduğu, bu değişikliklerin gerçekleşmesi için de uzun bir  süre geçmesi gerektiği görüşünü taşıdıkları vurgulanmaktadır.  Haberde, ayrıca, Medeni Kanun'daki değişikliklerin ülkenin  Avrupa Birliği'ne girme isteğinin bir parçasıyken, kadın  hakları eylemcilerinin, diğer Müslüman ülkelere de bir örnek  teşkil edeceği umudunu taşıdıkları belirtilmektedir.

            AZERBAYCAN BASINI:

            Zerkalo gazetesinde (07/11) "Türkiye'nin Dünya Üzerindeki  Önemi Artıyor" başlığı ve T.Mamed imzasıyla yayımlanan haberde,  ABD'de yaşanan terör eylemlerinden sonra uluslararası siyasette Türkiye'nin öneminin gün geçtikçe arttığı, ABD ve Batılı  ülkelerin yöneticilerinin ardından Müslüman ülkelerin  liderlerinin de mevcut şartlarda Türkiye'nin imkanlarından  yararlanmak gerektiğini ifade ettikleri belirtilmektedir.  Kuveyt Dışişleri Bakanı Muhammet Salim El Sabah'ın, “İslam  Konferansı Teşkilatı çerçevesinde barış kuvvetleri oluşturulması  ve bunların gerek İslam dünyası içerisindeki, gerekse diğer  bölgelerdeki ihtilaflarda kullanılması gerektiğini öne sürmesi  ve oluşturulacak barış kuvvetlerinin başında Türkiye'nin  bulunmasını önererek 'Türkiye bu vazifeyi başarılı bir şekilde  yerine  getirecektir'" şeklindeki açıklamasına atıfta bulunulan  haberde, aynı zamanda, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile İslam  Konferansı Teşkilatı arasında diyalog kurma çabalarının her  iki taraftan da destek gördüğü ileri sürülmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            The Middle East dergisinin (07/11) Kasım 2001 tarihli  sayısında "Türkiye Zorlukların Üzerine Yürüyor" başlığı  altında ve Jon Gorvett imzasıyla yayımlanan makalede,  anayasada yapılan değişiklikler konusu ele alınmakta,  değişikliklerin, Türkiye'nin Avrupa Birliği koşullarına  uyumunu sağlamak için yapıldığı ifade edilmektedir.  Değişiklik paketinde idam cezası konusunda uyumun bozulduğu  iddiasına yer verilen yazıda, Türk Anayasası'nın şu anda  "terörizm" suçu için idam cezasına izin verdiğine işaret  edilmektedir. Hükümetin bu kadar mesafe almasının da bir  başarı olduğu vurgulanan yazıda, “Türkiye hem AB'ye katılmak,  hem de uluslararası finansman kuruluşlarının koşullarını  yerine getirmek amacıyla ekonomik ve politik sisteminde önemli değişiklikler yapması için çok büyük bir baskı altında”  denilmektedir.

            İSVİÇRE BASINI:

            Tages-Anzeıger gazetesinin (07/11) Internet'ten alınan  "Kıbrıs'ın Üyeliğine İlişkin Tartışma AB'yi Meşgul Ediyor"  başlıklı ve Katrin Holenstein imzalı bir yazısında, Başbakan  Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Kıbrıs  konusundaki açıklamalarının, Brüksel'de endişe yarattığı  ileri sürülmekte, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, adanın ilk turda üye olacaklar arasında bulunması gerektiğini birçok kez açıkladığı, Yunanistan'ın ise, Rum  kesimin ilk turda üye olacak ülkeler arasında bulunmaması  halinde genişlemeyi engelleyeceği yönünde baskı yaptığının  açıkça görüldüğü ifade edilmektedir. Yazıda, Kıbrıs'ın bir  bölümünün üyeliğinin, öncelikle Kıbrıs'ın “hukuka aykırı  bölünüşünün” dolaylı olarak tanınmış olacağı anlamına geleceği,  öte yandan AB için, ticaret politikası açısından Rum  tarafını Türk tarafından ayırmanın zor olacağı, çünkü iki  tarafın da ekonomik olarak içiçe geçmiş durumda olduğuna  işaret edilmekte ve şöyle denilmektedir: “AB, bu sorunu hiçbir  şekilde Türkiye'nin üyeliğini kolaylaştırarak çözmek niyetinde  değil. AB çevrelerinde, Türkiye'nin daha çabuk AB'ye girebilmek  için Kıbrıs'ı rehin aldığı söylenmekte. Ancak Türkiye'nin de  diğer adaylar gibi aynı koşulları yerine getirmesi gerektiği  belirtiliyor. AB  Komisyonu en geç önümüzdeki hafta AB'nin  genişlemesine ilişkin ilerleme raporunu sunduğunda, Kıbrıs  sorunu yeniden masaya yatırılacak.”

            KIBRIS RUM BASINI:

            Fileleftheros gazetesinin (07/11) "Ankara, AB'ye de  Tarafımıza da Şantaj Yaparak Tutumunu Daha da Sertleştirecek...  Adım Adım Entegrasyon" başlıklı haberinde, diplomatik kaynakların Türkiye'nin adım adım entegrasyon yolunu izleyeceğini  belirttikleri görüşünden hareketle, Ankara'nın, Kıbrıs'ın AB  gidişatının ilerleyeceği oranda uygulanacak önlemlerle işgal  bölgelerinin aşamalı olarak entegrasyonu yoluna gideceği ileri sürülmektedir. Haberde, ayrıca, Milli Güvenlik Kurulu  toplantısında “Türkiye'nin tutumunu daha da sertleştirme  kararı aldığına” işaret edilmekte, şekillenen hareket  çerçevesinde, izleyecekleri taktiğin belirlenmesi için  Türkiye Dışişleri Bakanlığı diplomatlarınca işgal bölgelerine  üst üste ziyaretler yapıldığına dikkat çekilmektedir.

            Haravgi gazetesinin (07/11) "Fransız Parlamenter: KKTC'nin Entegrasyonu Savaş Nedeni Oluşturur" başlıklı haberinde,  Kıbrıs'ı ziyaret etmekte olan Fransa Avrupa Parlamenteri Jean  Charles Marchiani'nin, DİKO Başkanı  Tasos Papadopulos ile  görüşmesi sonrası verdiği demeçte, "İşgal bölgelerinin  Türkiye'ye  entegrasyonu ile ilgili herhangi bir çaba,  Türkiye'nin  AB ile bağlantı ve ilişkilerinin sonu anlamına  gelir ve savaş nedenini oluşturur" dediğine dikkat çekilmekte,  DİKO Başkanı Papadopulos'un ise yaptığı konuşmada, "Türkiye  Başbakanı gibi en resmi Türk ağızlarından dile getirilen  tehditlerin göz ardı edilmesi veya genel tutumlarla  göğüslenmesinin büyük hata olacağını” söyleyerek, “'Türkiye  buna cesaret etmeyecek çünkü böyle bir davranış onun AB  iddialarının sonu olur' şeklinde sav ucuzdur" dediği  kaydedilmektedir. Haberde, ayrıca, Papadopulos'un,  "Türkiye'nin bugün AB üyeliği için bedel ödemeye hazır  olmadığı gibi, AB'nin de Türkiye'yi saflarına almak için  bedel ödemeye hazır olmadığını" savunarak, "AB üyeliğini  kaybedecek olması, Türkiye için caydırıcı faktör değildir"  dediğine de işaret edilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Yunanistan Başbakanlık Basın bürosu tarafından “Simitis:  Türkiye AB Üyesi Olmalı” başlığıyla yayımlanan bültende (07/11), Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nda, Başbakan Kostas Simitis'in  başkanlığında yapılan, Dışişleri Bakanı Papandreu, Bakan  Yardımcıları Yannis Zafiropoulos ve İoannis  Mangriotis ile  Bakanlık Genel Sekreterleri ve diğer yetkililerin katıldığı  bir toplantıdan sonra, Başbakan Simitis'in yaptığı açıklamaya  yer verilmekte ve şu sözleri aktarılmaktadır: “AB dışındaki  jeopolitik bölge, hala kolayca tehlike  yaratan, kolay  bozulabilen, istikrarsızlık içinde yaşayan bir bölgedir.  Güneydoğu Avrupa'da barış, işbirliği ve  uluslararası adalete  saygı politikalarının uygulanması, stratejimizin önde gelen  konularını oluşturuyor. Uluslararası camianın 11 Eylül terör  saldırısından sonra Balkanların yeniden yapılanması ve barış,  kalkınma, demokrasi ve işbirliği alanına dönüşmesi konularına  ilgisi azalmamalıdır. Bu yönde çaba sarfetmeye devam etmeliyiz.

            Bununla beraber, AB ile NATO'da, Yakın Doğu ve Orta   Doğu'da kriz odaklarına barışın, sakin bir ortamın ve anlaşmanın yerleşmesi için katkıda bulunmalıyız.  Avrupa-Arap ülkeleri  arasında diyalogun önemini  arttırmalıyız. Çözülmesi güç  sorunların çözümlenmesi yönünde katkıda bulunmalıyız. Kıbrıs  konusuna BM'nin kararları çerçevesinde, hakkaniyete uygun,  kalıcı bir  çözüm bulunması yönünde ısrarla çalışmamız gerekir.

            Sabit bir şekilde, ısrarla, Türkiye'nin Helsinki Kararları çerçevesinde AB üyeliği yönünde çalışmalıyız.

            Bütün bunları, uluslararası düzeyde istikrarsızlığın  arttığı, ülkemiz için yeni verilerin ve yeni gerekçelerin  biçimlendiği bu dönemde yapmamız gerekir."        

            Elefterotipia gazetesinin (07/11) "Şiddetin Gölgesinde  Cem Atina'da" başlıklı yorumunda, Dışişleri Bakanı İsmail  Cem'in, Atina ziyaretini,  “Türk siyasi ve askeri liderlerinin  Kıbrıs konusunda yaptıkları  tehdide yönelik açıklamaların  yarattığı ağır bir ortam içersinde gerçekleştirdiğine” dikkat  çekilmekte, söz konusu açıklamaların, Kıbrıs ile genişleme  işlemlerinde bulunan AB'ye gönderilen bir mesaj niteliğinde  olduğu, aynı zamanda Atina'da  rahatsızlık ve Türk-Yunan  ilişkilerinin gelişmesi konusunda da olumsuz düşünceler yarattığı  ileri sürülmektedir. İki Bakanın Atina'daki görüşmeleri  sırasında, iki ülkenin  diplomatik akademileri arasında  işbirliği protokolü ile doğal afetlere karşı ortak  Türk-Yunan işbirliği protokolünün imzalanacağı belirtilen  yorumda, iki taraf arasında yapılan kaçak göçmenlerin geri  gönderilmesi ve çift vergilendirmenin kaldırılması konularına  ilişkin müzakerelerin henüz tamamlanmadığına da işaret  edilmektedir.

            To Vima gezetesinin (07/11) "Ankara'nın Kıbrıs Konusunda  'Büyük Bedel' Ödeyeceği Yolundaki Açıklama Türk Medyasını İkiye  Böldü" başlıklı ve Alkis Kurkulas  imzalı yorumunda, diplomatik kaynakların, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in  Kıbrıs konusunda  Türkiye'nin "büyük bedel" ödeyeceği yolundaki açıklamasının,  Türkiye'de yarattığı tepkilerin dikkatlice değerlendirilmesi  gerektiği ve Atina'daki temaslarına gölge düşüreceğini belirterek,  kasten kafalarda soru işaretleri  yaratmak amacını taşıdığı  düşüncesinde oldukları kaydedilmektedir. Türk basınındaki  konuyla değerlendirmelerle akademisyenlerin  görüşlerinin  aktarıldığı yorumda, Türk toplumunun aydın kesiminin görüşlerini yansıtmakla tanınan Radikal gazetesinin de, "Türkiye'nin kendi  isteği ile AB dışında kalmak istemesi, bize yapılan bir ihanet  olacaktır" diye yazdığına dikkat çekilmektedir.

            Avgi gazetesinin (07/11) "Cem Atina'da" başlıklı yorumunda,  Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Atina'da yapacağı ziyaretler  sırasında, ikili ilişkilerle ilgili konularla birlikte, "11 Eylül olaylarının ışığı altında" uluslararası düzeydeki gelişmeleri de görüşeceği bildirilmektedir. Söz konusu ziyaretin, Türk liderleri tarafından bir yandan Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde "Kuzey  Kıbrıs'ın ilhak edileceği" tehditlerinin, öte yandan da  Yunanistan ile Kıbrıs'ın "terörizmi destekledikleri" imalarının  arttığı bir dönemde gerçekleştiğine işaret edilen yorumda,  konuşulacak konuların sürpriz olmadığı, "dikenli", ancak  değinilmeyen konular arasında ise, Türkiye'nin  Avrupa  savunmasıyla ilgili karar mekanizmasına katılma talebinin  bulunduğu belirtilmektedir. Başbakan Simitis'in yaptığı  açıklamada, Yunanistan'ın  Helsinki zirvesi kararları temelinde,  komşu ülkenin AB'ye üyeliğini amaçladığını yinelediği ve  dolaylı bir şekilde, AB-Türkiye katılım ortaklığı çerçevesinde,  komşu ülkenin taahhütlerini hatırlattığı ifade edilen yorumda,  Cem'in Atina'ya ziyaretinin, Yunanistan ile Türkiye arasında  olumlu ortamın sürdürülmesi amacıyla yapıldığı, ancak, Atina'da  hükümetin olumlu ortamı sürdürme uğruna, Türkiye'de insan  haklarının korunması gibi ilkeleri göz ardı etmesinin siyasi  amaçlarıyla ilgili kuşkuları gündeme getireceği ifade  edilmektedir.

 

 

         ESKİ SAYILAR