15/11/2001     

            ANKARA, 15/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 14 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Der Tagesspiegel gazetesinin (14/11) "Brüksel, AB Adayı Türkiye'yi Tersledi... Verheugen: Kıbrıs Olmadan Genişleme Olmayacak" başlıklı ve Thomas Gack imzalı yorumunda, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen tarafından açıklanan AB'nin genişlemesine ilişkin yıllık İlerleme Raporu'ndan söz edilmekte, Verheugen'in ifadelerine göre, Avrupa Komisyonu'nun 2004 yılında bir kerede 10 yeni adayı kabul etmeye hazırlandığı belirtilmektedir. Kopenhag Kriterleri olarak bilenen demokrasi, insan haklarına saygı ve hukuk devleti olma özelliklerinin bu ülkelerin tümü tarafından yerine getirilmesi gerektiği vurgulanan yorumda, Türkiye ile ilgili olarak şu ifadelere yer verilmektedir: “Buna karşın, yaklaşık iki yıl önce devlet ve hükümet başkanlarının bir iyi niyet jesti olarak adaylık statüsü tanınan, ancak görüşmeler yapılmayan Türkiye ise sorunlu  bir istisna olmaya devam ediyor. Türkiye'de hala insan haklarına şimdiye kadar olduğu gibi yeterince saygı gösterilmiyor. AB ayrıca, o tarihe kadar Türklerin işgali altındaki Kuzey ile olan siyasi sorun çözümlenmese de adanın güneyindeki Rumca konuşan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni üyeliğe almaya kararlı. Ankara şimdiye kadar bir çok kez güneyin tek başına AB'ye alınması durumunda, Türkçe konuşulan Kuzey Kıbrıs'ı ilhak etme tehdidinde bulunmuştu. Verhaugen için artık herhangi bir tereddüt söz konusu değil; 'Kıbrıs'ın dahil olacağı konusunda elimi ateşe sokuyorum. Kıbrıs olmadan genişleme olmayacaktır' diyor.”

            Berliner Zeitung gazetesinde (14/11) "Kıbrıs'ın Bölünmüşlüğü AB İçin Büyük Sorun Haline Geliyor" başlıklı ve Bettina Vestring imzasıyla yayımlanan yazıda, Brüksel'in, “AB vatandaşı olarak sadece demokrasi ve hukuk devletinin tadını değil, cömert mali yardımları da alacaklar” diyerek, “Kıbrıslı Türkleri tavlamaya çalıştığı” ileri sürülmektedir. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in sunduğu raporda, "Birleşmiş bir Kıbrıs'ı yeni üye olarak almak, stratejik hedefimizdir" dediği, Avrupa Parlamentosu'nda, adanın birbirine düşman iki kesimine de çağrıda bulunarak, AB müzakerelerinin sona ermesine kadar geçecek zamanı, bir çözüm bulmak için kullanmalarını istediği belirtilmektedir. Yazıda, şimdiye dek AB ve BM'nin tüm çabalarının, “Kıbrıslı  Türklerin inadı yüzünden” başarısızlığa uğradığı ileri sürülmekte, kamuoyu yoklamalarında Kuzey Kıbrıslıların yüzde 90'ının AB'ye girmek istemelerinin sürpriz olmadığı, fakat, Brüksel'le kendi başlarına görüşmelerinin devletler hukuku bakımından mümkün olmadığı kaydedilmektedir. Hiçbir AB ülkesinin "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"ni şimdiye dek tanımadığı, Avrupalıların, güneydeki Kıbrıs Rum hükümetini adanın tek meşru temsilcisi olarak gördüklerine belirtilen yazıda, Verheugen'in önümüzdeki aylarda, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi ile birlikte arabuluculuk için daha fazla çaba göstermek istediği ve zamanın azaldığı ifade edilmektedir.

            Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin (14/11) "Sıkıntı" başlıklı yorumunda, Avrupa Birliği'nin doğuya genişlemesiyle, Doğu Akdeniz'de ciddi bir "karışıklık  potansiyelinin" oluştuğu, bununla bölünmüş Kıbrıs'ın kastedildiği, Türkiye ve Atina'nın tavrıyla daha da karmaşık hale geldiği ileri sürülmektedir. Yorumda, Yunanistan'ın ortaklarının, Helsinki'de, bölünmüşlüğün ortadan kaldırılmasını üyelik için şart koşmayarak bu tutumu bir ölçüde tanımış oldukları, AB Komisyonu'nun da şimdi aynı şekilde, ihtilaflı tarafların ve himayecilerin bir orta yol bulma konusundaki isteksizliği nedeniyle, adayı bölünmüş halde de kabul etmeye razı olmuş göründüğü belirtilmekte, öte yandan, bölünme nedeniyle, AB'ye hiç de istenmeyen bir kriz potansiyelinin ithal edileceği, fakat, tarafların çıkarları nedeniyle AB'yi bu sıkıntıdan kurtaracak bir yolun da olmadığı kaydedilmektedir.

            Die Welt gazetesinin (14/11) "AB Komisyonu Aday Ülkelerin İlerleme Raporlarını Açıkladı... Örnek Ülke Kıbrıs Siyasi Sorun  Yaratacak" başlıklı ve Andreas Middel imzalı haberinde ve Deutsche Welle'nin (14/11)  "Kıbrıs Sorununda Çözüm Giderek Zorlaşıyor" başlıklı Internet sayfasında yer alan haberinde de aynı konuya yer verilmiştir.           

            AVUSTURYA BASINI:

            Die Presse gazetesinin (14/11) "Brüksel, Türkiye'nin AB'ye Acele Alınmasına Karşı Uyarıyor" başlıklı ve Wolfgang Böhm imzalı yazısında, AB Komisyonunun genişleme konusunda bu yıl hazırladığı İlerleme Raporu'nda, Komisyonun 2004 yılında 10 kadar ülkenin üyeliğe alınmasını gerçekçi bulduğu, ancak, şu an adaylardan hiçbirinin üyelik için gerekli kriterlerin tümünü gerçekleştirmiş olmadığının vurgulandığı bildirilmektedir. Raporun Türkiye'ye yönelik bölümünün özellikle eleştirel olduğuna dikkat çekilen yazıda, Ankara'nın anayasa reformuna rağmen üyelik için gerekli siyasi kriterleri hala yerine getiremediği, Türkiye'ye insan haklarının korunmasına yönelik niyet beyanını gerçekleştirmek için gerekli tüm önlemleri artık alması çağrısında bulunulduğu kaydedilmektedir. Yazıda, Türkiye'nin raporun birçok bölümünde Kıbrıs sorununun çözümüne yeterince katkıda bulunmamakla suçlandığı, AB üyeliği için gerekli gelişmelerle bir bağlantısı olmamasına rağmen, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın NATO kaynaklarından yararlanmasını engellemeyi bırakmasının istendiği, Türkiye ekonomisi konusundaki endişelerin de dile getirildiği belirtilmekte, “Bu yılki ilerleme raporu, 2004 yılında 10 kadar ülkenin üyeliğe alınabileceğini ortaya koyuyor, bunun AB bütçesine zarar vermeyeceği belirtiliyor. AB Komisyonu, aday ülkelerin üyelikle birlikte Euro'yu da ulusal para birimi olarak kullanabilecekleri ümidini de açık bir şekilde reddediyor” denilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (14/11) "2002 Yılı, Genişleme İçin Bütün Zorlukları Aşma Yılı Olacak" başlıklı Pierre Glachant'ın haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, AB'nin 2004 yılına kadar on yeni ülkeyi bünyesine katmasının mümkün olduğunu ileri sürerek engelin seviyesini biraz daha yükselttiği, genişlemenin önündeki bir çok engelin, AB tarafından olduğu kadar aday ülkeler tarafından da, nihai görüşmeler yılı olarak kabul edilen 2002'de aşılmayı beklediği belirtilmektedir. Haberde, topluluğun icra organı olan Avrupa Komisyonu'nun yaptığı açıklamada, AB'ye girişin gerçekleşmesinin tamamlanması için on aday ülkenin 2002 yılı sonuna kadar üyelik  müzakerelerinin bitirilmesini isteyebileceklerini bildirdiği kaydedilmekte, Genişlemeden sorumlu Avrupa Komiseri Gunther Verheugen'in, “Türkiye'nin, adanın kuzeyini (Türk kesimi) ilhak etmesinin AB ile Ankara arasında benzeri görülmemiş bir problem  doğurabileceğini ifade ettiği belirtilmektedir.

            AFP'nin (14/11) "Türkiye, Avrupa'nın Eleştirileri Karşısında Beklenmedik Bir Tavır Sergiliyor" başlıklı ve Florence Biederman başlıklı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun yayımladığı İlerleme Raporu'yla ilgili tepkilerden söz edilmekte, Avrupa işlerinden sorumlu Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz'ın yaptığı açıklamada "Avrupa'nın eleştirileri AB'ye kabulümüz konusunda yapıcı katkılar oluşturuyor. Kabul etmeliyiz ki eleştirilerin bir çoğu haklı yapılmıştır ve bir an önce tartışılması için gündeme alınmalıdır" şeklinde konuştuğu aktarılmakta, öte yandan, koalisyon hükümetinin diğer Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin AB'yi kötü niyetli  davranmakla suçladığı ve raporun yayımlanmasından önce, "Türkiye için uydurulmuş bazı kavram ve statüler oyalayıcı davranışlardır" dediğine işaret edilmektedir. Türk basınındaki değerlendirmelere de yer verilen haberde, Raporun, AB ve Ankara yönetimi arasında ağırlığını koruyan Kıbrıs dosyası ve Avrupa savunması sorunlarına çözüm bulunması için Türkiye'ye baskı yaptığı belirtilmektedir. Haberde, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Gunther Verheugen'in, "Böyle bir gelişme karşısında Birlik ve Türkiye arasında bugüne kadar yaşanmamış bir kriz patlak verecektir" açıklamasını yaptığına işaret edilen haberde, Ankara yönetiminin, Kıbrıs'a gerçekleştirmesi muhtemel bir müdahaleden duyduğu endişe nedeniyle, AB ve NATO arasında yapılacak Avrupa savunması konulu anlaşmayı, karar verme sürecine dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak engellediği ileri sürülmektedir.

            Le Figaro gazetesinin (14/11) "Tehlikeli Kıbrıs Sorunu" başlıklı haberinde, Kıbrıs sorununun Avrupa Birliği'nin genişlemesini tehlikeye sokma riski taşıdığı ileri sürülmekte, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Gunter Verheugen'in, “Ya genişleme Kıbrıs'ı da içine alır ya da genişleme yakın bir gelecekte olmaz” dediği, çünkü, 1974 yılından bu yana bölünmüş olan adanın statüsünün, AB üyesi ve Lefkoşa'nın vasisi olan Yunanistan ile birliğe üye olmak isteyen ancak henüz  müzakerelere başlamayan ve kendisini adanın kuzey kesiminin koruyucusu olarak gören Türkiye arasında tarihi bir rekabete yol açtığı kaydedilmektedir. Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin, “üyelik öncesinde çok ciddi bir siyasi çözüm” arzu ettiği şeklindeki açıklamasının, Türkiye'nin bir gün Birliğe üye olma şansını yok etme pahasına adanın kuzeyini ilhak etme tehdidinde bulunması için yeterli olduğuna işaret edilmektedir. Avrupa Milletvekili Alain Lamaoussoure'a göre, krizin, siyasi tercihlerin yapılacağı vakit geldiğinde ve teknik müzakereler sona erdiğinde, yani “2002 sonbaharında” ortaya çıkacağı belirtilen haberde, “Gunther Verheugen gibi Avrupalıların da, iki ülkenin 'fırsatı yakalamaları için' çözüm şansları yok, sadece 'temyiz' imkanları var. Ancak Kıbrıslılar arasındaki müzakereler halen çıkmazda ve 'terörle mücadele koalisyonunun' vazgeçilmez bir müttefiki olan Türkiye'ye baskı yapması için Amerikalılara bel bağlamamak gerekiyor” denilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (14/11) "Avrupa Birliği'nin Genişleme Süreci Zorluklarla Karşı Karşıya" başlıklı ve Gareth Jones imzalı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, Birliğin, "büyük patlamanın" faydalarını anımsatan, doğuya genişleme konulu şaşırtıcı derecede iyimser bir raporla Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin endişelerini azaltmaya çalıştığı ifade edilmekte, ama bu yolun, “bölünmüş Kıbrıs'ın ne olacağından, yoksul Polonyalı çiftçilerin alacağı yardım miktarına kadar çeşitlilik gösteren mayınlarla dolu olduğu” kaydedilmektedir. Yayımlanan raporda Komisyon'un, 2002 yılı sonunda 10 aday ülkeyle, 2004 yılında AB'ye tam katılımları için hazırlık niteliğindeki görüşmelerin tamamlanacağını söylediği belirtilen haberde, raporun asıl amacının, hem 15 üye ülkeyi hem de 13 aday ülkeyi cesaretlendirdiğine işaret edilmektedir. Sayfa sayısı bini aşan raporun, üye ülkeler arasında artan Avrupa kuşkuculuğuna dair korkularını kısmen yansıttığı, görüşmeler tamamlandıktan sonra bütün adayların AB üyeliğinin bir referandumla oylanmasının beklendiği vurgulanan haberde, raporun içeriğinden söz edilmektedir. Raporda, Kıbrıs konusuyla ilgili bölümlerin önemine de işaret edilmekte ve şu ifadeler aktarılmaktadır: “AB, Kıbrıs birliğe katılmadan önce Kıbrıs Rum hükümetiyle Kıbrıslı Türkler arasında siyasi bir anlaşmaya varılmasını tercih ettiğini belirtiyor, ancak gerekirse bölünmüş adayı üye olarak kabul edeceği konusunda da ısrar ediyor. Bu durum, eğer adanın güney bölümü AB üyesi olursa Kuzey Kıbrıs'ı ilhak etmekle tehdit eden Türkiye'yi kızdırıyor (Türkiye'nin kendi AB üyelik başvurusunu mahvedecek bir hareket). Kıbrıs Rum Hükümetinin ana müttefiki olan AB üyesi  Yunanistan, bu hafta  Kıbrıs'ı dışlayan herhangi bir genişlemeyi bloke edeceğini açıkladı. Salı günü gazetecilerle görüşen genişlemeden sorumlu Komiser Guenter Verheugen, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs hükümetini uzlaşma için ikna etmeye çalışmamasından hayal kırıklığına uğradığını söyledi ve "Türkiye'den daha çok şey bekliyordum" dedi.”

            İSVİÇRE BASINI:

            Neue Zurcher Zeitung'un "Türkiye İle İlişkilerde Gelişmeler" başlıklı haberinde, Avrupa Birliği Komisyonu'nun aldığı karara göre, Türkiye'nin, katılım görüşmelerinin başlatılması için gerekli olan hukuk devleti koşullarını halihazırda yerine getirmiş olmadığı, 2000 sonbaharından beri kaydedilen ve AB tarafından tanınan gelişmelerin ise raporda iltifatla karşılandığı belirtilmektedir. Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Verheugen'in, geniş çaptaki anayasa değişikliği hususunda parlamentoda sağlanan geniş çaptaki konsensüsü, Türk politikası için Avrupa'ya dönüşün en büyük önceliğe sahip olduğunun bir işareti olarak değerlendirdiği vurgulanan haberde, Türk yasalarının tam anlamıyla kontrolden geçirilmesi ve yasaların AB normlarına uygun hale getirilmesi işlemlerinin yoğunlaştırılması gerektiğini ifade ettiği kaydedilmektedir. Haberde şu ifadelere de yer verilmektedir: “Katılım görüşmelerinin başlatılabilmesi için gerekli koşul olarak raporda, vatandaşların hukuki korunmaları, azınlık hakları ve politikanın ordunun üzerinde yer almasına ilişkin müeyyidelerdeki yetersizliklere binaen, kararlı ve dikkate değer reform ve yasal ve idari konularda yeterli çabaların gösterilmesi talep ediliyor.  Ekonomik alanda ise, komisyonun genişleme servisleri, Türkiye'nin son iki mali krizin baskısı altında kısa dönemli bir makroekonomik istikrar politikasına yoğunlaşmış olduğunu, ancak bunun yanı sıra AB üyeliği için vazgeçilmez olan pazar ekonomisinin yapısal reformları hususunun da gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtiyor. Verheugen'in Kıbrıs'a binaen vurguladığı üzere, Türkiye, sadece iç politik açıdan değil, dış politika açısından da harekete geçmeli. AB, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği müzakerelerinde elde ettiği aşamalar ve Birleşmiş Milletler'in adanın politik bölünmesini ortadan kaldırmaya yönelik duraklamış olan çabaları, Türkiye ile, pratikte öyle olmasa bile hukuken adanın tümünü birliğe üye devlet olarak almak isteyen AB arasındaki ilişkilerde bir problem yaratıyor. Komiser, barışçıl bir çözüm bulunması durumunda Kıbrıs'ın tümünün üyeliğinin söz konusu olması halinde, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Türkiye'nin yararına pek çok avantaj getireceğini bir kez daha vurguladı.

            KIBRIS RUM BASINI:

            Alithia gazetesinin (14/11) "Türkiye Kıbrıs'ta Sınav Veriyor...Avrupa Komisyonu'nun Genişleme Raporu Tamamen Tatmin Edici" başlıklı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nda, Kıbrıs'ın  ilk genişleme dalgasından koparılamayacağı (2004'teki Avrupa Parlamentosu Seçimlerine katılacağı) ve AB üyelik müzakerelerini başarıyla tamamlayacağı ve Kıbrıs sorununun  Türkiye'nin Avrupa perspektifinde bir kriter olmaya devam ettiğinin belirtildiği, Türkiye'nin, Avrupa'ya yönelmek istiyorsa, çok yakında Kıbrıs konusunda sınav vermeye çağrılacağı ifade edilmektedir. Açıklanan raporda, Kıbrıs'ın, aday ülkeler için geçerli olan siyasi ve ekonomik kriterlere uyduğu ve üyelik taleplerine başarıyla yanıt vermeye hazır olduğunun belirtildiği, Türkiye için ise, ayrı bir raporun benimsendiği ve siyasi kriterleri yerine getirmediğinin vurgulandığı kaydedilen yorumda şöyle denilmektedir: “Komisyonun yıllık raporunda, önümüzdeki aylar içinde Ankara'nın Kıbrıs sorununun çözümündeki rolünün özellikle belirleyici olacağına işaret ediliyor. Çünkü Kıbrıs, üyelik müzakerelerinden kaynaklanan bütün yükümlülüklerini yerine  getiriyor. Bu nedenle üyeliğinde hiçbir engel bulunmuyor. Raporda, Kıbrıs sorununun üyelikten önce çözülmesi konusunda bir fırsat penceresi bulunduğu ve Kıbrıslı Türkler'in üyelikten faydalanabilmek için bu pencereden yararlanmaları gerektiğine işaret ediliyor. Komisyon raporunda, Kıbrıs'ın ekonomik anlamda Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği, yaşayabilir bir ekonomiye sahip olduğu, birlik içindeki piyasa güçlerinin baskılarını ve rekabetini karşılayabilecek durumda bulunduğu da kaydedildi.”

            YUNANİSTAN BASINI:

            To Vima gazetesinin (14/11) "Verheugen, Ankara'ya Tutumunu Değiştirme Önerisinde Bulundu" başlıklı ve V. Hiotis yorumunda, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Gunther Verheugen'in Avrupa Parlametosunda yaptığı konuşmasında, Türk Başbakanı Bülent Ecevit'in son açıklamaları yüzünden duyduğu rahatsızlığı ifade ederek, Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son zamanlarda "gergin bir ip üzerinde" olduğunu doğruladığı belirtilmektedir. Avrupa Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin yanında Avrupa Parlamenterlerine genişleme işlemleri hakkında bilgi verme kararını alan Verheugen'in, Türkiye'yi, tavrını değiştirmeye ve AB'ye karşı mücadeleye son vermeye davet ettiği bildirilen yorumda, Avrupa Parlamenterlerinin sorularına da cevap veren Verheugen'in, "Kıbrıs'ın AB üyeliğine tepki göstererek Ecevit tehditlerini gerçekleştirirse ve Türkiye, Kuzey Kıbrıs'ı ilhak ederse, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerde daha da ağır bir kriz meydana gelecektir" dediği, ayrıca, "Türkiye'nin ortak dış politika ve savunma politikasındaki davranışı beni hayal kırıklığına uğrattı" şeklinde bir açıklamada da bulunduğuna işaret edilmektedir. Yorumda, toplantı sırasında Verheugen'den önce konuşan Prodi'nin, önemli sorunların hala var olması nedeniyle, 2004 yılı sonlarına kadar ilk aday ülkeler grubunun AB üyesi olmasının zor olduğunu, ancak, olanaksız da olmadığını vurguladığı, "10 ülkeden hiçbiri henüz tüm kriterleri yerine getirmemiştir, ancak Türkiye dışında tüm ülkelerin ekonomik durumları iyi durumdadır" dediği de aktarılmaktadır.

            Ta Nea gazetesinin (14/11) "Ankara'ya Tokat Niteliğinde Rapor" başlıklı ve İrini Karanasopoulou imzalı yorumunda, AB Komisyonu tarafından AB'ye üye olmak isteyen aday ülkelere ilişkin hazırlanan raporun, Ankara için "tokat", Kıbrıs için zafer ve son yıllarda Yunan Hükümeti'nin dış poltika konularında doğru bir politika uygulandığını ortaya koyduğu ifade edilmekte, AB Komisyonu'nun söz konusu raporla, Kıbrıs'ın, Ada'daki siyasi sorun çözümlenmeden AB üyesi olacağını teyit ederken, AB yolunda her alanda ilerleme kaydetmediği için Ankara'yı eleştirdiği değerlendirmesi yapılmaktadır. Yorumda, Türkiye'nin, AB'ye yakınlaşma yolunda hiçbir gelişme kaydetmediği, yaptığı bazı değişikliklerin ise kağıtlarda kaldığı ileri sürülmekte, AB tarafından öne sürülen Kopenhag ekonomik ve siyasi kriterlerini yerine getirmediği gibi, aynı zamanda Kıbrıs konusunda gelişmeler kaydedilmemesinden de sorumlu olduğu kaydedilmektedir. Raporda,Kıbrıs konusunda, Kıbrıs'ın AB üyesi olması için Ada'daki siyasi sorunun çözümlenmesinin şart olmadığının yinelenmesinin yanı sıra, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda Lefkoşa'nın elinden geleni yaptığı kaydedilerek, görüşmelerin kesilmesinden Rauf Denktaş'ın sorumlu taraf olarak gösterildiği belirtilmekte, bu arada aday 10 ülkenin aynı anda üye olacağının kaydedilmesinin, AB üyesi ülkelerde sürpriz yarattığı, çünkü 50 yıllık AB tarihinde bu boyutta bir genişlemenin ilk kez gerçekleşeceği, dolayısıyla 2004 yılından önce başta Kıbrıs olmak üzere, Malta, Letonya, Litvanya, Estonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya ve Slovenya'nın AB üyesi olmalarının beklendiği ifade edilmektedir. AB Komisyonu raporunda, Türkiye'nin insan haklarına saygı göstermemesi ve siyasi mahkumlara karşı tutumunun eleştirildiği, Kürt sorunu ile dil özgürlüğü konusunda gelişme kaydetmediğinin vurgulandığı belirtilen yorumda, anayasada yapılan değişikliklerin "olumlu bir gelişme" olarak nitelendiği, ancak söz konusu değişikliklerin uygulanmasına biran önce geçilmesinin istendiği, AB tarafından Ankara'ya atılan "tokatın" diplomatik bir dille verilmesine rağmen, sert tepkilere yol açacağı ifade edilmekte, basında yer alan tepkilere yer verilmektedir.

           

           

           

 

 

 
 
 

 

 

         ESKİ SAYILAR