|
20/11/2001
ANKARA,
20/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 19 Kasım 2001 tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine değinen
haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Rundschau gazetesinin (19/11) "Kıbrıs'ta Zirve
Planlandı" başlıklı ve Gerd Hohler imzalı haberinde, Kıbrıs
konusu ele alınmakta, dört yıl aradan sonra, Kıbrıslı Rumların
Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides ile Kıbrıs Türk Kesimi Lideri Rauf Denktaş'ın ilk kez doğrudan görüşmek üzere
biraraya gelmek istedikleri
bildirilmektedir. Kıbrıs'ın, 1974 yılında Türk
birliklerinin adanın kuzeyini “işgal” etmelerinden bu yana bölünmüş
durumda olduğu, tekrar birleşme yolunda bugüne dek yapılan
tüm girişimlerin boşa çıktığı vurgulanan haberde, Kıbrıslı Türklerin boykot ettiği, adanın AB'ye üyeliği
ile ilgili müzakerelerin ise olayın
daha da kızışmasına neden olduğu
kaydedilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Şark gazetesinin (19/11)"Avrupa'nın Kıbrıs Oyunu" başlıklı
haberinde, 2004 yılında AB'ye kabul edilecekler listesinde Türkiye'nin
yer almaması “haksız” bir karar olarak nitelendirilmekte,
“Avrupa'nın kapılarını Türkiye'ye açmamasının”
gerçek nedenleri arasında birçok tarihi, siyasi ve jeopolitik gerçeğin olduğu ifade edilmektedir. Gelişmişlik
bakımından Türkiye'nin gerisinde
kalan, ancak Hristiyan olan birçok
Avrupa devletinin AB'ye alınmaya hak kazanması kararı üzerine
bu ülkelerle Türkiye arasında bir mukayese yapmanın gerekliliğinin vurgulandığı haberde, kararın, doğrudan
doğruya Azerbaycan ve Dağlık
Karabağ ile ilgisine işaret edilmektedir. “2004
yılında AB'ye kabul edilecek ülkeler listesinde yeralan Baltık ülkelerinde insan hakları ihlalleri olmasına rağmen
hiç kimse tarafından kınanmadığı,
üstelik AB kapılarının açıldığı” eleştirilmekte ve Türkiye ile
ilgili şu değerlendirme yapılmaktadır:
“Türkiye bölgenin güçlü bir devletidir. Halkı da
kozmopolittir. Son reformlar sonucunda azınlıklara yeni
haklar verildi. NATO'nun da üyesi olan Türkiye, uluslararası topluluğun
bütün faaliyetlerine aktif olarak katılıyor. Ancak, yine de Türkiye'yi insan haklarını ihlal ettiği için kınıyorlar.
Uzun süre PKK beslenerek, Türkiye
zavallı bir konuma düşürülmek istendi.
Ama bunu başaramadılar. 11 Eylül'den sonra bu yöntemlerin
geleceğinin olmadığı net olarak ortaya çıktı. Kıbrıs etrafında çevrilen oyunlarla Dağlık Karabağ etrafında çevrilen
oyunlar aynıdır. Neden? Biraz
tarihe bakalım. 1970 yılında Rumlar adada
soykırıma başladılar. Rumlar sivil ve savunmasız insanları katlediyor ve
namuslarına göz dikiyorlardı. Türkiye 48 saat zarfında
Rumların burunlarını sürterek adada Türklerin yaşama haklarını garantiye aldı. Şimdi AB bunların hiç birini
kabul etmiyor ve Türklerden
Rumlara taviz vermesini istiyor. Yani Kıbrıs'ın
Rum kesimini AB'ye kabul ederek Türkleri
ayrı tutuyorlar. Herkes için çok
açıktır ki, eğer Kıbrıs'ın Rum kesimi
AB'ye alınırsa Türkler yeniden esaret altına düşerler. Bu
nedenledir ki, Türkiye de KKTC ile birleşme kararı aldı. Bütün
bunlar gösteriyor ki, Avrupa çifte standart uygulamaya ve bir 'Hristiyan kulübü' olmaya devam ediyor.”
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros gazetesinin (19/11) "Ankara'daki Askeri Rejim
Panikledi" başlıklı ve Alkis Kurkulas imzalı yorumunda, Kıbrıs
sorunu ele alınmakta, gelinen noktada Türkiye'nin sorunun çözümüne
katkısı bir yana, mevcut, "Ecevit hükümetinin Kıbrıs politikası" hakkındaki eleştirilerinin sorunun çözümünü
imkansız hale getirdiği ifade
edilmektedir. Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada, Kıbrıs
sorununun Türkiye için çok kötü
bir şekilde geliştiğini söylediği ve
Ankara'nın kısa süre içinde büyük bedele sahip olacak önemli kararlar almak zorunda olacağı uyarısında bulunduğu,
ertesi gün ise, Başbakan Bülent
Ecevit'in, Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye üye olması halinde, Kıbrıs'ın işgal altındaki bölümünün ilhak edilme olasılığından
söz ettikleri hatırlatılmakta,
konuyla ilgili Mahir Kaynak ve Helsinki
kararlarında Türkiye'ye verilenlerin mimarı olan Mehmet
Ali İrtemçelik'in konuyla ilgili görüşlerine yer verilmektedir.
Alithia gazetesinin (19/11) "Kasulides, Sahte Devlette Ayaklanma
Olabilir" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides, Londra'da kısa adı "EFEK Birleşik
Krallık" isimli "Kıbrıs
Öğrenciler Birliği'nin Kıbrıslı Türk öğrencilerinin
de katıldığı toplantısında yaptığı konuşmada, "Kıbrıs'ın AB üyeliği öncesi Kıbrıs sorununun
çözümü mümkün olmasa dahi,
tam üyelikten sonra Kıbrıslı Türklerin liderleriyle
karşı karşıya gelmesi koşulları ve dinamiğinin yavaş
yavaş yaratılmakta olduğu inancında” olduğunu belirttiği
bildirilmektedir. Haberde, Kasulides'in, "Türkiye'nin silah gücüyle Kıbrıs'a De Facto olarak empoze ettiklerinin De
Jure statüsü
kazanmasına yönelik yasal koşulları yaratacak bir çözümü
kabul etmemiz söz konusu değildir. Bundan dolayı konfederal
çözümü reddediyoruz. Denktaş'ın, konfederasyonla ilgili hedefi başarılı
olmuyor. Tarafımız, doruk anlaşmalarını, BM kararlarının tarif ettiği şekil zemininde destekliyor.
Yani, eşit iki toplumdan oluşacak,
tek egemenliği, tek uluslararası kişiliği
ve vatandaşlığı olacak; iki toplum tarafından yönetilecek ve özerk olarak idare edilecek merkezi devletin yetkileri;
iki bölge olacak olmasına karşın, tek bir devletin birliğini
idame ettirmek için güvence altında olmalıdır" şeklindeki sözleri aktarılmakta, Dışişleri Bakanı İsmail
Cem'in, Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ndeki konuşmasına değinen
Kasulides'in, bu sözlerin Türkiye'de de tepkilere yol
açtığını ileri sürdüğü, Kıbrıs Türk toplumu saflarında olduğu kadar bizzat Türkiye'de de Ankara'nın ve Denktaş'ın
politikasını eleştiren seslerden
söz ettiği kaydedilmektedir.
LÜBNAN BASINI:
Daily Star gazetesinin (19/11) "Kıbrıs Konusunda Çözümler de
Zaman da Tükeniyor... AB'ye Üyelik Bağları, Her İki Taraf Arasındaki
Anlaşmazlığı Ağırlaştırıyor" başlıklı ve Muhammed Nureddin
imzalı yazısında, Türkiye de dahil bütün dünya Afganistan'daki olaylarla
meşgulken Türk yetkililerin, Türk dış
politikasının en önemli konularından biri olan Kıbrıs sorunuyla
uğraştıkları ifade edilmekte, Türkiye-Yunanistan ilişkisinin
de Kıbrıs sorunundan etkilendiği kaydedilmektedir. Kıbrıs adasının Türk ulusal güvenliğinin merkezinde yer
aldığına işaret edilen haberde,
Kıbrıs adasının, İskenderun Körfezinin
hemen tamamına hakim bir kıstak oluşturması ve petrol taşımacılığı bakımından önemli bir coğrafyada
yer alması bakımından stratejik
önemi dile getirilmektedir. Türkiye'nin
AB'ye üyelik tarihçesinden söz edilen haberde şöyle denilmektedir: “Ankara'nın bu konudaki baskılara dayanmasını
sağlamaya yeterli kozları var. Birincisi Kıbıs'ın
sorun çözülmeden AB'ye alınması,
AB'nin kendini patlamaya hazır
karmaşık bir sorunun içine sokması anlamına geliyor.
İkincisi de AB, tam üyelik görüşmeleri listesine almasa dahi Türkiye ile olan özel ve yakın ilişkisini feda
edemez. Kozların üçüncüsü ve
belki de en önemlisi ise 11 Eylül'den
sonraki durum ve ABD'nin 'terörle savaşı' ve NATO'nun
bu konudaki rolünün, Türkiye'nin jeostratejik önemini artırması. AB, Türkiye'nin adaya ilişkin görüşlerini
ve Akdeniz ile Avrupa güvenliği
kapsamındaki önemli rolünü dikkate
almada Ankara'ya Kıbrıs ve diğer konularda baskı yapamayacak.
Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki 'çözümsüzlüğü', sürekli bir çözüm olarak kabul edilmeyebilir. Ancak Avrupa'nın
adaya ilişkin çözümü de güvenli değil ve çifte standartlar
içeriyor, bu nedenle de bir patlama olmadan önce üçüncü
bir çözüm bulunması zorunlu.”
YUNANİSTAN BASINI:
Makedonya Haber Ajansı'nın (19/11) "Yunan Büyükelçi, Yunanistan
İle Türkiye Arasındaki Ekonomik İlişkileri Değerlendirdi"
başlığıyla Internet sayfasında yayımlanan haberinde, Yunanistan'ın Türkiye Büyükelçisi Ioannis Korantis'in,
İşadamları Dayanışma Derneği'nin İstanbul'daki toplantısında
iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri değerlendirerek,
"Yunanistan ve Türkiye birbirleriyle rekabet eden değil birbirlerini tamamlayan ülkelerdir" dediği bildirilmektedir.
“Türkiye'nin büyük pazarı, Yunanistan'ın ise büyük
filosu ve AB ile ilişkileri sayesinde Avrupa'da en önemli
güç merkezlerini oluşturabileceklerini belirten Korantis'in, Yunanistan ile Türkiye arasında farklı
alanlarda on anlaşmanın imzalandığını
ve çifte vergilendirmenin kaldırılması
konusunda anlaşmanın da imzalandığı zaman iki ülke
yatırımcıları için yolun açılmış olacağının altını çizdiği” aktarılan haberde, Büyükelçi'nin, ayrıca Türkiye'den,
Yunanistan'a enerji nakli konusunda Yunanistan, Türkiye ve AB
arasında imzalanan Inogate Anlaşması'nı ve doğalgaz konusunda
Türk şirketi BOTAŞ ile Yunan şirketi DEPA arasında imzalanan
anlaşmalara dikkat çektiği, Avrupa Komisyonu'nun yayınladığı Türkiye'nin İlerleme Raporunu da değerlendirerek,
Raporda Türkiye'nin Avrupa sürecindeki
ilerlemeler konusunda belirgin
cesaretlendirici değinmelerin yer aldığını söylediğine işaret
edilmektedir.
Elefterotipia gazetesinin (19/11) "Ecevit, Kıbrıslı Rumların
Evlerini Geri Alma İsteklerini İşgal Olarak Görüyor" başlıklı
ve Aris Abaci imzalı yorumunda, Türkiye'nin Kıbrıs sorununa
ilişkin güvenliği konusunu gündeme getiren Başbakan Ecevit'in, NTV kanalındaki konuşması sırasında, "Kıbrıslı
Rumların tüm adayı işgal etme
arzusunda oldukları" şeklindeki görüşlerini
yineleyerek, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyeliği olasılığından söz ettiği ve ikilem karşısında "AB'nin
Türkiye'yi kurban etmeyeceğini"
söylediği aktarılmaktadır. Başbakan
Ecevit'in, ayrıca, "Kıbrıs'ta iki devletin varlığı Türkiye'nin
güvenliği için gereklidir" şeklindeki tezini de yinelediği
kaydedilen haberde, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın da yaptığı bir açıklamada, Türkiye'nin, BM
Genel Sekreteri ve Denktaş arasında
yapılan iki toplum arasındaki diyalogun
yeniden başlamasıyla ilgili çerçeveyi çizmeye yönelik
müzakerelerden söz ettiği, "görüşmelerle ilgili çerçevenin yakında çizilebileceğine inandığını"
söylediği belirtilmekte ve şu sözlerine
yer verilmektedir: "Her iki ülkenin
AB üyesi olmasının Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde olumlu bir gelişme oluşturacağını biliyorsunuz.
Helsinki kararlarına göre,
sorununun çözümlenmemiş olmasına rağmen
Kıbrıs, AB üyesi olabilir. Ancak, AB üyesi ülkeler ve kurumları, sorunun çözümlenmemesi ve Kıbrıs'ın AB üyesi olması
halinde, gerek AB açısından gerekse bölgenin güvenliği açısından
meydana gelecek sorunları iyi
biliyorlar." Haberde, bu arada
TÜSİAD'ın, Türk liderlere sert uyarılarda bulunarak Kıbrıs
nedeniyle ülkenin Avrupa'ya yakınlaşması yolunun terkedilmemesi
gereğini vurguladığı ve "Kıbrıs
sorununun çözümlenmemesi
nedeniyle, Türkiye'nin AB ile ilişkilerine ve ülkenin AB üyeliğine sorunlar yaratılması halinde,
tarihi ve sosyal sorumluluğun ağır
olacağını" belirttiği
kaydedilmekte, açıklamada, "Kıbrıs konusunda uygulanacak olan politikanın
Türkiye'nin AB üyeliğini
engellemesine neden oluşturmaması için,
bu politikanın AB ile ilişkilerde derin bir kriz yaratmama
yönünde, yeniden gözden geçirilmesi gereğinin" vurgulandığı bildirilmektedir.
Stockholm'de 17 Kasım 2001 tarihinde, AB aday ülkeleri Parlamento
Başkanlarının katılımıyla yapılan AB ülkeleri Parlamento Başkanları toplantısında Yunan Parlamento Başkanı
Apostolos Kaklamanis'in yaptığı
“Şartlar Tüm Aday Ülkeler İçin
Geçerlidir" başlıklı bir açıklama yayımlanmıştır. Kaklamanis
toplantıdaki konuşmasında, zirve toplantıları sırasında saptanan şartların, özellikle uluslararası
yasallığa saygı, sorunların barışçı
yollardan çözümü, demokratikleşme işlemlerinin
ilerlemesi, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesi, serbest piyasa ekonomisine uyumun sağlanması şartlarının
tüm AB aday ülkeleri tarafından uygulanması gereği
üzerinde ısrarla durduğu bildirilmekte, "İster Orta Avrupa ülkeleri olsun ister -Helsinki taahhütlerine uyum sağlaması
gereken- Türkiye olsun, ister Kıbrıs ya da Malta olsun
bu şartlar herkes için geçerlidir" dediğine işaret edilmektedir. Kaklamanis'in açıklamasında, "Kıbrıs'ın
örnek oluşturan adaylığı,
Helsinki Zirvesi'nde alınan kararlarla uluslararası
Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakerelerin gelişmesinden
ayrı tutuldu. Ancak söz konusu sorunun çözümlenmesi
için, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sarfedilmekte olan çabaların, Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından
desteklenmesiyle birlikte, şimdiye kadar müzakerelere katılmayı
maalesef reddeden ve Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde,
Türk işgal ordusu tarafından hala işgal altında tutulan
Kıbrıs topraklarının yüzde 37'sini ilhak etmekle tehdit eden öteki tarafın olumlu tavrı da gereklidir" dediği,
TBMM Başkanı Ömer İzgi'nin konuşmasının da ilgiyle izlendiği,
İzgi'nin, Kıbrıs'taki Türk ordusunun işgal ordusu olmadığını, "Türk askerlerinin müdahalesiyle
1974 yılında Kıbrıslı Türklerin
kurtarıldığını" söylediği ve Kıbrıs
sorununun Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler arasında bir
sorun olarak gösterdiği kaydedilmektedir. Kıbrıs Temsilciler
Meclisi Başkanı Dimitris Hristofias'ın bu konunun
toplantının konusuyla ilgisi olmadığını, konunun AB içindeki demokratik ilkeler, uluslararası yasallığa ve insan
haklarına saygıyı oluşturduğunu belirttiği, Kıbrıs Cumhuriyetinin,
BM Genel Sekreteri tarafından yapılan ve Kıbrıs
sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temeline dayanan,
hakkaniyete uygun, kalıcı bir çözüm bulma yönündeki girişimlerini
desteklediğini söylediği kaydedilmekte ve "Amacımız, sorunun AB üyeliğinden önce çözümlenmesidir.
Ancak bu amacın başarılması için,
Denktaş ile Türk hükümetinin, konfederasyondan
söz ederek Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde
işgal altındaki kesimi ilhak etmekle ve bölgede kriz yaratmakla tehditlerde bulunacaklarına, işbirliğinde bulunmaları,
BM kararları ve Denktaş tarafından imzalanmış , olan federasyonla ilgili
anlaşmaların temelinde görüşmelere katılmaları
gereklidir” şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. TBMM
Başkanı İzgi'nin tezleri hakkında, Yunan Parlamento Başkanı Apostolos Kaklamanis'in de üzüntüsünü ifade
ettiği, "Uluslararası yasallığa
uyum sağlamak, demokratikleşmek, azınlıklara
saygı göstermek, Helsinki Zirvesi'nde alınan kararlara
göre, AB'ye yeni üyelerin kabul edilmesi için vazgeçilmez şartlar oluşturuyor" dediği
bildirilmektedir. Kaklamanis'in
konuşmasının sonunda da, "Bugünkü Avrupa'nın, hayal
ettiğimiz geleceğin Avrupa'sının bu tür davranışları kabul etmediğini" söylediği ve "Bu nedenle, AB üyeliğine
ilişkin ön şartları yerine
getirmemiş olan Türkiye'nin AB genişlemesini torpillemesinin ve diğer AB
adayı ülkelerin yolunu engellemesinin
mümkün olmadığını" belirttiği, "Türkiye'nin, işgal ordusunu kullanarak, Kıbrıs'ın kuzey kesimini ilhak edeceği
yolunda şantaj yapacağına, Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde
işbirliğinde bulunmalı" dediği ifade edilmektedir.
ESKİ SAYILAR |