21/11/2001     

 

            ANKARA, 20/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 20 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

           AVUSTURYA BASINI: 

            Die Presse gazetesinin (20/11) "AB Kriz Birlikleri Askeri  Müdahale Konusundan Henüz Çok Uzakta" başlıklı ve Wolfgang  Böhm imzalı yazısında, AB Kriz Birliklerinin oluşturulmasının  gecikme ihtimalinden söz edilmekte, AB Dışişleri ve Savunma  Bakanlarının Brüksel'de Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği  (AGSK) konusunda bir ara bilanço çıkardıkları, buna göre  AGSK'nin Laeken'deki AB zirvesinden sonra teorik olarak "operatif" ilan edileceği, ancak pratikte ortak askeri  operasyonu düşünmenin henüz mümkün olmadığı kaydedilmektedir.   Savunma Bakanı Herbert Scheibner'in, "AB şayet gelecek yıl  bir müdahale düşünürse, bu ancak insani misyon çerçevesinde  olabilir. Gerçi AB üyelerinin çoğu -2003'ten sonra 60 bin  kişilik olacak- ortak kriz birliklerine katkılarını artırdılar,  ancak Türkiye ile uzlaşma sağlanamamış olması en büyük engel"   dediğine işaret edilmekte, Ankara'nın AB'nin NATO kaynaklarından yararlanmasını bloke etmeye devam ettiği hatırlatılmaktadır.

 

           AZERBAYCAN BASINI: 

            Şark gazetesinin (20/11) "AB, Ateşle Oynuyor" başlıklı  haberinde, Avrupa Konseyi'nin 2004 yılında AB'ye üye olacak  ülkeler listesine Türkiye yerine Kıbrıs'ı almasının Batının  ikili standartlarından ve anti-Türk tutumundan kaynaklandığı,  Türkiye'nin AB'ye üye olmak için gösterdiği çabalara karşın  Batı'nın tepkisinin gün geçtikçe arttığı belirtilmektedir. 500  yıl Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yaşamlarını sürdürmüş,  ama bugün siyasi, ekonomik ve kültürel alanda gelişmelerini  tamamlamış bir kısım Avrupa ülkesinin Türkiye'nin sadece  Batı'da değil, bütün Dünyanın global problemlerinin hallinde  önemli rol oynadığını hala anlamadıkları ileri sürülen haberde, Amerika'nın The Wall Street Journal gazetesinin, Avrupa  Komisyonu'nun Türkiye'nin AB üyeliğine aday ülkeler listesine almamasını yanlış bir karar olarak değerlendirdiğine dikkat  çekilmektedir. AB yetkililerinin Kıbrıs konusundaki tutumunun,  Türkiye'nin resmi çevrelerini rahatsız ettiği kaydedilen  haberde konuyla ilgili iktidar ortaklarının açıklamalarına  yer verilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in (20/11) "İngiltere ve Türkiye, AB Gücü Konusunda  Yaşanan Kördüğüm Konusunda Görüşmeye Hazırlanıyor" başlıklı ve  John Chalmers imzalı haberinde, İngiltere'nin önümüzdeki hafta  Türkiye'yi kurulması planlanan AB Acil Müdahale Gücü'nün  ittifakın olanaklarını ve enformasyonunu otomatik olarak  kullanabilmesine izin vermesi yönünde ikna etmek için  görüşmelerde bulunacağı bildirilmektedir. 26 Kasım'da Ankara'da  yapılacak olan müzakerelerin, oluşturulması planlanan güvenlik  ve savunma politikasının ilk öğelerini ilan etmek isteyen Avrupa Birliği açısından önemli bir tarihe rastladığına işaret  edilen haberde, Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun,  Brüksel'de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada,  Ankara'nın toplantı öncesinde esnek ve yaratıcı bir tutum  benimsediğini söylediği, ancak bunun sonuçları konusunda  ayrıntılı bilgi vermediği kaydedilmektedir. Yetkililerin,  anlaşmazlığın çözümlenmesi için yapacağı baskının önemli  olduğu düşünülen NATO'nun ağır topu Washington'un da  önümüzdeki hafta Ankara'da yapılacak olan görüşmelere  katılacağını söyledikleri belirtilen haberde, AB savunma  bakanlarının, gücün oluşturulması yönünde hedeflerindeki  gelişmeleri ele almak üzere bir araya geldikleri ve çatışan  tarafların ayrılması ve anlaşmazlıkların önlenmesi gibi  riskli misyonlarda kilit önemde yeterlilik eksiklerinin  bulunduğu sonucuna vardıkları bildirilmektedir.

             Reuter'in (20/11) "IMF, ABD'nin Stratejik Müttefiki  Türkiye İçin Kendini Riske Atıyor" başlıklı ve Mark Bentley  imzalı haberinde, IMF'nin, Afganistan'daki ABD önderliğindeki  teröre karşı savaşta kilit müttefik olan Müslüman Türkiye'ye  10 milyar dolar ekstra kredi vermek istediği, ancak fonun,  ekonomik reformları uygulamak için mücadele eden bir hükümete  destek vererek kendi itibarını riske attığı ileri sürülmektedir.  Uzmanlara göre, IMF ve Türkiye'nin nispeten canlanmakta olan  pazarı, eninde sonunda, zorlu devlet kesintileri ve vergi  düzenlemelerini icra edecek olan hükümetin kıt miktarda halk  desteğine sahip olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kalacağı vurgulanan haberde, Şubat krizinden sonra borçlarının ödenmesi  gereken batık bankaları, 72 milyar dolar seviyesindeki iç  borcu ve en çok ihtiyaç duyulan özelleştirme gelirlerine  yönelik zayıf belirtileri eşliğinde, Türkiye'nin sağ sol  koalisyonunun, gelecek sene baki kalabilmek için 2004 yılındaki  seçimlere kadar çalışmalarını yarıda bırakabileceği  belirtilmektedir. Haberde, Türkiye'nin 11 Eylül sonrası  ortaya çıkan yeni rolü ile Kıbrıs sorunu hakkındaki  Türkiye'nin tutumu da ele alınmaktadır.

             Financial Times gazetesinin (20/11) "İki Dünya Arasında"  başlıklı ve Leyla Boulton ile Quentin Peel imzalı Internet'ten  sağlanan yorumunda, IMF'nin borç yükünü hafifletmek üzere   Türkiye'ye 10 milyar dolarlık ek kredi vermeyi prensipte   kabul etmesinin, ekonomik ehliyetin takdir edilmesi olduğu  kadar siyasi bir ödül olarak da yorumlandığına işaret  edilmektedir. "Türkiye'nin, tek Müslüman NATO üyesi olarak  Afganistan'daki Taliban ve terörizme karşı ABD önderliğindeki  kampanyaya destek olarak asker göndermeyi önermesi, Amerika'nın uzlaştırmaya yönelik çabalarına rağmen AB tarafından yeni  Avrupa Savunma ve Güvenlik konseptini bloke etmekle suçlanması,  Kıbrıs konusundaki tutumu" gibi uluslar arası konulardaki  tutumunun ele alındığı yorumda, asıl meselenin, 11 Eylül  olaylarının hem Türkiye hem de AB'yi diplomatik görüş  ayrılıklarını gidermeye mi götüreceği, yoksa Ankara'nın  Washington'daki itibarını kullanarak Brüksel'in baskılarına  direneceği mi olduğu ifade edilmektedir. Yorumda, Başbakan  Bülent Ecevit'in, AB'nin Rum kesimini üyeliğe kabul ettiği  takdirde Türkiye'nin KKTC'yi ilhak edeceği tehdidinde  bulunmasının, "halkının üçte ikisinin AB üyeliğini  desteklediği Türkiye'nin AB üyelik adaylığını tehlikeye  düşüreceği" ileri sürülmektedir. Siyasal irade eksikliğinin  de Türkiye'yi devasa iç borçları çevirmek için IMF  kredilerine muhtaç eden ekonomik bunalımlara yol açtığı,  son yapılan bankacılık reformlarının IMF'nin zoruyla  gerçekleştirildiği belirtilen yorumda şöyle denilmektedir:  "Bir başka alternatifin olmayışı Batı'nın daha fazla IMF  parasını Ankara'daki koalisyona yatırmasının sebebidir.  ABD'nin Orta Doğu'nun kapısındaki bu hayati müttefikinin  istikrarsızlığa düşmesine meydan vermemek istediği bir  dönemde, Türkiye'nin IMF ile üç yıldaki bu dördüncü kurtarma  operasyonu, muhtemelen hükümetin siyasal intihar mahiyetindeki  bir erken seçime gitmek zorunda kalmasını önleyecektir. AB  şimdilik Türkiye ile savunma politikası ve Kıbrıs çıkmazına  ilişkin ihtilafında ilerleme kaydedilmesini bekliyor. Her iki  mesele de birbiriyle yakından ilgilidir. Her şeyden önce Kıbrıs  işin püf noktasıdır. Sorunun özünde bölünmüş adanın birleşmesine  ilişkin çözüme yönelik müzakereler yatmaktadır. İlerlemenin  işaretleri belirmiştir. Kıbrıs'ın Rum Cumhurbaşkanı, Türk  muhatabı Rauf Denktaş'la bir araya gelmeyi kabul etmiştir.  Ancak Kıbrıs'ta bir çözüm bulununcaya kadar Türkiye, Avrupa  davetiyle AB'nin Yunan lehdarı olduğu kuşkusu arasında  bocalayacaktır."

 

            İTALYA BASINI:           

            Il Sole 24 Ore gazetesinin (20/11) "AB: Genişleme Niçin  Zor?" başlıklı makalesinde, Avrupa Komisyonu'nun açıkladığı  yıllık raporuna değinilmekte, Nice'te belirlenen güzergahın,  çok kısa sürede bu ülkelerin zor geçitleri aşmasını öngördüğü,  bu sorunlar arasında Kıbrıs sorununun da olduğu bildirilmektedir. Makalede, Komisyon ve Yunanistan'ın, Türkiye ile bir anlaşma  sağlanmaması durumunda bile ileri gidileceğini açıkladıkları,  Başbakan Bülent Ecevit'in bu durumda, 1974 yılından beri askeri  "işgal" altında bulunduğu iddia edilen adanın kuzey bölümünü ilhak etme şeklindeki açıklaması hatırlatılmaktadır.

 

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Politis gazetesinde (20/11) "Avrupa Genişlemesi Ve Kıbrıs:  Ortak Katılım Anlaşması" başlıklı ve Kiriakos  Pieridis  imzasıyla yayımlanan yorumda, Avrupa Komisyonu'nun, üyelik  müzakerelerinin son aşaması ile ilgili tarihi belirlediği ve  genişlemeyi "kilitlediği", böylece "birşeylerin yanlış  gidebileceğini" umut edecek veya şantaj yapabilecek imkanlara  yer vermediği belirtilmektedir. İlhak tehditlerine karşılık  Komiser Verheugen'in, Kıbrıs'ın üyeliğinin tüm egemenliğini ilgilendireceğini belirterek, "Adanın bölünme sorununun çözümü  olmadan AB üyeliği, bölünmenin 'de jure' tanınması anlamına  kesinlikle gelmeyecektir. AB gözünde ve uluslararası hukuka  göre Kıbrıs Cumhuriyeti, bütün adayı temsil etmektedir ve bu  nedenle Kıbrıs'ın AB üyeliği her halükarda hukuki açıdan  adanın tümünün üyeliği anlamına gelecektir..." dediği  belirtilen yorumda, Komisyon'un, Türkiye'yi "insan hakları,  Kıbrıs sorunu ve Avrupa Güvenlik sorunu" olmak üzere 3 nokta  üzerinde izleyeceği yolu tercih etmeye çağırdığı vurgulanmaktadır. Yorumda şu ifadelere de yer verilmektedir:  "Komisyon, screening sürecinin başlaması için yeşil ışık  yakmıyor. Çünkü Türkiye Kopenhag kriterlerine tamamıyla  uymuyor. (Screening, Türk Anayasası'nın Avrupa mevzuatı ile  uyum derecesinin incelenmesi ve uyum amacına yönelik  önlemlerin önerilmesidir.) 'Bir parça screening' yapılması  öneriliyor. Böylece Türkiye'nin resmi üyelik müzakerelerine  başladığı düşünülmeyecek. Screening, resmi üyelik  müzakerelerinin birinci aşamasıdır. Komisyon, bu şekilde  Türklerin davranışlarını yeniden düşünmelerini sağlamak  için Türk politikasının hedefini bir sonraki yıla aktardı.  Üstelik Türklerin ortaklık ilişkileri, 2002 yılında  yenilenecek. Genişleme süreci Avrupa'yı vatandaşları için  tamamıyla güvenli bir bölge yapmakta, çatışmaların önlenmesine  katkıda bulunmaktadır... 2001 yılında yapılan bu itiraf, AB  için cesaret vericiydi. Brüksel'de genişleme ile AB'nin  gelecek için iyi bir yatırım yaptığına inananların haklı  olduğu onaylandı. Bütün ülkeler, özellikle de üyelik  müzakerelerinde bulunan 12 ülke, AB ilkelerine artan bir  uyum sergilediler. Türkiye bile Avrupa'nın çağrısına yanıt  verdiğini gösterdi. Ekonomik göstergeler (yine Türkiye hariç)  tamamıyla cesaretlendiriciydi."

             Fileleftheros gazetesinin (20/11) "Atina, Gerilimden  Endişe Ediyor" başlıklı haberinde, Yunanistan Savunma Bakanı  Yannos Papandoniu, Kıbrıs'ın AB üyeliği perspektifine karşı  Türkiye'nin davranış ve tutumunu değerlendirirken, Türkiye'nin  Kıbrıs'ta gerilim yaratmaya teşebbüs etmesinin ihtimal dışı  olmadığını belirttiği ve Kıbrıs'ın tam üyeliği ışığında olası  tehlikeler konusunda net uyarılarda bulunduğu bildirilmektedir. Papandoniu'nun, Kıbrıs'ın AB üyeliği yaklaştıkça Yunanistan'ın   her ihtimale karşı savunma açısından tamamıyla hazırlıklı  olması gerektiğini söylediği ve Türkiye'den gelen herhangi bir  tehdidi, Türk tarafının zafiyet göstergesi ve ülkenin içinde bulunduğu  krizden çıkış arayışları çabası olarak algıladığını  anlattığı kaydedilmektedir.

           

            YUNANİSTAN BASINI:           

            Ethnos gazetesinin (20/11) "15'ler GKRY'nin AB Üyeliğinin  Lehinde" başlıklı haberinde, AB Dışişleri Bakanlarının dünkü  toplantısında Kıbrıs'ın kayıtsız şartsız AB'ye üyeliğinin  lehine bir tutum benimsedikleri bildirilmekte, toplantıya  Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ve Dışişleri Bakan  Yardımcısı Yianitsis'in katıldıkları, toplantıda Kıbrıs'ın  AB'ye tam üyeliği için Kıbrıs sorununda bir çözüm bulunmasının  şart olmadığı görüşünün savunulduğu kaydedilmektedir. Haberde,  Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusuna da değinildiği ve 15'lerin Türkiye'nin AB'ye üyeliği için Kopenhag'ın siyasi ve ekonomi   kriterlerine uymadığını ifade ettikleri ve Türkiye'nin AB'ye  tam üyeliği konusunda ön görüşmelerin başlamasının söz konusu   olmadığını bildirdikleri, sadece İspanya'nın Türkiye'de,  ülkenin AB'ye üyeliğinin doğrultusunda çabalarda bulunan  çevrelere hatalı bir mesajın gönderilmesi ihtimaline dikkat  çektiği aktarılmaktadır.

 

 

 
 
 

         ESKİ SAYILAR