23/11/2001     

 

                    ANKARA, 23/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 22 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  değinen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:

            AP'nin (22/11) "Türkiye'nin AB'ye Üye Olma Ümitleri  Kıbrıs Görüşmelerinde Sağlanacak İlerlemelere Bağlı  Olabilir" başlıklı ve Ben Holland imzalı haberinde,  Türkiye'nin Afganistan'ın geleceğini şekillendirmeye  yardım etmeye gönüllü olmasının Batı'dan övgü kazandığı  ve bunun karşılığında finansal ödüller verilebileceği,  ancak, yıllardır çözümlenemeyen Kıbrıs sorununun,  Türkiye'nin katılmayı çok istediği "Batı klübüne üyeliğine"  engel olduğu ileri sürülmektedir. Türkiye'nin, "Kıbrıs Rum  kesiminin AB'ye üyeliğinin gerçekleşmesi durumunda, KKTC'yi  ilhak edeceği" konusundaki tehdidinin hatırlatıldığı haberde,  "Kuzey Kıbrıs'la daha yakın bir entegrasyonun getireceği  bedel" konusundaki tartışmalara yer verilmektedir. Radikal  gazetesi köşe yazarlarından İsmet Berkan'ın, "Bunun  Türkiye'nin AB üyeliğini en uzak hayale dönüştüreceğine  ya da adaylıktan tamamiyle vazgeçireceğine hiç şüphe yok"  diye yazdığına işaret edilen haberde, Londra Üniversitesi  Doğu ve Afrika Çalışmaları merkezinde Türkiye uzmanı olan  William Hale'in, "Farzedelim Türkiye yakın bir gelecekte  katılım görüşmelerini başlatacağını bilse bütün tehditlerine  devam eder miydi?" şeklindeki sorusu aktarılmaktadır. Haberde,  AB İlerleme Raporu'nun, Ankara'nın üyelik görüşmelerine  başlamak için daha çok yol katetmesi gerektiğini söyleyerek Türkiye'ninreform çabalarına zayıf bir övgüde bulunduğu,  AB'in önde gelen kaygıları arasında "Türkiye'nin kendisine  karar verme mekanizmasında söz hakkı verilmediği sürece,  planlanan AB ordusu için NATO kaynaklarına ulaşmayı bloke  etmeye kararlı olmasının yanında insan hakları ve ifade  özgürlüğünün" yeraldığına işaret edilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Deutsche Welle'nin (22/11) "Avrupa Komisyonu Türkiye'ye  İlişkin Ekonomik Raporu Açıkladı" başlığıyla Internet  sayfasında yayımlanan yazısında, AB Komisyonu tarafından  açıklanan İlerleme Raporu'ndan söz edilmekte, Avrupa  Birliği'nin, Türk ekonomisinin geleceğine ilişkin umut  aşıladığı, ancak, "pembe bir tablo da çizmediği"  değerlendirmesinde bulunulmaktadır. Raporda, Türkiye'nin  ekonomik durumu, bu bağlamda enflasyon ve işssizlik sorunu,  tüketim ve yatırımlar, ihracat konularıyla 11 Eylül  saldırılarının ekonomiye ve turizme etkisinin irdelendiği  belirtilen haberde, Türk ekonomisinin durumunun iyileşeceği  tahmininde bulunulduğu, ekonomik durumun beklenenden daha  sert ve çabuk düşüşe geçtiği, Türk ekonomisinin 2003 yılına  kadar aşamalı olarak düzlüğe çıkacağının belirtildiği  aktarılmaktadır. 

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (22/11) "Denktaş: Kıbrıs'ta Her Türlü Birleşme  'İki Devlet' Arasında Gerçekleşmelidir" başlıklı haberinde,  KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Kıbrıs Rum Lideri Glafkos  Klerides ile görüşmesi öncesinde, Kıbrıs'ta her türlü  birleşmenin "iki devlet" arasında gerçekleşmesi gerektiğini  yinelemek üzere BM'ye bir mektup yazdığı bildirilmektedir.  BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderilen 12 Kasım tarihli  mektubun, sadece Ankara tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti'nin (KKTC) Cumhurbaşkanı olan Denktaş'ın bu  konudaki geleneksel tavrını vurguladığı ifade edilen haberde,  adının açıklanmasını istemeyen bir Kıbrıslı Türk yetkilinin  AFP'ye yaptığı açıklamaya atfen, Denktaş'ın, mektubunda,  Kıbrıs'ta her türlü çözümün "eşit ve egemen iki devlet"  arasında gerçekleşmesi gerektiğini yazdığı ileri sürülmektedir.  Haberde, Klerides ve Denktaş'ın, 4 Aralık'ta Lefkoşa'da,   Türkiye'nin işgali durumundaki adanın kuzey kesiminden güney   kesimini ayıran "Yeşil Hat" üzerinde bulunan BM merkezinde  biraraya gelmek konusunda anlaştıkları, dört yıl içinde ilk  kez gerçekleşecek olan bu zirve konusundaki açıklamanın  Denktaş tarafından yapıldığı bildirilmekte, Kıbrıs Hükümet  Sözcüsü Mihalis Papapetru'nun yaptığı açıklamada, Klerides'in,  zirveye "evet" diyebileceğini söylediği, bununla birlikte,  Denktaş'ın tutumunun, gelecekteki görüşmeler sırasındaki  ilerlemelere katkıda bulunma gibi bir özelliği olmadığını da  sözlerine eklediği kaydedilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (22/11) "Türkiye, Eşitlik ve AB İçin Medeni  Kanunu'nu Değiştirdi" başlıklı ve Ayla Jean Yackley imzalı  haberinde, Türk Parlamentosu'nun, 76 yıllık Medeni Kanunu'na,  her iki cinse de kanun önünde eşitlik sağlayacak şekilde  kapsamlı değişiklikler getiren yeni kanunu onayladığı  bildirilmektedir. Eğitimli kadınların, bu reformu, kadının  durumunun iyileştirmesine yönelik oldukça gecikmiş bir adım  olarak nitelendirerek coşkuyla karşılamalarına rağmen,  bunlardan pek azının, kadın haklarını genişletmeyi amaçlayan  bu yeni kanunun, Türk erkeklerinin eşlerine karşı  davranışlarını değiştireceğine inandığı belirtilen haberde,  Avrupa Birliği'ne aday üye olan Müslüman Türkiye'nin kadınlara,   modern cumhuriyetin kuruluşundan 11 yıl sonra, 1934'de oy  verme ve milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıdığı  hatırlatılmaktadır. İsviçre Medeni Kanunu'nun etkisini taşıyan  eski Medeni Kanun'un, erkeğe ve kadına hukuki olarak eşit  davranmadığı, erkeğin "aile reisi" olduğunu ve kadının  çalışmak için kocasının iznini alması gerektiğini öngördüğü  ifade edilen haberde, Avrupa Komisyonu'nun AB'nin genişlemesine   ilişkin yayımladığı yıllık İlerleme Raporu'nda, Türkiye'nin,   üyelik görüşmelerine başlayabilmek için insan hakları  alanındaki siyasi kriterleri henüz yerine getirmemiş olduğunu  belirttiğine işaret edilmektedir. Eski Medeni Kanun'un,  boşanma durumunda kadının yalnızca kendi adına kayıtlı  mallarını alma hakkı bulunduğunu öngördüğü vurgulanan haberde,  şimdi ise evlilik sırasında edinilmiş malların, boşanma  halinde yarıya bölüneceği, kadının evlendikten sonra kendi  soyadını muhafaza etmesine ve bekar olsa bile evlat  edinebilmesine imkan tanındığı, ayrıca, evlilik için kızlarda  15, erkeklerde 17 olan yasal yaş sınırının 18'e yükseltidiği bildirilmektedir. Haberde, ayrıca, Devletle dini birbirinden  katı bir şekilde ayıran Türkiye'de kadınların birçok Müslüman  ülkededeki hemcinslerine nazaran daha geniş özgürlüklerden  yararlanırken, özellikle ülkenin kırsal doğu kesiminde dini  geleneklerin kadınların çalışma ve eğitim görme haklarını  kullanmalarını engelleyebildiği, Türkiye'de işgücünün yalnızca  üçte birinin kadın ve kadınlar arasında okuma-yazma oranının  da yüzde 30 olduğu kaydedilmektedir.

           KIBRIS RUM BASINI:  

            Alithia gazetesinin (22/11) "Askersizleştirme ve Güvenlik"  başlıklı yorumunda, Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun  Brüksel'de, Türkiye'nin, BM kararlarıyla da benimsenen,  Kıbrıs'ın askersizleştirilmesi önerisini reddettiği şeklindeki açıklamasına yer verilmekte, bunu, AB üyesi ve adayı ülkeler  ile NATO ülkeleri Dışişleri ve Savunma Bakanlarının toplantısı   sırasında dile getirdiği, bu olayın Türk itirazlarını  uluslararası topluma mal ettiği bildirilmektedir. Kıbrıs'ın askersizleştirilmesinin reddinin, Türkiye için o kadar sıradan  ve basit bir mesele olmadığı, çünkü, Kıbrıs karşısındaki Türk  niyetlerini açığa çıkardığı ifade edilen haberde, "Kıbrıs'ın askersizleştirilmesi ve adanın AB'ye girmesinin, Kıbrıs'ta  güvensizlikten söz eden her türlü tehlike edebiyatına en güçlü  ve en inandırıcı yanıtı teşkil ettiği" kaydedilmekte ve "Fakat  Türkiye'nin düşündüğü gerçekten de Kıbrıs Türklerinin güvenliği  mi? Sorusu sorulmaktadır.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefteros Tipos gazetesinin (22/11) "Türkiye, AB'ye Aday  Ülkeler Listesinin Sonunda" başlıklı ve Maria Spiliopoulou  imzalı yorumunda, AB Komisyonu'nun yayımladığı İlerleme  Raporu'nda, Kıbrıs'ın AB aday ülkeleri listesinde ekonomik  açıdan üyeliğe en yakın olan ülke olarak açıklandığı,  Türkiye'nin ise bu listenin sonunda bulunduğu, bunun ise,  "Ankara için şiddetli bir tokat oluşturduğu" belirtilmektedir.  Avrupa Komisyonu'nun değerlendirmelerinin, Türkiye dışında,  "AB ailesinin" üyesi olmayı amaçlayan tüm devletlerin ekonomik  açıdan ilerlemeleri konusunda ihtiyatlı iyimserlik yansıttığı  vurgulanan yorumda, Brüksel'deki yetkililere göre, "Türk  ekonomisinin durumunun beklenildiğinden çok daha ciddi olduğu,  Ecevit hükümetinin çabalarına ve uluslararası mali yardım  paketine rağmen, oldukça ciddi iki krizden sonra, ülkenin  ekonomisinin belini hala doğrultamadığı ve insan hakları  konusundaki sorunların da devam ettiği ifade edilmektedir.

 

            Fileleftheros gazetesinin (22/11) "Denktaş Mektubu  Torpile Dönüştü... Görüşmeler İçin Hiç Olanak Bırakmıyor...  Görüşme Peşinen Mahmuzlanıyor" başlıklı haberinde, Rum  yetkililer, siyasi parti liderleri ve Rum basınının, Rauf  Denktaş'ın inisiyatifi ile başlayan ve 4 Aralık'ta buluşma  randevusuyla noktalanan Denktaş-Klerides arasındaki  mektuplaşmayı, Denktaş'ın bir manevrası ve blöfü olarak  nitelediği, ancak, Klerides'in  buna katılmaktan başka  seçeneği olmadığını vurgulamayı sürdürdüğü bildirilmektedir.  Türk tarafının, Rauf Denktaş'ın Kofi Annan'a gönderdiği  mektupla, Rauf Denktaş'ın Klerides ile yapacağı görüşmeyi  torpillemiş bulunduğu belirtilen haberde, bütün bu belirtilere  göre, Türk tarafının buluşma sırasında görüş farklılığını  ortaya koyarak Elen tarafını tuzağa düşürmeye ve prosedürün   ilerlemesi için 'ortak zemin' gerekiyor tablosunu yaratmaya  çalışacağı iddia edilmektedir.Haberde, İslam Konferansı  Örgütü üyelerine, Cumhurbaşkanı Klerides'e yüzyüze buluşma  önerisi konusunda bilgi vermiş olan Denktaş'ın, Kofi Annan'a  gönderdiği mektupla, görüşme çerçevesini belirlemeye çalıştığı,  konuyu bir 'iki devletler koalisyonu' oluşturulmasına havale  ettiği, çifte vatandaşlıktan da söz edildiğine işaret  edilmektedir. Aynı kaynaklara göre, Cumhurbaşkanı Klerides'in,  "bu oyunda" Denktaş'ı izlemeyeceği ve onu BM kararlarına  havale edeceği ifade edilen haberde, Lefkoşa'nın  değerlendirmesinin, 4 Aralık'ta Kıbrıs meselesinin özünün  görüşülmesinin beklenmediği şeklinde olduğu belirtilmektedir.

 

 

 

          

                    ESKİ SAYILAR