|
26/11/2001
ANKARA, 26/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında
23-24-25 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerinde değinenen
haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (25/11) "İngiltere, Türkiye-AB Anlaşmazlığına Karşı
Girişimde Bulunuyor" başlıklı
ve Paul Taylor imzalı haberinde, İngiltere Dışişleri Bakanlığı
Siyasi Direktörü Peter Ricketts'in
üstlendiği özel bir görevle, Ankara'da sivil ve askeri
makamlarla, Türkiye'nin Avrupa Acil Müdahale Gücü'nün askeri
operasyonları için NATO'nun malvarlıkları ve planlama kolaylıklarından
faydalanmasına karşı çıkmasını önleme amacıyla görüşmeler
yapacağı bildirilmekte, bu girişim, 15 AB liderinin gelecek ay oluşturulması
planlanan güvenlik ve savunma politikasının ilk öğelerini
açıklamalarından önce, sorunun çözülmesi için son şans
olarak görüldüğü ifade edilmektedir. Ancak diğer diplomatların,
“11 Eylül'den bu yana değişen stratejik durum içerisinde Türklerin,
ABD'nin Afganistan konusunda
şiddetle kendi desteğine ihtiyacı olduğunu ve Avrupalılara boyun eğmesi
konusunda baskı uygulamayacağını hissettiğini” belirttikleri
vurgulanan haberde, AB üyeliği için aday olan ancak en az bir on yıl
için Birliğe girebilecek gibi görünmeyen Türkiye'nin, güvenlik
alanı içerisinde olduğunu düşündüğü AB kriz yönetim
operasyonlarında veto hakkını etkin bir şekilde kullanabilmeyi talep
ettiği kaydedilmektedir. Haberde, AB diplomatlarının yapılacak görüşmelerde
bir anlaşma sağlayamamanın dezavantaj yaratacağını, ancak
Avrupa Savunma Girişiminin "çok etkileyici" sayılamayacağını
söyledikleri de belirtilmekte, AB-NATO bağları konusunda yapılacak
bir anlaşmanın, Brüksel ile Ankara arasında, Kıbrıs'ın AB'ye katılımı
için gelecek yıl yapılacak nihai görüşme umutları konusunda
ortaya çıkabilecek büyük
bir krizin önlenmesine yardımcı olabileceği ifade edilmektedir.
Reuter'in (23/11) "Türk Milletvekilleri Kıbrıs Konusunda Kapalı
Oturum Düzenliyor" başlıklı ve Hıdır Göktaş imzalı bir diğer
haberinde, TBMM'nin Kıbrıs konusuyla ilgili olarak yaptığı gizli
oturumdan söz edilmekte, dört yıldan bu yana ilk kez doğrudan karşılıklı
yapılacak Klerides-Denktaş görüşmesinin önemine işaret
edilmektedir. Konuyla ilgili yetkililerin “Kıbrıs'ın satılması”
endişesini taşıdıkları vurgulanan haberde şöyle denilmektedir:
“NATO müttefikleri olan Yunanistan ve Türkiye'nin, Kıbrıs gibi bölgesel
sorunları var. İki ülke 1974 yılında, Kıbrıs Rum kesimini
Yunanistan ile birleştirmeye yönelik bir askeri darbe üzerine Türkler'in
Kıbrıs'ın kuzeyine asker çıkarmasıyla birlikte neredeyse doğrudan
karşı karşıya kalmıştı. Bugüne kadar tekrar tekrar yapılan
diplomatik girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak Türkiye'de
bazıları, konuya Kıbrıs'ın AB'ye girmeden önce bir çözüm sağlanması
baskısının, Ankara'yı, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını
'satma' olarak gördükleri bir duruma sürüklemesinden endişe
duyuyor.
The Economist dergisinde (23/11) "Sözler Silah Olsaydı..."
başlığıyla yayımlanan yorumda, yıllardır AB'nin, bir ekonomik dev
ama siyasi cüce olduğundan söz edildiği, bunu değiştirmek isteyen
AB yetkililerinin, 1999'dan beri bir ortak savunma politikası
geliştirmeye çalıştıkları, ancak, NATO ile Avrupa ordusu
arasındaki ilişkinin hala sorunlu olduğu ileri sürülmektedir..
Yorumda şu ifadelere de yer verilmektedir: “AB, NATO'nun planlama
yeteneklerine garantili erişim istiyor. Bu yeteneği kendisinin tesis
etmeye kalkması, inanılmayacak ölçüde pahalı. Burada düğüm,
NATO üyesi olan ancak AB üyesi olmayan
Türkiye. Türkiye, Avrupa Birliği'ne, NATO kabiliyetlerine
garantili erişim için izin verilmesi konusunda çok isteksiz. Bunun
nedeni, AB ordusunun bir gün Türk çıkarlarına, örneğin Kıbrıs'taki
çıkarlarına, zarar verebileceğinden korkması. Bugüne kadar Türklerle
bir dizi çetin müzakere yapıldı ancak sorun hala çözülemedi. Gene
de AB yetkilileri hala, Türkiye'nin askeri konularda verdiği tavizlere
karşılık AB'nin, Türkiye'nin Birliğe üyelik talebinde ilerleme sağlanmasına
yönelik bir anlaşmaya ulaşabileceklerini umuyorlar. Ancak bir anlaşmaya
varılmaması halinde, AB NATO kabiliyetlerine erişiminin
münferit talepler çerçevesinde teker teker sağlanmasını
kabul etmek zorunda kalabilecek. Tabii bu da çok şeyi değiştiriyor."
KIBRIS RUM BASINI:
Simerini gazetesinin (24/11) "Kıbrıs Basınında Fontaine Mesajı:
'AB'nin Kıbrıs'sız Genişlemesini Hayal Edemiyorum'" başlıklı
haberinde, iki günlük ziyaret için dün Kıbrıs'a gelen Avrupa
Parlamentosu Başkanı Nicole Fontaine'in yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın
AB üyeliğine çok yakın olduğu mesajını verdiği ve bu mesajı Türkiye'ye de gönderdiği
bildirilmekte, AB'nin, üyelik zamanı geldiğinde Türkiye ve Kıbrıs
arasında bir ikilem yaşayıp yaşamayacağı yolundaki soru
üzerine de, "Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs'ın da
dahil olmadığı aday ülkelerin üyeliğine olumlu görüş
vereceğini sanmıyorum" dediği aktarılmaktadır.
Aynı konuya, Haravgi gazetesinde "Fontaine Dersleri.. İki Kez Kıbrıs'taki
İşgalden Söz Etti" başlığıyla, Politis gazetesinde,
"Avrupa Parlamentosu Başkanı Kıbrıs'ta... Mühürlü Üyelik...
Verheugen, Prodi ve Fontaine Aynı Dalga Boyunda" başlığıyla,
Fileleftheros gazetesinde, "Avrupa Parlamentosu Kapıları da Açılıyor..
Üyelik, Kıbrıs Sorununun Çözümüne Katalizör" başlığıyla,
Simerini gazetesinde, "AB'nin yasama organı
başkanının ilk kez gerçekleştirmekte olduğu tarihi bir
ziyaret" başlığıyla yer verilmektedir.
Alithia gazetesinin (24/11) "4 Aralık Görüşmesi ve Denktaş'ın
Gerçek Niyetleri" başlıklı ve Pampos Haralambos imzalı
yorumunda, Kıbrıs Türk Toplumu Lideri Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Rum
Toplumu Lideri Klerides'e yaptığı yüz yüze görüşme davetinin,
Rum kesimi siyasi liderleri ve siyasi yorumcular tarafından kuşkuyla
karşılandığı ifade edilmekte, siyasi yorumcular, Denktaş'ın
aniden değiştiğine ve Klerides ile doğrudan görüşme istemeye başladığına
inanamadıkları dile getirilmektedir. Yorumda, Denktaş'ın
niyetlerinin masum olmadığı ileri sürülmekte ve şu ifadeler aktarılmaktadır:
“Denktaş'ın niyetleri hiçbir zaman iyi değildi ve bunu bize söylemeleri
için falcılara veya kahinlere ihtiyaç yoktur. Denktaş, aynı kötü
niyetlere her zaman sahipti. Temmuz 1978'de, Kıbrıs Rum tarafının görüşme
masasına oturmasına karşılık Magosa'nın Kıbrıslı Rum
sakinlerine geri verilmesi önerisini yaptığı zaman da, Denktaş'ın
Kıbrıs sorunu hakkındaki görüşleri farklı değildi. Denktaş,
Magosa'yı geri vermeyi, bizi Kıbrıs sorununun çözümlenmesini sağlayacak
görüşme masasına oturmaya ikna etmek için önermiyordu. Denktaş,
Makarios ile birinci, Kiprianu ile de ikinci doruk anlaşmasını
imzaladığı zaman, bunu aniden niyetlerini değiştirdiğinden ve
sorunun çözümlenmesini istediğinden dolayı yapmadı. Denktaş'ın
niyetleri, o zaman da Kıbrıs sorununun çözümlenmesi lehinde değildi.
Klerides ile aracılı görüşmeler
başladığı zaman, Denktaş'ın yine farklı bir niyeti yoktu.
Denktaş'ın Klerides'i doğrudan görüşmelere çağırırken de (doğrudan
görüşmeleri önce Klerides istemişti, ancak Denktaş reddetmişti)
farklı bir amacı yoktur. Denktaş, sadece farklı bir zorunluluk içindedir.”
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini gazetesinde
(24/11) “Türk İkilemi” başlığıyla yayımlanan başmakalede, Kıbrıs
ile AB-Türkiye ilişkileri konularının görüşülmesi amacıyla, 126
milletvekilinin talebi üzerine, TBMM'de yapılan gizli görüşme ele
alınmakta, görüşmenin, beklendiği gibi, resmi politikanın değişmesine
neden olmadığı ileri sürülmekte, buna rağmen, siyaset ve
basın dünyasının bir bölümü tarafından açıkça bu
politikaya karşı itirazların ifade edilmesinin de, önemli bir gelişme
oluşturacağı ifade edilmektedir. “İfade edilmekte olan itirazların,
ilkelere ve uluslararası hukuka dayanan tezlerden kaynaklanmadığı, Kıbrıs
sorunuyla ilgili katı davranışın Türkiye'nin Avrupa'ya
yakınlaşması yolunu engelleyeceğine yönelik derin bir endişeden
kaynaklandığı” belirtilen yazıda, Kıbrıs konusunun yalnız Türk-Yunan
ilişkilerinin "anahtar" konusunu değil, aynı zamanda
Avrupa-Türkiye ilişkilerinin de bir "anahtar" konusu olarak
ortaya çıktığına işaret edilmektedir. AB'nin, adanın siyasi
sorunu çözülmemiş olsa bile Kıbrıs'ın Güney kesiminin AB üyeliğine
ilerleyeceği hakkında taahhüt altına girmiş bulunduğu, bu yüzden
de, her iki tarafa baskı uygulayarak, üyelik saatinden önce sorunun
çözülmesini başarmaya
çalıştığı belirtilen yazıda, “Türkiye'nin uzlaşmaz tavrının
Avrupalılar'ı, Rauf Denktaş'ın uzlaşmaz politikasını sürdürmesinin
olumsuz etkileri hakkında Ankara'ya uyarılarda bulunma zorunda bıraktığı”
kaydedilmektedir.
Elefterotipia gazetesinin (24/11) "Avrupa Parlamentosu Lefkoşa'nın
Yanında" başlıklı ve Fanos Konstantinidis imzalı yorumunda, Avrupa
Parlamento Başkanı Nicole Fontaine'in Kıbrıs'ı ziyareti sırasında
Kıbrıs sorunu ve adanın AB üyeliğine ilişkin kesin açıklamalarının
Kıbrıs Rum Kesimini memnun ettiği, Parlamento
Başkanı'nın, AB'nin Kıbrıs'ı içermeyecek bir genişlemeyi
kabul etmeyeceğini
vurguladığı, ayrıca, Kıbrıs konusuna ilişkin duygusallığını
ifade ederek, Avrupa Parlamentosu'nun tüm gücüyle BM kararları çerçevesinde
bir çözümün bulunması yönünde çaba sarfedeceğini söylediği
bildirilmektedir. Yorumda, ayrıca, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın,
Klerides ile 4 Aralık'ta yapacağı görüşmenin önemine de dikkat çekilmektedir.
Ta Nea gazetesinin (24/11) "Ankara, Kıbrıs'ta Zor Durumda"
başlıklı ve Yorgo Tsalakos imzalı yorumunda, Klerides-Denktaş arasında
4 Aralık'ta yapılacak görüşmeden söz edilmekte, teklifin Denktaş
tarafından gelmesinin nedenleri irdelenmekte, buna “Denktaş'ın yıllarca
sürdüğü ve zaman zaman yenilediği
uzlaşmaz, önerileri rededen, çözüm istemeyen bir kişi olduğu imajını
düzeltmeye çalıştığı” şeklinde bir yorum getirilmektedir.
Ancak, bu girişimin gerek Helsinki kararlarıyla başlayan çağdaşlaşma
işlemlerinde bulunan Ankara'nın, gerekse de yerel sorunların
ve özellikle müttefikler arasındaki sorunların çözümlenmesinden
yana olan dünyanın yeni liderlerinin baskıları altında yapıldığı
ileri sürülen yorumda, ayrıca, Kıbrıs'ın AB üyeliğine belirli
bir süreçte kabul edilmesi yüzünden meydana gelen baskının da önemine
işaret edilmektedir. Yorumda, Bu aşamada Türkiye'de “Kıbrıs uğruna
Türkiye'nin Avrupa üyeliğinin feda edilmesi” tartışmalarının
yapıldığı ifade edilmekte, “120 milletvekilinin talebi üzerinde
TBMM'de kapalı kapılar ardında yapılan Kıbrıs konusuna ilişkin görüşmenin,
Türkiye'nin siyasi sahnesindeki işlemlerin ne kadar kritik olduğunu
belirttiği” ve Ankara'yı sarsan olayın, Türkiye'nin hem AB'den hem
de ABD'den Kıbrıs'ın AB üyeliğini durdurtmalarını istemiş olmasına
rağmen bu talebinin kabul edilmemesi olayının olduğu” iddialarına
yer verilmektedir.
RUSYA BASINI:
Nezavisimaya gazetesinin (23/11) "Türkiye'nin Hala Avrupa Birliği
İle Sorunları Var... Ankara, Kıbrıs Sorununun Çözümünü Hızlandıracağı
Uyarısında Bulundu" başlıklı ve Anatoli Himenko imzalı yazısında,
Türkiye'nin 11 Eylül sonrası artan stratejik öneminden söz
edilirken yaşanan ekonomik kriz ve Türkiye-AB-Kıbrıs ilişkileri ve
bu ilişkiden doğan sorunlar ele alınmaktadır. Konuyla ilgili şu değerlendirme
aktarılmaktadır: “Türkiye, antiterör koalisyonunun tarafına geçmekle
Avrupa Birliği ile karşılıklı ilişkilerini düzene sokmak için
gerektiği gibi kullanamadı. Ayrıca, 4 Kasım günü Başbakan Bülent
Ecevit, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, planlandığı gibi 2004 yılından önce
AB'ye kabul edilmesi halinde adanın kuzeyinin resmen ilhak edilebileceğini
açıkladı. Geçenlerde Avrupa Birliği, üyeliğe aday 13 ülkedeki
durumu yansıtan raporu yayınladı. Avrupa Birliği yetkilileri, adanın
AB'ye girmesi durumunda Ankara'nın Kuzey Kıbrıs'ı ilhak ettiği
takdirde, Türkiye'nin, AB ile ilişkilerinin ciddi derecede zarar göreceği
konusunda Başbakan Ecevit'e imada bulundular. Ankara, şimdi de Mesut Yılmaz'ın
ağzından, Türkiye'yi AB'den uzaklaştıran olayların 'ülkede köktendincilerin
konumlarını güçlendiriyor' diye 11 Eylül'den sonra çok etkili olan
bir gerekçeyi seslendirmeye başladı.”
|