|
29/11/2001
ANKARA, 29/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 28 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerinde
değinilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (28/11) "Türkiye, Avrupa Savunma Gücü'ne Katılmaya Davet Edilirse Yunanistan Veto Hakkını
Kullanacak" başlıklı
haberinde, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun
yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Savunma
Gücü'ne tam anlamıyla katılmasını engellemek için Yunanistan'ın AB'deki veto hakkını kullanacağını, fakat
şu ana kadar bunu yapmak için
bir sebep bulunmadığını belirttiği bildirilmektedir. Papandreu'nun,
"Avrupa ordusunun, barışı tesis
edici bir güç olarak müdahale yetkisi yok. Ordunun kuruluş
amacı, barışı koruma ve insani yardımdır" diyerek, Kıbrıs
sorunuyla başetmenin en iyi yolunun da, "onu çözmek" olduğunu
da sözlerine eklediği aktarılan haberde, Kıbrıs Rum Lideri Klerides ile Kıbrıs Türk lideri Denktaş'ın dört yıldır
ilk kez 4 Aralık'ta, adanın yeniden birleşmesi için çözüm
aramak üzere yüz yüze görüşmeleriyle ilgili olarak da, son
iki yıldır Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yaşanan
iyileşmenin iki ülkeye ve Kıbrıs'ın iki toplumuna, Kıbrıs'ın
26 yıldır süren bölünmüşlüğüne çözüm bulma fırsatı tanıdığını belirttiği kaydedilmektedir.
The Washington Times gazetesinde "Türkiye Kıbrıs Sorununu İrdeliyor" başlığı ve Andrew Borowiec imzasıyla
yayımlanan Internet'ten alınan
haberde, TBMM'de yapılan kapalı
oturumun Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni çabalara
belirsizlik gölgesi düşürdüğü ileri sürülmekte, Parlamento'nun Klerides ve Denktaş arasındaki yüz yüze
görüşmelerin çerçevesini oluşturduğu
belirtilmektedir. Diplomatların, görüşmenin temas olmayışından daha iyi olduğunu
söylerken, Kıbrıs, Atina ve Ankara'da kimsenin fazla
birşey beklemediği, ancak, aralarında, Kıbrıs'ın AB üyeliğinden sorumlu eski devlet başkanı Yorgo Vasiliu gibi
bazı iyimserlerin de olduğu
ifade edilen haberde, Vasiliu'nun,
Türkiye'nin Kıbrıs Rum tarafının AB'ye girmesi
halinde Kuzey Kıbrıs'ı ilhak etme tehdidini kabul
etmeyerek, "Kuzey,
zaten, fiili olarak ordusu, parası, telekominikasyonu ve bütçesiyle Türkiye'nin
bir parçası" dediğine işaret edilmekte
ve şöyle denilmektedir: “Kıbrıs Rumları iki toplumlu federal bir yapı isterken, Türkler eşit iki ayrı devletten
oluşan bir konfererasyonu savunuyor. Kendisi de üye
olmak isteyen Türkiye'ye, AB'nin baskısıyla adanın er veya geç yeniden birleşeceğine inanan Vasiliu, 'bir kez federasyon
kuruldu mu uzlaşma için sınırsız alan kalacak.
Ama bu zaman alacak' diyor.”
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Rundschau gazetesinin (27/11) "Şimdilerde Denktaş 'Sevgili Glafkos' Diye Yazıyor Ama Ankara'dan Hala Umut
Verici Sinyal Gelmiyor" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı yorumunda,
4 Aralık'ta yapılacak görüşmenin önemine işaret edilmekte, Türk yetkililerin Kıbrıs için "her türlü
bedeli ödemeye" hazır
olduğu şeklindeki açıklamaları hatırlatılmaktadır.
Ankara'daki hükümetin uzun süreden bu
yana, adanın AB'ye girişini engelleyemeyeceğinin farkında
olduğu iddia edilen
yorumda, Kıbrıs sorununun Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri giderek daha fazla etkilediği, bu ilişkilerin,
aynı zamanda Türkiye'nin AB Acil Müdahale Gücü'nün
oluşumunu engellemeye çalışması nedeniyle de olumsuz etkilendiği,
Ankara'nın bu yaklaşımıyla herşeyden önce AB Gücü'nün Kıbrıs'a muhtemel bir müdahalesini engellemeye çalıştığı
ifade edilmektedir. Yorumda, TBMM'nin Kıbrıs'la ilgili
olarak yaptığı kapalı oturumdan da söz edilmekte, söz konusu oturumun gözlemcilerin birçoğu tarafından Türkiye'nin
Kıbrıs politikasında bazı
hareketlenmelerin başlamasının bir emaresi
olarak yorumlandığına işaret edilmektedir. Başbakan Ecevit'in
hafta sonunda TRT'de yaptığı açıklamada, KKTC'nin, Türkiye'nin güvenliği açısından Kıbrıslı Türkler için
taşıdığına eşdeğer
bir öneme sahip olduğunu belirterek, Kıbrıs'ın
AB'ye girmesi durumunda Kıbrıs Türk toplumunun bir
"katliam" tehdidiyle karşı karşıya kalacağı
kuruntusunu dile getirdiği
ve "Kuzey Kıbrıs'tan vazgeçersek, Türkiye'nin bir parçasını bedel olarak vermiş oluruz" dediği
kaydedilen yorumda,
Ankara'ya gelen Rauf Denktaş'ın da, Klerides'i neden
görüşmeye davet ettiği sorusuna, "Ona, yanlış yolda olduğunu
söylemek için" cevabını vererek gazetecilere fazla umut
vermediği belirtilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Yeni Musavat gazetesinde (28/11) "Avrupa, Kıbrıs Konusunda Türkiye'den Taviz Bekliyor" başlığıyla yayımlanan
haberde, Türkiye-AB
Parlamentosu Ortak Komisyonu eski Başkanı
Daniel Con Bendit'in komisyon toplantısı sonrasında yaptığı
basın açıklamasında, Kıbrıs'ın,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
giriş kapısı olduğunu belirterek, Türkiye ve
Yunanistan'ın Avrupa'nın
genişlemesi yolunda engel oluşturmaları halinde sorunun krize dönüşebileceğini belirttiği aktarılmaktadır.
Haberde, Bendit'in, Türkiye'nin
kendisine AB'ye tam üye olmak gibi
bir hedef belirlediğini ve bu yolda karşısına çıkan engelleri aşmaya çalıştığını kaydederek, bunun çok
sevindirici bir durum olduğunu
vurguladığı bildirilmektedir. Demokratik reformlara
değinen ve Türkiye'nin bu yönde bir hayli yol aldığını, fakat reformların tam olarak gerçekleşmesi için
uzunca bir süreye ihtiyaç
duyulduğunu belirten Bendit'in, "Bugün
tutuklanan insanlar hala işkence görüyorlarsa durum çok tehlikeli demektir. Düşünce ve konuşma özgürlüğü
kağıt üzerinde kalmamalıdır"
şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. Haberde,
Bendit'in, Kıbrıs problemi konusunda açık konuşacağını
belirterek, bu meselenin Türkiye'nin AB üyeliği yolunda bir kapı
oluşturduğunun altını çizerek şöyle dediği belirtilmektedir:
“Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi
biraraya gelmelidir. Gelin
federal bir devlet kuralım. Yunanistan ve Türkiye
bunlara garantör olsunlar. Diğer bir garantör ise AB
olsun. Adada yaşayan insanların güvenliğini AB sağlasın. Bu
şekilde bütün Kıbrıs AB'ye tam üye olarak kabul edilsin. Siz
Kıbrıs'ın yolunu açmakla Türkiye'nin de yolunu açmış olursunuz."
Haberde, AB dönem Başkanı, Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın Ankara'ya yaptığı kısa ziyaretin önemine
de işaret edilmekte ve
Avrupalılar, “Kıbrıs konusunda Türkiye'den
taviz istiyorlar. Aksi durumda Türkiye'nin AB'ye
kabul edilmeyeceğini belirtiyorlar” denilmektedir.
BELÇİKA BASINI:
De Standaard gazetesinin (28/11) "Türkiye ve AB, Avrupa Savunması
Konusunda Birbirlerine Yaklaşıyorlar" başlıklı ve Bernard
Bulcke imzalı haberinde, AB ve Türkiye'nin, Avrupa Acil Müdahale Gücü operasyonlarına Türk katılımı
konusundaki anlaşmazlıklarına çözüm için yürütülen müzakerelerden
söz edilmekte, NATO üyeleri,
Türkiye, ABD ve İngiltere arasında yapılan
üçlü görüşmelerden sonra, İngiliz Dışişleri Bakanı Yardımcısı Peter Hain'in, Londra Parlamentosu'nda yaptığı
konuşmada "önemli
ilerlemeler kaydedildiğini", ancak "bazı engellerin
aşılması gerektiğini" açıkladığı bildirilmektedir. Ankara'nın,
Avrupa önerilerinde kendisine adaletsiz davranıldığı
gerekçesiyle NATO-AB anlaşmasını engelediği ifade
edilen haberde, Reuter ajansına atıfta bulunularak, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'ndan Peter Ricketts'in,
Ankara'ya, Avrupa güçlerinin
Türkiye'nin Yunanistan ile anlaşmazlıkları bulunduğu
Kıbrıs ve Ege Denizi'ne müdahale etmeyeceği
güvencesini verdiği, Guy Verhofstadt'ın ise, Ankara'da
bu ödünler konusunda görüştüğü
ifade edilmekte, AB dönem başkanlığının,
üç hafta sonra Laeken zirvesinde, AB savunmasının
yarı "işlerlik kazandığını" onaylatmasının beklendiği
kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (28/11) "Atina, AB Savunma Gücünün Konuşlandırılması Konusunda Her Türlü Değişikliğe Karşı"
başlıklı haberinde,
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun,
AB savunması konusunda Türkiye ile Onbeşler
arasındaki ilişkiler hakkındaki bir soruya cevaben, Yunanistan'ın,
Avrupa Acil Müdahale Gücü'nün coğrafi konuşlandırılması
ile ilgili her türlü
"değişikliği" kabul etmeyeceğini
belirttiği bildirilmektedir. Haberde, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, AB üyesi her ülkenin
olduğu gibi Yunanistan'ın
da bir veto hakkı olduğunu ve "gerekli
olması durumunda da bunu kullanabileceğini" hatırlattığına dikkat çekilmekte, Bakanın, Avrupa Birliği'nin,
"Kıbrıs'ın Avrupa
Birliği'nin bir parçası olmaması nedeniyle, Kıbrıs'ın
güvenliği için özel düzenlemeler yapamayacağını" belirterek
şöyle dediği aktarılmaktadır: "Kıbrıs'ta barış için
bir Avrupa gücünün yerleştirilmesi fikri şu anda sadece tatsız bir tartışma olmaktan başka birşey değildir. İlgili
taraflar arasında düzenlenecek
bir anlaşmayla Kıbrıs sorununu çözmeden, Avrupa Birliği ile Kıbrıs arasında güvenlik
alanından bahsetmek irasyoneldir." Haberde, ayrıca, Türkiye'nin
AB üyesi olmamasına rağmen uzun süredir, Avrupa savunmasının
karar aşamasına kendisinin katılmaması durumunda,
AB'nin NATO'nun olanaklarından yararlanmasına izin
vermeyi reddettiği,
Basında çıkan haberlere dayanılarak, İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın,
Ankara'nın tutumunu değiştirmek amacıyla kendisine,
Acil Müdahale Gücü'nün Kıbrıs ve Ege Denizi'nde konuşlandırılmaması
teklifinde bulunduğu aktarılmaktadır.
Le Soir gazetesinin (28/11) "Guy Verhofstadt'ın Türk Mevkidaşını
Ani Ziyareti... Ankara, Avrupa Savunması İle NATO
Arasında İlişkileri Engelliyor" başlıklı ve Eric Biegala
imzalı haberinde, Guy Verhofstadt'ın, Ankara'yı ziyaretinde Türk mevkidaşı Bülent Ecevit ile AB'nin genişlemesi,
Kıbrıs, Avrupa savunması ve Laeken Zirvesi'ni görüştüğü
kaydedilmekte, ancak Başbakan ikna edemediği ifade edilmektedir. Türkiye'nin, Avrupa savunması ile üyesi
olduğu NATO arasında kaçınılmaz
olan ilişkiyi engellediği ileri
sürülen haberde, 14-15 Aralık tarihlerinde yapılacak
Laeken Zirvesi'ne kadar nasıl bir çözüm bulunabileceğinin
ise bilinmediği
belirtilmektedir. 1952 yılından bu yana NATO üyesi ve 1999'dan beri de AB'ye üye adayı olan Türkiye'nin,
şu anda Avrupa savunması ile NATO ilişkilerini engellediği
belirtilen haberde, bölgesel politik ve askeri ağırlığını ön plana çıkaran
Türkiye'nin, kendisinin "hayati
çıkarları bulunan topraklarda"
bir Avrupa operasyonu
olması durumunda AB'nin karar mekanizmasında
söz hakkı istediğine işaret
edilmektedir. Haberde şu ifadelere
yerverilmektedir: “Ancak NATO'da görevli diplomatlara
göre, Ankara, bu toprakların nerede olduğu ve çıkarlarının neler olduğu konusunda ayrıntı
vermemekle birlikte,
herkesin aklına, Ege Denizi, Kıbrıs (Ankara'nın 30
bin askeri bulunuyor), önemli askeri güçler bulundurduğu Kuzey
Irak ya da Kafkasya geliyor. Türkiye-Avrupa Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Daniel Cohn-Bendit, dün İstanbul'da
'aslında Türkiye, konusuna göre Avrupa operasyonlarında
söz hakkı istiyor. Bu da, Avrupa egemenliğinin
Türkiye tarafından sınırlandırılması anlamına geliyor. Böyle bir şey kabul edilemez' açıklamasını yaptı.
Verhofstadt'ın ziyareti,
geçen Mayıs ayından beri İngilizlerin
yürüttüğü müzakerelerden sonra Türk tarafına baskı
yapmak için elverişli bir zamana denk geldi. Bu görüşmelerin
son raundu pazartesi günü Ankara'da oynandı.”
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (28/11) "Türk Bakanı Irak Saldırılarını
Destekleyebileceklerini İma Etti" başlıklı Steve Bryant imzalı
haberinde, Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun Ankara'da savunma sanayi ile ilgili bir seminerde, "Biz resmi
olarak Irak'ta yeni bir operasyon istemediğimizi tekrar
tekrar söyledik, ancak yeni koşullar gündeme yeni değerlendirmeler
getirebilir" diyerek, NATO üyesi Türkiye'nin koşulların değişmesi
halinde, ABD'nin Irak'a karşı
gerçekleştirebileceği bir saldırıya karşı çıkmaktan
vazgeçebileceğini ima
ettiği ileri sürülmektedir. Başbakan Ecevit
ve ordunun kıdemli yetkililerinin bugüne kadar devamlı olarak Türkiye'nin güneyindeki komşusuna yapılan
saldırıların hoş karşılanmayacağını söylediklerine
işaret edilen haberde, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in,
Rusya ve diğer Avrupa ülkelerini
kapsayan turunun Türkiye'yi de kapsamasına
dikkat çekilmektedir. Analizcilerin, Powell'ın ziyareti sırasında Irak, Avrupa Savunma Gücü ve Kıbrıs adasının
bölünmüşlüğüne çözüm bulunması konularını ele alacağından
emin oldukları vurgulanan haberde, Türkiye'nin Afganistan'da ABD lideliğindeki harekatı desteklediği ama şiddetin
komşu ülke Irak'a sıçramasından büyük endişe duyduğu
dile getirilmektedir. Powell'ın Irak'a yapılacak bir operasyon için Türkiye'nin desteğini isteyeceği endişesi,
ekonominin düzelip düzelmeyeceğine
ilişkin endişeler ve AB ile
Türkiye arasında Kıbrıs konusundaki anlaşmazlığın İstanbul
Menkul Kıymetler Borsası'nda düşüşe sebep olduğuna dikkat çekilmektedir.
Reuter'in (28/11) "Türkiye, AB Savunma Alanındaki İhtilaf Konusunda Daha Fazla Müzakereye Hazır" başlıklı
ve Ayla Jean Yackley imzalı
haberinde, ABD'li yetkililerle birlikte
Ankara'da görüşmelerde bulunan İngiliz ve Türk büyükelçilerinin,
Türkiye'nin yeni savunma politikasına ilişkin
muhalefeti konusunda gelişmeler sağlandığını belirttikleri bidirilmekte, Ankara'nın, AB gücünün
NATO'nun imkanlarını
otomatik olarak kullanması bakımından kendisine karar
alma organlarında söz hakkı verilmesini istediğine işaret edilmektedir. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin
Diriöz'ün düzenlediği
basın toplantısında, "bu hafta müzakerelerde
önceki görüşmelere nazaran daha çok gelişme kaydedildi,
fakat nihai karar henüz alınmadı. İlerleme kaydedilmesi gereken alanlar hala mevcut" dediği
kaydedilen haberde, Avrupalı
diplomatlardan alınan bilgiye göre, Başbakan
Bülent Ecevit'le bir görüşme yapan AB Dönem Başkanı ve
Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın, Ankara'yı, AB'nin
önümüzdeki ay yapacağı zirveden önce konuya çözüm
bulunması konusunda yüreklendirdiği,
ayrıca bu konuda bir anlaşmanın sağlanması halinde, AB adayı Türkiye'nin, önümüzdeki yıl
çalışmalarına başlanması
planlanan ve birliğin geleceğini şekillendirmeyi
amaçlayan bir sözleşmeye katılabileceğini de öne sürdüğü belirtilmektedir. Türkiye'nin NATO
nezdindeki temsilcisi Büyükelçi
Onur Öymen'in, "alınan kararlarda gerçek bir
söz hakkımız olmayacak, çünkü, biz, henüz, daima hatırlatıldığı üzere AB'ye üye değiliz" dediği
ve Ankara'nın AB savunma
politikasını engellemek istemediğini, aksine onun güçlenmesini
ve buna tam olarak katılmayı
umut ettiğini belirttiği
ifade edilen haberde, AB'nin, Ankara'ya, kurulması öngörülen
Avrupa ordusunun Kıbrıs krizinde kullanılmayacağı konusunda teminat verdiği de ileri sürülmektedir.
Financial Times gazetesinde (28/11) "Avrupa: Türkiye İle AB, Savunma İhtilafının Çözümüne Yaklaştı" başlığı
ve Leyla Boulton imzasıyla
yer alan Internet'ten sağlanan haberde, Türkiye'nin,
AB ile Avrupa Acil Müdahale Gücü konusundaki görüş
ayrılıklarının giderilmesine yönelik girişimlerden söz edilmekte,
yapılan görüşmelerde Türkiye'den, bu gücün NATO imkanlarından
yararlanmasına koyduğu vetonun kaldırılmasının istendiği
vurgulanmaktadır. Batılı diplomatların, Türkiye ile AB'yi temsil eden İngiltere arasında Ankara'da pazartesi günü
yapılan görüşmelerde ilerleme sağlandığını ve Türkiye'nin,
gelecek ay Avrupa güvenlik ve savunma politikası konusunda uzun
zamandır süregelen ihtilafın çözüm
yolunu açabileceğini söylediklerine işaret edilen haberde,
ana ihtilaf noktasında AB'nin,
Türkiye'nin yeni gücün NATO imkanlarını kullanmayan ancak coğrafi nüfuz alanında yer alan her operasyonunda söz
hakkı talebine taviz
vermediği, Nice antlaşmasında öngörüldüğü
gibi AB'ye üye olmayan NATO üyelerinin özerk olarak tanımlanan
operasyonlara ancak davet üzerine katılabilecekleri konusunda
manevra payı bulunduğunda ısrar ettiği
belirtilmektedir. Ankara'yı
gelecek salı günü ziyeret edecek olan ABD Dışişleri Bakanı Colin
Powell'ın de bir çözümün bulunabileceği, AB Zirvesi
ve NATO Savunma Bakanları Toplantısından önce konuyu müzakere edeceği bildirilen haberde, “NATO'nun bir anahtar
üyesi ve AB'nin üye adayı
olan Türkiye'nin reddettiği hususlarda
özel muamele istemesini haklı kılacak bir dizi nedeni
bulunuyor. Batılı askeri planmacılar, yeni gücün, çoğu durumda
Türkiye'nin arka bahçesi olarak gördüğü yerlere sevkedilebileceğini
kabul ediyor” denilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia gazetesinde (28/11) "Powell'ın Ankara Ziyareti" başlığı
altında yayımlanan başyazıda, Amerika Dışişleri Bakanı Colin
Powell'ın Ankara ziyaretinin, Türk uzlaşmazlığının artmasıyla
ve yeni bir anomali döneminin başlayacağı yönünde tehditlerin savrulmasıyla aynı zamana rastladığına, ayrıca
Klerides ile Denktaş'ın
yapacağı görüşme ile de aynı gün gerçekleşeceğine
dikkat çekilmektedir. Ankara'nın sorunların çözümüne
yanaşmadığı ileri sürülen yazıda, varolan uluslararası şartlar altında Powell'ın ziyaretinden beklenmesi
gereken şeyin, Powell'ın Türkiye'ye, ipi germekten vazgeçmesini
söylemesi olduğunun altı çizilmekte ve şöyle denilmektedir: “Powell'ın söyleyecekleri şamar şeklinde olmayabilir,
ancak Türkiye'nin uzlaşmaz tavrını sürdürmeye devam
etmesi halinde katlanmak zorunda kalacağı bazı sonuçları söylemesi daha ikna edici olabilir. Çünkü Türkiye, Batı'ya
ekonomik açıdan tamamıyla
bağlıdır ve politikasını mantıklı hale
sokması, hem kendisinin hem de halkının çıkarına olacaktır.
Diplomatik tonlarda böyle bir Amerikan müdahalesi, Türkiye'de
yaratılan yeni hava sayesinde de uygundur. Önceki
gün AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi Başkanı Daniel
Cohn Bendit, 'Kıbrıs
sorununun çözümlenmemesi halinde Türkiye'nin AB üyesi olamayacağını' söyledi ve 'Ankara'nın Kıbrıs sorunundaki
politikasının yanlış olduğunu' belirtti. Bununla birlikte
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Tuncay Özilhan da, ülkesinin Denktaş'ın uzlaşmaz tavrını desteklemesinin
doğru olmadığını vurguladı. Ancak Türkiye'nin politikasını
eleştirenler sadece işadamları ve sanayiciler değildir. Açlık çeken fakir insanlar da ülkeyi taşa tutmaktadır.
Economist dergisinin haberine göre bunlar, aç çocuklarını
doyurmak için kasaptan aldıkları kemikleri kaynatan
insanlardır.”
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia gazetesinde (28/11) "Ege'yi ve Kıbrıs'ı Avrupa Ordusunun Dışında Bırakıyorlar" başlığı
ve Kira Adam imzasıyla
yayımlanan yorumda, Türkiye'nin Avrupa Ordusunun faaliyetlerine katılmasını öngören bir Amerikan-İngiliz formülünden
söz edilmekte, Amerikalılardan ve İngilizlerden oluşan
bir heyetin bu amaçla 26 Kasım'da gerçekleştirdikleri Ankara
ziyaretlerine dikkat çekilmekte, ziyaret sırasında, Türk
yetkililerini söz konusu formül konusunda ikna etmeye
çalıştıkları ifade edilmektedir. Yorumda, Amerikan-İngiliz
formülünün; Yunanistan
gibi AB üyesi ülkelerin aleyhine olan ve
Türkiye'nin Avrupa Ordusunun faaliyetlerine katılmasını öngören
bir fomül olduğu ileri sürülmekte, Amerikan-İngiliz arabuluculuk
çabalarıyla ilgili olarak,
AB'nin, aşağıdaki yükümlülükleri
üstlendiği kaydedilmektedir:
1- Avrupa güçleri, NATO üyesi ülkelerin (örneğin Türkiye, Yunanistan) katıldığı çatışmalara müdahale
etmeyecek. Böylelikle AB,
NATO'nun ve BAB'ın düşüncelerini benimsemiş oluyor.
Yani Avrupa Ordusu Ege'de çıkacak Türk-Yunan çatışmasına müdahale etmeyecek.
2- Avrupa güçleri, BM'nin gözetiminde bulunan (Kıbrıs sorunu gibi)
konulara ve çatışmalara müdahale etmeyecek.
3- AB dönem Başkanı olan Belçika, Avrupa ordusunun faaliyetleri
konusunda alınacak ve Türkiye'nin hayati
çıkarlarını kapsayacak kararlara, Türkiye'nin de katılmasını
öngörecek bir ifadeye yerverilmesine çalışıyor. Bu şekilde
sadece AB üyesi ülkelerin alacağı kararlar konusunda
Nice Zirvesi'nde 15'lerin
kararlaştırdığı anlaşmalar da bertaraf
edilmiş oluyor.”
Yorumda ayrıca, Türk hükümetinin şu ana kadar uzlaşır önerilere son cevabını vermediği halde, “Türkiye'nin
AB'ye tam üye olmadığı
halde, Avrupa'nın dış politika ve siyasi savunma
politikası mekanizmasına 'arka kapıdan' girerek” ve “Ege ve Kıbrıs 'sorunlarını' AB saflarına getirerek”
başlıca iki konuda başarılı
olduğu da vurgulanmaktadır.
To Vima gazetesinde (28/11) "Kıbrıs Sorunu Nedeniyle Kaydedilecek
Türk Tehdidine Karşı Önlem" başlığı ve N.Hasapopoulos
imzasıyla yayımlanan haberde, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği
nedeniyle, Türkiye'nin tehditkar girişimlerde bulunması ihtimali konusunda Atina ile Lefkoşa arasında siyasi
ve askeri alanda görüşmeler yapıldığı bildirilmekte,
Milli Savunma Bakanı Papandoniou'nun yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği konusunda AB üyesi ülkelerince Türkiye'ye
baskı yapılmasının beklendiğini ifade ettiği aktarılmaktadır.
Yunan kurmaylarının, Türkiye'nin, Kıbrıs ve
Ege'deki hareketlerini dikkatli bir şekilde izledikleri belirtilen
haberde, Yunan Genelkurmay Başkanı General Paragioudakis'in,
Türkiye'nin, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği nedeniyle
bölgedeki barışın tehlikeye girmesine yol açacak aşırı bir girişimde bulunmasını beklemediğini ifade
ettiği kaydedilmektedir. Genelkurmay Başkanı'nın, Türkiye'nin aşırı
bir girişimde bulunmasını
beklemediği halde, Ege'deki Türk tahriklerinden
rahatsız olduğunu belirttiği vurgulanan haberde,
Türk savaş uçaklarının, bölgedeki tatbikatları nedeniyle, Ege'deki Yunan hava sahasını, hava trafik kurallarını,
Atina FIR hattını ihlal etmelerinin Yunan askeri
makamlarını ciddi bir şekilde düşündürdüğü dile getirilmektedir. 29/11/2001 14:56:04 |