30/11/2001       

 

            ANKARA, 30/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  29 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerinde  değinilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            The Washington Times gazetesinde (29/11) "Türkiye,  Kıbrıs Sorununu Düşünüyor" başlığı ve Andrew Borowiec   imzasıyla yayımlanan bir yazıda, TBMM'de yapılan kapalı  oturuma ilişkin spekülasyonlar ve çelişkili açıklamaların,  Kıbrıs sorununun çözümü için gösterilen bir başka çabanın  daha belirsizliğe bürünmesine neden olduğu ifade edilmektedir.  İçeriği bundan ancak 10 yıl sonra açıklanacak olan söz konusu  toplantıda, Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides ile  Kıbrıslı Türk Lider Rauf Denktaş'ın yüz yüze  gerçekleştirecekleri görüşmenin temelinin atıldığı belirtilen  yazıda, diplomatik çevrelerin, "hiçbir iletişim olmamasındansa,   bir görüşme yapılmasının daha iyi olduğu" şeklindeki  değerlendirmesine yer verilmektedir. Konuyla ilgili olarak  Kıbrıs Rum kesimi eski lideri Yorgo Vasiliu'nun iyimser bir  yaklaşım göstererek, adanın sonunda yeniden birleşmek zorunda   kalacağına inandığını ifade ettiği, buna gerekçe olarak,  Birliğe üye olmak isteyen Türkiye'ye AB' den gelebilecek  baskıyı gösterdiği kaydedilmekte ve Kıbrıslı Rumların bu  doğu Akdeniz adasında, iki toplumlu federal bir cumhuriyet  istediği, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin ise, eşit haklara  sahip iki ayrı devletten oluşan bir konfederasyon konusunda  ısrar ettiği hatırlatılmaktadır.

            The New York Times  gazetesinin (29/11) "Türkiye, Üç  Kişiyi Terörizmden İdama Mahkum Etti" başlıklı haberinde,  İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından, anayasal düzeni  devirmeye kalkışmak ve 1998 yılında Denizli'de bir Türk  askerini öldürmekten dolayı DHKP-C örgütü üyelerinden üç  militanın terör suçundan ölümle cezalandırıldıkları  bildirilmektedir. Parlamento'nun, idam cezalarını, savaş  sırasında işlenen terör ve vatana ihanet suçlarıyla  sınırlayarak yasaları Avrupa'nınki ile uyumlu hale getiren  Anayasa değişikliğini yaptığı hatırlatılan haberde, Avrupa  Birliği'ne üye adayı olan Türkiye'de, 1984 yılından bu yana  idam cezasının uygulanmadığına ve Öcalan'ın 1999 yılında  idama mahkum edilmesinden bu yana, idam cezasının tamamıyla kaldırılmasının gündemde üst sırada yer aldığına işaret  edilmektedir.

            The New York Tımes gazetesinde (29/11) "Kampüsteki  Kalabalık, Evlilikte Eşitlik Yasasına Omuz Silkiyor" başlığı  ve Somini Sengupta imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Medeni  Yasa'da yapılan değişliklik konusu ele alınmakta, yapılan  değişiklikle kadına boşanma sırasında eşit mal hakkı veren  ve erkeğin nafaka istemesine müsaade eden yeni yasanın, Türk  aile yasasını, İslam dünyası bir yana, dünyanın en eşit  ülkeleri ile aynı  hale getirdiği ifade edilmektedir. Yazıda,   Türkiye'nin AB'ye katılma arzusu doğrultusunda yapılan söz  konusu değişikliğin, kadının eşitlik hakkıyla ilgili bir çok  soruna çözüm sağlamasının yanında, "yasanın geriye dönük  işleyip işlemeyeceği" sorununa çözüm getirmediği  kaydedilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (29/11) "AB'nin Acil  Müdahale Gücü'nde Yeni Anlaşmazlık: Yunanistan, Türkiye'ye  Verilecek Tavizlere Karşı" başlığı ve Gerd Höhler imzasıyla  yayımlanan yorumda, Avrupa Birliği Acil Müdahale Gücü'nün  oluşumunda yeni sorunların ortaya çıktığı, şimdiye kadar  oluşuma karşı direnen Türkiye ile yakınlaşma sağlandığının  görüldüğü, ancak şimdi de Yunanistan'ın, çekinceleri olduğunu  bildirerek, Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Atina'daki   hükümetin Türkiye'ye verilecek tavizleri veto edeceğini  söylediğine işaret edilmektedir. Sorunun çözümü konusundaki  müzakerelerden söz edilen yorumda, Türkiye Savunma Bakanı  Sabahattin Çakmakoğlu'nun görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini  söylediği belirtilen yorumda, Ankara'daki diplomatik çevrelere  atfen, İngiltere'nin, Türkiye'ye, Birliğin, Ankara'nın onayı  olmadan Ege ya da Kıbrıs'ta görevlendirilmeyeceği taahhüdünde  bulunduğunun söylendiği kaydedilmekte, "Daha önce de bazı AB   ülkeleri tarafından aynı taahhütte bulunulmuştu. Şimdi ise,   AB'nin açıkça Türkiye'ye, bağlayıcı bir garanti verilmesini  düşündüğü görülüyor" değerlendirmesine yer verilmektedir.

            Financial Times Deutschland gazetesinde (29/11)  "Yunanistan, Türkiye'ye Taviz Verilmesine Karşı" başlığı  altında yayımlanan yazıda, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Atina'da "İstisnaları kabul edemeyiz"  şeklindeki açıklamasına dayanılarak, Yunanistan'ın,  gelecekteki AB Acil Müdahale Gücü'nün faaliyet alanına  yönelik sınırlamalar konusundaki olası planları veto etmek  istediği ileri sürülmekte, bu açıklamanın nedeninin ise,  "Amerikalı ve İngilizlerin teklifleri doğrultusunda, Ege ve  Kıbrıs'ın müdahale alanı dışında bırakılacağına ilişkin  söylentiler olduğu" kaydedilmektedir. Türkiye'nin, AB'nin  yeni askeri politikasında söz sahibi olmak istediği, Yunan  basınının bunu, Türkiye'nin olası bir Türk-Yunan çatışmasında,  Acil Müdahale Gücü'nün kendisine karşı kullanılabileceği  korkusunun belirtisi olarak değerlendirdiği vurgulanan yazıda,  İngiliz heyetinin, uzun süreden beri devam eden görüş  ayrılıklarını AB adına görüşmek için Ankara'ya gittiği,  ancak AB'nin, Türk birliklerinin AB müdahalelerine  katılabilmesi konusunda Türkiye'ye taviz vermek istemediği,  AB'nin bu sınırlamayı, 2000 yılındaki Nice Anlaşması'nda  kendisinin getirdiği belirtilmektedir.

            Suddeutsche Zeitung gazetesinin (29/11) "Türkiye,  Planlanan AB Acil Müdahale Gücü'nü Engellemeye Devam Ediyor"  başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yazısında, Türkiye'nin,  AB tarafından planlanan 60 bin kişilik Acil Müdahale Gücü  konusundaki engellemesini sürdürdüğü belirtilmekte, Başbakan  Bülent Ecevit'i ziyaretinin ardından bir açıklama yapan  Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın, AB ile Türkiye arasında  bir yıldan beri devam eden bu ihtilafın, aralık ayı ortasında  yapılacak olan AB Zirvesi öncesinde çözülmesini, "sadece bir  mucizenin" sağlayabileceğini söylediği aktarılmaktadır. AB,  Laeken'de, üye devletler yeterli askeri yapıya sahip  olmadıkları sürece, NATO'nun kaynaklarından yararlanmanın  öngörüldüğü yeni bir Acil Müdahale Gücü'nün ilk adımını atmak  istediğine işaret edilen yazıda, sorunun çözümlenmesi yolunda  İngiliz ve Amerikalı diplomatların, uzlaşma sağlanması için  Türk Hükümeti ve Genelkurmayı ile yaptıkları görüşmelerden  söz edilmekte, Türk Dışişleri Bakanlığı yetkililerine atfen,  Avrupa Birliği Acil Müdahele Gücü'nün bir AB üyesine karşı  kullanılmaması konusunda görüş birliğine varıldığı, böylece  Kıbrıs ve Ege konusundaki ihtilafların kapsam dışı kalacağı  kaydedilmekte, ancak Atina'nın, böyle bir düzenlemeyi veto   edeceği şeklindeki açıklaması belirtilmektedir.

           

            BELÇİKA BASINI:

            L'echo gazetesinin (29/11) "Guy Verhofstadt Laeken  Bildirisi İçin Nabız Yokluyor" başlıklı ve Olivier Gosset  Belga imzalı haberinde, Türkiye'nin, Avrupa savunmasını  engellemeye devam ettiği ileri sürülmekte, Belçika Başbakanı  Guy  Verhofstadt'ın, Türk mevkidaşı Bülent Ecevit'i  ziyaretine yer verilmektedir. Avrupa savunmasının Laeken'da  kesin  olarak açıklanması gerektiği vurgulanan haberde, NATO  üyesi ve AB üye adayı Türkiye'nin, Avrupa savunmasının  oluşturulmasını tehdit ederek NATO'nun askeri olanaklarının  15'ler tarafından kullanılması konusundaki vetosunu  sürdürdüğü, Belçika Başbakanı'nın, Türk mevkidaşı Bülent  Ecevit'i planından vazgeçmeye ve biraz esneklik göstermeye  ikna etmek amacıyla Ankara'ya gitmek zorunda kaldığı  kaydedilmektedir. NATO olanaklarının kullanılmasının, gelecek  AB Acil Müdahale Gücü'nün iyi işlemesi için hayati gibi  göründüğüne dikkat çekilen haberde şu ifadeler aktarılmaktadır:  "Zaman daralıyor: Avrupa savunmasının Laeken'da kesin olarak  açıklanması gerekiyor. Bu arada kriz yönetimleri konusunda  topluluk kararları hazır olacak ve 15'ler hafif operasyonları  yönetecek durumda olacaklar... Avrupa Konseyi Dönem  Başkanı'nın ziyareti, ayrıca 15'ler ile Ankara arasında  Kıbrıs sorunu konusunda yaşanan bir gerginlik anına rastlıyor.  Türkiye, kısa süre önce, adanın bölünmüşlük sorununa çözüm  bulunmasından önce Güney (Rum) kesimin AB'ye girmesi  durumunda Kıbrıs'ın Kuzey (Türk) kesimini ilhak etme  tehdidinde bulundu. Bu defa Yunanistan, AB'nin genişlemesine  aday ülkelerin ilk grubunda yer alan Kıbrıs'ın üyeliğinin  engellenmesi halinde diğer adayların da birçok yıl beklemesi  gerekeceği karşılığını verdi."

            La Libre Belgique gazetesinin (29/11) "Ankara Olmadan  'İşin İçinden Çıkılacak'" başlıklı ve Christophe Lamfalussy  imzalı haberinde, Acil Müdahale Gücü konusunda Türk  engelinden bıkan Onbeşlerin, NATO'nun planlama olanaklarını  kullanmak için Ankara'nın onayından vazgeçtikleri  bildirilmektedir. Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın,  Ankara'ya yaptığı ani ziyaret sırasında, 25 Ekim tarihinden  bu yana, Avrupa savunma dosyasının önünü açmak için uğraşan  İngiliz ve Amerikalı diplomatlar gibi Türkiye'yi harekete  geçirmeyi başaramadığı ifade edilen haberde, Türkiye'nin,  AB'nin kurulacak olan Acil Müdahele Gücü'nün, üyesi bulunduğu   NATO'nun olanaklarını kullanmasına itiraz ettiği ve Avrupa'nın  savunması konusunda karar hakkına sahip olma şartını öne  sürerek önerilere karşı çıktığı, bunu da AB'nin, "kabul  edilemeyecek bir şey" olarak gördüğü belirtilmektedir. Haberde,  bu kararın, özellikle ülkenin başlıca siyasal ve askeri organı  olan Milli Güvenlik Kurulu'ndaki Türk askerleri tarafından  dikte edildiği ileri sürülen haberde, askerlerin, savunma  konusunda ülkelerinin dışlanmasından korktukları ve Irak'ın  yakınındaki jeostratejık konumu nedeniyle ABD'nin Türkiye'ye  olan anlayışlı tutumuna güvendikleri iddia edilmektedir. Ancak  ortamın değiştiği, Bush yönetiminin savunma konusunda  Avrupa'nın çabalarını desteklediği ve Türk engelinden bıkmaya   başladığı ifade edilen haberde şöyle denilmektedir: "Uzun  süre sabreden ve diplomatları kulislerde çalışmaya bırakan  Onbeşler, ekim ayı içinde seslerini yükseltmeye karar  verdiler. Avrupalı bir diplomat, 'Türkler korkunç bir siyasal   bozguna uğrayacaklar. Onlar olmadan hareket edeceğiz.   Pragmatik olacağız' diyordu. Nasıl? Bunun yanıtını Louis  Michel, çarşamba günü Avrupa Parlamentosu'nda verdi. Belçikalı  Bakan, 'Birlik, elindeki askeri ve sivil olanaklara göre bir  kriz karşısında verilecek yanıtı duruma göre tespit edecektir' açıklamasını yaptı. Başka bir deyimle AB, Ankara ile bir  anlaşma garantisi olmadan, gayriresmi temellerde NATO  olanaklarını kullanacak. Fransa, Almanya ve İngiltere bu yönde  bir tasarı hazırladılar. Konu görüşülüyor. Bu ani hızlanmanın  sebebi nedir? Belçika dönem başkanlığı, 14-15 Aralık  tarihlerinde yapılacak ve geleceğin Avrupa  gücünün kullanıma  hazır olduğunun açıklanacağı Laeken Zirvesi öncesi bir  anlaşmaya varmak istiyor. Birlik, bu konuda, 6-7 Aralık  tarihlerinde yapılacak bakanlar toplantısı öncesinde, 4-5  Aralık günleri Ankara'ya  uğrayacak olan ABD Dışişleri Bakanı  Colin Powell'in  baskısına güveniyor."

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (29/11) "AB, Üyelik Yaklaşırken Kıbrıs  Konusunda İlerleme Kaydedilmesi İçin Baskı Yapıyor" başlıklı  haberinde, Avrupa Birliği'nin, rakip Kıbrıslı liderlere,  gelecek hafta dört yıldan sonra ilk kez biraraya geldiklerinde,  bölünmüş adanın geleceği konusunda bir anlaşma şekillendirmeye  başlamaları için baskıyı sürdürdüğü bildirilmekte,  diplomatların, sonuç ne olursa olsun, AB'nin uluslararası  olarak tanınan Kıbrıs Rum hükümetiyle 2002'de giriş  görüşmelerini tamamlama hedefine bağlı kalacağını ve bu  yüzden Türkiye ile karşı karşıya kalma olasılığı olduğunu  söylediklerine işaret edilmektedir. Haberde, Avrupa  Komisyonu'nun genişlemeyle ilgili sözcüsü Jean-Christophe  Filori'nin, AB'nin, görüşmelerin Kıbrıs için siyasi bir  anlaşma arayışını canlandırmasını umduğunu söylediği, ancak  hızlı bir gelişme umutlarını önemsemeyen başka bir AB  diplomatının, "Bu çok zor bir sorun. Ve Ankara'dan gelen  sesler pek umut verici değil. Ancak saatin ilerlediğini  unutmamaları gerekiyor. Görüşmenin kısa bir süre içinde  başlaması gerekiyor" dediği aktarılmaktadır. Kıbrıs  sorununun çözümlenmesi için zamanın daraldığı ifade edilen  haberde, AB'nin Kıbrıs konusundaki tavrının "Türkiye'yi  çileden çıkardığı" belirtilmektedir. Avrupa Parlamentosu'nun  Türkiye Raportörü olan Alain Lamassoure'un, "Türk yetkililer  Kıbrıs konusunda yanlış hesap yapıyorlar. Özellikle de 11  Eylül'de ABD'ye yapılan saldırılardan beri" dediğine dikkat  çekilen haberde, Reuters'e yaptığı açıklamada, Türkiye'nin,  AB'den Kıbrıs ve kendi üyeliği konusunda imtiyazlar almak  için uluslararası teröre karşı ABD önderliğinde yürütülen   savaşta, NATO'nun tek Müslüman üyesi olarak stratejik önemine  güvendiğini söyleyen Lamassoure'un, "Ancak biz böyle  düşünmüyoruz. Türkiye değerli bir müttefik, evet. Ancak AB  bir milletler ailesi...Ülkeleri stratejik önemlerine bakarak  değil, aynı değerleri paylaştıkları için kabul ediyoruz"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. Kıbrıs sorununun  Türkiye'nin AB'ye girişini etkileyeceği görüşüne yer  verilen haberde, ayrıca, Türkiye'nin adaylık yolunda resmi  görüşmelerin başlayabilmesi için Ankara'nın hala yapması  gereken "bir sürü reform" olduğundan söz edilmektedir. 

            KIBRIS RUM BASINI:

            Mahi gazetesinin (29/11) "Rehavet İçine Girmeye Hayır"  başlıklı başyazısında, Denktaş'ın Kleridis ile yapacağı  görüşmenin önemine işaret edilmekte, kararın, Milli Güvenlik  Kurulu, Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail   Cem'in yapmış olduğu tehdit dolu açıklamaların ardından  alındığına dikkat çekilmektedir. Alınacak önlemler ve  Türkiye'nin tepkisinin dikkate alınması gereği vurgulanan  yazıda şöyle denilmektedir: "Aynı şeyin şimdi gerçekleştiğini  görüyoruz. 11 Eylül olaylarından sonra oluşan uluslararası  ortam ve özellikle de Türkiye'nin Avrupa ile daha yakın  ilişkilere sahip olma arzusu, onun bu davranışta bulunmasına  neden olmaktadır. Elbette Türkiye, hiçbir şeyi feda etmeden  ve Kıbrıs sorunu ile Yunanistan'la olan ilişkilerindeki  görüşlerinden bir adım bile geri atmadan bunu  gerçekleştirmektedir. Türkiye'nin Avrupa Ordusu'ndaki tutumu  da karakteristiktir. Türkiye, Avrupa Ordusu'nun Kıbrıs ve  Ege'de olası harekatından bu iki bölgeyi muaf tutmayı  başarmıştır. Ancak AB'nin, Türkiye'nin içteki durumunu ve  Yunanistan  ile Kıbrıs'a karşı tutumunu değerlendireceği gün yaklaşmaktadır. Ayrıca Kıbrıs, giderek daha garantili bir  şekilde AB üyeliğine doğru ilerlemektedir. Bütün bunlar  yüzünden Türk yöneticileri iyi hal belgesi almak ve diğer  yandan da Kıbrıs'ın üyelik sürecini engellemek istiyorlar.  Türklerin davranışındaki bu yüzeysel değişiklik bizi  kandırmasın."

            YUNANİSTAN BASINI:        

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu ERT'nin (29/11) "Türkiye:  Avrupa Savunma Politikası" başlıklı Internet'ten alınan  haberinde, Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı yürüten  Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın Ankara'ya yaptığı  ani ziyaretin, Avrupa'nın ortak savunması konusundaki  çıkmazın aşılmasında başarılı olamadığı, Türkiye'nin,  Avrupa Birliği üyesi olmasa dahi, karar mekanizmalarında  yer almadan, NATO'nun alyapısının kullanılmasına izin  veremeyeceğini bir kez daha tekrarladığı bildirilmektedir.  Belçika Başbakanı'nın Türk mevkidaşı Bülent Ecevit ile  yaptığı görüşmede, Türkiye'nin tutumunun NATO'ya zarar   vereceğini belirterek 14-15 Aralık'ta yapılacak olan  Avrupa  Birliği zirvesi öncesinde bunu değiştirmesini istediği  belirtilen haberde, NATO üyesi ve Avrupa Birliği üyesi adayı  Türkiye'nin, yeni ortak savunma politikası dışında bırakıldığı gerekçesiyle, aylardan beri NATO ile AB arasındaki anlaşmanın gerçekleşmesini engellediği ifade edilmektedir. Haberde,  İngiltere'nin, ABD ile birlikte, soruna uzlaşmacı bir çözüm  bulunması için çaba sarfettiği, ancak üç tarafın diplomatları   arasında Ankara'da yapılan yeni tur görüşmelerin de   başarısızlıkla sonuçlandığı, yeni zirvede resmen harekete  geçirilmesi gereken Avrupa Ordusu'nun, ABD Dışişleri Bakanı  Colin Powell'ın 4-5 Aralık'ta Ankara'da yapacağı görüşmelerin  de odağında bulunacağı kaydedilmekte, Avrupa ortak savunma  politikasının uygulanabilmesi ve  özellikle 2003 yılına  kadar 60 bin askerden oluşacak Acil Müdahale Gücü'nün  oluşturulması için NATO'nun altyapısının kullanılmasının  hayati önem taşıdığına işaret edilmektedir.

            Elefterotipia gazetesinde (29/11) "Yılmaz, 'Galli  Fikirlerine' Geri Dönüyor" başlıklı ve Aris Abaci  imzasıyla yayımlanan yorumda, Başbakan Yardımcısı ve ANAP  Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın, dört yıldan bu yana  "konfederasyondan" söz etmeyen ilk Türk yetkili olduğuna  işaret edilerek, Türk tarafının Kıbrıs sorununun çözümlenmesi  için Galli fikirlerine dayanan kriterler üzerinde baskı  uygulaması gerektiği görüşünü taşıdığı belirtmektedir.  Yorumda, Yılmaz'ın, Kıbrıs'a ilişkin bir konuşması sırasında  "1990 yılında, BM Genel Sekreteri iki bölgeli iki toplumlu  federasyon çözümüne yönelik kriterleri saptamıştı ve bu  kriterler uygulanmalıdır" dediği, Kıbrıs konusunun çözümlenmesi  halinde en fazla yararı  görecek ülkenin Türkiye olacağını  söylediği ve Türkiye'nin AB yolunda  iki engelin bulunduğunu;  bunlardan birisinin Kıbrıs sorunun, diğerinin  ise Kopenhag  kriterlerinin yerine getirilmemesi olduğunu vurguladığı  aktarılmaktadır.

            Yabancı Basın Derneği'nin onuruna düzenlediği yemekte  konuşan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yunanistan  Dışişleri Bakanı Yorgo  Papandreu'nun (29/11) "Türkiye'nin  AB Üyeliğini Destekliyoruz" başlıklı bir açıklaması  yayımlanmıştır. Papandreu, açıklamasında, Kıbrıs ve Türk-Yunan  ilişkileri konularına ağırlık vermiş, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemiş, Kıbrıs'ın ise bugünkü haliyle AB'ye üye olmasını  savunmuştur. Basın Müşavirimizin de katıldığı toplantıdaki   sorular ve verilen yanıtların Türkiye ile ilgili bölümleri  şöyledir: "Bütün dünya için zor olan bir dönemi yaşıyoruz.  Terör denen bir fenomenle karşı karşıyayız. Afganistan'daki  gelişmeler önümüzdeki ayların zor geçmesine neden olabilir.   Ancak, yeni doğumlar için fırsatlar da oluşabilir. Biz,  Kıbrıs, Türk-Yunan ilişkileri ve Balkanlar için özgürlükler  temennisinde bulunabiliriz. Hepimiz için yararlı olacak bir  Avrupa rotası çizebiliriz. Kıbrıs sorununa bir çözüm  bulunmasından sonra Kıbrıs'ın güvenliği için BM çerçevesinde  alınan kararların ortak savunma gerçeği ile uyum içinde  olup olmadığını görebileceğiz. Ancak, Kıbrıs sorununa çözüm  bulunmadan Kıbrıs'ın güvenliği konusuna da çözüm bulunamaz. Terör konusunda Yunanistan, Amerikan halkı ve hükümeti ile  dayanışma içinde oldu ve her zaman terör konusunda işbirliği   yapmaya hazır olduğunu bildirdi. BM'ye karşı NATO ve AB'den   gelen yükümlülüklerimize sadık kaldık. AWACS'a katılan Yunanlı  pilotlar var. Bu şekilde ABD'nin savunmasını karşılıyoruz.  Uluslararası forumlarda yaptığımız konuşmalarda, teröre ve  terör örgütlerine karşı mücadelede insan haklarına saygı  gösterilmesinin gerektiğini vurguladık. Kıbrıs sorunu  uluslararası bir sorun olmasına rağmen, Türk-Yunan  ilişkilerini etkilemekte. Avrupa hayali çerçevesinde ilk kez  Yunanlılar, Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler  biraraya geliyor. Bu şekilde Kıbrıs sorununda çözüme yönelik   etkin bir ortam yaratılmış oluyor. Kıbrıs sorununa bir çözüm   bulunması önemli, ama iki toplumun BM kararları çerçevesinde   bir çatı altında yaşamaları da önemli. Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği,   Kıbrıslı Türklerin Avrupa altyapısına katılmaları ve Türkiye'nin   de AB'ye üyelik rotası açısından bir fırsattır. Bu tarihi ve  büyük bir fırsattır. Türkiye'de kapalı kapılar ardında veya  açık olarak yoğun görüşmelerin yapıldığını görüyoruz. Birçok   konuda anlaşmazlıklarımız var, fakat olumlu gelişmeleri de   görüyoruz. Biz bu diyaloğa müdahale etmiyoruz, ancak olumlu   olduğuna inanıyoruz. Bu diyaloğun, BM yönetiminde anlaşmaya   varılmasında yardımcı olacağına inanıyoruz. Denktaş'ın niyeti   Klerides ile yapacağı görüşmelerden belli olacak."

 

 

 

            ANKARA, 30/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  29 Kasım 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerinde  değinilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            The Washington Times gazetesinde (29/11) "Türkiye,  Kıbrıs Sorununu Düşünüyor" başlığı ve Andrew Borowiec   imzasıyla yayımlanan bir yazıda, TBMM'de yapılan kapalı  oturuma ilişkin spekülasyonlar ve çelişkili açıklamaların,  Kıbrıs sorununun çözümü için gösterilen bir başka çabanın  daha belirsizliğe bürünmesine neden olduğu ifade edilmektedir.  İçeriği bundan ancak 10 yıl sonra açıklanacak olan söz konusu  toplantıda, Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides ile  Kıbrıslı Türk Lider Rauf Denktaş'ın yüz yüze  gerçekleştirecekleri görüşmenin temelinin atıldığı belirtilen  yazıda, diplomatik çevrelerin, "hiçbir iletişim olmamasındansa,   bir görüşme yapılmasının daha iyi olduğu" şeklindeki  değerlendirmesine yer verilmektedir. Konuyla ilgili olarak  Kıbrıs Rum kesimi eski lideri Yorgo Vasiliu'nun iyimser bir  yaklaşım göstererek, adanın sonunda yeniden birleşmek zorunda   kalacağına inandığını ifade ettiği, buna gerekçe olarak,  Birliğe üye olmak isteyen Türkiye'ye AB' den gelebilecek  baskıyı gösterdiği kaydedilmekte ve Kıbrıslı Rumların bu  doğu Akdeniz adasında, iki toplumlu federal bir cumhuriyet  istediği, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin ise, eşit haklara  sahip iki ayrı devletten oluşan bir konfederasyon konusunda  ısrar ettiği hatırlatılmaktadır.

            The New York Times  gazetesinin (29/11) "Türkiye, Üç  Kişiyi Terörizmden İdama Mahkum Etti" başlıklı haberinde,  İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından, anayasal düzeni  devirmeye kalkışmak ve 1998 yılında Denizli'de bir Türk  askerini öldürmekten dolayı DHKP-C örgütü üyelerinden üç  militanın terör suçundan ölümle cezalandırıldıkları  bildirilmektedir. Parlamento'nun, idam cezalarını, savaş  sırasında işlenen terör ve vatana ihanet suçlarıyla  sınırlayarak yasaları Avrupa'nınki ile uyumlu hale getiren  Anayasa değişikliğini yaptığı hatırlatılan haberde, Avrupa  Birliği'ne üye adayı olan Türkiye'de, 1984 yılından bu yana  idam cezasının uygulanmadığına ve Öcalan'ın 1999 yılında  idama mahkum edilmesinden bu yana, idam cezasının tamamıyla kaldırılmasının gündemde üst sırada yer aldığına işaret  edilmektedir.

            The New York Tımes gazetesinde (29/11) "Kampüsteki  Kalabalık, Evlilikte Eşitlik Yasasına Omuz Silkiyor" başlığı  ve Somini Sengupta imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Medeni  Yasa'da yapılan değişliklik konusu ele alınmakta, yapılan  değişiklikle kadına boşanma sırasında eşit mal hakkı veren  ve erkeğin nafaka istemesine müsaade eden yeni yasanın, Türk  aile yasasını, İslam dünyası bir yana, dünyanın en eşit  ülkeleri ile aynı  hale getirdiği ifade edilmektedir. Yazıda,   Türkiye'nin AB'ye katılma arzusu doğrultusunda yapılan söz  konusu değişikliğin, kadının eşitlik hakkıyla ilgili bir çok  soruna çözüm sağlamasının yanında, "yasanın geriye dönük  işleyip işlemeyeceği" sorununa çözüm getirmediği  kaydedilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (29/11) "AB'nin Acil  Müdahale Gücü'nde Yeni Anlaşmazlık: Yunanistan, Türkiye'ye  Verilecek Tavizlere Karşı" başlığı ve Gerd Höhler imzasıyla  yayımlanan yorumda, Avrupa Birliği Acil Müdahale Gücü'nün  oluşumunda yeni sorunların ortaya çıktığı, şimdiye kadar  oluşuma karşı direnen Türkiye ile yakınlaşma sağlandığının  görüldüğü, ancak şimdi de Yunanistan'ın, çekinceleri olduğunu  bildirerek, Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Atina'daki   hükümetin Türkiye'ye verilecek tavizleri veto edeceğini  söylediğine işaret edilmektedir. Sorunun çözümü konusundaki  müzakerelerden söz edilen yorumda, Türkiye Savunma Bakanı  Sabahattin Çakmakoğlu'nun görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini  söylediği belirtilen yorumda, Ankara'daki diplomatik çevrelere  atfen, İngiltere'nin, Türkiye'ye, Birliğin, Ankara'nın onayı  olmadan Ege ya da Kıbrıs'ta görevlendirilmeyeceği taahhüdünde  bulunduğunun söylendiği kaydedilmekte, "Daha önce de bazı AB   ülkeleri tarafından aynı taahhütte bulunulmuştu. Şimdi ise,   AB'nin açıkça Türkiye'ye, bağlayıcı bir garanti verilmesini  düşündüğü görülüyor" değerlendirmesine yer verilmektedir.

            Financial Times Deutschland gazetesinde (29/11)  "Yunanistan, Türkiye'ye Taviz Verilmesine Karşı" başlığı  altında yayımlanan yazıda, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Atina'da "İstisnaları kabul edemeyiz"  şeklindeki açıklamasına dayanılarak, Yunanistan'ın,  gelecekteki AB Acil Müdahale Gücü'nün faaliyet alanına  yönelik sınırlamalar konusundaki olası planları veto etmek  istediği ileri sürülmekte, bu açıklamanın nedeninin ise,  "Amerikalı ve İngilizlerin teklifleri doğrultusunda, Ege ve  Kıbrıs'ın müdahale alanı dışında bırakılacağına ilişkin  söylentiler olduğu" kaydedilmektedir. Türkiye'nin, AB'nin  yeni askeri politikasında söz sahibi olmak istediği, Yunan  basınının bunu, Türkiye'nin olası bir Türk-Yunan çatışmasında,  Acil Müdahale Gücü'nün kendisine karşı kullanılabileceği  korkusunun belirtisi olarak değerlendirdiği vurgulanan yazıda,  İngiliz heyetinin, uzun süreden beri devam eden görüş  ayrılıklarını AB adına görüşmek için Ankara'ya gittiği,  ancak AB'nin, Türk birliklerinin AB müdahalelerine  katılabilmesi konusunda Türkiye'ye taviz vermek istemediği,  AB'nin bu sınırlamayı, 2000 yılındaki Nice Anlaşması'nda  kendisinin getirdiği belirtilmektedir.

            Suddeutsche Zeitung gazetesinin (29/11) "Türkiye,  Planlanan AB Acil Müdahale Gücü'nü Engellemeye Devam Ediyor"  başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yazısında, Türkiye'nin,  AB tarafından planlanan 60 bin kişilik Acil Müdahale Gücü  konusundaki engellemesini sürdürdüğü belirtilmekte, Başbakan  Bülent Ecevit'i ziyaretinin ardından bir açıklama yapan  Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın, AB ile Türkiye arasında  bir yıldan beri devam eden bu ihtilafın, aralık ayı ortasında  yapılacak olan AB Zirvesi öncesinde çözülmesini, "sadece bir  mucizenin" sağlayabileceğini söylediği aktarılmaktadır. AB,  Laeken'de, üye devletler yeterli askeri yapıya sahip  olmadıkları sürece, NATO'nun kaynaklarından yararlanmanın  öngörüldüğü yeni bir Acil Müdahale Gücü'nün ilk adımını atmak  istediğine işaret edilen yazıda, sorunun çözümlenmesi yolunda  İngiliz ve Amerikalı diplomatların, uzlaşma sağlanması için  Türk Hükümeti ve Genelkurmayı ile yaptıkları görüşmelerden  söz edilmekte, Türk Dışişleri Bakanlığı yetkililerine atfen,  Avrupa Birliği Acil Müdahele Gücü'nün bir AB üyesine karşı  kullanılmaması konusunda görüş birliğine varıldığı, böylece  Kıbrıs ve Ege konusundaki ihtilafların kapsam dışı kalacağı  kaydedilmekte, ancak Atina'nın, böyle bir düzenlemeyi veto   edeceği şeklindeki açıklaması belirtilmektedir.

           

            BELÇİKA BASINI:

            L'echo gazetesinin (29/11) "Guy Verhofstadt Laeken  Bildirisi İçin Nabız Yokluyor" başlıklı ve Olivier Gosset  Belga imzalı haberinde, Türkiye'nin, Avrupa savunmasını  engellemeye devam ettiği ileri sürülmekte, Belçika Başbakanı  Guy  Verhofstadt'ın, Türk mevkidaşı Bülent Ecevit'i  ziyaretine yer verilmektedir. Avrupa savunmasının Laeken'da  kesin  olarak açıklanması gerektiği vurgulanan haberde, NATO  üyesi ve AB üye adayı Türkiye'nin, Avrupa savunmasının  oluşturulmasını tehdit ederek NATO'nun askeri olanaklarının  15'ler tarafından kullanılması konusundaki vetosunu  sürdürdüğü, Belçika Başbakanı'nın, Türk mevkidaşı Bülent  Ecevit'i planından vazgeçmeye ve biraz esneklik göstermeye  ikna etmek amacıyla Ankara'ya gitmek zorunda kaldığı  kaydedilmektedir. NATO olanaklarının kullanılmasının, gelecek  AB Acil Müdahale Gücü'nün iyi işlemesi için hayati gibi  göründüğüne dikkat çekilen haberde şu ifadeler aktarılmaktadır:  "Zaman daralıyor: Avrupa savunmasının Laeken'da kesin olarak  açıklanması gerekiyor. Bu arada kriz yönetimleri konusunda  topluluk kararları hazır olacak ve 15'ler hafif operasyonları  yönetecek durumda olacaklar... Avrupa Konseyi Dönem  Başkanı'nın ziyareti, ayrıca 15'ler ile Ankara arasında  Kıbrıs sorunu konusunda yaşanan bir gerginlik anına rastlıyor.  Türkiye, kısa süre önce, adanın bölünmüşlük sorununa çözüm  bulunmasından önce Güney (Rum) kesimin AB'ye girmesi  durumunda Kıbrıs'ın Kuzey (Türk) kesimini ilhak etme  tehdidinde bulundu. Bu defa Yunanistan, AB'nin genişlemesine  aday ülkelerin ilk grubunda yer alan Kıbrıs'ın üyeliğinin  engellenmesi halinde diğer adayların da birçok yıl beklemesi  gerekeceği karşılığını verdi."

            La Libre Belgique gazetesinin (29/11) "Ankara Olmadan  'İşin İçinden Çıkılacak'" başlıklı ve Christophe Lamfalussy  imzalı haberinde, Acil Müdahale Gücü konusunda Türk  engelinden bıkan Onbeşlerin, NATO'nun planlama olanaklarını  kullanmak için Ankara'nın onayından vazgeçtikleri  bildirilmektedir. Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın,  Ankara'ya yaptığı ani ziyaret sırasında, 25 Ekim tarihinden  bu yana, Avrupa savunma dosyasının önünü açmak için uğraşan  İngiliz ve Amerikalı diplomatlar gibi Türkiye'yi harekete  geçirmeyi başaramadığı ifade edilen haberde, Türkiye'nin,  AB'nin kurulacak olan Acil Müdahele Gücü'nün, üyesi bulunduğu   NATO'nun olanaklarını kullanmasına itiraz ettiği ve Avrupa'nın  savunması konusunda karar hakkına sahip olma şartını öne  sürerek önerilere karşı çıktığı, bunu da AB'nin, "kabul  edilemeyecek bir şey" olarak gördüğü belirtilmektedir. Haberde,  bu kararın, özellikle ülkenin başlıca siyasal ve askeri organı  olan Milli Güvenlik Kurulu'ndaki Türk askerleri tarafından  dikte edildiği ileri sürülen haberde, askerlerin, savunma  konusunda ülkelerinin dışlanmasından korktukları ve Irak'ın  yakınındaki jeostratejık konumu nedeniyle ABD'nin Türkiye'ye  olan anlayışlı tutumuna güvendikleri iddia edilmektedir. Ancak  ortamın değiştiği, Bush yönetiminin savunma konusunda  Avrupa'nın çabalarını desteklediği ve Türk engelinden bıkmaya   başladığı ifade edilen haberde şöyle denilmektedir: "Uzun  süre sabreden ve diplomatları kulislerde çalışmaya bırakan  Onbeşler, ekim ayı içinde seslerini yükseltmeye karar  verdiler. Avrupalı bir diplomat, 'Türkler korkunç bir siyasal   bozguna uğrayacaklar. Onlar olmadan hareket edeceğiz.   Pragmatik olacağız' diyordu. Nasıl? Bunun yanıtını Louis  Michel, çarşamba günü Avrupa Parlamentosu'nda verdi. Belçikalı  Bakan, 'Birlik, elindeki askeri ve sivil olanaklara göre bir  kriz karşısında verilecek yanıtı duruma göre tespit edecektir' açıklamasını yaptı. Başka bir deyimle AB, Ankara ile bir  anlaşma garantisi olmadan, gayriresmi temellerde NATO  olanaklarını kullanacak. Fransa, Almanya ve İngiltere bu yönde  bir tasarı hazırladılar. Konu görüşülüyor. Bu ani hızlanmanın  sebebi nedir? Belçika dönem başkanlığı, 14-15 Aralık  tarihlerinde yapılacak ve geleceğin Avrupa  gücünün kullanıma  hazır olduğunun açıklanacağı Laeken Zirvesi öncesi bir  anlaşmaya varmak istiyor. Birlik, bu konuda, 6-7 Aralık  tarihlerinde yapılacak bakanlar toplantısı öncesinde, 4-5  Aralık günleri Ankara'ya  uğrayacak olan ABD Dışişleri Bakanı  Colin Powell'in  baskısına güveniyor."

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (29/11) "AB, Üyelik Yaklaşırken Kıbrıs  Konusunda İlerleme Kaydedilmesi İçin Baskı Yapıyor" başlıklı  haberinde, Avrupa Birliği'nin, rakip Kıbrıslı liderlere,  gelecek hafta dört yıldan sonra ilk kez biraraya geldiklerinde,  bölünmüş adanın geleceği konusunda bir anlaşma şekillendirmeye  başlamaları için baskıyı sürdürdüğü bildirilmekte,  diplomatların, sonuç ne olursa olsun, AB'nin uluslararası  olarak tanınan Kıbrıs Rum hükümetiyle 2002'de giriş  görüşmelerini tamamlama hedefine bağlı kalacağını ve bu  yüzden Türkiye ile karşı karşıya kalma olasılığı olduğunu  söylediklerine işaret edilmektedir. Haberde, Avrupa  Komisyonu'nun genişlemeyle ilgili sözcüsü Jean-Christophe  Filori'nin, AB'nin, görüşmelerin Kıbrıs için siyasi bir  anlaşma arayışını canlandırmasını umduğunu söylediği, ancak  hızlı bir gelişme umutlarını önemsemeyen başka bir AB  diplomatının, "Bu çok zor bir sorun. Ve Ankara'dan gelen  sesler pek umut verici değil. Ancak saatin ilerlediğini  unutmamaları gerekiyor. Görüşmenin kısa bir süre içinde  başlaması gerekiyor" dediği aktarılmaktadır. Kıbrıs  sorununun çözümlenmesi için zamanın daraldığı ifade edilen  haberde, AB'nin Kıbrıs konusundaki tavrının "Türkiye'yi  çileden çıkardığı" belirtilmektedir. Avrupa Parlamentosu'nun  Türkiye Raportörü olan Alain Lamassoure'un, "Türk yetkililer  Kıbrıs konusunda yanlış hesap yapıyorlar. Özellikle de 11  Eylül'de ABD'ye yapılan saldırılardan beri" dediğine dikkat  çekilen haberde, Reuters'e yaptığı açıklamada, Türkiye'nin,  AB'den Kıbrıs ve kendi üyeliği konusunda imtiyazlar almak  için uluslararası teröre karşı ABD önderliğinde yürütülen   savaşta, NATO'nun tek Müslüman üyesi olarak stratejik önemine  güvendiğini söyleyen Lamassoure'un, "Ancak biz böyle  düşünmüyoruz. Türkiye değerli bir müttefik, evet. Ancak AB  bir milletler ailesi...Ülkeleri stratejik önemlerine bakarak  değil, aynı değerleri paylaştıkları için kabul ediyoruz"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. Kıbrıs sorununun  Türkiye'nin AB'ye girişini etkileyeceği görüşüne yer  verilen haberde, ayrıca, Türkiye'nin adaylık yolunda resmi  görüşmelerin başlayabilmesi için Ankara'nın hala yapması  gereken "bir sürü reform" olduğundan söz edilmektedir. 

            KIBRIS RUM BASINI:

            Mahi gazetesinin (29/11) "Rehavet İçine Girmeye Hayır"  başlıklı başyazısında, Denktaş'ın Kleridis ile yapacağı  görüşmenin önemine işaret edilmekte, kararın, Milli Güvenlik  Kurulu, Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail   Cem'in yapmış olduğu tehdit dolu açıklamaların ardından  alındığına dikkat çekilmektedir. Alınacak önlemler ve  Türkiye'nin tepkisinin dikkate alınması gereği vurgulanan  yazıda şöyle denilmektedir: "Aynı şeyin şimdi gerçekleştiğini  görüyoruz. 11 Eylül olaylarından sonra oluşan uluslararası  ortam ve özellikle de Türkiye'nin Avrupa ile daha yakın  ilişkilere sahip olma arzusu, onun bu davranışta bulunmasına  neden olmaktadır. Elbette Türkiye, hiçbir şeyi feda etmeden  ve Kıbrıs sorunu ile Yunanistan'la olan ilişkilerindeki  görüşlerinden bir adım bile geri atmadan bunu  gerçekleştirmektedir. Türkiye'nin Avrupa Ordusu'ndaki tutumu  da karakteristiktir. Türkiye, Avrupa Ordusu'nun Kıbrıs ve  Ege'de olası harekatından bu iki bölgeyi muaf tutmayı  başarmıştır. Ancak AB'nin, Türkiye'nin içteki durumunu ve  Yunanistan  ile Kıbrıs'a karşı tutumunu değerlendireceği gün yaklaşmaktadır. Ayrıca Kıbrıs, giderek daha garantili bir  şekilde AB üyeliğine doğru ilerlemektedir. Bütün bunlar  yüzünden Türk yöneticileri iyi hal belgesi almak ve diğer  yandan da Kıbrıs'ın üyelik sürecini engellemek istiyorlar.  Türklerin davranışındaki bu yüzeysel değişiklik bizi  kandırmasın."

            YUNANİSTAN BASINI:        

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu ERT'nin (29/11) "Türkiye:  Avrupa Savunma Politikası" başlıklı Internet'ten alınan  haberinde, Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı yürüten  Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın Ankara'ya yaptığı  ani ziyaretin, Avrupa'nın ortak savunması konusundaki  çıkmazın aşılmasında başarılı olamadığı, Türkiye'nin,  Avrupa Birliği üyesi olmasa dahi, karar mekanizmalarında  yer almadan, NATO'nun alyapısının kullanılmasına izin  veremeyeceğini bir kez daha tekrarladığı bildirilmektedir.  Belçika Başbakanı'nın Türk mevkidaşı Bülent Ecevit ile  yaptığı görüşmede, Türkiye'nin tutumunun NATO'ya zarar   vereceğini belirterek 14-15 Aralık'ta yapılacak olan  Avrupa  Birliği zirvesi öncesinde bunu değiştirmesini istediği  belirtilen haberde, NATO üyesi ve Avrupa Birliği üyesi adayı  Türkiye'nin, yeni ortak savunma politikası dışında bırakıldığı gerekçesiyle, aylardan beri NATO ile AB arasındaki anlaşmanın gerçekleşmesini engellediği ifade edilmektedir. Haberde,  İngiltere'nin, ABD ile birlikte, soruna uzlaşmacı bir çözüm  bulunması için çaba sarfettiği, ancak üç tarafın diplomatları   arasında Ankara'da yapılan yeni tur görüşmelerin de   başarısızlıkla sonuçlandığı, yeni zirvede resmen harekete  geçirilmesi gereken Avrupa Ordusu'nun, ABD Dışişleri Bakanı  Colin Powell'ın 4-5 Aralık'ta Ankara'da yapacağı görüşmelerin  de odağında bulunacağı kaydedilmekte, Avrupa ortak savunma  politikasının uygulanabilmesi ve  özellikle 2003 yılına  kadar 60 bin askerden oluşacak Acil Müdahale Gücü'nün  oluşturulması için NATO'nun altyapısının kullanılmasının  hayati önem taşıdığına işaret edilmektedir.

            Elefterotipia gazetesinde (29/11) "Yılmaz, 'Galli  Fikirlerine' Geri Dönüyor" başlıklı ve Aris Abaci  imzasıyla yayımlanan yorumda, Başbakan Yardımcısı ve ANAP  Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın, dört yıldan bu yana  "konfederasyondan" söz etmeyen ilk Türk yetkili olduğuna  işaret edilerek, Türk tarafının Kıbrıs sorununun çözümlenmesi  için Galli fikirlerine dayanan kriterler üzerinde baskı  uygulaması gerektiği görüşünü taşıdığı belirtmektedir.  Yorumda, Yılmaz'ın, Kıbrıs'a ilişkin bir konuşması sırasında  "1990 yılında, BM Genel Sekreteri iki bölgeli iki toplumlu  federasyon çözümüne yönelik kriterleri saptamıştı ve bu  kriterler uygulanmalıdır" dediği, Kıbrıs konusunun çözümlenmesi  halinde en fazla yararı  görecek ülkenin Türkiye olacağını  söylediği ve Türkiye'nin AB yolunda  iki engelin bulunduğunu;  bunlardan birisinin Kıbrıs sorunun, diğerinin  ise Kopenhag  kriterlerinin yerine getirilmemesi olduğunu vurguladığı  aktarılmaktadır.

            Yabancı Basın Derneği'nin onuruna düzenlediği yemekte  konuşan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yunanistan  Dışişleri Bakanı Yorgo  Papandreu'nun (29/11) "Türkiye'nin  AB Üyeliğini Destekliyoruz" başlıklı bir açıklaması  yayımlanmıştır. Papandreu, açıklamasında, Kıbrıs ve Türk-Yunan  ilişkileri konularına ağırlık vermiş, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemiş, Kıbrıs'ın ise bugünkü haliyle AB'ye üye olmasını  savunmuştur. Basın Müşavirimizin de katıldığı toplantıdaki   sorular ve verilen yanıtların Türkiye ile ilgili bölümleri  şöyledir: "Bütün dünya için zor olan bir dönemi yaşıyoruz.  Terör denen bir fenomenle karşı karşıyayız. Afganistan'daki  gelişmeler önümüzdeki ayların zor geçmesine neden olabilir.   Ancak, yeni doğumlar için fırsatlar da oluşabilir. Biz,  Kıbrıs, Türk-Yunan ilişkileri ve Balkanlar için özgürlükler  temennisinde bulunabiliriz. Hepimiz için yararlı olacak bir  Avrupa rotası çizebiliriz. Kıbrıs sorununa bir çözüm  bulunmasından sonra Kıbrıs'ın güvenliği için BM çerçevesinde  alınan kararların ortak savunma gerçeği ile uyum içinde  olup olmadığını görebileceğiz. Ancak, Kıbrıs sorununa çözüm  bulunmadan Kıbrıs'ın güvenliği konusuna da çözüm bulunamaz. Terör konusunda Yunanistan, Amerikan halkı ve hükümeti ile  dayanışma içinde oldu ve her zaman terör konusunda işbirliği   yapmaya hazır olduğunu bildirdi. BM'ye karşı NATO ve AB'den   gelen yükümlülüklerimize sadık kaldık. AWACS'a katılan Yunanlı  pilotlar var. Bu şekilde ABD'nin savunmasını karşılıyoruz.  Uluslararası forumlarda yaptığımız konuşmalarda, teröre ve  terör örgütlerine karşı mücadelede insan haklarına saygı  gösterilmesinin gerektiğini vurguladık. Kıbrıs sorunu  uluslararası bir sorun olmasına rağmen, Türk-Yunan  ilişkilerini etkilemekte. Avrupa hayali çerçevesinde ilk kez  Yunanlılar, Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler  biraraya geliyor. Bu şekilde Kıbrıs sorununda çözüme yönelik   etkin bir ortam yaratılmış oluyor. Kıbrıs sorununa bir çözüm   bulunması önemli, ama iki toplumun BM kararları çerçevesinde   bir çatı altında yaşamaları da önemli. Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği,   Kıbrıslı Türklerin Avrupa altyapısına katılmaları ve Türkiye'nin   de AB'ye üyelik rotası açısından bir fırsattır. Bu tarihi ve  büyük bir fırsattır. Türkiye'de kapalı kapılar ardında veya  açık olarak yoğun görüşmelerin yapıldığını görüyoruz. Birçok   konuda anlaşmazlıklarımız var, fakat olumlu gelişmeleri de   görüyoruz. Biz bu diyaloğa müdahale etmiyoruz, ancak olumlu   olduğuna inanıyoruz. Bu diyaloğun, BM yönetiminde anlaşmaya   varılmasında yardımcı olacağına inanıyoruz. Denktaş'ın niyeti   Klerides ile yapacağı görüşmelerden belli olacak."

 

 

                      ESKİ SAYILAR