|
06/12/2001
ANKARA, 06/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 05 Aralık 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine
yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (05/12) "Powell, Türkiye Ziyaretinde Irak ve Afganistan'a Karşı Askeri Operasyonu Tartışacak" başlıklı
ve Tom Raum imzalı
haberinde, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın
Türkiye ziyareti ele alınmakta, terörizme karşı küresel
bir mücadele için destek toplamaya çalışan Powell'ın, Türkiye'nin,
Afganistan'dan sonraki hedefin Irak olabileceği yolundaki
söylentilerden duyduğu endişesiyle karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Powell Türk yetkililerle yapacağı
toplantılarda, görüşmek istediği "özel bir Irak gündemi"
olmadığını söylediği aktarılan haberde, Amerikalı
yetkililerin, Türkiye'nin konuyu gündeme getireceğini düşündükleri
kaydedilmektedir. Haberde, Powell'ın 10 ülkeyi kapsayan
sekiz günlük Avrupa ve
Orta Asya turunun ikinci durağı olan Ankara'yı ziyaretinde, gündeminde
şu konuların olduğu belirtilmektedir: “Kıbrıs'ta
muhtemel bir uzlaşı için ilerleme sağlanması ve yeni bir Avrupa Birliği Savunma Gücü oluşturulması. Powell'ın
ayrıca, Taliban yönetiminin
yerine yeni bir hükümet kurulmasına yönelik son
gelişmeleri tartışması da bekleniyor.”
Washington Times gazetesinin (05/12) "Kıbrıs'ta Jeopolitiğin Ötesinde"
başlıklı ve Jim Kapsis imzaslı yorumunda, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Türkiye'ye ziyareti ile Denktaş-Klerides
görüşmesinin aynı zamana denk gelmesinin önemine işaret edilmekte,
Powell'ın ziyaretinin zamanlaması, “son zamanlarda, Kıbrıs'ın geleceğinin ne olacağı konusunda Yunanistan ve Türkiye
arasında artan gerginliğin,
Amerika'nın terörizme karşı sürdürdüğü savaşın başarılı
olması için gerekli ittifakları tehdit eder mahiyette olmasına”
bağlanmaktadır. Türkiye'nin, sahip olduğu stratejik konumunu,
Kıbrıs üzerindeki görüşmelerin siyasi koşullarını yeniden tanımlamada kullanmak istediği ileri sürülen
yorumda, Türkiye'nin,
Afganistan'a özel birliklerini göndermeyi teklif etmesinden
sadece birkaç gün sonra, Başbakan Bülent Ecevit'in, Avrupa Birliği'nin, bölünmüş adayı, saflarına dahil
etmesi halinde Ankara'nın
da, Kıbrıs'ın kuzeyini ilhak edeceği uyarısında
bulunduğu hatırlatılmaktadır. Yorumda, Türkiye'nin, Avrupa Birliği ile bir inatlaşma başlattığı ve her iki
tarafın da geri adım
atmaya niyetli görünmediği, bu ihtilafın, hem Avrupa'nın
siyasi ve manevi desteğine ve hem de Türkiye'nin -ki
Orta Doğu'daki tek demokratik Müslüman ülkedir- askeri üslerine
ve malzemelerine ihtiyaç duyan ABD'yi, iki taraftan birini
tercih etmek zorunda bırakabileceği ifade edilmekte, Washington'un, Kıbrıs konusundan ötürü Türkiye ile AB
arasında iplerin kopmasına
izin vermeyeceği ileri sürülmektedir.
ALMANYA BASINI:
Suddeutsche Zeitung gazetesinin (05/12) "NATO, Yeni AB Acil Müdahale Gücü Konusunda Uzlaşma Bekliyor" başlıklı
ve Cornelia Bolesch imzalı
yazısında, Türk hükümetinin, AB askerlerinin
NATO kaynaklarından yararlanması konusundaki direnişine son vermesinin ardından, İttifak'ın Brüksel'deki
ana karargahındaki
beklentinin, AB Dışişleri Bakanlarının gelecek
pazartesi günü AB ile NATO arasında yapılacak anlaşmayı kabul
edecekleri yönünde olduğu belirtilmekte, NATO diplomatlarının, Türk
hükümeti ile kavgalı olan Yunan hükümetinin de bu planı kabul
edeceği konusunda iyimser göründükleri kaydedilmektedir. NATO'dan edinilen bilgilere göre, bulunan formülün “Türkiye
gelecekte AB'nin askeri müdahalelerinde
kararlara katılamayacak. Ama
eğer AB operasyonu doğrudan Türkiye'nin etki alanında yapılacaksa, Türkiye'nin çıkarları dikkate alınacak”
şeklinde olduğu
belirtilen yazıda, AB'nin, bu geçici uzlaşma çerçevesinde NATO
kapasitelerinden yararlanmak konusunda sürekli haklar sağladığı
ifade edilmekte ve şöyle denilmektedir: “Somut olarak
ifade etmek gerekirse, örneğin casus uçaklar gibi NATO
kaynaklarından yararlanma konusunda AB'ye, 'prensipte güvence
verildi', ama AB, bunun için her operasyonda başvuruda bulunmak
zorunda. AB'nin ne zaman NATO'nun komuta yapısından yararlanabileceği
konusu da kararlaştırıldı. Ancak bu noktada NATO
diplomatları, yeni sorunlardan söz ediyorlar, bu sefer Türklerle değil ama Fransız Hükümeti ile. Bugüne kadarki
planlara göre NATO'nun başkomutan
yardımcısı, AB ile NATO arasındaki
koordinatörlük görevini üstlenecekti. Ancak Fransa, iki
örgüt arasında bu kadar fazla yakınlığa karşı çıkıyor.”
Die Tageszeitung gazetesinin (05/12) "Kıbrıs'ta Duvar Yıkılmak
Üzere... AB'nin Laeken Zirvesi Öncesinde Diplomatik Başarı"
başlıklı ve Jürgen Gottschlich imzalı yazısında, Kıbrıs Özel
Temsilcisi Alvaro de Soto'nun, Kıbrıslı Rum Glafkos Klerides ile
Kıbrıslı Türk Rauf Denktaş arasında gerçekleşen görüşmenin sonunda, iki tarafın da, Kıbrıs'ta BM'nin şemsiyesi altında
ocak ayının ortasında görüşmelere
devam edecekleri, görüşmelerin önkoşulsuz
ve tüm sorunların masaya yatırılarak gerçekleşeceği ve tüm noktalarda nihai çözüm bulununcaya kadar devam
edeceği kararının çıktığı
belirtilmektedir. Kararla ilgili olarak şu değerlendirme
yapılmaktadır: “Kulağa basit gibi gelen bu sözler, çok sayıda tuzağı beraberinde getiriyor. Bunlardan ilki,
hitap ile başlıyor.
Denktaş bir yıl önce eşit haklara sahip ortak olarak
dikkate alınmadığı için görüşme masasını terketmişti. De Soto'nun, Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki tampon bölgedeki
BM temsilciliğinde okuduğu
açıklamada, 'Kıbrıslı Rumların Lideri Glafkos
Klerides ile Kıbrıslı Türklerin Lideri Rauf Denktaş arasındaki görüşme' diye yer alan sözcükler, iki tarafın
da bu kez görüşmelerin
formaliteler yüzünden kesilmesini istemediklerini gösteriyor. İkinci
bir nokta da, aynı yöne işaret ediyor: Bir sonraki
görüşmenin gerçekleşeceği 15 Ocak'tan itibaren, yıllar boyunca yapıldığı gibi New York'ta iki oda arasında BM
temsilcisine mekik dokutmak
yerine, bundan sonra Kıbrıs'ta düzenli olarak doğrudan
görüşmek üzere biraraya gelinecek. Görüşmeler, tüm sorunlara ortak bir çözüm bulununcaya dek sürdürülecek.
Tartışma konuları ile diğer
konular arasında, diğerleri için çözüm bulununcaya
dek bağlantı kurulmayacak. Bunun arkasında da, tarafların kısmen başarı elde etmesi sonucu görüşmeleri
kesmesinden duyulan endişe
var. Sonuçta, tüm gözlemcilerin oybirliği
ile verdiği hüküm, 27 yıl sonra ilk defa gerçekten Kıbrıs'ın
bölünmüşlüğünün sona ermesi için, en azından barışçıl işbirliği
için çaba harcandığı yönünde.” Yazıda, Türkiye ve AB arasındaki
ilişkiler “Hayal Kırıklığı ve Soğukluk” şeklinde tanımlanmakta, Kıbrıs'la ilgili gelişme kararını oldukça
olumlu bir gelişme olarak
değerlendiren Dışişleri Bakanı Fischer'in, gelecekte
AB ile katılım müzakerelerine girecek olan Türkiye'nin "bambaşka,
Avrupalılaşmış bir Türkiye olacağını" vurguladığı ifade edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinde (05/12) "AB Birliği: Türkiye İle Yakınlaşma"
başlığı ve Wolfgang Böhm imzasıyla yayımlanan yazıda,
Türkiye'nin, NATO müttefiki ve AB adayı olarak, Avrupa
Güvenlik ve Savunma Politikası'nı desteklemesi kararı konusundaki gelişmeler ele alınmakta, söz konusu karar karşılığında
Ankara'ya, AB askeri birliklerinin Türkiye'ye komşu
bölgelerde yapacakları harekatlarda karara katılma hakkı tanınacağı
kaydedilmektedir. NATO üyesi Türkiye ile bu konuda uzlaşmaya
varılmasının, AB Ordusu'nun kurulması için şart olduğu dile getirilen yazıda, AB ülkelerinin planlama ve keşif
kapasitelerine sahip olmadıkları için, bu konuda NATO'ya
muhtaç durumda oldukları vurgulanmaktadır. Yazıda, AB
Başkanı Belçika'nın, Laeken'de AGSP'nin kendisini "operatif"
olarak tanımlayabileceği
bir açıklama hazırladığına işaret edilmekte,
fakat askeri uzmanların, “şimdilik yalnızca küçük çaplı insani harekatların mümkün olabileceğine dikkat çekerek,
gerekli nakliye araçlarının,
komando yapısının ve buna uygun iletişim
sistemlerinin kullanıma hazır olması halinde tam anlamıyla harekata hazır olunabileceğini ve bunun için de bazı
AB ülkelerinin müşterek birlikler konusundaki katkılarını artırmaları
gerekeceğini” ifde ettikleri bildirilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Zerkalo gazetesinin (05/12) "Türkiye, Avrupa Ordusu'nun Oluşturulmasına
Onay Verdi" başlıklı ve M. Fariz imzalı haberinde, Avrupa Ordusu'nun kurulmasıyla ilgili varılan uzlaşmayla, Türkiye'nin,
Avrupa'nın güvenliği konusundaki tutumunu değiştirerek
Avrupa Ordusu'nun oluşturulmasına karşı kullandığı vetoyu
geri çekmiş olduğu ifade edilmekte, görüşmelerde İngiltere, Avrupa
Birliği ve ABD adına iki konuda Ankara'nın beklentilerine kısmen
de olsa cevap veren garantiler verildiği belirtilmekte ve bu
garantiler şöyle açıklanmaktadır: “İlk olarak Avrupa Ordusu'nun
Ankara'nın ilgili olduğu ülkelerde operesyon yapması durumunda Türkiye'ye
de kararların kabul edilmesi sürecine iştirak etmesi konusunda
garanti veriliyor. Fakat Ankara'nın bütün çabalarına rağmen Türkiye bütün konularda karar alma sürecine katılamayacak.
Verilen ikinci garanti
ilkinden daha az önemli değildir: Avrupa Ordusu
NATO üyeleri olan Yunanistan ve Türkiye'nin işine aralarında sorun
oluşsa dahi karışmayacak. Ancak bu konuda garanti alınmasından sonra
Ankara bütün konularda karar alma sürecine katılma talebinden vazgeçti.
Diplomatik çevreler Türkiye'nin bu kararını 'sürpriz' olarak
değerlendirdiler. Dış ilişkiler uzmanları, Ankara'nın bu
hareketini ortak amaç uğruna atılmış bir adım olarak değerlendirdiler.
Şimdi durum sanki Türkiye'nin leyhine değişiyor gibi. Fakat AB'nin sözcülüğünü yapan İngiltere'nin verdiği sözleri
tutup tutamayacağı belli
değil.”
FRANSA BASINI:
Le Figaro gazetesinde (05/12) "Kıbrıs...Kuzey ve Güney Arasındaki
Müzakereler Yeniden Başlıyor" başlığı ve Eric Biegala
imzasıyla yayımlanan yazıda, Denktaş-Klerides görüşmesi ve adanın yeniden birleşmesine ilişkin müzakerelerin başlamasının,
Kıbrıs sorununun çözümünde
önemli bir gelişme olduğu belirtilmektedir. Bugüne kadar Kıbrıs
konusuyla ilgili yapılan görüşmelerden söz edilen
yazıda, konunun, Türkiye-Kıbrıs-AB ilişkisi dile getirilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
The Independent gazetesinin (05/12) "Görüşme Olasılığı, Kıbrıs'ta
Barış Umutlarını Artırdı" başlıklı ve Stephen Castle imzalı
haberinde,
Rum ve Türk liderlerinin biraraya gelerek bölünmüş
Kıbrıs adasını tekrar birleştirmek için yüz yüze görüşmeler yapmayı kabul etmeleriyle, 27 yıllık anlaşmazlığa
çözüm bulma umutlarının
da arttığı ifade edilmektedir. Bu adım, bir
şans olarak nitelendirilmekte, görüşmeleri destekleyen Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De
Soto'nun, iki liderin buluşmasının
ardından, ocak ayında önkoşul olmaksızın liderlerin tekrar buluşacaklarını
belirten açıklamasının önemine işaret
edilmektedir. Haberde, ayrıca, Kıbrıs sorununun çözümü ile
AB Acil Müdahale Gücü'nün oluşturulmasına yönelik itirazlarını
kaldıracağını bildirmesinin, AB'nin Türkiye ile ilişkilerini önemli
derecede düzelttiği ifade edilmektedir.
Reuter'in (05/12) "Yunan ve Türk Gazeteleri, Kıbrıs Konusunda 'Yeşil Işık Yakan Kim' Diye Soruyor" başlıklı
ve Jeremy Gaunt imzalı
haberinde, Klerides-Denktaş görüşmesiyle ilgili
olarak Türk ve Yunan ve Kıbrıs basınında çıkan değerlendirmelere yer verilmekte, gazetelerin, Kıbrıs üzerinde
yıllardır sürüp giden fikir ayrılıklarını gözler önüne
sermekle birlikte, bölünmüş adanın rakip liderlerinin yüzyüze görüşme planlarını ihtiyatlı bir memnuniyetle karşıladıklarını
belli eden ifadeler kullandıklarına işaret edilmektedir.
Haberde, Türklerin, Kıbrıs Türk Lideri Rauf Denktaş'ın, Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Klerides'i görüşme
masasına geri getirip
esnek olmaya zorlayarak açıkça bir zafer
kazandığı görüşünde; Yunan tarafının ise, Türkiye'nin, adanın
AB'ye üyeliğini de Ankara'nın üyelik düşünü de sürüncemede bırakan bölünmüş statüsü konusundaki
taktiklerini değiştirmek
zorunda kaldığı kanısında olduğu belirtilmektedir.
İSVİÇRE BASINI:
Neue Zürcher Zeitung gazetesinin (05/12) "Kıbrıs Hakkında Yüz
Yüze Görüşmeler Yapılması Konusunda Mutabık Kalındı" başlıklı
haberinde, Denktaş-Klerides görüşmesinden söz edilmekte, liderlerin 4 yıl sonra ilk buluşmalarında Kıbrıs'la
ilgili yüz yüze görüşmeler
yapma konusunda mutabık kalmalarının memnuniyetle karşılandığı
ifade edilmektedir. BM yetkilisi de
Soto'nun yaptığı açıklamada, Klerides ve Denktaş'ın adanın geleceği
için bir çözüm bulunana kadar görüşmelere devam etmeye hazır
olduklarını ifade ettiği belirtilen haberde şöyle denilmektedir:
“Kıbrıs 1974'ten beri bölünmüş durumda. O dönemde
Türk birlikleri Akdeniz adasının kuzey kesimini işgal etmişlerdi.
Uluslararası alanda resmen tanınan ise Klerides'in devlet
başkanı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti. AB, Kıbrıs'ın birliğe alınmasının
planlanması nedeniyle yıllardır Türkiye ile Yunanistan'ın
ilişkilerini de olumsuz etkileyen Kıbrıs sorununa acilen bir çözüm bulunması konusunda dayatıyor. Türkiye
Başbakanı Ecevit görüşmelerin yeniden başlatılmasının
planlanmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, Ankara'da yaptığı
açıklamada, Kıbrıs sorununun çözülebilmesi için adadaki
iki kesimin de tanınmaları gerektiği hususunu vurguladı.”
İTALYA BASINI:
Il Velıno Haber Ajansı'nın (05/12) "Kıbrıs Sorunu Konusunda İtalya'nın Arabuluculuğu" başlıklı
haberinde, KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın, Klerides'le görüşmesinden önce
Roma'ya yaptığı ziyaretin önemine işaret edilmekte, Denktaş'ın Roma ziyaretiyle ilgili olarak İtalya Dışişleri
Bakan Yardımcısı Roberto
Antonione'nin şu sözleri aktarılmaktadır:
"İtalya, Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının,
adanın AB'ye girişini tehlikeye atacağı şeklindeki Helsinki Avrupa Konseyi kararlarıyla aynı görüşte
olmak üzere, Kıbrıs-Türk Lideri Rauf Denktaş ile Kıbrıs
Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides arasında Lefkoşa'da 4
Aralık'ta yüz yüze yapılacak görüşmenin, iki taraf arasındaki diyaloğun
yeniden başlaması için bir başlangıç noktası teşkil etmesini
dilemektedir." Haberde, İtalyan Dışişleri Bakanlığı'nın da,
"Klerides ve Türk Lider Denktaş arasındaki görüşmenin olumlu bir
sonuç üretmesini ve iki liderin BM'nin himayesinde yeniden doğrudan görüşmeye başlamak için karar vermelerini
bekliyoruz" açıklaması
aktarılmakta, Denktaş'ın, Dışişleri Bakan Yardımcısı Antonione ile yaptığı görüşmeden memnun kaldığı
belirtilmekte ve “Geriye,
AB'nin, adada iki hükümetin var olduğunu tanımaya karar
vermesi gerektiğinin üzerinde ısrarla duran İtalyan diplomasisinin Kıbrıs'ın AB'ye girişi ile ilgili mesajını
ve Ankara'nın, Lefkoşa'nın
AB'ye girmesi durumunda 'KKTC'yi ilhak
edeceği' tehditlerini, Kıbrıs-Türk liderinin anlayıp anlamadığını kavramak kalıyor” denilmektedir.
LÜBNAN BASINI:
Al-Liwaa gazetesinin (05/12) "Avrupa'nın Yangını Kıbrıs Odasında... Bedeli Kim Ödeyecek?" başlıklı
ve Adnan Hoteit imzalı
yorumunda, Avrupa ve Yunanistan'ın, Türkiye'nin, AB'ye
kabul edilmeyişinin temel nedenini Kıbrıs meselesindeki tavrına bağladıkları ileri sürülmekte, ayrıca,
Yunanistan ile Ege
denizindeki anlaşmazlıklar, Kürt meselesi, insan hakları, siyasi
ve ekonomik reformlar, anayasada değişiklikler ve Avrupa'nın listesinde yer alan daha birçok istek ve şarta olumlu
yanıt verilse bile başka bahanelerin olacağı iddia edilmektedir.
Yorumda, Klerides-Denktaş görüşmesi de konu edilmekte,
AB'nin, Kıbrıs konusundaki tavrı ile Türkiye konusundaki tutumuna işaret edilmektedir. AB'nin, Türkiye hakkındaki
yıllık raporunda, yapılan ekonomik reformlardan memnunluk
duyduğunu, ancak reformların istenilen düzeyde olmadığını
açıklayarak, Türkiye'nin umutlarına bir darbe indirdiği belirtilen yorumda, Türkiye'yi ziyaret etmekte olan
Colin Powell'ın ziyaretine de dikkat çekilmektedir.
RUSYA BASINI:
Parlamentskaya Gazeta'da (05/12) "Türkiye'de Herkes Milyoner Olabiliyor" başlığı ve Aleksey Polunin imzasıyla
yayımlanan yazıda, AB'nin
genilşlemesiyle ilgili bir ankete yer
verilmekte, ankete göre, aday ülkelerden en az istenilenlerin arasında Türkiye'nin yeraldığı bildirilmekte, bunun
nedeninin yüksek enflasyon
olduğuna dikkat çekilmektedir. Ülkede yaşanan ekonomik
krizin, Türkiye'nin AB'ye hemen kabul edilmesinin önünde büyük engel oluşturduğunun altı çizilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Rizospastis gazetesinin (05/12) "Avrupa Ordusuna ve Türk Taleplerine Evet Diyoruz" başlıklı yorumunda,
Avrupa konularından
sorumlu Ankara'da bulunan Belçika Dışişleri Bakanı
Nets'in CNN Türk'e verdiği demeçte, Avrupa Ordusu konusunda,
ABD, İngiltere ve Türkiye arasındaki anlaşmanın, diğer AB üyesi ülkelerle gerçekleştirilen müzakerelerden
sonra yapıldığını,
Yunan tarafının anlaşmanın metni konusunda veto
kullanacağını sanmadığını ifade ettiği bildirilmektedir. Yorumda, ayrıca, Belçika Dışişleri Bakanı'nın verdiği
görünümün, Yunan Dışişleri
Bakanlığı'nın sızdırdığı bilgilerle aynı olduğu ileri
sürülmekte, söz konusu değerlendirmelere göre, anlaşma metninin
içeriğinin genel açıdan tatmin edici olduğu, Türkiye'nin anlaşmanın
içeriğinden memnun göründüğü, Cumhurbaşkanı Sezer'in de,
Türkiye'nin vetosunu geri çekmesi için NATO'nun verdiği teminatı
yeterli bulduğu kaydedilmektedir.
|