|
07/12/2001
ANKARA,
07/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 06
Aralık 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Washington Post gazetesinde (06/12) "Bölünmüş Kıbrıs'ın Liderleri Çözüme Doğru Gidiyorlar" başlığı ve
John Ward Anderson imzasıyla
yayımlanan yazıda, Kıbrıs adasının iki liderinin, dört
yıl aradan sonra görüşmeleri ve tekrar görüşme kararı almalarının, Kıbrıs sorununun çözüme doğru gittiğini
gösterdiği belirtilmekte ve görüşmelerden sonra, her iki tarafın
da yıllardır adada
duyulmadık bir şekilde iyimserlikten bahsetmeye başladıkları
kaydedilmektedir. Yazıda, Kleridis'in sözcülerinden Mihalis
Papapetru'nun, "Bu görüşmenin yeni bir başlangıca yol açmasından şevk aldık, mutlu olduk. Görüşme ortamı,
bugüne kadar olanlardan çok
daha iyiydi. Önümüzde bir fırsatlar penceresi
vardır ve her iki tarafın da bundan yararlanmamayı tercih
etmesi kolay olmaz" şeklindeki sözleri ile KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, "bazılarının tanımıyla,
belki de bu son tangodur.
Bunu mümkün olabilecek en iyi şekilde kullanmalıyız.
Heba etmemeliyiz" şeklindeki açıklaması aktarılmaktadır.
Klerides ve Denktaş'ın üzerlerinde esnek olmaları için büyük bir baskı olduğuna işaret edilen
yazıda şu ifadelere de
yer verilmektedir: “Batılı diplomatlara göre, eğer
bir çözüm sağlanabilirse, Kıbrıs'ta muhtemelen, kuzey ve güney kesimlerinin yerel konularda kendi özerkliklerinin
olacağı, ancak
uluslararası alanda Kıbrıs'ı temsil edecek tek bir hükümetin
bulunacağı gevşek bir federasyon ortaya çıkacak. Bu tür bir hükümetin yine muhtemelen rotasyonla işbaşına
gelecek bir lideri olacak,
her iki topluma bazı konularda diğeri üzerinde
veto kullanma yetkisi
verilecek. Azınlıktaki Türklere, güvenlik
garantisi de verilebilecek.”
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (06/12) "Türk Hırsı" başlıklı ve Wolfgang Günther Lerch imzalı yorumunda, Türk
tarihinin yönünün Batı'ya
doğru geliştiği ifade edilmekte, yıllardan
beri Ankara'nın, devletin kurucusu Kemal Atatürk'ün bu parolasını yerine getirmek için hiçbir şeyden kaçınmadığı
kaydedilmektedir. “Batılılaşma reformları, NATO'da üyelik, Avrupa
Topluluğu'na ortak üyelik, Avrupa Gümrük Birliği üyeliği, AB'ye
tam üye olmak için adaylık
statüsü, bugüne kadar Ankara'daki
hükümetlerin istedikleri ve en sonunda da gerçekleştirdiği adımlar”
olarak belirtilen yorumda, AB'ye tam üyeliğin, bu politik vizyonun son taşı olacağı değerlendirmesi yapılmaktadır.
Yorumda, Türkiye'nin, kısa
bir süre önce NATO ile bağlantılı
Avrupa Acil Müdahale Gücü
konusundaki direnişini sona erdirmesinin,
Türkiye'ye verilen “zayıf ve uzun zamana yayılan” adaylık statüsünde, bir hareketliliğin olması
beklentisini de beraberinde
getirdiği ifade edilmekte, Brüksel'in, bu tür jestlere
karşı bütünüyle hareketsiz kalamayacağı dile getirilmekte,
ve “Ankara, ABD Dışişleri Bakanı Powell'ın ziyaretinin de gösterdiği gibi, kendi stratejik öneminin ağırlığını
da ön plana çıkarıyor. Türkiye, Irak'a yönelik bir
hareketi reddediyor ve Powell da, bu konuda açık vermemeye özen
gösteriyor” denilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinin (06/12) "Bölünmüş Ada İçin Yeni Bir
Dönem: Bil Bakalım Yemeğe Kim Geliyor?" başlıklı ve Jan Keetman
imzalı haberinde, Kıbrıs konusundaki gelişmeler ele alınmakta, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB yolundaki engeller
arasında en önemlisi olduğu
için. Kıbrıs Türklerinin görüşmeye hazır olma
yönünde çark ettikleri ileri sürülmektedir. Haberde, Kıbrıslı iki toplum liderinin, yemekten önce, “Atina,
Ankara ve Washington'daki hükümetlerin
tezahüratı eşliğinde” yeni bir
dönüm noktasına gelerek, 15 Ocak'ta yeniden görüşmelere başlayacağı kararına varmalarının önemine işaret
edilmekte, Kıbrıs Türk
"Avrupa" gazetesinin şef redaktörü Şener Levent'in, son
gelişmeyi Türk tarafı açısından öncelikle diplomatik bir kazanç
olarak değerlendirdiği bildirilmektedir. Denktaş'ın katı politikasının
Türkiye'de de tartışmalara yol
açtığı, onu, Türkiye'nin AB'ye alınmasını geciktirmek, hatta
engellemekle suçladıkları
belirtilen haberde, Parlamento'nun, Kıbrıs konusunda yaptığı kapalı
oturumda Türk
politikasının izleyeceği çizginin
belirlendiği ifade edilmektedir.
BELÇİKA BASINI:
De Standaard gazetesinin (06/12) "Neyts, Kıbrıs'taki Görüşmelerin
Ardından Çözüm İçin Umut Görüyor" başlıklı ve Mia
Doornaert imzalı haberinde, Belçikalı Bakan Annemie Kıbrıs Rum ve Türk liderlerinin gerçekleştirdikleri buluşmanın
olası sonuçları
konusunda verdikleri bilgilerin ışığında, açıklamalarına yer
verilmektedir. Kıbrıs'ta çözüm için
umut göründüğünü dile getiren
Bakan Neyts'in, "Şimdiden sevinmek doğru değildir, ancak
bu, güven veren bir gelişmedir"dediğine
işaret edilen haberde, iki
liderin, Neyts'e, "sonuca ulaşana kadar çaba göstermek
istedikleri" güvencesini verdikleri belirtilmektedir. Haberde,
Neyts'in, iyimser olmak için birçok nedeni olduğu ifade edilmekte
ve “Neyts, AB'nin 1999'da bölünmemiş bir ülkeyi tercih edeceğini,
ancak Kıbrıs'ın üyeliğinin adada siyasal bir çözüme bağlı
olmadığını açıklayarak olumlu bir rol oynadığını belirtti. Bu,
Kıbrıslı Rumlar için çözüm arayışına devam etmeleri gerektiği
ve Kıbrıslı Türkler için
Kıbrıs'ta mevcut durumu sürdürerek
üyeliği
engelleyemeyecekleri yönünde bir işaret idi” denilmektedir.
IRAK BASINI:
El Cumhuriye gazetesinin (06/12) "Ankara Ekonomiyi Canlandırmaya Yönelik Çabalarını Yoğunlaştırıyor"
başlıklı Internet'ten
sağlanan haberinde, Devlet Bakanı Kemal Derviş'in Türkiye'nin
ekonomisinin iyileştirilmesi konusundaki açıklamalarına yer verilmektedir. Haberde, AB üyeliğine
aday ülkelerin ekonomi ve
maliye bakanları toplantısına
katıldıktan sonra, Türk
ekonomisini değerlendirerek,
2002 yılı hedeflerini açıklayan
Bakan Derviş'in, "11
Eylül olaylarının olumsuz etkilerine
karşın açık bir iyileşme
gözlendi. Bu da hedeflere ulaşmaya
başladığımızı gösteriyor. Bu yüzden Avrupa'nın buna dikkat
etmesi gerekir" dediği, ayrıca, Türk ekonomisinin mali krizlerin ardından canlandığı dönemlerde kaydedilen kalkınma
rakamlarına ulaşılması
durumunda, 18-20 yıl sonra Avrupa ölçütlerinin
yakalanabileceğini söyleyerek Türkiye'nin coğrafi konumu ve ticari ilişkileri nedeniyle AB'ye
girmekten başka bir yolu bulunmadığını sözlerine eklediği aktarılmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (06/12) "Yunanistan, AB-Türkiye Anlaşmasında Değişiklik Talep Ediyor" başlıklı ve Dina Kyriakidou
imzalı haberinde,
Yunanistan'ın, kendisi gibi NATO üyesi ve baş rakibi olan
Türkiye'ye, planlanan Avrupa Birliği askeri gücünde rol alabilme imkanı sağlayan mutabakatın değişmesini talep
ettiği bildirilmektedir. Haberde, Yunan Hükümet Sözcüsü Christos Protopapas'ın
yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın, "belirsiz veya tamamlanmamış
ve yanlış anlaşılmalara yol açabilecek" iki nokta üzerinde
değişiklik istediğini, bunlardan birinci noktanın, NATO üyesi olan ama AB üyesi olmayan ülkelerin Avrupa Acil Müdahale
Gücü tarafından yürütülecek operasyonlar ve harekatlarla ilgili
istişarelerde nasıl yer alacakları, ikinci tartışma noktasının
ise, genel prensiplerin anlatıldığı bölümdeki 'AB, müttefiklerini
kuşkuya düşürmeyecektir' ifadesi olduğu kaydedilmektedir.
İSVİÇRE BASINI:
Basler Zeitung gazetesinin (06/12) "Anlamlı Bir Tokalaşma" başlıklı
ve Jan Keetman imzalı Internet'ten sağlanan yazısında, Kıbrıs'taki
Rum ve Türk tarafların liderleri Klerides ve Denktaş arasındaki buluşmanın,
bölünmüş adada yıllardır süren sorunda bir
dönüm noktası olduğu belirtilmekte, 15 Ocak tarihinde görüşmeleri
önkoşulsuz sürdürmeyi kararlaştırmalarının
önemine işaret
edilmektedir. Başbakan Ecevit'in, doğrudan görüşmelerin yapılacağı
haberini olumlu karşıladığı belirtilen yazıda, Denktaş'ın pazarlık yapmama politikasının, Türkiye'de de
son haftalarda yoğun bir
şekilde tartışıldığı kaydedilmekte, Kıbrıs
sorununun Türkiye'nin AB
üyeliğiyle ilişkisine dikkat çekilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Mahi gazetesinde (06/12) "Çözüm ve Üyelik Harmonisi" başlığıyla
yayımlanan başyazıda, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde yeni
bir safhaya girildiği ifade edilmekte, sadece görülen veya kamuoyu önünde söylenenler değil, özellikle perde
gerisinde yaşananların bu sonuca yol açtığı ifade edilmektedir. Klerides'in
Denktaş'la görüşmesinin sonunda sorunun çözümü konusunda
birçok baskıyla karşılaşılacağı ileri sürülen haberde, “çıkarlarını
her şeyin üzerinde tutan bazı çevrelerin” sadece nasıl
olursa olsun bir çözümle ilgilendikleri, çünkü daha geniş anlamdaki
jeostratejik çıkarlarını her şeyin üstünde tuttukları ifade
edilmektedir. Yazıda, ayrıca şu ifadeler de aktarılmaktadır: “Dünyanın
önde gelen güçlü ülkelerinin Kıbrıs sorununu çözme arzusu
ve isteği bizim için fırsat da olabilir. Yeter ki sağduyulu uygulamalar olsun, yeter ki esnek görünelim ve özellikle
de adil ve yaşayabilir olduğunu pratikte de gösterecek garantileri içermesi
halinde bir çözümün bulunacağı
ve benimseneceği mesajını kararlılıkla verelim. Bu amaçta,
-taviz ve indirimler için
baskı aracı olarak değil, adaletin hakim olması
yönünde fonksiyon görmesi gereken-
Avrupa faktörü ve üyelik
sürecimiz belirleyici rol oynayabilir.”
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos gazetesinin (06/12) "Atilla'ya Diz Çökerken" başlıklı ve Yorgo Kirtsos imzalı
yorumunda, Kıbrıs konusunda
varılan sonuçla ilgili olarak Yunanistan'ın “Kıbrıs tuzağına”
düştüğü ifade edilmekte, gerek hükümet, gerekse de YDP'nin,
kabul edilmesi imkansız olan bir politikayı alkışladığı
belirtilmekte ve şu değerlendirme yapılmaktadır: “İlk başta, Kıbrıs Cumhuriyeti 'Atilla'nın' oldu
bittilerini tanıdı ve
Glafkos Klerides, Rauf Denktaş'a eşit
oldu. İkincisi, Kıbrıs konusuna ilişkin çözüm, konfederasyon niteliklerini
taşıyacak ve dönem başkanlığı öngörülecektir. Bu gelişme
üzerine 'birleşmiş' Kıbrıs'ta, yakında Ankara'nın denetimi altında bulunan Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı
olacaktır. Üçüncüsü,
Kıbrıs sorununun 'kabul edilmesi imkansız' şekilde çözümlenmesi,
Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlaşmasına ve 15-20 yılda AB üyesi olmasına yol açacaktır. Türkiye'nin AB üyesi
olması halinde elimizde
kalmış olan pek az stratejik önemi haiz
kozlar da kaybolacak ve kolayca kurtulamayacağımız ekonomik ve sosyal bir 'şok' geçireceğiz. Örneğin, tarım alanında
AB mali yardımının sürekli olarak kısıtlanması nedeniyle çifçilerimizin
sorunlarla karşılaşmakta
olduklarını hepimiz biliyoruz. Milyonlarca
çifçisi olan Türkiye'nin AB üyesi olması halinde, tarım
alanındaki mali yardıma
devam edilmesi imkansızdır.”
Makedonya Haber Ajansı'nın (06/12) "Avrupa Ordusu Konusunda Kaygılar"
başlıklı Internet'ten sağlanan haberinde, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Türkiye'nin Avrupa Ordusu
konusunda gizli müzakereler
sonucu vardıkları anlaşma metninin Yunanistan
hükümetinde sorun yarattığı bildirilmektedir. Başbakan
Kostas Simitis başkanlığında, Dışişleri ve Savunma Bakanları Yorgos Papandreu ve Yannos Papandoniu ve Dışişleri
Bakan Yardımcısı Tasos
Yannitsis'in katılımlarıyla yapılan toplantıda,
Avrupa Acil Müdahale Gücü konusunda Yunanistan'ın tutumu ve Kıbrıs'taki gelişmelerin ele alındığı
belirtilen haberde,
Papandoniu'nun, yaptığı açıklamada, söz konusu metinde Türkiye'nin
başlıca tezleri
benimsenmese de, Yunanistan'ın çıkarlarına aykırı gelişmeler olması durumunda ülkesinin
veto uygulama
ihtimalinin incelendiğini ima ettiğini, söz konusu metnin
gayri resmi olduğunu ve "müzakerelerin hala devam ettiğini"
söyleyerek, Yunanistan'ın konuya ilişkin tezlerini Brüksel'de yapılacak
olan Avrupa Birliği Genel İşler Konseyi'nde ortaya koyacağını belirttiği aktarılmaktadır. Haberde, ayrıca,
Yannos Papandoniu'nun, Avrupa Birliği'nin Nice kararlarına karşı olarak
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda özerkliğini
ve Yunanistan'ın egemenlik ve ulusal haklarını sınırlayacak
düzenlemeleri, Yunanistan hükümetinin kabul etmeyeceğini vurguladığı da kaydedilmektedir.
|