10/12/2001

 

 

 

             ANKARA, 10/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 07-08 Aralık 2001 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlardaşu hususlara değinilmektedir:

 

             ALMANYA BASINI:

 

             FrankfurterRundschau gazetesinin (07/12) "Denktaş Yaşlılığında Daha Esnek Oldu"başlıklı ve Gerd Höhler imzalı yorumunda,KKTCCumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, zaman içerisinde değiştiği ve Klerides'le görüşmesinin ancak bu şekilde gerçekleşebildiği ileri sürülmektedir.Haziran ayına kadar Kıbrıs sorununa birçözüm bulunabilmesi konusunda müzakerelerde bir neticeye ulaşabilmeyi ümit ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş'ın,"Kıbrıs, iki topluma, yaniTürkler ve Rumlara yetecek kadar büyük,buna engel olmayalım"dediğine işaret edilen yorumda, Kıbrıs Rumlarının bugüne kadar Brüksel'le tek  başlarına pazarlık etmesinden kaynaklananAB üyeliği sorununa daha esnek baktığıbelirtilmektedir. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, "Kıbrıs ancak Türkiye üye olduktan sonra AB'ye girebilir" koşulunu da şimdi yumuşattığı ve AB'nin,Ankara'ya adil bir çözümsunabileceğini, örneğin Türkiye'nin üyelik perspektifini daha somut bir hale dönüştürebileceğinisöylediği vurgulanan yorumda,Denktaş'ın, bölünmüş ada için gelecekte nasıl bir anayasa düzeni düşündüğünü söylemediği kaydedilmekte ve"Birçok yorumcunun söylediği gibiCumhurbaşkanı Denktaş tarafından ortayakonulan bu görüşme turları gerçekten de 'son şans' mı?" sorusu sorulmakta, 77 yaşındaki Denktaş'ın,"siyasette 'son kez' yoktur, amaümit ediyorum ki, başarı sağlanır"şeklindeki sözlerine yer verilmektedir.

DerTagesspiegel gazetesinde (07/12)"İki Kişilik Akşam Yemeği"başlığı ve Thomas Seibertimzasıyla yayımlanan yazıda, Kıbrıs sorununun çözümü konusundaDenktaş-Klerides görüşmesinin önemlibir gelişme olduğu ve gelecek aylarda Kıbrıs'ta yeni olanakların doğabileceğianlamına geldiği vurgulanmakta, ortayaçıkan umutların, her şeyden önce Kıbrıs ve Türkiye'nin  AB adayı olmalarıyla ilgili olduğu ifadeedilmektedir. KKTC CumhurbaşkanıDenktaş'ın kendi kesimindeki halkın, şimdiden refah içindeki güneye"kıskançlıkla"baktığının bilincinde olduğu belirtilen yazıda, Türk toplumuliderinin şimdiye dek olduğu gibi"dikkafalı"davranırsa siyasi geleceğini riske atacağı ileri sürülmektedir. Öte yandanDenktaş'ın "garantörlüğünü"yapan Türkiye'nin Avrupa girişimlerinin, olaya dinamizm kazandırdığı kaydedilen yazıda, Laeken Zirvesi'nden kısa bir süre önce, Kıbrıs'ta ileri adımatılması ve Avrupalıların savunmapolitikası konusunda Türklerle uzlaşmazlığında kısmen başarı elde edilmesinin tesadüf olmadığına işaret edilmekte, Ankara hükümetinin Brüksel'de kendisine"sürekli frenleyen ülke" imajının yakıştırılmasını ve kendi adaylığının tehlikeye düşürülmesini engellemek istediği dilegetirilmektedir.

 

           FRANSA BASINI:

 

           AFP'nin (07/12) "Solana ve Robertson, Ankara ile Varılan Uzlaşıyı 'Olumlu' Olarak Nitelediler"başlıklıhaberinde, Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve NATO Genel Sekreteri George Robertson'unyaptıkları açıklamalarda, Ankara,Londra ve Washington arasında pazar günü varılan ve iki kurumun bir işbirliği anlaşması imzalamasına olanak sağlayan uzlaşıyı"olumlu"olarak niteledikleri bildirilmektedir.Solana'nın, AB ve NATO Dışişleri Bakanları arasında yapılan toplantı sonunda düzenlediği basın toplantısında,"Uzlaşı, olumlu ve yapıcıdır. Bunun, pazartesi günü 15'ler tarafından inceleneceğini ve Birliğinoperasyonları için NATO'nun planlamaimkanlarını kullanabilmek amacıyla bu küçük sorunu sonuçlandırabileceğimizi umuyorum"dediği, Robertson'ın da,"Bu kesinlikle iyi yönde biradımdır"diyerek, Avrupa savunmapolitikasının"NATO ve AB için oldukça önemli bir proje"olduğununaltını çizdiği kaydedilen haberde, AB dönem başkanlığını yürütmekte olan Belçika'nın Dışişleri Bakanı Louis Michel'in ise, daha ihtiyatlı bir tutumsergileyerek,“Biz hepimiz, bu konudaşu anda yürütülmekte olan görüşmelerin oldukça kısa sürede tamamlanabileceğini düşünüyoruz"dediğiaktarılmaktadır. Haberde, iki kurum arasında bir işbirliği anlaşmasının, Türkiye'nin bir yıldan fazlabir süredir koyduğu engelin ardından,Ankara, Londra ve Washington arasında pazar günü varılan uzlaşı sayesinde pek yakın göründüğü, 15'lerin bunuincelemesi ve üzerinde karara varmasının beklendiği belirtilmekte, ancak, Yunanistan'ın, bu uzlaşının"hassas"iki noktası hakkında"değişiklikler ve aydınlatıcıbilgiler"istediğine dikkat çekilmektedir.

LeFigaro gazetesinin (07/12)"Serbest Tribün"köşesinde "Türkiye: Şeriat veya Demokrasi?...İslam: Mustafa Kemal'in TartışmalıMirası"başlığıyla yayımlanan Siyasi Bilimler Ulusal Vakfı bünyesindeki Uluslararası Araştırmalarve İncelemeler  Merkezi'nde (CERI)Araştırma Müdürü olan ve Doğu Akdeniz ve Türk-İran Dünyası Hakkında İncelemeler adlı derginin (CEMOTI) müdürlüğünü de yapan Semih Vaner'inmakalesinde, Türkiye'deki İslamieğilimli Refah Partisi ve Refah'ın yerine kurulan  Fazilet Partisi'nin kapatılması konusu hatırlatılarakTürkiye'deki demokratik hakların kısıtlanması konusu ele alınmakta, bubağlamda yapılan anayasaldeğişikliklerden söz edilmektedir. Avrupa Birliği'nin, Türkiye'yi"demokratik açığından dolayı", sıksık eleştirdiği belirtilen yazıda, bunuTürkiye'nin üyelik talebini geriyeitmek için bir bahane olarak da kullandığı ileri sürülmekte, Türk devletinin insan hakları ve demokratikkurallar alanındaki eksikliklerinin, AB'ye entegrasyonu için engel olarak sürekli öne sürüldüğüne dikkat çekilmektedir. Yazıda,bu tezlerde gerçeklik payı olduğu ilerisürülmekte,"milletvekillerinin tutuklanması, sendika ve dernek haklarının kısıtlı olması, cezaevi tutukluluk şartlarının acınacakhalde olması, halen yürürlükte olanfikir suçu gereği gazetecilerin yargılanması ve gazetelerin kapatılması"örnek olarak gösterilmektedir."Kırılgan" Türk demokrasisini"Kürt meselesi ve siyasi İslam"gibiiki testin beklediği vurgulanan yazıdaşöyle denilmektedir:"PKK'nın askeri gerilemesi, siyasi sınıfın Kürt meselesini de içine alan demokratik bir diyaloga açılmasınaizin verecek mi? Türkiye'de karşılaşılan blokajları ve şimdiki elit idarecilertarafından sürdürülen dar görüşlüsiyaseti dikkate alacak olursak, özellikle bu konuda büyük bir temkinlilik gerekiyor. İslami hareket ise, özel bir sosyal ve siyasi çerçevede 1970'liyılların ikinci yarısından itibarenortaya çıktı. Halkın bir kısmının, yani ekonomik dinamizm açısından ihmal edilen bu 'öteki Türkiye'nin'yoksunluklarını başka yöne kanalizeetmeye kalkıştı. Anadolu'nun en azkalkınmış bölgelerinde ve şehirlerin genelde göç etmiş, yoksul ve varlıklıların tüketim imkanıkarşısında yoksunluk duygusuna kapılansosyal tabakaları barındıran kenar mahallerinde oy topladılar... Ordudaki ve genel anlamda siyasi sınıftakive elit siviller arasında 'kökünükazıma' eğilimiyle, 'dini' partiyi  sürekli yasaklayarak bir dava kazanılamaz. Üstelik böyle bir tutum, bir tercih ürünü olan demokratiksistemin meşruluğunu  dahi tehlikeyesokma tehlikesi yaratabilir."

 

           İTALYA BASINI:

 

           IlSole 24 Ore gazetesinin (07/12)"'Duvar', AB'ye Giden Yolu Kapatmıyor"başlıklı ve Karen Hopeimzalı haberinde, Kıbrıs'ın AB'yeüyeliği konusundaki gelişmelerden söz edilmekte, gelinen noktada iki kesimle ilgili geniş bir değerlendirmeye yerverilmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin, AB üyeliği yarışında olanülkelere yaptığı gezi çerçevesindeLefkoşa'da,"adanın iki bölgesinin yeniden birleşmesinin AB'ye kabul için gereken bir şart olmadığını savunan"Avrupa Birliği liderleriningörüşünü tekrar vurguladığı ve AB'nin,Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin uzlaşmazlık politikasının rehinesi olmayacağı konusunu açıklığa kavuşturduğu belirtilenhaberde, Denktaş'ın Klerides'le yüz yüze görüşme talep etmesinin önemine işaret edilmektedir. AB'ye girişin, anlaşmazlıklar adasının güneyindebulunan, meşruluğu uluslararasıplatformda tanınmış olan Kıbrıs Rum hükümeti için, hem güvenlik hem de uzun vadede elde edilecek ekonomikavantajlar nedeniyle, tam bir üstünlükanlamına geldiği vurgulanan haberde, Akdeniz'in doğusunda yer alan Kıbrıs'ın, huzursuz Orta Doğu'nun çokyakınında, yani rahatsız bir bölgedebulunduğuna işaret edilmekte, AB'ye katılımın, 27 senedir tüm adayı baştan başa geçen Yeşil Hat ile ayrılmış Kıbrıs Rumları ve Kıbrıs Türklerinin BM'nin himayesi altında birleşmelerine fırsat tanıyabileceği ifade edilmektedir. Haberde şu değerlendirmeye de yerverilmektedir:"Bununla beraber dönüm noktası çok yakın gibi gözükmüyor. Denktaş, sürekli olarak kendi cumhuriyetinin meşruluğunun Güneytarafından tanınmasını talep etti.Kıbrıs Rumları ise, Kuzey'in egemenliğini kabul etmenin, AB tarafından tanınan, insanların serbest dolaşımı, mülkiyet sahibi olma gibi hakların dışında,ülke topraklarına eski şeklini vermeiddialarindan da vazgeçmek anlamına geleceğini ileri sürüyorlar... İki toplumuzun vadede kendi davalarını savunmayadevam edebilirler. Herşeyin ötesinde, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesiyde Kıbrıs Rumlarının karşısında birazınlık gibi kalacak Kıbrıs Türkleriningüvenlikle ilgili endişelerini yatıştırmak için adanın bir köşesinde uluslararası bir gücün kalması gerekecektir. AB'ye girişlebirlikte, yıllardır bir çözümeulaşılmasını önleyen, güç bölüştürülmesi ile ilgili  farklılıkların aşılması daha kolay olabilir. Kıbrıs Rumhükümeti AB'ye giriş için gerekli olanekonomik ve finansman reformları hızlandırdı. AB'nin 13 aday ülke hakkındakiyıllık raporu Kıbrıs'ın hukuk devleti,medeni hukuk ve adaletin bağımsızlığı gibi siyasi kriterlere uygun olduğunugösteriyor. Herşeye rağmen, Kıbrıs, halen kara para aklaması ile ilgili gevşekliği konusundaki suçlamalara yanıt vermeye çalışıyor."

LaStampa gazetesinin (07/12)"Kıbrıs'ta Buzlar Çözülüyor" başlıklı ve Aldo Rizzo imzalı yorumunda, Denktaş-Klerides görüşmesinin adanın geleceği açısındanönemine değinilmekte, iki liderinbuluşmasının,"yerel"boyutlarının ötesinde, iki nedenle önem taşıdığı vurgulanmaktadır:“Birincisi, bu krizin, her ikisinin deüyesi olduğu NATO için bir travma teşkil edecek  şekilde olayla ilgili iki devlet olan Yunanistan veTürkiye'yi  üç kez savaşın eşiğinegetirmiş olması. İkincisi ise, bu hadisenindoğrudan doğruya NATO'nun değil, ama Avrupa Birliği'nin geleceğiyle ilgiliolması."Kıbrıs sorununun Türkiye'nin AB'ye adaylığı üzerindeki etkisine de işaret edilen yorumda, Ankara'nınKıbrıs'ın Türk bölümünü tamamıyla ilhaketmek ve Atina'nın ise sahip olduğuveto hakkıyla AB'nin Doğu ve GüneyAvrupa'ya genişlemesini engelleme gibikarşılıklı tehditlerin hatırlatıldığıyorumda,"Atina'nın genişlemeyi veto etmesi durumunda, tarihi bir süreç ve bununla beraber belki de Avrupa'nın yapılanması da krize girecekti.Ankara'nın Kıbrıs'ı ilhakı durumundaise; 11 Eylül'den sonra daha da artan jeostratejik değeri de düşünülerek, karmaşık ama hayati önemi olanMüslüman laik ülke Türkiye'nin, Avrupaadaylığı üzerine kendisi tarafından birmezar taşı konmuş olacaktı. Bu büyük tehlikelerin aşıldığını söylemek için henüz erken. Teşvik edici,birlik içerisinde olunmasından veözerklikten yana olan herhangi bir konfederasyon oluşumu içerisinde uzlaşmaya varmak gerekiyor. Ama Avrupaiçin ümit verici ve cesaretlendiriciyeni bir olay var ve en azından bunudesteklemeye çalışalım"değerlendirmesi yapılmaktadır.

 

           KIBRIS RUM BASINI:

 

           Simerinigazetesinin (07/12)"Aniden Beyaz Güvercin Olan Katil"başlıklı ve Savvas Yakovadis imzalı yorumunda,Denktaş- Klerides görüşmesi konusunda dikkatli olmak gerektiği belirtilmekte, “işgal liderinin değişmesi”ve “Türkiye'nin Kıbrıs sorununaişlevsel bir çözüm bulma arayışındakiniyetlerinin saf olup olmadığı” gibiiki önemli konuya dikkat çekilmektedir. Yorumda, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu değişiminin içtenliğikonusundaki kuşkular dile getirilmekte, Türk generallerinin ünlü kararlılığınınşu şekilde belirlenmiş olan yeni verilere uyum sağladığı ileri sürülmektedir:"Türkiye'nin hakkı olmadığıhalde bazı karşılıklar elde ettiğianlaşılan Avrupa ordusu konusu, BelçikaDışişleri Bakanlığı Müsteşarı'nın Laeken zirvesinde Türkiye-AB ortaklık ilişkisinin geliştirilme olasılığının olduğu yönündeki açıklaması, UNFICYP'ingörev süresinin uzatılması, ABD'ninAfgan sorununda Ankara'ya verdiği yeni rol, Orta Doğu krizinin yeniden patlak vermesi karşısında Türkiye- İsrailekseni, Irak'ı vurma olasılığı, Türkiye'nin Hazar-Orta Asya bölgelerinde oynanan petrol oyunundakiönemi, Rusya'nın güçlenmeye çalışmasınakarşılık Türkiye'nin ABD içinönemi." Yorumda, Klerides'inonunla yemek yediği andan itibaren, ziyafet arkadaşının geçmişiniotomatik olarak unuttuğu, ancak Klerides'in, onun neyi temsil ettiği, neyiistediğini hiçbir zaman unutmamasıgerektiği vurgulanmakta,"Barışa yeni bir fırsat verelim mi? Verelim.Ancak bu fırsat, adalet katliamcısı, özgürlük ve hakların katili ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yıkıcısı olamaz"denilmektedir.

 

            LÜBNAN BASINI:

 

            DailyStar gazetesinin (07/12)"Kıbrıs Konusunda Atılım: Denktaş, İki Ayrı Devlet TalebindenVazgeçti"başlıklı ve Michael Jansen imzalı Internet'tensağlanan yazısında, Denktaş-Klerides görüşmesine halkın ve basının yoğunilgisinden söz edilmekte, görüşmedensonra de Soto'nun, doğrudangörüşmelerin, BM'nin himayesinde ocakayında yeniden başlayacağışeklindeki açıklaması,"biratılım"olarak değerlendirilmektedir. Kıbrıslı Rumların"hayret", Kıbrıslı Türklerin de"sevinç"içinde olduğunaişaret edilen yazıda, Avrupa Birliği'nekatılmak için yükümlülüklerini önümüzdeki yıl tamamlaması gereken ve 2004 yılında da Türklerle veya onlar olmadanBirliğe girecek olan Rum Kesimi için debunun,"son şans"olduğu dile getirilmektedir. Türk politikacıların gelişmeler için hemlehte hem de aleyhte ifadelerkullanmalarına rağmen Kıbrıs'ın geleceğinin, Ankara ile İstanbul'da tartışıldığı ifade edilen yazıda şöyle denilmektedir:"Son dönemlere kadarhükümet, ordu ve Türk vatandaşları,Kıbrıs sorununun, 1974 yılında Yunanistan'daki cunta tarafından Kıbrıs hükümetine karşı gerçekleştirilen kısa  ömürlü darbeyi takiben Türkiye'nin kuzeyiişgal edip ayırdığı  zaman çözüldüğüdüşüncesi içindeydiler. Bu atılım ise Avrupa'nın sağlam ve sürekli siyasi baskılarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Son yıllarda Kıbrıs'ı, Yunanistan'ı ve Türkiye'yi ziyaret eden her AB mensubu ya da yetkilisi, devam eden genişleme süreci sırasında bu ülkenin üyelikkazanacağını söyledi. Herbir temsilcide ayrı ayrı bu işin, siyasi çözüm bulunsa da bulunmasa dagerçekleşeceğini tekrar tekrar ifade etti. AB üye adayı Türkiye'yeverilen mesaj da katıydı: Kıbrıs'ıngirişini engeleyebileceğinizi düşünmeyin ve Kıbrıs konusu çözülünceye kadarda kulübe katılma beklentisine girmeyin. Nihai olarak da AB,Kıbrıs konusunda Avrupa olarak sıkı birçizgi belirleyip buna da bağlı kalarakkendi formülleri ve dış politika uygulamaları çerçevesinde bir atılım temin etti. Atılımlar çoğaldı. Bu atılımlardan kar sağlamak ise artık tüm ilgili tarafların kendilerine kalmış bulunuyor."

 

            RUSYA BASINI:

 

            Izvestiagazetesinin (97/12)"Düşmanla Yemek... Kıbrıs Cumhurbaşkanı 27 Yıl Aradan Sonra İlk Kez Adanın Türk Kesimini Ziyaret Etti"başlıklı ve YelenaŞesternina imzasıyla yayımlanan yazısında, Klerides-Denktaş görüşmesi elealınmakta, dünya basınının bubuluşmayı, bütün Avrupa'yı neredeyse 30yıl rahatsız eden bu toprakanlaşmazlığında"atılım"olarak nitelendirildiği bildirilmektedir. Kıbrıs'ın Moskova Büyükelçiliği Basın Müşavirliğinden yapılan açıklamada,"Biz her zaman görüşmelerehazırız. Cumhurbaşkanımız da yakın gelecekte bir yemek verecek. Gerçi neden Denktaş'ın Cumhurbaşkanımızı özellikle şimdi kabul ettiğini bilmiyoruz.Klerides'in Kıbrıs sorunuyla ilgilidanışmalar için ABD'ye daha eylülde hareket ettiğinde, Denktaş, Waşhington'a gitmek istemedi. Şimdiyse kendisi görüşme masasına oturmayı teklifediyor. Sanırım, bu yeni bir Türkhilesidir"dediğine işaret edilen yazıda, Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği'nde görevli Türk diplomatlar tarafından Klerides-Denktaş buluşmasınınsonuçlarıyla ilgili olarak yapılanaçıklamada ise,"Kıbrıs Zirvesinin", kapsamlı bir çözümün bulunması yolunda ileri ve olumlubir adım olarak nitelendirildiği bildirilmektedir.

Kommersantgazetesinde (07/12)"Kıbrıslılar Görüşme Masasına Oturdu"başlıklı ve Mihail Zigar imzasıyla yayımlanan  yazıda, Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Kleridesile KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş arasındakibuluşmanın ada halkı için tam bir sürpriz olduğu vurgulanan yazıda,buluşmanın, hiç kimsenin tahminedemeyeceği sonuçlara neden olduğu belirtilmekte ve şöyle denilmektedir:"Örneğin Liderler 'birleşme'konusunda  görüşmeler başlatmayı kararlaştırdılar.Birleşik devletin statüsü konulugörüşmelere ocak ayında başlanması bekleniyor. Rum Kesimi Liderinin adanın taksim edilmesinden bu yanailk kez 'azılı düşmanı' ile birlikteyemek yemek için Kıbrıs'ın Türk kesimine geçmesi tam anlamıyla sansasyon yarattı... Yemeğe Klerides ve Denktaş dışında BM'nin Özel TemsilcisiAlvaro de Soto da katıldı. Yemektensonra hiçbir resmi açıklama yapılmadı. İki lider daha önce resmi olarak defalarca biraraya gelmişti. Klerides 1993'tecumhurbaşkanlığına seçildikten sonra eski hasım olarak birkaç kez görüşmeleribaşlatma girişimde bulundular. Fakatbugüne kadar aralarındaki çok ciddi çelişkilerden dolayı bugerçekleşemedi. İki liderin ortak dilbulmasını önceleri üç husus engelliyordu: Bunlardan birincisi, Türklerin, Rumların kuzeydeki devleti tanımasından sonra ancak konfederasyon hakkında görüşmeleri başlatmaya razı olması ve Rumların federasyon üzerinde ısrarlı olmasıdır. Kıbrıs'ın AB'ye ileride girecek olması ise ikinci bir ciddi sorundur. Üyeliğin 2004 yılındagerçekleşmesi bekleniyor. Fakat Türkiye buna itiraz ediyor. TürkiyeDışişleri Bakanı İsmail Cem, Kıbrıs'ınAB'ye girmesi durumunda ülkesinin Kuzey Kıbrıs'ı ilhak edeceğini defalarca ifade etti. Atina ise o halde Yunanistan'ın veto hakkını kullanarak,Türkiye'nin AB'ye girmesiniengelleyeceği uyarısında bulundu. Üçüncü hususa gelince, Kuzey Kıbrıs'tan, 1974'te adayıterkeden göçmenler sorunu Rumları daima rahatsız etmiştir. ÇünküTürkler, geleneksel olarak Rumlarıngeri dönmesine karşı çıkıyor. Rauf Denktaş'ın, 'Yemin ederim, Kıbrıslı Türk toplumu hiç bir zaman azınlık olmayacak. Ada hiç bir zaman Rumlarınolmayacak' sözleri biliniyor. Umarız,karşılıklı yemek davetlerinden sonra iki liderlerin tutumlarında yumuşama olur."

 

           YUNANİSTAN BASINI:

 

           TaNea gazetesinin (08/12)"Ankara'nın Uzlaşması Dışişleri BakanlığınıStrateji Değiştirmeye Zorluyor"başlıklı ve İrini Karanasopoulou imzalıyorumunda, Türkiye'nin Kıbrıs ve Avrupa konusunda"rotasını"değiştirmesinin, liderlerinin iki cephede kayba uğramaları tehlikesini anlamışolmalarından ve Kıbrıs sorunununçözümlenmesinden önce adanın AB üyesi olması ve Türkiye'nin Avrupa'dan uzaklaşmasıyla, ülke ekonomisinin ve toplumun büyük zarar görmesi olasılığındankaynaklandığı ileri sürülmektedir. Böylece, Ankara'nın, şiddetebaşvurmadan, taleplerini yerinegetirmek için her devletin yaptığı gibi, müzakerelere başlama kararını aldığı belirtilen yorumda, olayınkendiliğinden Türkiye için olumlu etkiler yarattığı ifade edilmekte, Türkiye'ye bazı güvenceler verenancak kararların alınmasına kurumsalaçıdan eşit bir şekilde katılımı hakkını tanımayan İngilizlerin Avrupa Ordusu'na ilişkin"formülü" öğrenildiğinde, ortakların hemen hementümünün derin bir nefes alarak metnikabul ettikleri kaydedilmektedir. Atina'nın müzakerelerle metni değiştirip değiştirmeyeceğinin ayrı bir konuyu oluşturduğu ifade edilen yorumda,Yunanistan'ın inatçı olaraknitelendirilmesi ve yalnız kalması tehlikesinden ve stratejisini yeniden düzenlemesi gereğinden söz edilmekte ve "Uzun lafın kısası, uzlaşmaz Türkiyeuzlaşıcı davrandı, Avrupalı Yunanistan ise, ısrarlarına ve kuruntularına geridönüş kaydetti. Türkiye'nin, Kıbrıs'taki gelişmelerden de yararlanarak bir uzlaşma saldırısında bulunacağıbelirleniyor. Tabii, her iyi müzakerecigibi bu davranışından mümkün olduğu kadar daha büyük kârlar edinmeye çalışacaktır"denilmektedir.

Elefterotipiagazetesinde (08/12)"Yannitsis, Avrupa Ordusu'na İlişkin Metni Önemsiz Gibi Göstermekte Israr Ediyor" başlığı ve Aliki Matsi ile Maria Dedeimzalarıyla yayımlanan haberde, AvrupaOrdusu ile ilgili Türkiye ile varılan uzlaşının, Yunanlı yetkililer arasında tartışmaya neden olduğu aktarılmakta, YDP milletvekilleri tarafından hükümetekarşı yapılan sert saldırıya, DışişleriBakanlığı Yardımcı Bakanı T. Yannitsis'in,"Gayrıresmi bir metindir.İngiltere'ye, ne AB ne de NATO tarafından anlaşma için talimat verilmişti. Bir çalışma evrakı olarak dahi hiçbir yerde kaydedilmemiş olanİngiliz önerilerinden başka bir şey değildir"şeklinde yanıt verdiği bildirilmektedir. Yannitsis'in, Belçika Başkanlığı,Solana, Robertson ve Fischer tarafındananlaşma lehine yapılan açıklamaları gözardı ettiği ileri sürülen haberde, hükümetin durgunluğu yüzünden ulusal çıkarlara zarar verilmesinden söz eden YDPmilletvekillerine, "Acele etmeyin.Bunlardan hiçbir şey olmayacak"dediği, ayrıca, Genel Konular Konseyi toplantısı sırasında, hükümetin, ulusal çıkarları gözönünde tutarak ve Nicekararları temelinde, tezleriniaçıklamaya hazır olduğunu da sözlerine ilave ettiği belirtilmektedir. Tümpartilerin temsilcilerinin, hükümeti konu hakkında tam bilgi vermemekle suçladıkları ve Türk milletvekillerinin bilgisine sunulmuş olanmetnin kendilerine de gösterilmesini talep ettikleri aktarılan haberde, YDPeski Başkanı Mitsotakis'in, bu kadarciddi bir konunun Parlamento'da görüşülmesine rağmen Papandreu'nun toplantıyakatılmamasını "Putin'in çevirmenirolünü oynuyor"şeklinde eleştirerek, "davranışı panik ve cesaret eksikliği gösteriyor"dediğine işaret edilmektedir. Haberde,ayrıca, konu hakkında soru yönelten milletvekillerinin (P.Moliviatis, D.Bakoyanni, I. Varvitsiotis, S. Dimas,A. Pavlidis, S. Spiliotopoulos) ülkenin AB üyeliğinden kaynaklanan ikistratejik değerinden biri olan; ulusal güvenliği güvence altına alan stratejik değerin iptal olduğunu vurguladıkları, KKE temsilcisi Skillako'unbu konuda uzlaşma yeteneklerinin olmadığını söylediği ve hükümettencesaret göstererek veto hakkınıkullanmasını talep ettiği vurgulanmaktadır.

MakedonyaHaber Ajansı'nın (07/12)"Papandreu'nun Brüksel'deki Kıbrıs ve Avrupa Savunma Konularındaki Temasları" başlıklı Internet'ten sağlanan haberinde, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun Brüksel'deki NATOtoplantısı çerçevesinde yaptığı ikilitemaslarda, ağırlıklı olarak Kıbrıs veAvrupa savunma konularının görüşüldüğü bildirilmektedir. Papandreu'nun sırasıyla ABD, Türkiye,Almanya ve Belçika Dışişleri BakanlarıColin Powell, İsmail Cem, Joschka Fischer ve Louis Michel ile görüştüğü, ayrıca NATO Genel Sekreteri George Robertson ile de biraraya geldiğibelirtilen haberde, Kıbrıs konusunailişkin olarak Papandreu'nun, temkinli iyimser olduğunu söyleyerek bu konunun gerek Powell ile gerekse Cem ilegörüşmesinde ele alındığını belirttiği kaydedilmektedir. Papandreu'nun, Klerides ve Denktaş'ın ilkgörüşmelerinden memnun olduğunu söylediği,"İyimser, ancak realistolmamız gerekiyor. Kıbrıs sorununa uzunyıllardan beri çözüm bulmaya çalışıyoruz ama gerçekleşemedi. Ancak bugün koşullar daha iyi ve bu görüşmeler yeni dinamizm yaratabilir.Önemli olan Kıbrıs sorununun çözümüyönünde siyasi iradenin olmasıdır. Bu da pratikte anlaşılacaktır"şeklindekisözleri aktarılan haberde, Yunanistaniçin önemli olanın, AB'nin özerkliğinin garanti altına alınması ve nihai anlaşma metninde Yunanistan'ın egemenlikhaklarını zedeleyecek herhangi bir ifadenin yer almaması olduğunu dile getirdiği aktarılan haberde, İngilizdiplomasisinin hazırladığı metindeYunanistan'ın, düzeltme yapılmasını istediğini ve bu konunun AB Dışişleri Bakanlarının pazartesi günü yapılacaktoplantısında görüşüleceğini bildirdiği ifade edilmektedir.

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR