21/12/2001     

         

 

            ANKARA, 21/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  20 Aralık 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (20/12) "Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları  Terörizmi Görüşmek Üzere Toplanıyor" başlıklı ve Selcan  Hacaoğlu imzalı haberinde, Güneydoğu Avrupa Savunma  Bakanlarının, “terörizme karşı savaş, kitle imha silahları  ve sınır güvenliği konularında görüşmelerde bulunmak üzere”  yapacakları toplantıdan söz edilmekte, konuyla ilgili olarak  Türkiye Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun, "Gündemimizdeki  ana konu terörizm ve kitle imha silahları olacak" şeklindeki  sözleri aktarılmaktadır. Haberde, Türkiye'nin, ABD öncülüğündeki  terörizme karşı kampanyaya tam destek veren ve Afganistan'a  asker gönderme teklifinde bulunan tek Müslüman ülke olmasına  rağmen, savaşın güney komşusu Irak'a genişleme ihtimalinden  rahatsızlık duyduğu ifade edilmekte, Antalya'da yapılacak  toplantıya, Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya,  Yunanistan, Romanya, Ukrayna, İtalya, Hırvatistan ve Slovenya  Savunma Bakanları veya bu ülkelerden gelecek temsilcilerin  yanı sıra bazı ABD Savunma Bakanlığı yetkililerinin de  katılmasının beklendiği bildirilmektedir. Haberde, ayrıca,  Avrupa Birliği Ordusu'nun NATO olanaklarından faydalanması  konusunda anlaşmazlık içerisinde olan Türkiye ile Yunanistan  arasında bir toplantı yapılmasının planlanmadığı belirtilmekte,  Avrupa Gücü konusunda Türkiye ile varılan uzlaşma ve  Yunanistan'ın itirazları hatırlatılmaktadır.

            AP'nin (20/12) "Yunanistan, AB Ordusu Konusunda  Menfaatlerini İhlal Edecek Düzenlemeleri Kabul Etmeyeceğini  Belirtti" başlıklı ve Selcan Hacaoğlu imzalı bir diğer  haberinde, Yunanistan Savunma Bakanı Yannos Papantonio'nun  yaptığı bir açıklamada, Yunanistan'ın, Avrupa Birliği ile  Türkiye arasında AB Ordusu'na ilişkin olarak varılacak bir  anlaşmanın diğer üye ülkelerin etkisini azaltması halinde,  böyle bir anlaşmaya varılmasını kabul etmeyeceği konusunda  uyarıda bulunduğu bildirilmektedir. Avrupa Birliği'nin, bu  konuda direnen Yunanistan ile anlaşmaya varamamasına rağmen,  yeni Acil Müdahele Gücü'nün hazır hale geldiğini açıkladığı,  2003 yılına kadar 60 bin askerden oluşan bir gücün hazır  olmasını planladığı, sözkonusu gücün, NATO'nun karışmak  istemediği barış ve insani yardım konuları ile ilgilenceği  kaydedilen haberde, Papantoniou'nun, "Ordu'nun kullanılması  ile ilgili kararlar, Avrupa Birliği içinde alınmalıdır.  Düzenlemeler hiçbir devletin haklarını etkilememelidir"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır.

           

            AVUSTURYA BASINI:

            Wiener Zeitung gazetesinde (20/12) "Türkiye Dışarıda  Kalıyor... Türkiye'nin AB Üyeliği Çok Uzakta" başlığıyla  yer alan bir haberde, Türkiye'nin, 13 AB adayı ülkeden biri  olduğu, ancak üyelik için somut müzakerelere şimdiye kadar  başlanmadığı belirtilmekte, Brüksel'deki uzmanların  tahminlerine dayanılarak, durumda kolay kolay bir değişmenin  de olmayacağı ileri sürülmektedir. Ekonomik durumun yanı sıra  ülkedeki siyasi durumun da engellerden birini oluşturduğu  vurgulanan haberde, AB'yi en çok rahatsız eden konuların da  ölüm cezası ve insan hakları ihlallerinin devam etmesi olduğu  ifade edilmektedir. Laeken Zirvesi'nde AB devlet ve hükümet  başkanlarının Türkiye'nin "üyelik kriterlerini yerine getirme  yolunda gelişme gösterdiğini" kaydettiklerine işaret edilen  haberde, ancak, Türkiye'nin yine de Avrupa'nın anladığı  şekliyle demokrasi ve hukuk devleti olma özelliklerinden  çok uzak olduğu iddiasına yer verilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (20/12) "Avrupa Savunması: Atina, Menfaatlerini  İhlal Eden Bir Düzenlemeyi Kabul Etmeyecek" başlıklı haberinde,  Antalya'da yapılan Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Savunma Bakanları toplantısından söz edilmekte, Papandoniu'nun Antalya'da yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın engel koyduğu Avrupa savunması ile  ilgili olarak, "menfaatlerini ihlal edecek herhangi bir düzenlemeyi  kabul etmeyeceğini" belirttiği bildirilmektedir. Avrupa Birliği  (AB) ile NATO arasındaki ilişkiler konusunun, Türkiye ile varılan  bir uzlaşmaya, Yunanistan'ın çekinceler koyması nedeniyle Laeken Zirvesi'nde sonuçlanamadığı hatırlatılan haberde, Yunanistan ve Türkiye'nin, Ege Denizi ve bölünmüş Kıbrıs adası ile ilgili  tartışmalı ilişkilerine dikkat çekilmektedir. Haberde, “Ankara  ile Atina arasındaki ilişkiler” hakkında kendisine yöneltilen  soruya, Yunan Bakan'ın, “1999 yılında iki ülkeyi vuran depremler  sırasında iki halk arasındaki karşılıklı dayanışma rüzgarıyla  sağlamlaşan yakınlaşmadan memnuniyet duyduğu” cevabını verdiği,  ancak, Türkiye'yi, uluslararası hukuka "tam" olarak uymamakla  suçladığı belirtilmektedir.

            AFP'nin (20/12) "Yunanistan, AB-NATO Görüşmelerinde Katı  Tutumunu Sürdürüyor" başlıklı bir diğer haberinde, Yunanistan  Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun yaptığı açıklamada,  Yunanistan'ın milli çıkarları garanti altına alınmadığı  takdirde, AB-NATO ilşkileri konusundaki görüşmelerin "iki-üç  yıl" sürebileceğini belirttiği aktarılmaktadır. Türkiye ile  varılan anlaşma taslağına Yunanistan'ın çekinceler koyması  nedeniyle, Laeken'de yapılan son Avrupa zirvesinde, AB Acil  Müdahale Gücü'nün NATO imkanlarından faydalanması konusundaki  sorunun çözülemediği hatırlatılan haberde, Papandreu'nun,  "Nihai sonuç yorumlara açık olmamalı, net çözümler getirmeli...  Endişelerimize tam anlamıyla cevap vermeli; çok net hukuki ve  siyasi cevaplar olmalı" diye konuştuğu bildirilmektedir.

            KIBRIS RUM BASINI:

            Mahi gazetesinde (20/12) "Zorlu 'Derbi' İçin Ön Hazırlık"  başlığıyla yayımlanan K.İ. Aggelopulos imzalı yorumda, "Kıbrıs'ın  AB üyeliği-Kıbrıs sorununun çözümü" konusunun gelişimiyle ilgili  olarak bir değerlendirme yapılmakta, “Ankara, AB'nin Kıbrıs  Cumhuriyeti ile müzakereleri temelinde Kıbrıs'ın üyeliğinin  olumlu şekilde geliştiğini saptadığından, siyasi sorununun  çözümünden bağımsız olarak Türk politikası değişecek ve Kıbrıs  konusundaki 'sert' tutumları yeniden gözden geçirilecek. Eğer  bu olmazsa Türkiye, birliğin bir sonraki genişlemesinde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yeni üye olarak göreceği oldukça kötü bir konumda  olacak” şeklindeki bir “iyimserlik” değerlendirmesi yepılırken  bir de “kötümserlik” değerlendirmesi yapılmaktadır: “AB'nin  güçlü ortakları bölünmüş bir Kıbrıs'ın hiç bir şekilde üye  olmasını istemediklerinden, Kıbrıs dolayısıyla Avrupa-Atlantik  düzeyinde karar vermek çok zor olacağından, Kıbrıs sorunu  çözülmeksizin Kıbrıs'ın AB üyeliği, AB'nin bir sonraki  genişlenmesinde beklenmemesi gereken bir şeydir. Sonuç olarak,  Kıbrıs konusunda bir 'gelişme' görüntüsü yakın gelecek için  gereklidir.” Kıbrıs'ın üyeliğinin bir sonraki genişleme  çerçevesinde yapılmaması durumunda, Yunanistan'ın “veto”  tehdidinin gündeme gelebileceğine işaret edilen yorumda,  Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlüğün, Türk-Yunan ilişkilerini de  olumsuz yönde etkileyeceğina dikkat çekilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Makedonya Haber Ajansı'nın (20/12) "Kaklamanis,  Yunanistan'ın Ege Adaları Konusunda Türkiye'nin İsteklerini  Dolaylı Olarak Kabul Ettiğini Açıkladı" başlıklı haberinde,  Yeni Demokrasi Partisi'nin (ND) Atina milletvekili Nikitas  Kaklamanis'in, yaptığı yazılı açıklamada, “Yunanlıların  17 Aralık tarihinden itibaren EURO'yu ceplerine koyduklarını,  ancak paraların üzerindeki tasvirlere Ege adaları dahil edilmediği  için Yunanistan'ın 'parçalanmış' olarak resmedildiğini hayretle gördüklerini” bildirdiği aktarılmaktadır. Madeni paralardaki  tasvirlerin 17 Kasım 1997 tarihli Maliye ve Ekonomi Bakanları  (ECOFIN) toplantısında onaylandığını vurgulayan Kaklamanis'in, "Ege Denizi adalarının, yeni demir paralara dahil edilmesi için  AB'nin koyduğu beşbin kilometre karelik sınırın çok daha üzerinde  bir yüzölçümüne sahip olduğunu ve Yunanistan'ın imzasıyla,  'Yunanistan'ın kesin egemenliği altındaki Ege adalarının  beşbin kilometre karenin üzerinde olmadığı' yolundaki 'Türk saçmalıklarını' kabullenerek, 'Türkiye'nin Ege'deki isteklerini  ve Türk yayılmacılığını dolaylı olarak kabul etmesinin', ulusal  bir tehlike oluşturduğunu" bildirdiği hatırlatılmaktadır.  Kaklamanis'in açıklamasında, ayrıca, AB üyesi diğer 14 ülke  tarafından benimsenen Türkiye'nin Avrupa Ordusu konusundaki  önerilerinin sonuçta kabul edilmesi durumunda, "Yunanistan  sınırları aynı zamanda Avrupa'nın sınırlarıdır" şeklindeki  doktrinin de ortadan kalkacağını ifade ettiği belirtilen haberde,  bu durum karşısında hükümetin siyasi sorumluluğunun, olduğundan  çok daha büyük olacağını kaydettiği aktarılmaktadır.

            Elefterotipia gazetesinin (20/12) "Hannay'dan, Klerides  ve Denktaş'a Dört Mesaj" başlıklı ve Fanos Konstantinidis  imzalı yorumunda, Ulusal Konsey'in toplantısında, Klerides  ile Denktaş arasında doğrudan görüşmelere başlanması konusunun  görüşüldüğü bildirilmekte, Klerides'in, gerek David Hannay,  gerekse Amerikalılar tarafından Kıbrıs sorununun çözümlenmesine  ilişkin herhangi bir plan sunulmadığını yinelediği, ancak  İngilizler ile Amerikalıların 2002 yılı ortalarına kadar  kapsamlı bir plan sunulması konusunda, BM Genel Sekreteri  Özel Danışmanı Alvaro De Soto ile işbirliğinde bulunacakları  görüşünde olduğunu belirttiği aktarılmaktadır. Yorumda, David  Hannay'ın, Kıbrıs Rum Lideri Klerides ile Rauf Denktaş'a ilettiği  şu mesajlara yer verilmektedir:

            1- 4 Aralık'ta yapılan görüşme ile ön şartsız doğrudan  görüşmelere başlanması konusunda varılan anlaşma memnunlukla  karşılandı.

            2- Türkiye ile Yunanistan tarafından temel konulara  saygı gösterilmesi halinde anlaşmanın başarılması mümkündür.  Söz konusu anlaşmanın her iki tarafta referandum ile onaylanması,  böylece anlaşmanın yasallaşması gereklidir.

            3- İngiltere, Kıbrıs'ın AB üyeliğinden sonra Laeken zaman  haritası temeline dayanan düzenlemelerle, birleşmesini istiyor.

            4- İngiltere'nin rolü, plan düzenlemek ya da Kıbrıs sorununa  çözüm bulunması yönünde baskı uygulamak değil, BM ile iki tarafa  yardımcı olmaktır.

            Kathimerini gazetesinin (20/12) "Gizlilik Neden?" başlıklı  ve Kostas İordanidis imzalı yorumunda, ABD'nin Atina Büyükelçisi  Thomas Miller'in, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının (ESDP)  NATO ile ilişkilerinin "kapalı kapılar ardında" görüşülmesi  hakkındaki açıklamasının, “Washington'un, AB'nin ünlü savunma  politikası konusuna ilişkin geniş bir diyaloğu cesaretlendirme  niyetinde olmadığını gösterdiği” ifade edilmekte, konuyla  ilgili tartışmalar aktarılmaktadır. Türkiye ile iki yıl süren  görüşmeler sırasında yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantıları gündeminde bu konunun yer almamasının, görüşmelerin zaten büyük  bir gizlilik içerisinde yapıldığını gösterdiği belirtilen yorumda,  ayrıca, İstanbul metninin AB üyesi olmayan iki ülke (ABD ve Türkiye)  ve Avrupa para birliğine katılmamış bir ülke (İngiltere) arasında  yapılan görüşmeler sonunda düzenlenmesinin de tesadüfi olmadığı kaydedilmekte ve şu ifadelere yer verilmektedir: “Ancak, gizliliğin  de bir limiti var. Yunanistan da konuyu bir AB konusu olarak görmekle  ve Parlamento Dış Konular Komisyonu'na bilgi vermemekle hata etti. İngiltere'nin AB kurumları dışında hareket etmemiş olduğunu açıklamakla  da hiçbir şey değişmez. PASOK Hükümeti, ABD-SSCB-Türkiye arasında  yapılan CFE görüşmelerini de kurumlar dışında yapılan görüşmeler  olarak nitelendirmişti ve o zaman da hata etmişti. Türkiye'nin  doğusunda büyük bir bölgenin Avrupa güçlerinin dışında tutulması  konusunda resmi işlemlere başlandığında da tam bir başarısızlık yaşanmıştı. Yunanistan siyasi sisteminin rahatlığı için, Avrupa savunmasına ilişkin tüm kararların, İngiltere-ABD-Türkiye arasında  yapılan son anlaşmanın da sistematik bir şekilde incelenmesi,  çeşitli görüşler ifade edilmesinden sonra, ortak bir taktik  benimsemesi gereklidir. Aslında, stratejik açıdan konu hiçbir  önem taşımamaktadır.”

            Kathimerini gazetesinde (20/12) yayımlanan "Kritik Seyahat"  başlıklı başmakalede, Simitis'in ABD'yi ziyareti ve 10 Ocak'ta  ABD Başkanı George Bush ile görüşmesinin, ulusal konuların gidişatı  için önemine işaret edilmekte, Avrupa Ordusu'nun Türkiye ile  ilişkilerinin düzenlenmesi ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesi  konularının, iki lider arasındaki görüşmelerin merkezinde  bulunacağı kaydedilmektedir. Simitis'in ziyaretinin ardından  Washington'u Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit'in de resmi olarak  ziyaret etmesinin, Türk-Yunan ilişkilerini önemli derecede  etkilemekte olan esaslı sorunların çözülmesi yönünde ABD  tarafından koordineli çabalar sarfedileceği izlenimini  artırdığı belirtilen yazıda, iki tarafın görüşlerinde  yakınlaşma sağlanmasının başarılması amacıyla herhangi bir  hazırlık yapılmamış olması nedeniyle, olası Amerikan  önerilerinin Yunan ulusal çıkarlarının yararına olup  olmayacağı üzerinde ciddi soruların sorulmasına yol açacağı  ifade edilmektedir. Yazıda şu değerlendirmeye de yer  verilmektedir: Örneğin, Türkiye-Avrupa Ordusu ilişkileriyle  ilgili, ABD-Türkiye-İngiltere planı üzerinde Washington'un  ısrar edeceği kesindir; ancak bu, -haklı olarak- Yunan hükümeti  tarafından kabul edilmesi imkansız bir plan olarak nitelendirildi.  Kıbrıs konusuna gelince: Kıbrıs'ın yarısının işgal altında  bulunmasıyla meydana gelen sorunların ortadan kaldırılması  yönünde Türkiye'ye baskı uygulamamış olan ABD'nin, şimdi  sorunlara çözümler bulunmasına yönelik görüşmelerde bulunacağını  kimse söyleyemez. Olumlu herhangi bir düzenlemenin yapılması ve  Yunanistan tarafından kabul edilmesi için, zaman, çaba ve büyük  bir olasılıkla sert müzakerelerin yapılması gerekecektir. Yukarıda  sözü geçen sorunların ve diğer Türk-Yunan sorunlarının da  çözümlenmesini Yunanistan'ın, ABD, NATO ve AB ittifakları  çerçevesinde görmesi konusu üzerinde itirazlar ifade edilemez.  Ancak bu, diğer müttefiklerin Yunan ulusal çıkarlarına zarar  vererek kendi çıkarlarının Yunanistan tarafından kabul edileceği  anlamına kesinlikle gelemez. Uluslararası ortamdaki güç dengelerini  göz önünde tutarak, dikkatle, sabırla ve kararlı bir şekilde  Simitis hükümeti açıklamalarda bulunmalı ve Yunan tezlerinin  doğru yönde olduklarına ilişkin ikna çabalarında bulunmalıdır.  20 yıldan bu yana AB üyesi olan Yunanistan'ın çıkarları gözardı  edilerek, en azından 15 yıl AB üyesi olamayacak olan ve üyeliği  '15'ler' tarafından reddedilen Türkiye'nin çıkarlarına öncelik  tanıyan düzenlemeleri Yunanistan kabul edecek durumda değildir.”

 

 

           

                    ESKİ SAYILAR