|
24/12/2001
ANKARA, 24/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 21-24 Aralık 2001 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine
yerverilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (21/12) "Türkiye'de Yavaş Değişen Düşünceler" başlığıyla yayımlanan
Rainer Hermann imzalı yazıda,
Türk hükümetinin, Irak'a karşı askeri müdahaleyi
tamamen reddeden tutumunu değiştirmeye başladığı ifade edilmekte, ocak ayı ortalarında görüşmeler için Washington'a
gideceğini açıklayan Başbakan Bülent Ecevit'in, Amerikan
Başkanı Bush ile görüşmesinin ardından, Irak konusunda ne yapılacağının açıklığa kavuşacağını söylediği
bildirilmektedir. Başbakan'ın, Irak'a operasyon düzenlenmesi sözkonusu
olduğunda, Washington'da, Ankara için yerine getirilmesi gereken üç önkoşuldan söz edeceği şeklindeki açıklamasına yer
verilen yazıda, Cumhuriyet
gazetesinin, Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan
bilgilere dayanarak verdiği habere atfen, sözkonusu üç koşulun;
“Irak'ın parçalanmaması, ülkenin kuzeyinde bağımsız bir
Kürt Cumhuriyeti kurulmaması ve Türkiye'nin Körfez Savaşı sonrası uğradığı zararın tekrarlanmaması” olduğu
kaydedilmektedir. Irak'a
askeri saldırı düzenlenmesinin savunucularından biri olarak
gösterilen Amerikan Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'in, Türkiye'ye
yapacağı ziyaretten süpriz bir şekilde vazgeçmesinin, Ankara'da
tedirginliğe neden olduğu belirtilen yazıda, Antalya'da gerçekleşecek olan bir NATO etkinliğine katılması
gereken Wolfowitz'in bu
davranışını, bazı çevrelerin, “Washington'un,
AB ile Türkiye'nin direnişine boyun eğerek, Irak'a
şimdilik operasyon düzenlemekten vazgeçtiği” şeklinde yorumlarken,
diğerlerinin, gezinin iptalini, ABD'nin kararlı oluşunun
bir işareti olarak görerek, “Türkiye'ye yanlış umut vermek istemediği” şeklinde değerlendirdikleri ifade
edilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (21/12) "Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, AB'ye Tam
Üyelik İçin Reformların Hızlandırılmasını İstedi" başlıklı
haberinde, Avrupa İşlerinden
Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mesut
Yılmaz'ın, Türk
Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) toplantısında yaptığı açıklamada, “AB'ye katılım
müzakerelerinin başlaması için Türkiye'de reformların
hızlandırılması gerektiği, aksi
taktirde üyeliğe giden yolun meçhul bir yerde noktalanacağı” uyarısında
bulunduğu ve "Laeken Zirvesi sırasında ilk kez Türkiye ile
katılım müzakerelerinin başlatılması
konusu dile getirildi. Laeken
Zirvesi sonrasında sorumluluklarımızı
yerine getirmeliyiz. Bunun
için de kararlı bir politika izlemek ve bir dizi değişiklik
gerçekleştirmek zorundayız" dediği bildirilmektedir. Türkiye'nin
AB'ye adaylığının 1999
yılında açıklanmış olmakla birlikte, “bu ülkenin
üyelik görüşmelerinin başlaması için insan hakları ve demokrasi konusundaki sicilini düzeltmesi gerektiğine” işaret
edilen haberde, Başbakan
Yardımcısı Yılmaz'ın,
konuşmasında, "açık
söylemek gerekirse, bu değişiklikler için Türkiye'nin pek
fazla zamanı yok. AB'ye üyelik yolunun şimdiye kadar hiçbir zaman bu denli açık olmadığı" ifadesini vurguladığı
aktarılmaktadır. Haberde,
ayrıca, Türkiye'nin Acil Müdahale Gücü
ile Kıbrıs konusundaki son olumlu kararlarının önemine de dikkat çekilmektedir.
MISIR BASINI:
Al-Wafd gazetesinde (23/12) "Kıbrıs, Karanlık Bir Dünyada Adaleti Bekliyor... İşgale Karşı Demokrasi ve Güçlü
Ekonomi..." başlığı ve Cemal Ebulfutuh imzasıyla yayımlanan
yazıda, Mısır Gazeteciler Sendikası Dış İşleri Bağlantı
Grubunun, Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Kleridis'le görüşmesinde, Kleridis'in, “Kıbrıs Türk Lideri Rauf
Denktaş'la başladıkları
son görüşmelerin soruna çözüm getirmesi için ümitli olduğunu” dile getirdiği ve “görüşme yapılmasının
temelde Türkiye üzerindeki
baskıların artmasına, özellikle de
Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne katılımının yaklaşmasına dayandığını” belirttiği bildirilmektedir. Kleridis'in, "Zira,
Avrupa Birliği, önümüzdeki kasım ayında başta Kıbrıs
olmak üzere yeni üyelerini kabul edecek. Bu da, Kıbrıs'ın
bir bölümünü işgal etme, insan hakları ve başka dosyalar olmak üzere çok sayıda neden yüzünden AB'ye
girmede başarısız kalan Türkiye için büyük bir şok
olacaktır. Ayrıca Kıbrıs'ın AB'ye katılımı, Türkiye'yi AB'nin
topraklarından bir bölümünü işgal etmiş konumuna sokacaktır. Yani bu durum Türkiye'yi Avrupa ile karşı karşıya
getirecektir ki, özellikle AB'ye katılmaya çalıştığı bir
sırada Türkiye'nin de şiddetle korktuğu konu budur“ şeklindeki sözlerine yer verilen yazıda, Kleridis'in, “Avrupa
Birliği'nin, Kıbrıs'ın iki kesimden hiç birinin ilhak
durumunu kabul etmeyeceğini, Türkiye'nin ise Kıbrıs'ın
AB'ye kabul edilmesi durumunda işgal ettiği bölümünü ilhak edeceğine dair sürekli tehditlerde bulunduğunu,
bu durumun ise Kıbrıs Türk kesimini çok sayıda
içinden çıkılmaz krizlere sokacağını” sözlerine eklediği
aktarılmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
To Vima gazetesinde (21/12) "Papandreu: Avrupa Ordusu İçin
Sert Müzakereler" başlığıyla yayımlanan Anni Podimata imzalı
yorumda, Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Güvenlik ve
Savunma Politikası (ESPD)
ile NATO'nun AB üyesi olmayan altı ülkesi arasındaki
ilişkiler konusundaki Yunan tezlerini ayrıntılarıyla
açıkladığı bildirilmektedir. Papandreu'nun basın toplantısında, hükümetin bu konuya ilişkin hareketlerinin
eleştirilmesinden de söz ederek, bu eleştirileri,
"yapıcı olmayan, sürekli olarak tehlikelerden söz
eden boş laflar" olarak nitelendirdiği kaydedilen yorumda,
Bakan'ın, "tüm resmi metinlerden ve toplantı tutanaklarından,
bu konularla bir yıldan bu yana uğraşılmadığı şeklindeki eleştirilerin yalanlandığını" vurguladığı
ve geçen sene bu konuyu
ABD Dışişleri Bakanı Albright
ve İngiliz tarafıyla da görüşmüş
olduğunu, o zaman da, "bugün savunulan tezleri
savunduğunu" hatırlattığı belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı'nın, Yunanistan tarafının gerek ikili
düzeyde, gerekse toplantı
sırasında tezlerini açıklamak için tüm yeteneklerinden
yararlandığını, aynı zamanda da, "bu konuyu resmen ön plana çıkarmaya ya da Türkiye'nin mutabık kalmadığı
sürece, gündeme getirmeye bir neden olmadığı" değerlendirmesinde
bulunduğu belirtilen yorumda, bu konu üzerinde
önümüzdeki süreçte "zor ve sert müzakerelerin" yapılacağını
kabul ettiği ve hiçbir katkısı olmayan "sürekli
olarak tehlikelerden ve mağlubiyetten
söz eden laflara" yer
verilmeden, müzakereler sırasında hükümetin "partiler
tarafından tam anlamıyla desteklenmesi gereğinden" söz
ettiği ifade edilmektedir.
Elefterotipia gazetesinin (22/12) "Kleridis, Denktaş'ın Niyetlerine Karşı İhtiyatlı" başlıklı ve Fanos
Konstantinidis imzalı
yorumunda, 4 Aralık'ta yapılan Kleridis-Denktaş görüşmesi
ve varılan anlaşmanın önemine işaret edilmekte, “BM,
AB, İngiliz ve Amerikalılar ile Kıbrıs konusuyla ilgilenenler tarafından” memnunlukla karşılandığı
ifade edilmektedir. Kıbrıs
Rum Lideri Kleridis'in, “Türklerin gerçek
niyetlerinin 16 Ocak'ta Denktaş ile görüşmesi, daha sonra
da işlemlerin gelişmesi sırasında belirleneceği, Türk yetkililer
tarafından yapılan açıklamaların, sorunun çözümlenmesine
yönelik ümitlerin olmadığı belirtileri verdiğini”
söylediği aktarılan yorumda, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ı gelecek hafta yemeğe davet edeceğini açıkladığı
bildirilmektedir. Yorumda, Milli Konsey'in 18-19 Aralık tarihlerinde
yaptıkları toplantıda, genel olarak Kıbrıs konusundaki
yeni gelişmelerin ele alındığı ve durum hakkında değerlendirmelerin
yapıldığı kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir:
“Değerlendirmelere göre, Denktaş, görüşmeleri ilk baştan çıkmaza
sokmayacaktır, çünkü bu tür bir gelişme Türk tarafının işine gelmiyor. İşgal liderinin
hareketlerinin tahmin
edilemediği, şimdiye kadar defalarca belirlenmiştir. Görüşmeler
sırasında ne zaman şaşırtacağını ve ne zaman manevralar
yapacağını iyi biliyor. Tahminlere göre KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş Ankara ile her zaman işbirliğinde bulunarak-
görüşmelerin sonbahara kadar, AB üyeliği müzakerelerinin
sona ermesine kadar sürmesine çaba sarfedecektir.
Türklerin amacı, doğrudan görüşmelerle Kıbrıs sorununun
çözümlenmesi değildir, Kıbrıs'ın AB üyeliği yolunun
engellenmesidir. Bu nedenle Kıbrıslı Rum tarafının oldukça soğukkanlı
olması, dikkatli ve doğru yönde hareketlerle girişimlerde
bulunması ve sonunda suçlu olarak gösterilmemesi gereklidir.
Bazı ülkelerin olası hatalardan yararlanmayı beklediklerini bilmeyen yoktur.”
Kathimerini gazetesinin (21/12) "Simitis'in Ziyaretinin Rizikosu" başlıklı ve Stavros Ligeros imzalı
yorumunda, Başbakan
Simitis'in ABD'ye yapacağı ziyaretle, gerek ikili ilişkilerde
ve gerekse Amerika'nın bölgedeki sorunlarla ilgili politikasının değişmeyeceğinin kesin olduğu ileri
sürülmekte, Simitis'in
ziyaretinin hemen ardından Başbakan Ecevit'in
de Washington'u ziyaret
edecek olmasının, Amerikan diplomasisinin
Yunanistan ile Türkiye konusunu kendine has özelliklere sahip
bir paket olarak ele aldığını gösterdiği kaydedilmektedir.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın,
stratejik önemi ve rolü nedeniyle, Türkiye'ye daha büyük önem
verdiği ifade edilen yorumda, ABD-Yunanistan
ilişkilerinin de son yıllarda
olumlu yönde geliştiği, ancak son zamanlarda, bu ilişkilerin üzerine
bir gölge düştüğüne işaret edilmekte,
“Son yıllardaki olumlu gelişme, yalnız içinde bulunduğumuz ortamla ilgilidir. İki ülkenin çıkarlarındaki
yaklaşım konusunda durum
değişmemiştir. Bu konuda Ankara genel
olarak Amerikan politikasına uyum sağlayarak, ulusal çıkarlarını
ilerletmeyi başarabilmiştir” denilmektedir. Avrupa Ordusu'nun AB üyesi olmayan NATO ülkeleriyle ilişkileri konusunun
buna iyi bir örnek oluşturduğu belirtilen yorumda, şu
ifadelere yer verilmektedir: “Amerikan diplomasisi resmen arabulucu rolü oynamayı tercih etmiş olmasına rağmen,
kararlara eşit bir şekilde
katılımıyla ilgili Türk talebinin Washington tarafından
körüklendiğini bilmeyen yoktur. Bu konuda Simitis ile Papandreu'nun boğucu denecek kadar yoğun baskılar altında
bulunacakları kesindir. Hala açık olan Türk-Yunan cephesine ilişkin
diğer konularda düzenlemelerin ilerlemesi yönünde baskıların
uygulanacağı da bilinmektedir.” 24/12/2001 14:49:39 |