07/01/2002     

     

            ANKARA, 07/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  04-07 Ocak 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Die Welt gazetesinde "El Eli Yıkar..." başlığıyla  yayımlanan Dietrich Alexander imzalı yorumda, Türkiye'nin  üç ay sonra Afganistan Güvenlik ve Yardım  Gücü'nün  komutasını üstlenmesiyle ilgili olarak, Fransa Savunma  Bakanı Alain Richard'ın, “Türkiye, yaklaşık üç ay sonra  İngilizlerden Afganistan Güvenlik ve Yardım Gücü'nün  komutasını üstlenecek. Zira, başta Almanlar olmak üzere,  hiçbir ülke bu zorlu misyonu üstlenmek için ısrarcı olmadı.  Bu yüzden de Türkiye'nin teklifi tam zamanında geldi.   Birincisi; Türkiye Batı'ya yönelmiş laik bir devlet olmasına   karşın, Müslüman bir ülke. Türk askerleri, Afganistan'da   savaşan ve Müslüman olmayan ülkelerin birliklerinden daha   inandırıcı olacaktır. İkincisi; Türkiye güvenilir bir NATO   müttefiki olarak, ittifakın çıkarlarına uygun davranacaktır.   Üçüncüsü; Ankara, özlemini çektiği uluslararası saygınlığı   kazanacaktır” şeklindeki sözlerine yerverilmekte ve haklı  olduğu vurgulanmaktadır. Yorumda, Başbakan Ecevit'in,  ekonomik kriz, Kıbrıs ihtilafı ve AB  üyeliğine ilişkin  belirsizlik nedeniyle baskı altında olduğu, bu nedenle  Kabil görevinin, AB veya IMF'nin desteği açısından önemli  bir husus ve bunun, "el eli yıkar" formülüne göre yapılan   bir alışveriş olduğu belirtilmekte, Ankara'nın uygun bir  zamanda, dünyaya, fakat öncelikle kendine büyük bir hizmet  verdiğini hatırlatacağı kaydedilmektedir.

            Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin (04/01)  "Güçlü Kitle Partileri Yok" başlıklı ve Rainer Harmann  imzalı yorumunda, Türkiye'deki siyasi partilerden söz  edilmekte, Yargıtay  Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, Kürt  yanlısı HADEP'e karşı açılan kapatma davası ile Recep Tayyip   Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurucu   üyesi olup olamayacağı konusundaki davalarla ilgili olarak  Anayasa Mahkemesi'ne yazdığı dört sayfalık mektubuna yer  verilmektedir. Türkiye'de sağ ve sol görüşe mensup partilerin  güçlü bir politika ortaya koyamadıkları ileri sürülen yorumda,  Türkiye'nin AB treninin,  MHP'nin milliyetçi hassasiyetleri  nedeniyle tıkanma tehdidi ile karşı karşıya bulunduğu ifade  edilmektedir. MHP'nin ölüm cezasının bütünüyle kaldırılmasına  karşı çıktığı belirtilen yorumda, son olarak da MHP Genel  Başkan  Yardımcısı Yahnici'nin, "Avrupa Birliğ'nin, PKK ve  DHKP/C'yi terör örgütleri listesine almadıkça Türkiye'nin  AB'ye yakınlaşmasının devam ettirilemeyeceği" şeklindeki  açıklamasının önemine dikkat çekilmektedir. Yorumda,  ayrıca şu değerlendirmeye de yer verilmektedir: "Türk  partileri parçalanmış vaziyette ve güçlü bir kitle  partisinin kurulması ihtimali yine çok uzak. Fakat bu  parçalanmışlık iki kurumun işine yarıyor: IMF, Arjantin'deki  durumların yaşanmaması için tek yol olarak gördüğü  popülaritesi olamayan reform programını, güçlü bir hükümete  uygulatmak zorunda kalmıyor. Ve Milli Güvenlik Kurulu,   -her ne kadar adalet bakanının bu kurula dahil edilmesiyle   sivil üyeler çoğunluğu oluştursa da- siyasi iktidarın  kontrol  merkezi ve Türk Genelkurmayı'nın en önemli  platformu olarak  kalıyor.”

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefterotipia gazetesinde (05/01) "Atina, Türkiye'nin  NOTAM'ı, Kıbrıs Konusunda Baskı Olarak Kullandığına  İnanıyor" başlığıyla yayımlanan bir yorumda, Yunan  hükümetinin, uluslararası iki hava koridorundan ve Rodos  üzerinden uçacak uçaklar için uçuş planı sunulmasını şart  koşan Türk NOTAM'ı konusunda tansiyonu düşük tutmaya  çalıştığı bildirilmektedir. Hükümet Sözcüsü Protopapas'ın,  olağan basın toplantısında, Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olma  zamanının yaklaşması nedeniyle, kendisini zor durumda  hisseden Türkiye'nin gergin bir ortam yaratmak amacıyla,  söz konusu NOTAM'ı ortaya attığını söylediği ileri sürülen  yorumda, Protopapas'ın, NOTAM'ın Yunanistan'ın ulusal  egemenliğini tehdit etmediği gibi, aynı zamanda söz konusu  NOTAM ile Ankara'nın Ege'de gri bölge sorunu yaratma  peşinde olmadığını da eklediği ve NOTAM'ın sivil  havacılıkla ilgili olduğunu ve yetkili makamların sorunu  "dikkatlice" halletmeye çalışacaklarını da belirterek, "bu  konuyu ulusal bir sorun haline getirmeyelim" şeklinde  konuştuğu aktarılmaktadır. NOTAM'da sözü geçen hava  koridorlarının bir noktada ve kısa bir süre için Türk FIR'ı  ve Türk toprakları üzerinden geçtiğini, ancak bu olayın,  ICAO tarafından Yunanistan'ın kontrolüne verilen söz konusu  hava koridorlarının kontrolünün şimdi Türkiye'ye verilmesine  neden teşkil etmediğini belirten Hükümet Sözcüsü'nün şu  sözlerine de yer verilmektedir: "Türkiye'nin bu konuyu bu  dönemde tesadüfen ortaya atmadığını hepimiz biliyoruz. Bu  tür hareketler, var olan olumlu ortamı etkilemektedir.  Türkiye gelişmelere yapıcı bir şekilde katılması gerektiğini  anlamalıdır. Yunanistan için öncelikli konu, Kıbrıs'ın AB  üyesi olmasıdır. Bizim için önemli olan, bu konuda netice  almaktır."

            Kathimerini gazetesinin (04/01) "Ankara'nın Büyük  Emelleri" başlıklı ve Stavros Ligeros imzalı yorumunda da  aynı konuya yerverilmiştir.

            Ta Nea gazetesinin (05/01) "'İyi Komşuluk' İstemiyorlar"  başlıklı ve İrini Karanasopoulou imzalı yorumunda, Kıbrıs  konusunda toplumlararası yeni tur görüşmelerin başlaması,  Kıbrıs'ın AB üyeliğinin yaklaşması ve de Avrupa Ordusu  konusunda kaydedilen gelişmelerin ardından, "ikinci derece  önemi haiz konular" dışında ikili ilişkilerde yeni  gelişmelerin kaydedilmesi gerektiğine inanan Atina'nın,  Türkiye ile iyi komşuluk ve saldırmazlık anlaşmasının  imzalanması olasılığını gündeme getirdiği, ancak, Türk  tarafının bu konuda bir tepki göstermediğine işaret  edilmektedir. Geçmişte hep Türkiye'nin sorunların ikili  düzeyde ele alınmasını istediği, Yunanistan'ın ise her  zaman sorunların AB-Türkiye çerçevesinde ele alınmasını  yeğlediği ifade edilen yorumda, şimdi ise iki ülke  arasında bir anlaşmanın imzalanması konusunda Türkiye'nin  ihtiyatlı davrandığı belirtilmektedir. Diplomatik çevrelere  göre Türkiye'nin uluslararası birçok alanda kendisini  kazançlı hissettiğinden böyle bir anlaşmaya yanaşmadığı  ileri sürülen yorumda şöyle denilmektedir: “Türkiye  özellikle Avrupa Ordusu konusunda başarı elde ettiğini  hissediyor. Laeken'de yapılan AB zirvesinde Avrupa Ordusu  konusunda Başbakan Simitis'in tavrı nedeniyle bir netice  alınmasa dahi, Türkiye bu konuda başarı elde ettiğini  hissediyor. Yılbaşı arifesinde Başbakan Bülent Ecevit  bir açıklamada bulunarak, 'Türkiye'ye karşı herhangi bir  saldırının olmayacağına dair AB'den garanti almış  bulunuyoruz. Yunanistan karşı çıkmış olabilir ancak,  tutumunda ısrarlı olmayacaktır' demişti."

    

           

                    ESKİ SAYILAR