12/02/2002    

 

ANKARA, 12/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  11 Şubat 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            Los Angeles Times gazetesinin (11/02) "Türkiye'deki  Reformlar İçin Farklı Görüşler Ortaya Atılıyor" başlığı  altında ve Amberin Zaman imzasıyla yayımlanan bir yazıda,  insan hakları savunucuları ve hukukçuların, Türkiye'nin   Avrupa Birliği'ne girme şansını artırmayı amaçlayan bir  dizi gecikmiş reformun, yaygın olan işkenceyi azaltacağını,  buna mukabil ifade özgürlüğünün genişlemesine çok az katkıda   bulunacağını söyledikleri bildirilmektedir. Anayasa  değişiklikleri paketinin, reformların Kürt bölücüleri ve  devletin diğer düşmanlarını cesaretlendireceğini söyleyen  üç partili koalisyon hükümetinin aşırı milliyetçi kanadından  gelen sert direnişe rağmen TBMM'den geçtiği belirtilen yazıda, Türkiye'nin, 1999'da, Avrupa Birliği'nin aday ülkeler listesine  nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ilk aday ülke olarak  alındığı, ancak ülkenin kötü insan hakları sicili ve yaklaşık  12 milyon Kürde daha fazla kültürel haklar vermeyi reddetmesinin, Türkiye'nin hala AB'ye alınmamış olmasının en önde gelen  sebepleri arasında gösterildiği ifade edilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Salzburger Nachrichten gazetesinin (11/02) "Büyük  Medeniyetlerin Diyaloğu" başlığı altında yayımlanan bir  haberde, Avrupa ve İslam ülkelerinin, "kültürler arasındaki  diyalogu" güçlendirmek istedikleri ve ev sahibinin ise,  kendisi de doğu ile batı arasında bir köprü olan Türkiye  olduğu belirtilmektedir. 64 Avrupa ve İslam ülkesinin  dışişleri bakanları ve temsilcilerinin, İstanbul'da iki  kültür arasında bu düzeydeki ilk buluşmayı gerçekleştireceği,  Doğu ile Batı arasında köprü niteliğindeki Türkiye'nin,  11 Eylül 2001'deki terörist saldırıların ardından, "kültürler  arası çatışma" tehlikesini önlemek ve Batı ile İslam dünyası  arasındaki anlaşmayı teşvik etmek için, "uygarlık ve uyum"  sloganı altında bir konferansa çağırdığı ifade edilen  haberde, konferansa, Avrupa Birliği'nin üyeleri ve aday  ülkelerin yanı sıra İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ)  üyelerinin de davet edildiği kaydedilmektedir.

            BELÇİKA BASINI:

            Le Soir gazetesinin (11/02) "Türk Ekonomisi, IMF'nin  Serumuna Bağlı" başlığı altında ve Eric Biegala imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Avrupa Birliği'ne üye olmayı arzulayan  Türkiye'nin ekonomik göstergelerinin çok düşük seviyede olduğu,  ancak IMF'nin ekonomik göstergelerin düzelmesi için var  gücüyle müdahale ettiği bildirilmekte ve yardımların, 2001  yılında, 50 yıldan bu yana en kötü gerilemeyi (Yüzde -8,5)  yaşayan bir ekonomiyi düzlüğe çıkarmasının beklendiği  kaydedilmektedir.

            Le Soir gazetesinin (11/02) "Demokratikleşme mi? Tüm  Dillerde Değil, Tüm Dudaklarda" başlığı altında ve Eric  Biegala imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Başbakan Bülent  Ecevit, 25 Ocak'ta, "Kürtçe eğitim kabul edilemez. Bu mümkün  değil" şeklindeki sözleri hatırlatılmakta ve bununla birlikte,   herkesin ana dilinde eğitime kavuşma olanağının, AB'nin,  2004 yılına kadar gerçekleştirmesi için Türkiye'ye saptadığı   hedeflerden biri olduğu ve bunun, Avrupa tarafından istenen demokratikleşme sürecinde yer aldığı ifade edilmektedir.  Türkiye'de yönetimin, kımıldanmaya hazır gibi görünmediği,  TBMM'de kısa süre önce tartışılan ve bazı yasalarda yapılacak  sözde iyileştirmelerin daha fazla baskıcı olduğunun ortaya  çıktığı belirtilen yorumda, aşırı sağ ve ordunun yelkenlerini  indirtmek için Avrupa Birliği'nin ağırlığının gerektiği  vurgulanmaktadır.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (11/02) "Avrupalılar ve Müslüman Ülkeler  İstanbul'da Olumlu Bir Uzlaşı İçinde Olduklarını Göstermek  İstiyor" başlığı altında ve Henri Mamarbachi imzalı bir  haberinde, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ile Avrupa Birliği  (AB) dışişleri bakanlarının İstanbul'da gerçekleşecek  forumunda, her iki örgüt tarafından da savaş yanlısı olarak  nitelenen tek taraflı bir Amerikan politikasının aksine,  Müslüman ve Avrupalı ülkeler arasındaki işbirliği ve barış  konusunun hakim olmasının beklendiği bildirilmektedir. ABD  Devlet Başkanı George Bush tarafından "Şer Ekseni" diye  tanımlanan iki ülke İran ve Irak'ın, bu düzeyde ilk olma  özelliği taşıyan İslam Konferansı Örgütü ile Avrupa Birliği'nin  ortak toplantısında hazır bulunacağı belirtilen haberde,  Avrupa Birliği ile ilişkilerde güçlükler yaşayan bu iki  ülkenin, Amerika'nın husumetiyle karşı karşıya oldukları şu  anda AB'ye yakınlaşma konusunda giderek daha fazla çaba   sarfettikleri ifade edilmektedir. Dışişleri Bakanı İsmail  Cem'in, söz konusu toplantının arifesinde yaptığı açıklamada, "uygarlıklararası bir çatışmadan söz edildiği bir sırada, bu  forumun amacı bu tartışmayı bir anlaşmazlık değil uyum konusu  haline getirmektir ve önemli olan da bu amaç etrafında  birleşmektir" ifadesinin altını çizdiği kaydedilen haberde,  Cem'in ayrıca "11 Eylül tarihindeki trajik saldırılardan  sonra insanlık, karşılıklı anlayış zorluklarının, önyargıların  düşünüldüğünden daha baskın durumda olduğunun ve terörizmi  tanımlarken kültür farklılıkları nedeniyle de hatalara  düşüldüğünün farkına vardı" dediği ve bu ifadelerin, terörizm  ile İslam arasında bir bağlantı kurulmaması konusunda ısrarlı  olan İKÖ ülkelerinin kaygılarına da tercüman olduğu  aktarılmaktadır.

            Aynı haber, Reuter Ajansı'nda da yer almaktadır.

           

            İNGİLTERE BASINI:           

            BBC'nin Türkçe yayınında (11/02) "AB ve İKO Üyesi,  AB'ye Aday Ülkeleri ve Gözlemcileri Biraraya Getiren Ortak  Forum Bu Akşam İstanbul'da Başlıyor" başlığı altında ve  Firdevs Robenson imzasıyla yayımlanan bir haberde, Avrupa  Birliği ve İslam Konferansı Örgütü'ne üye ülkeler ile Avrupa  Birliği'ne aday ülkeleri ve gözlemcileri biraraya getiren   ortak forum ele alınmaktadır. Türkiye Dışişleri Bakanı  İsmail Cem'in, çeşitli ülkelerden meslektaşlarıyla ikili  görüşmeler yaptığı, diğer ülkelerin de kendi aralarında çok  sayıda ikili temas gerçekleştirdiği, ayrıca Türkiye, Romanya,  Bulgaristan ve Yunanistan arasında dörtlü bir mini Balkan  zirvesinin toplanacağı belirtilen haberde, 11 Eylül  saldırılarının ardından Batı ile İslam dünyası arasında  diyalogun geliştirilmesi çabaları çerçevesinde Türkiye  Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in ortaya attığı bir düşüncenin  sonucu bu toplantının bir buçuk ay gibi kısa bir süre içinde   organize edildiği ifade edilmektedir. Forumun, toplantının  kendisinden çok bu vesileyle biraraya gelen bakanların  temaslarından ötürü önem taşıdığı, söz gelimi Avrupa Birliği  üyesi ülkeleri dışişleri bakanlarının geçtiğimiz günlerde  İspanya'da yaptıkları toplantıda ortaya çıkan taslağın  -Orta Doğu planının- İslam ülkelerine anlatılması için bir  fırsat oluşturduğu kaydedilen haberde, Irak konusunda bir  dizi görüş alışverişine ve Irak Dışişleri Bakanı'nın  temaslarına olanak sağlayacağına dikkat çekilmektedir.

            Financial Times gazetesinin (11/02) "FT Guide to the  Week" sütununda, "Avrupa Konferansı" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, Avrupa Birliği ve İslam Konferansı  Örgütü üyesi ülkelerin dışişleri bakanları İstanbul'da  toplanacakları bildirilmektedir. Haberde, İKÖ ve AB Ortak  Forumunun, Avrupa Birliği ve İslam ülkeleri arasındaki  yanlış anlaşılmaları giderme ve bir diyalog başlatmayı  amaçlayan Türkiye'nin girişimi ile gerçekleştiği ve  toplantının ana temasını "uygarlık ve uyumun siyasi  boyutları" oluşturduğu vurgulanmakta, Yunan Dışişleri  Bakanı Yorgo Papandreu ve Türk Dışişleri, Bakanı İsmail  Cem'in, konferans sırasında 1996 yılında iki NATO üyesi  ülkeyi savaşın eşiğine getiren Ege Denizi ile ilgili bir  anlaşmazlık konusunda da ilk kez resmi görüşmelerde  bulunacakları, AB toplantısı paralelinde yapılacak bu  görüşmelerin amacının, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmak  ve Kıbrıs adasını yeniden birleştirme konusunda Kıbrıslı  Rum ve Türk liderleri tarafından başlatılan görüşmelere  destek vermek olacağı belirtilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            Al-Mustaqbal gazetesinin (11/02) "İstanbul Forumu, 11  Eylül Sonrası Değişimleri Ele Alacak" başlığı altında ve  Sourayya Chahine imzasıyla yayımlanan bir yazıda, İstanbul'da  "Uygarlıklar ve Uyum: Politik Boyut" konulu İslam-Avrupa   Forumunun Türkiye'nin girişimi ile düzenlendiği, aralarında  22 Arap ülkesinin de bulunduğu İslam Konferansı Örgütü'nün  56 ülkesi ile Avrupa Birliği'nin 15  ülkesi olmak üzere  toplam 72 ülkenin katılacağı bildirilmektedir. Kaynakların,  söz konusu forumun, 11 Eylül olayları ve sonrasında İslam'a  ve Araplara yönelik saldırılar nedeniyle Araplar ve İslam  açısından daha farklı bir önem kazandığını kaydettikleri  belirtilen yazıda, bu bağlamda Türk Dışişleri Bakanı İsmail  Cem'in, her iki medeniyetin birbiriyle tanışması amacıyla  bir girişim başlatmayı düşündüğü, Cem'in, bu girişimde iki  temel etkenden hareket ettiği, bu etkenlerden  birincisinin,  daha önce dinler diyalogu, medeniyetler diyalogu ve kültürler  diyalogu etrafında ortaya atılan fikirlerin olmasının,  ikincisinin ise, bu diyalogun kurulmasında Türkiye'nin rolü olduğu, zira Türkiye'nin, İKÖ'nün üyesi ve aynı zamanda  AB'ye girmeye çabalamakta ve söz konusu birliğe katılmak için  gerekli şartları yerine getirmeye çalıştığı vurgulanmaktadır.  Yazıda, kaynakların, bu Türk girişiminin Müslüman ve Avrupa  ülkelerinden olumlu tepkiler aldığına işaret ettiklerine  dikkat çekilmektedir.

            MISIR BASINI:

            Al-Ahram gazetesinin (11/02) "Kemalist Aydınlar, Dünyada  Ankara İçin Temel Bir Rol Arıyor! Türkiye Yönetim İle İlgili  Bir Kriz Yaşıyor... AK Parti'nin Çekiciliğinin Sırrı Genç  Simalar" başlığı altında ve Magdy El-Hussainy imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, entelektüel Kemalist yöneticilerin,  Türkiye'nin kazançlarını artırma çabaları çerçevesinde  özellikle de 11 Eylül olaylarından sonra Türkiye'yi örnek  laik bir ülke olarak İslam dünyasına sunmak için yoğun bir  çalışmaya girdikleri, ayrıca bu girişimin, "terörizmle  uluslararası mücadele çerçevesinde diğer İslam ülkelerinde  de uygulanabilecek laik model" adı altında Batılı çevrelerde  tanıtıldığı belirtilmekte, böyle bir tezin uygulamaya ne  ölçüde uygun olduğu konusunda birçok soru işaretleri olmasına  rağmen, durumu dikkatle takip eden bir kişinin, aydın  Türklerin farklı forumlarda belirttiği gibi, farklı siyasi  görüşlere sahip olan bu aydınların tutumlarında tuhaf bir  görüş ayrılığının olduğunu fark edeceği ifade edilmektedir.  Yorumda, yapılan son kamuoyu araştırmalarının Türkiye'de  yapılacak bir erken seçimde Recep Tayyip Erdoğan'ın  başkanlığını yaptığı Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi ile  Tansu Çiller'in başkanlığını yaptığı Doğru Yol Partisi'nin  baraj engelini aşabilecek iki parti olduğunu  gösterdiği  vurgulanmakta ve şöyle denilmektedir: "Türkiye'deki bütün   siyasi güçler, Türkiye'nin modernleşmesi için Kopenhag   Kriterleri'ni uygulamaya koydu. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne   uyumu elde etmesi 21. yüzyıldaki ulusal projesi haline  geldi. Türk yetkililer, üyelik gereklerini yerine getirseler  dahi, kültürel değerlerdeki kriterleri yerine getiremedikleri  için AB içinde Türkiye'nin üyeliğini istemeyen bir gücün   oluştuğunun farkındalar. Özellikle 11 Eylül olaylarından   sonra kültürel değerlerdeki hususiyetler belirgin bir şekilde  ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı Türkler, Avrupa'yı  çifte  standartlı olmakla suçluyorlar. Ayrıca, genel olarak Avrupalı  birçok çevre Türkiye'nin komşularından korkmaktadır. Türkiye'nin  Avrupa Birliği'ne üye olması, Avrupa Birliği'nin direkt olarak  Irak, İran, Suriye, Ermenistan, Azerbaycan ve bütün Orta Asya  ülkeleri ile komşu olmasını getirecek. Birçok Avrupa ülkesi  bu durumu düşünmektedir. Bundan dolayı Avrupalılar bir ikilem  içinde kalıyorlar. Diğer taraftan  Avrupalılar, Türkiye'yi  stratejik konumu itibariyle istemekte  ve dolayısıyla Türkiye  ile ilişkilerini güçlendirmeyi arzu  etmekte, ayrıca Türkiye'nin  o bölgelerden gelecek endişelere  karşı Avrupa Birliği için  bir koruyucu niteliğinde olmasını istemektedirler. Bu  nedenlerden ötürü, Avrupa Birliği ile anlaşmanın  başarısızlığa  uğramasına karşı Türkiye, modernleşme  hareketinde destekçisi  ve yandaşı olması yönüyle Amerika'ya  yönelme seçeneğine  öncelik vermektedir. Amerika, AB'den  sonra Türkiye'nin  ekonomik ilişkilerinde ikinci sırada  yer almaktadır. Bu  bağlamda, yeni stratejik anlayışa geçilmesinden  sonra ortak  güvenlik örgütü olacak NATO içinde Türkiye'nin  rolü ön  plana çıkmaktadır. Bu itibarla coğrafi konum  Türkiye'ye  çok büyük rol yüklemektedir..."

            YUNANİSTAN BASINI:

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE)(11/02) Internet  sayfasında, "Cem, Kıbrıs'ta İki Ayrı Devlet İstiyor"  başlığı altında yayımlanan bir haberde, Türkiye Dışişleri  Bakanı İsmail Cem'in, AB üyesi 15 ülkenin Dışişleri  Bakanlarına, Güvenlik Konseyi'ne ve BM Genel Sekreteri'ne  gönderdiği mektupta, Kıbrıs'ta siyasi çözümün iki ayrı  devletle sağlanacağı konusunda ısrar ettiği, ayrıca  Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin ilerletilmesi konusunda  da talepte bulunduğu bildirilmektedir. Cem'in, mektubunu,  AB Dışişleri Bakanlar Konseyi'nin  gayri resmi toplantısında  gündeme getiren Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Günther  Verheugen'in, mektubun içeriğine özel  olarak değinmeyerek, Türkiye'nin küçük bir ilerleme  kaydettiğini ve üyelik müzakerelerinin gerçekleşmesi için  Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinde daha fazla  ısrar edilmesi gerektiğini vurguladığı belirtilen haberde,   buna karşın AB dışişleri bakanlarının, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin  üyelik sürecinin tamamlanmasında ısrar ettikleri  vurgulanmaktadır.

 

12/02/2002   16:19:59

             

        

             

                    ESKİ SAYILAR