|
15/02/2002
ANKARA, 15/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 14 Şubat 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine
yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (14/02) "Verheugen Ankara'ya Gidiyor" başlığı altında
ve Nusret Özgül imzasıyla
yer verilen bir haberde, AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Günther Verheugen'in, Türkiye'nin AB'ye üyelik hazırlıkları konusunda görüşmeler yapmak üzere İstanbul'a
gittiği bildirilmektedir. Dışişleri Bakanı İsmail Cem
ile buluşacak olan Verheugen'in, Başbakan Ecevit, yardımcıları Bahçeli ve Yılmaz tarafından da kabul
edileceği belirtilen
haberde, Verheugen'in kapalı kapılar ardında, HADEP'in
kapatılması davası, Kürtçe'nin seçmeli dil dersinin olmasının engellenmesi ve düşünce özgürlüğünü
ilgilendiren sınırlandırmaların devam etmesi gibi meseleleri gündeme
getirip sert çıkacağı,
Türk kamuoyuna ise daha yumuşak mesaj vereceğinin
belirtildiği kaydedilmekte ve Verheugen'in, üyelik kapısının açık olduğunu, mevcut sorunların çözülmesi
halinde Türkiye'nin Avrupa
ailesinde yer alacağını, ama Türk halkının
da gerçek bir Avrupalı gibi davranmaya başlama zamanının
geldiğini söylemeyi planladığı ifade edilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung'un (14/02) "İyiler Ekseni" başlığı altında ve Christiane Schlötzer imzasıyla yayımlanan bir yorumda,
İstanbul'da yapılan AB-İKÖ Ortak Forumu konu edilmektedir.
28 yıldan bu yana ilk kez, bir Kıbrıs Dışişleri Bakanı'nın
Türkiye'ye gelmesine izin verildiği, hatta Türklerin, İstanbul'daki büyük konferanslarında bu
misafire, temsil ettiği ülkeyi,
AB'nin müstakbel üyesi olarak tanıtması onurunu
da verdikleri, oysa Ankara'nın, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini
engellemek istediği belirtilen yorumda, bunun, pek de gönüllü olmadığı, AB'nin Türkiye'yi biraz da tehdit
ederek, "Lefkoşa'daki adam gelmezse, biz de gelmeyiz!" mesajını
verdiği ileri sürülmektedir.
Yorumda, Türkiye'nin, kendini, Avrupa
ve İslam dünyası arasında bir köprü olarak sunduğu ve bu yeni dış politikasından dolayı da haklı olarak övgü
aldığı kaydedilmektedir.
Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (14/02) "Kültürler Arasında Uyum" başlığı altında ve Günther Lerch
imzasıyla yayımlanan bir
yazıda, İstanbul'da gerçekleştirilen AB-İKÖ zirvesinden
bahsedilmekte ve bu çerçevede, Batı ile İslam dünyası arasında uyum, ABD'nin Irak'a olası operasyonu ve uluslararası
alanda gelişen diğer konulara yer verilen yazıda, Dışişleri
Bakanı İsmail Cem'in, bu toplantının yapılmasının arkasındaki itici güç olduğu ve bu organizasyonun kişisel
başarıları arasında
sayabileceği belirtilen yazıda, Türkiye'nin
bu organizasyona ilgisinin büyük olduğu, zira AB adayı
Türkiye'nin, AB ülkelerinde yaşayan büyük bir kesimin Türkiye'yi
bir AB üyesi olarak görmek istemediğinin farkında olduğu
ve 2.2 milyonluk büyük bir Türk azınlığa sahip Almanya'nın da böyle bir tavır sergilediği vurgulanmakta
ve "Müslüman bir ülkenin
AB'ye kabulü herkes için kabul edilebilir bir
durum değildir. Ayrıca 11 Eylül terör saldırılarının İslamı birçok kişi için şüpheli hale getirdiği
biliniyor ve bunun durumu
daha da kolaylaştırdığı söylenemez. Bu anlamda Avrupa'da
yeni bir 'İslam fobisinden' söz edilmektedir" denilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (14/02) "Verheugen, Reformları Hızlandırması İçin Türkiye'yi Sıkıştırıyor" başlığı altında
yayımlanan bir haberinde,
Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther
Verheugen'in, reformları hızlandırması için Türkiye'yi sıkıştırırken,
idam cezası ve Kürtçe eğitim konusundaki "sorunları"
da gündeme getirdiği belirtilmektedir. Verheugen'in, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile birlikte yaptığı basın
toplantısında, "Türkiye
2001 yılında ilerlemeler kaydetti (...)
taahhüt edilen reformlar elbette bir ilerlemedir, ancak Avrupa'dan bakıldığında sorunlar var. Reformların yürürlüğe
konulması da büyük önem
arz etmektedir" şeklindeki sözlerinin aktarıldığı
haberde, Verheugen'in söz konusu açıklamasıyla, Türkiye'yi, Avrupa Birliği normlarına yaklaştırmayı amaçlayan
düşünce ve ifade özgürlüğünün
genişletilmesi için Türk Parlamentosu
tarafından kabul edilen bir dizi reforma atıfta bulunduğuna
dikkat çekilmektedir. Verheugen'in, "2002 yılının, AB-Türkiye
ilişkilerinde hayati bir önem taşıyacağını" belirterek,
Türk Hükümeti'ni, idam cezasının kaldırılması ve Kürtçe eğitim sorunlarına eğilmesi konusunda sıkıştırdığı
ifade edilen haberde, Dışişleri
Bakanı İsmail Cem'in ise, bazı
"iniş ve çıkışlar" ve "sorunlara" rağmen Türkiye-Avrupa
Birliği ilişkilerinin iyi
yönde gittiğini belirttiği kaydedilmektedir.
Haberde, Cem'in, Türkiye'nin hedefinin, 2002
yılının Haziran ayında başlayacak olan Danimarka'nın dönem başkanlığı sırasında, 2003 yılında üyelik müzakerelerinin
başlatılması amacıyla bir takvimin belirlenmesi olduğunu belirttiği,
Verheugen'in ise, "Takvim süreci, Türkiye'nin ilerleme
göstermesine bağlıdır" dediği aktarılmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (14/02) "Türk Reformları AB Beklentilerinin Gerisinde" başlığı altında ve Ayla Jean Yackley
imzasıyla yayımlanan bir
haberinde, Avrupa'nın Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Günther Verheugen'in, Türkiye'nin yakın bir geçmişte AB standartlarını yakalamak üzere gerçekleştirdiği
siyasi reformların, AB'nin
beklentilerini karşılamadığını söylediği ifade
edilmektedir. Avrupa Birliği üyelik kriterlerini karşılamaya çalışan Türkiye'nin bu ay, ifade özgürlüğü
ile ilgili yasalarında değişikliğe
gittiği hatırlatılan haberde, Türkiye'yi
1999 yılında aday ülke konumuna getiren AB'nin, Türkiye'nin insan hakları sicilinde önemli düzeltmeler yapıncaya
değin üyelik görüşmelerine başlayamayacağını belirttiği
kaydedilmektedir. Haberde şöyle denilmektedir: "Türkiye, AB'den bu yılın sonuna kadar üyelik görüşmelerine
başlamak için kesin bir
tarih açıklamasını istediğini bildirdi. Verheugen,
Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile yaptığı toplantının ardından muhabirlere yaptığı açıklamada, 'Türkiye'nin
genel durumuna bakıldığında
bu (değişiklikler) bir gelişimdir. Ancak konuyu
yalnızca Avrupa bakış açısıyla görürseniz, bazı sorunlar
bulursunuz' dedi. Türk Parlamentosu bu ay, bu anayasal değişikliklere
uyumlu hale getirmek üzere ceza kanununun ifade özgürlüğünü sınırlayan iki tartışmalı yasasını da
içeren bazı bölümlerini
değiştirdi. 312. madde, ırk, sınıf, din, mezhep farkı
gözeterek halkı 'nefrete kışkırtmayı' bu kışkırtmanın tehlikeli bir durum yaratması halinde yasaklıyor. Türkiye gelecek
aylarda, idam cezasının kaldırılması ve Kürt televizyonuyla
ilgili yasa değişiklikleri de dahil olmak üzere diğer
AB destekli reformları gerçekleştirmek zorunda kalacak. Verheugen, 'Gelecek adımların pakette yer almayan konuları kapsayacağı
beklentisindeyiz. Bunlar idam cezası gibi konular olacaktır...
Üyelik görüşmeleri için başlangıç tarihi burada bu ülkede yapılan değişikliklere bağlı olacaktır... Başlangıç
tarihini ertelemeyeceğiz'
dedi."
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini gazetesinin (14/02) "Tetikte Olma Gereği" başlığı altında ve Kostas İordanidis imzasıyla yayımlanan
bir yorumda, AB-İKÖ
toplantısındaki gelişmeler ve bu çerçevede
gelişen Türk-Yunan diyaloguna yer verilmektedir. Dışişleri Bakanı Papandreu'nun, İstanbul'da yaptığı açıklamalar
sırasında, bu yeni Türk-Yunan
diyalogu teşebbüsünün önceki diyaloglardan
daha olumlu bir ortamda başladığını söylediği belirtilen yorumda, hem teknik açıdan hem de konuların esası
açısından sorunların
olduğu; Yunanistan ile Türkiye arasındaki yakınlaşma
teşebbüslerinin, 1988 yılından sonra daima Başbakanlar düzeyinde yapıldığı, şimdi ise, dışişleri
bakanları düzeyinde gerçekleştiğine
dikkat çekilmektedir. Yunan
Hükümeti'nin, eski diyalog teşebbüsleriyle şimdi başlayan diyalog
arasındaki farkı göstermek için, bu yeni Türk-Yunan diyalogunun, geçmiştekinden daha güçlü bir Avrupa çerçevesinde
gerçekleştiğini ileri sürdüğü ifade edilen yorumda, bunun da kısmen
doğru olduğu, çünkü AB'nin yeni çerçevesinin ilk başta Atina'yı
taahhüt altına soktuğu; Ankara'nın Avrupa ilkelerinden etkilenmesi
ve bu nedenle de tavrını değiştirme yönünde çaba sarfederek
Avrupa'ya uyum sağlaması için önünde daha çok uzun bir yol olduğu kaydedilmektedir. 15/02/2002
13:58:05 BYEGM Haber No: 026
|