|
18/02/2002
ANKARA, 18/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 15-17 Şubat 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine
yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Financial Times Deutschland gazetesinde (15/02)"Verheugen Türkiye'yi Övüyor" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Avrupa Birliği'nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in, Türkiye'nin insan hakları alanında ilerleme kaydettiğini açıkladığı bildirilmekte, Verheugen'in, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile yaptığı görüşmenin ardından, "Ancak AB'ye üyelik öncesinde daha fazla ilerleme kaydedilmesi gerekli" dediği aktarılmaktadır. Verheugen'in, Ankara'dan öncelikle idam cezasının kaldırılması ve Kürt azınlığın hakları konusunda daha ileri adımlar atılmasını talep ettiği belirtilen haberde, AB'nin, Türk Ordusu'nun siyasetteki etkisinin azaltılması ve insan hakları alanında iyileşme kaydedilmesi yönünde baskı yaptığına dikkat çekilmekte, Cem'in ise, 2003 yılının ilk yarısında AB'ye katılım müzakerelerinin başlayabileceği görüşünde olduğu ifade edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung'da (15/02) "Ankara, AB Müzakereleri İçin Tarih Belirlenmesini İstiyor" başlığı altında
yayımlanan bir haberde,
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in,
Türkiye ile AB üyeliğine yönelik müzakerelerin başlaması için ölüm cezasının kaldırılması ya da eğitim
sisteminde değişiklikler
gibi bazı reformların da yapılmasını şart
koştuğu bildirilmektedir. Verheugen'in, reformlar için zamana ihtiyaç olduğunu, bir ülkenin, bir dakikadan diğerine
hızı artırılabilecek
bir "yarış arabası" olmadığını söylediği belirtilen
haberde, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Verheugen'e, bu
yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Danimarka'nın
Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı bir tarih önerebileceği beklentisinden
söz ettiği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI: AFP'nin (15/02) "Dünya Bankası Türkiye'yi Yolsuzlukla Mücadeleye Teşvik Ediyor" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Dünya Bankası'ndan bir yetkilinin, Türkiye'yi, iş çevrelerince ülkenin ikinci baş belası olarak kabul edilen yolsuzlukla mücadeleye teşvik ettiği bildirilmektedir. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) tarafından, bu uygulamalar konusunda, İstanbul'da endişe verici bir rapor sunulduğu belirtilen haberde, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn'in, bu raporun okunması münasebetiyle yaptığı konuşmada, "iyi bir yönetim kurma ve yolsuzlukla mücadele çabalarında, Dünya Bankası'nın Türkiye'nin kesinlikle yanında olacağını" vadettiği, "Sosyal adaletsizliğin ve ekonomik krizin en önemli sebeblerinden biri yolsuzluktur" diyen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ise, "Bu problem, ülkenin en önemli problemlerinden biridir. Türkiye'nin bu konuda en büyük ihtiyacı, milli seviyede bir yolsuzlukla mücadele hareketinin başlatılmasıdır. Ki bu, Avrupa Birliği'ne girişimizi şüphesiz hızlandıracaktır" dediği aktarılmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times gazetesinde (15/02) "Türkiye AB Arzusunu Yineledi" başlığı altında ve Leyla Boulton
imzasıyla yayımlanan bir
haberde, Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Günther Verheugen'in yapılan İnsan Hakları reformlarını AB standartlarının altında bulduğunu söylemesine
rağmen Türkiye'nin, önümüzdeki
yıl tam üyelik görüşmelerine başlamak
için tarih belirlemek üzere AB üyeliği isteğini yinelediği
belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Türkiye'nin bu hedefine ulaşmasının kısmen Avrupa Birliği
üyelik görüşmelerine başlama
kriteri olan reformları "hızlandırma"
yeteneğine bağlı olacağını söylediği kaydedilen haberde, bazı Türk yetkililerin, AB üyeliği konusunda daha
net bir
"perspektifin", ülkenin bazı askeri ve siyasi liderlerinin
değişim konusundaki dirençlerinin kırılmasına
yardımcı olacağı görüşünde oldukları, reform karşıtlarının
ise, AB'nin Türkiye'yi üye
yapmak gibi bir niyeti olmadığını iddia
ettikleri ifade edilmektedir. Meclis'te kabul edilen "mini
demokrasi paketinin" polisin gözaltı süresini AB ile aynı seviyeye getirdiği, ancak düşünce özgürlüğünü
kısıtlayan yasaların
kaldırılması konusunda açık bir ilerlemenin söz konusu
olmadığı belirtilen haberde, Verheugen'in, "Türkler açısından bu olumlu bir gelişme. Eğer konuya tamamen
Avrupa açısından
bakarsanız, bazı sorunlar görürsünüz. Ben, bunu sürecin
bir parçası olarak görüyorum" dediği aktarılmaktadır.
Reuter'in (15/02) "Zirvedeki Tartışma Bir Yıl Sonra Bile Türkiye'yi Etkiliyor" başlığı altında ve Steve
Bryant imzasıyla yayımlanan
haberde, Türkiye'deki ekonomik kriz ve IMF
ile ilişkiler konu edilmektedir. Türkiye'deki ekonomik krizin
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Başbakan Ecevit'e, bir
toplantı sırasında anayasa kitabını fırlatmasıyla başladığı
ve bu olayın milyarlarca dolar kayba ve binlerce kişinin
işinden olmasına neden olduğu hatırlatılan haberde, bir yıl sonra, bu kitap fırlatma olayının ve "ciddi
bir krize" neden
olan bir anlık öfkenin hala ülkeyi etkilediği, ancak uluslararası mercilerin ve Türkiye'nin girmek istediği
Avrupa Birliği'nin baskısıyla,
anayasada ve yasalarda temel değişikliklere
gidildiği ileri sürülmektedir. Haberde, bunun, Türk demokrasinin belası olan siyasi partilerin
yasaklanmasının zorlaştığı, Kürtçe yayın engellerinin
kaldırıldığı ve ifade özgürlüğünün
önündeki engeller azaldığı; belki de, AB'nin tam olarak istediği şekilde değil ama Türkiye
için eşi görülmemiş bir olay olduğu kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
To
Vima gazetesinin
(15/02) "Türk Tehditleri ve Avrupa Beklentisi" başlığı altında ve GKRY Savunma Bakanı
Sokratis Hasikos imzasıyla
yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin, Kıbrıs sorununa
kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki görüşmeler sürecinde,
Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde askeri önlemler alacağına yönelik tehdit taktiğini sürdürürken, işgal
ordusunu yeni silah
sistemleri ve araçlarıyla da güçlendirdiği ifade edilmektedir.
Kıbrıs'ın AB üyesi olacağı tarih yaklaştıkça, -Kıbrıs'ın çözümden önce AB üyesi olması halinde işgal
kesiminin Türkiye'ye
entegre edilmesi kararını alan Milli Güvenlik
Kurulu başta olmak üzere- Türk askeri ve siyasi liderlerinin tehditlerini arttırdıkları belirtilen yorumda şöyle
denilmektedir: "Türkiye'nin, gerçekten Avrupa bünyesine katılma
arzusunda mı, yoksa Yılmaz'ın dediği gibi- 'güvenlik sendromu' gerekçesiyle
Avrupa beklentisini kurban etme niyetinde
mi olduğunu bilmiyoruz. Türkiye ne düşünürse düşünsün, Yunanistan ile Kıbrıs, soruna barışçı bir
çözüm bulunması yönünde
çaba sarfetmelerine paralel olarak, ortak savunma
doktrini çerçevesinde savunma ve güvenliklerini artırmalıdır.
Kıbrıs'ın AB üyeliği yolunda geriye dönüşü yok ve 2002 yılının sonuna kadar üyelik işlemlerini
tamamlanacağına inanıyoruz. İki taraf arasında başlamış olan
diyalogun olumlu gelişeceğini
ve o güne kadar çözümün de bulunacağını ümit ediyoruz. Ancak,
çözüm bulunmaması halinde dahi, Kıbrıs yine AB
üyesi olacaktır. Türkiye'nin tehditleri ne bizde ne de AB düzeyinde
hedeflerine ulaşıyor. Ancak, bu tehditler hala ifade ediliyor ve bizim de bunları, gereğinden fazla önemsemeden,
göz önünde tutmamız
gereklidir. Tehditlerin, AB üyeliği arifesinde
ateşkes hattında ya da başka bir yerde gerçekleşmesi halinde,
Türkiye'nin AB üyeliği tehlikeye girecektir. Bu nedenle savunmamızın güçlenmesiyle her türlü tahriğe
cevap vermeye hazır olmalıyız..."
18/02/2002 16:04:00
|