28/02/2002     

            ANKARA, 28/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  27 Şubat 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (27/02) "İdam Cezası  Sorunu Türk Parlamentosunu ve Hükümeti İkiye Böldü" başlığı  ve Gerd Höhler imzasıyla yer alan Internet'ten sağlanan bir  yazıda, idam cezasının kaldırılması sorununun tartışıldığı  Türkiye'de gelişmelerin, parlamentoyu ve koalisyon hükümetini  ikiye böldüğü belirtilmekte, geçen yılın sonlarına doğru idam  cezası sorununun ele alındığı, yapılan değişikliklerde ağır  ceza suçlarından yargılananlar için idam cezasının  kaldırıldığı, ancak terör suçlarının bu kapsama girmediği,  “yarım reform” olarak adlandırılan bu girişimin Avrupa  Birliği'ni tatmin etmediği ifade edilmektedir. Günther  Verheugen'in, Ankara'ya yaptığı ziyaretinde, idam cezası  sorununun gündemde kalacağını, idam cezası yasalardan tamamen çıkarılmadığı takdirde, Türkiye'nin AB'ye girmesinin mümkün  olmayacağını açıkladığı, Ankara'daki politikacıların da, bu  durumda üyelik görüşmeleri için bile bir fırsat  tanınmayacağını anlamaya başladığı hatırlatılan yazıda,  parlamentoda ve hükümetteki konuyla ilgili tartışmalara yer  verilmektedir. İdam cezasının kaldırılması tartışmalarının,  Öcalan'ın idamıyla ilişkilendirildiği yazıda, Başbakan  Bülent Ecevit'in muhalefetin yardımıyla idam cezasına  ilişkin reformu gerçekleştirmek istediği, ancak, böyle bir  reformun gerçekleşebilmesi için gerekli olan 367 oy  çoğunluğunun sağlanabilmesinin “şüpheli” olduğu dile  getirilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Salzburger Nachrichten gazetesinin (27/02) "Bilgisayar  Korsanlarının İşi mi, Yoksa Bir Ajanlık Vakası mı?" başlıklı  ve Florence Biedermann imzalı yazısında, AB Temsilcisi Karen  Fogg'a ait gizli elektronik postaların yayımlanması konusu  ele alınmakta, olayın Türkiye-AB ilişkilerini “zehirlediği”  ifade edilmektedir. Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, olayı  "suç" ve "ülke için bir ayıp" olarak nitelendirdiği, yargının  bu konuyla ilgileneceğini açıkladığına işaret edilen yazıda,  elektronik postaların kim tarafından iletildiği konusunda  çeşitli “komplo teorilerinden” söz edilmektedir. Bu olayın  arkasında "devletin derinliklerindeki" güçlerin, yani gizli  servis ve aşırı milliyetçilerin olabileceği gibi, Ankara'nın  AB'ye girmesini engellemek isteyen "Avrupa karşıtı çevrelerden" şüphelenildiği belirtilen yazıda, bu “skandalın”, Fogg'un  Başbakan Bülent Ecevit ile yaptığı bir görüşmeden sonra  yaptığı, “Türkiye'deki düşünce özgürlüğünü genişletecek ve  böylece Akdeniz ülkesinin demokratik AB standartlarına  yaklaşmasını sağlayacak olan reform paketinin yeterli  olmadığı” şeklindeki açıklamasından sonra ortaya çıkmasına  dikkat çekilmektedir.

            ERMENİSTAN BASINI:

            Asbarez gazetesinde "ANC-Avrupa, TARC'ın AB İçindeki  Destekçisiyle Görüştü" başlığıyla yayımlanan ve Internet'ten  sağlanan yazıda, Avrupa Ermeni Ulusal Komitesi'nden  (CDCA-Avrupa) bir heyetin, Loire (Fransa) milletvekili ve  Fransa-Ermenistan Parlamenter Dostluk Örgütü eski başkanı  François Rochebloine tarafından yapılan girişim çerçevesinde  Avrupa Parlamentosu üyesi Alain Lamassoure (UDF-EPP) ile UDF  merkezinde bir görüşme yaptığı bildirilmekte, Lammassoure'un,  "Türkiye'nin Katılım Yönündeki Gelişmeleri" konulu yıllık AB  raporunu kaleme alan kişi olduğuna dikkat çekilmektedir.  Geçen yıl yayımlanan son raporda Lammassoure'un, sürekli  olarak atıfta bulunulan Ermeni soykırımı konusuna,” itibardan  düşerek artık feshedilmiş bulunan” Türk-Ermeni Uzlaştırma  Komisyonu'nu destekleyen bir paragrafla yer verdiği ve  25 Ekim 2001 günü parlamenterlerin çoğunluğu tarafından  onaylandığı hatırlatılan yazıda, CDCA-Avrupa delegasyonunun,  Lammassoure ile yaptığı toplantıda kendisine TARC'ın  feshedildiğini haberini verdiği ve Türkiye'nin Ermeni  soykırımını kabul etmeye teşvik edilmesi konusunda Avrupa'nın oynayabileceği önemli rol hakkında bilgilendirdiği  kaydedilmektedir. Yazıda, Lammassoure'un, Türkiye'nin Ermeni  soykırımını tanımasını sağlamak için çalışmaya niyetli olduğu  konusunda delegasyona teminat verdiği ve "tanınmanın  sağlanması için yeni yollar bulunmasını" önerdiği belirtilen  yazıda, Avrupa Parlamentosu üyesi (İsviçreli, Yeşiller partisi  mensubu) Per Gahrton tarafından hazırlanan ve Avrupa  Birliği'nin Güney Kafkasya ile ilişkilerini konu alan raporun  oylama tarihinin, 27-28 Şubat 2002 olarak belirlendiği, bu  raporun, AB'ye Ermeni soykırımı konusundaki tavrına açıklık  getirmek için yeni bir fırsat sunduğu vurgulanmaktadır.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (27/02) "Türkiye İle Yunanistan Arasında  Uluslararası Konularda Tam Bir Görüş Birliği Bulunuyor"  başlıklı haberinde, Yunan Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan  bilgiye göre, Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı  Baki İlkin ve Yunan Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler  Direktörü Anastase Scopelitis'in Atina'da yaptıkları  görüşmeden söz edilmekte, görüşme sırasında, "Balkanlar,  Orta Doğu, Afganistan ve Kafkaslar'daki gelişmelerle,  terörizmle uluslararası mücadele konusunun" ele alındığı,  iki ülke arasında, "tam bir görüş birliği" olduğunun  gözlemlendiği bildirilmektedir. Ancak iki yetkilinin, Ege  Denizi'nde kara sularının sınırlarının belirlenmesi  konusundaki ikili anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması yönünde  başlatılacak "inceleme temaslarının" tarihini ele almadıkları  belirtilen haberde, Yunanistan ve Türkiye'nin, Haziran 1999'da  iki ülke Dışişleri Bakanları İsmail Cem ile Yorgo Papandreu  tarafından başlatılan ikili diyalog çerçevesinde, siyasi işler müdürlerinin altı ayda bir görüşmesi konusunda anlaşmaya  vardıkları hatırlatılmaktadır.

            LÜBNAN BASINI: 

            Al-Mustaqbal gazetesinde (27/02) "İdam Cezası, Türk  Siyasi Güçlerinin Mücadelesini Ateşledi" başlığı ve Mohammed  Noureddine imzasıyla yayımlanan yorumda, Türkiye'de  tartışılmakta olan idam cezasının kaldırılması konusu ele  alınmakta, AB'nin idam cezasının kaldırılmasını istemesi ve  bir süre önce Başbakan Bülent Ecevit'in, "İdam cezası, MHP'nin  desteği olmadan da Mecliste çözülebilir" açıklamasıyla, iç  tartışmaları gündeme getirdiği bildirilmektedir. Başbakan  Ecevit'in sözlerinin, koalisyon hükümeti ortakları arasında  idam cezasının kaldırıp kaldırılmaması konusundaki ayrılıkları  ortaya koyduğu. Ecevit ve Mesut Yılmaz'ın, idam cezasının  kaldırılmasına destek verirken, Devlet Bahçeli'nin, buna şu  dönemde şiddetle karşı çıktığına işaret edilen yorumda,  tartışmaların bu derece yoğun olmasının, yargının idam  edilmesini talep ettiği tutuklu Öcalan'ın durumunu doğrudan  etkileyecek olmasından kaynaklandığı ifade edilmektedir.  Yorumda, MHP'nin, idam cezasının kaldırılmasına, partinin  temel esaslarından vazgeçmek anlamına geleceği ve halk  desteğine olumsuz olarak yansıyacağı için onay vermediği  kaydedilmekte ve şu satırlara yer verilmektedir: "İdam  cezasının kaldırılması, Ceza Kanunun 125. maddesi ile  Anayasa'nın 38. maddesinin değiştirilmesini gerektirmektedir.  Bu iki maddenin değiştirilmesi arasındaki fark, birincisi  için parlamentoda salt çoğunluğa ihtiyaç duyulurken, ikincisi  için milletvekillerinin üçte ikisinin onayının gerekmesidir.  Matematiksel olarak MHP'nin, anayasanın 38. maddesinin  değiştirilmesine karşı çıkması durumunda, düzenleme için,  parlamentonun 550 milletvekilinden 367'sinin onayına ihtiyaç duyulmaktadır. Yani MHP dışında diğer bütün partilerin onayı gerekmektedir. Burada sürpriz olan, AB'ye en fazla katılmak  isteyenlerden biri olarak kabul edilen DYP Genel Başkanı  Tansu Çiller'in, Öcalan hakkında idam cezasının infaz  edilmesini talep edenlerin sancağını elinde tutuyor olmasıdır.  Çiller, Hürriyet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Özkök'e,  'Önce Öcalan'ı idam edelim, daha sonra idam cezasını  kaldıralım' diyor. Çiller'in bu tutumunun çeşitli nedenleri  var. Birincisi, yaptıklarının MHP lehine olmasını  istememektedir. İkincisi, Bülent Ecevit'e muhalif olarak,  Ecevit'in projelerinin muhalefet aracılığıyla geçmesini  istememektedir. Aynı zamanda, Ecevit'i ve sağcı rakibi Mesut  Yılmaz'ı, 'Öcalan'ı neden idam etmiyorsunuz?' diye sorarak  güç duruma sokmak istemektedir. Bazıları, Türkiye'nin,  gerçekten de Türkiye-Avrupa ilişkisinin sınırlayıcı  faktörlerden biri haline dönüşen ve bütün iç tarafların bunu  fırsat bilerek, dar ve kısa vadeli hesapları için bir kart  olarak kullandıkları idam cezası konusunda adım atmak için,  AB'nin terör listelerinde, PKK'nın ve başka İslami örgütlerin  yer alıp almayacağını beklediğini söylemektedirler."

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefterotipia gazetesinde (27/02) "Aznar: Kıbrıs İlk  Aşamada AB'ye Girecek" başlığı ve Fanis Konstantinidis  imzasıyla yayımlanan yorumda, İspanya Başbakanı ve aynı  zamanda AB Dönem Başkanı olan Jose Maria Aznar'ın, Kıbrıs Rum  kesimine, ilk aşamada AB'ye üye olacak aday ülkeler arasında  Kıbrıs'ın da yer alacağı garantisini verdiği ve bu konuda  AB'nin üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesi gereğini  de vurguladığı bildirilmektedir. Başbakan Aznar'ın, Kıbrıs  Rum Kesimi Lideri Kleridis'in onuruna verdiği yemek sonrasında,  yaptığı açıklamada, AB'nin Kıbrıs'ın üyeliğine ilişkin "yol  haritasına" sadık kaldığını ve adadaki siyasi sorunun çözümü  amacıyla yapılan doğrudan görüşmelerin neticesi ne olursa  olsun, bunun Kıbrıs'ın AB üyeliğini engellemeyeceğini  vurguladığına işaret edilen yorumda, KKTC Cumhurbaşkanı  Denktaş'ın sorunun çözümüne yönelik şu önerilerine yer  verilmektedir:

            1) İki devletin kuruluşu yönünde bir anlaşmanın  imzalanması ve iki devleti temsil edecek bir konseyin oluşması.  Ancak söz konusu konseyin yetkilerinin ne olacağına dair  açıklık getirmiyor.

            2) Servetlere el konulması ve değiş-tokuş yapılması.  Kıbrıslı Türklerin Rum tarafında, Rumların da Türk tarafında yaşayamayacakları görüşü bu temele dayanıyor. Türk tarafı  demografik yapının değişmesini istemiyor.

            3) Uyruk konusunu her devletin ayrıca ele alması.

            4) Ortak anayasa ve kanunların olmaması, ortak hükümetin  oluşmaması.

            5) Toprağın yüzde 30'unun Türk tarafında kalması.

 28/02/2002   14:15:56

             

                

           

                    ESKİ SAYILAR