10/04/2002     

       

 

           

            ANKARA, 10/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  09 Nisan 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            AVUSTURYA BASINI:

            Die Presse gazetesinin (09/04) "Yargıdan Çok Orduya  Güven" başlıklı ve Wolfgang Böhm imzalı yazısında, Komisyonun  yaptırdığı "Avrupa Barometresi Anketi"nden söz edilmekte,  anketin gelecekteki AB vatandaşlarının zihniyetini ortaya  çıkardığı ifade edilmektedir. Aday ülkelerdeki halkı ilk  kez detaylı bir şekilde analiz eden anketin sonucuna göre,  "müstakbel AB vatandaşlarının" tamamen farklı bir tarih,  zihniyet ve eğitime sahip oldukları ve şimdiki AB halkının  aksine, ülkelerindeki yargı sistemi ve polisten çok, ordu  ve kiliseye güvendiklerinin ortaya çıktığı belirtilen yazıda,  şu veriler aktarılmaktadır: "Ankete göre, yüzde 66'sı orduya   güvendiğini, yalnızca yüzde 47'si polise ve yüzde 37'si de   yargıya güvendiğini söyledi. Şimdiki AB vatandaşlarının  yüzde 63'ünün gözünde de ordunun itibarı yüksek. Ancak bunlar  arasında polise güvenenlerin sayısı (yüzde 65) daha fazla,  kiliseye (yüzde 50) ve yargıya (yüzde 49) güven de daha  yüksek. Geleceğin AB vatandaşları en az büyük sanayi  firmalarına (yüzde 37) güveniyor. Aday ülkelerdeki oldukça  düşük olan yabancı dil bilme oranı, AB'ye entegre olmaları  konusunda dezavantaj teşkil edebilir. Refah seviyesinin  daha düşük olması ve komünizmden etkilenen Doğu Avrupa  ülkelerinde AB ülkelerinin dillerini bilme oranı düşük.  Yalnızca yüzde 26'sı İngilizce, Almanca veya Fransızca  dillerinden birinde derdini anlatabiliyor. Yabancı dil  konuşma oranı Macaristan, Bulgaristan ve Türkiye'de oldukça  düşük; en yüksek oran ise Malta ve Slovenya'da. Yabancı dil  bilme oranının bu kadar düşük olmasının bir nedeni de bu  ülkelerin halkının çoğunun, hiçbir AB ülkesine seyahat  etmemiş olması. Yalnızca yüzde 16'sı bir AB ülkesine gitmiş.  En çok seyahat edilen ülkelerin başında Almanya ve Avusturya  yer alıyor. Avrupa Barometresi Anketi aynı zamanda da aday  ülkelerdeki yeni iletişim yöntemlerinin ne kadar yaygın  olduğu konusunda bilgi veriyor. Buna göre ankete katılanların  yüzde 43'ünün bir cep telefonu, yüzde 18'inin internet  bağlantısı var. Bu ülkelerde enformasyon kaynağı öncelikle  televizyon. Yüzde 71'i her gün haberleri izliyor, bu oran AB  ülkelerinde yüzde 70.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (09/04) "Kopenhag, PKK'yı AB'nin Terörist  Gruplar Listesine Eklemek İstiyor" başlıklı haberinde,  Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in yaptığı  açıklamada, Türkiye'deki ayrılıkçı bir Kürt hareketi olan  Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) AB'nin terörist örgütler  listesine eklenmesini istediği ve buna gerekçe olarak da  PKK'nın ABD'nin listesinde yer almasını gösterdiği  bildirilmektedir. Başbakan Rasmussen'in, Danimarka'nın  liberal-muhafazakar hükümetinin, AB'nin terörist gruplar  listesinin mümkün olduğunca ABD'nin listesine uymasını  istediğini, çünkü bu şekilde teröristlerin, Avrupalılar ve  Amerikalıların beraber oluşturmaya çalıştıkları ekonomik  kıskaçtan kaçamayacaklarını ifade ettiği aktarılan haberde,  Radikal Parti'nin sözcüsü Elisabeth Arnold'un da Politiken  adlı gazeteye yaptığı açıklamada, "Amerika'nın listesinde  bulunan grupların terörist olmalarıyla ilgili şüphelerin  bulunduğunu ve bu listede, AB'nin listesinde bulunan İrlandalı  örgütlerin bulunmadığını" vurguladığına işaret edilmektedir.

            İSPANYA BASINI:

            El Mundo gazetesinin (09/04) "Türkiye Cumhurbaşkanı,  AB'ye Uyum Reformlarını Onayladı" başlıklı internetten  sağlanan haberinde, "Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde  ülkenin gerçekleştirmekte olduğu çabaların bir parçası  olarak sivil özgürlükler alanında" Parlamento tarafından  geçtiğimiz ay kabul edilen bir dizi reformun Cumhurbaşkanı  Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylandığı bildirilmektedir.  Yapılan düzenlemelerin, Kürtlere kendi dillerinde yayın  yapabilme imkanı tanıdığı, siyasi partilerin kapatılmasını  zorlaştırdığı, dernek kurma ve gösteri düzenlenmesi gibi  konulara kolaylık getirdiği belirtilen haberde, işkenceyle  mücadele konusunda da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce  belirlenen tazminatların, olaydan sorumlu görevli tarafından  ödenmesini öngördüğüne işaret edilmektedir. Türkiye'nin, AB  katılım müzakerelerine henüz başlamayan tek ülke olduğuna  dikkat çekilen haberde, öncelikle insan hakları ve demokrasiye  saygı konusunda Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmek  zorunda olduğu vurgulanmaktadır. Haberde ayrıca, koalisyon  hükümetinde şu ana kadar ölüm cezasının kaldırılması konusunda  bir anlaşma sağlanamadığı ve Kürtçe eğitim ya da televizyon  gibi Kürtler için kültürel haklar getirecek anadilde eğitim  ve yayın serbestliğine karşı direndiği ifade edilmekte ve  Ankara'nın AB'ye, yıl sonundan önce müzakerelerin başlaması  konusunda bir tarih saptanması için ısrar ettiği, ancak AB'nin  bu noktada çekimser kalmaya devam ettiği kaydedilmektedir.

           

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefterotipia gazetesinde (09/04) "AB Ülkeleri, Türkiye'ye  İlişkin Yunan Tezlerine Katıldı" başlığı ve Kostas Moshonas  imzasıyla yayımlanan yorumda, Lüksemburg'ta yapılacak olan  AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısı arifesinde, "Onbeşler"  tarafından benimsenen ortak tezin, Yunanistan için olumlu  olduğu bildirilmekte ve Türk temsilciliğine açıklanacak olan  ortak tezin, AB üye ülkeleri daimi temsilcileri tarafından tartışılmasından sonra onaylanmasının beklendiği aktarılmaktadır.  Metinde, her iki taraf hakkında olumsuz ifadelerin yer almadığı,  Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili atıfların Atina için tatmin  edici sayıldığı belirtilen yorumda, "Onbeşler"in, AB-Türkiye  ilişkilerinin geleceği hakkında atıflarda bulunmaktan, Türk  hükümetinin en önemli talebi olan Türkiye ile üyelik  müzakerelerinin başlaması konusunda taahhüt altına girmekten  kaçındığına işaret edilmektedir. Hiçbir ülkenin bu konuyu  gündeme  getirmemiş olmasının da, AB'deki ortamın bir belirtisi  sayıldığı ifade edilen yorumda, Türk talebiyle bağlantılı  olarak, Türk tarafının Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi  konusunda "Onbeşler"in diplomatik dil kullanarak, Ankara'nın  bu alanda daha birçok adım atmasının gerekli olduğunu  vurguladığına dikkat çekilmektedir. Metinde, ülkenin  demokratikleşmesi konusunda ileriye doğru adımlar atıldığının  kabul edildiği, ancak yolun hala uzun olduğunun vurgulandığı  belirtilen yorumda, "Onbeşler"in, önemli konulardan biri olan  insan hakları konusunda, durumun olumlu yönde gelişmesi için  çabalar sarfedildiğini kabul ettiği, bununla birlikte hala  birçok sorunların var olduğunu dile getirdiği, ülkenin  ekonomik durumuyla ilgili atıfların da aynı yönde olduğu  kaydedilmektedir.

            Atina Haber Ajansı'nın (ANA) (09/04) "Papandoniu,  Rumsfeld'e, Yunanistan'ın Avrupa Acil Müdahale Gücü  Metninin Benimsenmesine Karşı Olduğunu İletti" başlığıyla  internet sayfasında yayımlanan haberinde, Papandoniu ile  Rumsfeld arasında ABD Savunma Bakanlığında yapılan  görüşmeden söz edilmekte, görüşmede, Kıbrıs konusunun geniş  bir şekilde ele alındığı bildirilmektedir. Ulusal Savunma  Bakanı Yannos Papandoniu'nun, Washington'da ABD Savunma  Bakanı Donald Rumsfeld'e, Yunanistan'ın, Avrupa Acil  Müdahale Gücü'nün icraatı konusunda Türkiye, İngiltere  ve ABD'nin üzerinde anlaşmaya vardıkları "hukuk dışı"  metnin benimsenmesine karşı olduğunu ilettiği aktarılan  haberde, Papandoniu'nun yaptığı açıklamada, Rumsfeld'e,  Kıbrıs Cumhurbaşkanı Glafkos Kleridis ile Kıbrıs Türk  Lideri Rauf Denktaş arasında yapılan doğrudan görüşmeler  süreci hakkında da bilgi verdiği, geriye görüşmelerin ne  kadar olumlu sonuçlanacağını beklemek kaldığını ve  herhalükarda, siyasi soruna bir çözüm bulunmasına bağlı  kalmadan Kıbrıs'ın AB'ye üye olacağını ve bunu Türkiye'nin  de bilmesi gerektiğini söylediği kaydedilmektedir.

            10/04/2002   14:02:29

           

             

   

 

           

                    ESKİ SAYILAR