|
18/04/2002
ANKARA, 18/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 17 Nisan 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: ABD BASINI: Amerika'nın Sesi Radyosu'nun (17/04) "Başbakan Yılmaz PKK'nın Açıklamasını Değerlendirdi... Türkiye-AB Ortaklık Konseyi... Cem, Üyelik Müzakereleriyle İlgili Kesin Bir Tarih Verilmesini İsterken, AB Türkiye'yi Yükümlülüklerini Yerine Getirmeye Çağırdı" başlıklı ve Nusret Özgül imzalı haberinde, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın Brüksel'deki, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in ise Lüksembourg'daki temaslarına ve açıklamalarına yer verilmektedir. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın, PKK'nın ad değiştirerek, şiddet ve teröre son verdiği yolunda Brüksel'de yaptığı açıklamayı değerlendirerek, “PKK'nın şiddet ve terörün çıkar yol olmadığını görmesi olumlu bir gelişme, ancak isim değişikliği gibi taktikle Türkiye'nin politikasını etkilemeyecek” dediği aktarılan haberde, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in ise, Lüksembourg'da AB üyesi 15 ülkenin temsilcileri önünde Türkiye'ye üyelik müzakerelerinin başlatılacağı tarih ile ilgili net bir sinyal gönderilmesini istediği aktarılmaktadır. İki taraf arasında en yüksek siyasi karar organı olan Ortaklık Konseyi'nin, ilişkiler tarihinde 41'inci Türkiye'ye Helsinki'de adaylık statüsü verilmesinden bu yana da üçüncü kez toplandığı hatırlatılan haberde, ancak, çıkan neticenin memnuniyet verecek nitelikte olmadığı ifade edilmektedir. Toplantının "sağırlar diyalogu" şeklinde geçtiği belirtilen haberde, üyeliği hedef alan yeni süreçte iki tarafın da derinleştirilmiş diyalogdan yana oldukları ve sorunların üstesinden karşılıklı olarak, konuşarak gelmeyi tercih ettikleri vurgulanmaktadır. Ortaklık Konseyi'nin son bir yılın bilançosunu çıkardığı, AB tarafının kendi yaptıklarını, Türkiye'nin yapamadıklarını veya eksik bıraktıklarını 22 sayfalık bir envanter halinde Bakan İsmail Cem'in önüne koyduğu belirtilen haberde, katılım ortaklığı sürecinin kapsadığı tüm alanlarda AB tarafının Türkiye'nin önüne çok iyi hazırlanarak çıktığı kaydedilmektedir. AB adına konuşan dönem başkanı İspanya'nın Dışişleri Bakanı Joseph Pigue'nin, açlık grevlerinin devam etmesinin ve ölümlerle sonuçlanmasının insani açıdan üzücü bir durum olduğuna da değindiği ve "Evet, her alanda ilerleme ve iyileşme mevcut ama yeterli değil. 'Türkiye Kopenhag kriterlerinin siyasi boyutlu olanlarına harfiyen uyuyor' demek için vakit çok erken" dediği aktarılan haberde, buna karşılık, Türkiye'nin teröre karşı mücadelede verdiği desteğin övüldüğü ve Türkiye'nin istekleri doğrultusunda, yasaklanması istenen örgütler listesinin yeniden gözden geçirilmekte olduğunun teyit edildiği ifade edilmektedir. AB'nin dile getirdiği ve Türkiye'nin yerine getirmesini istediği talepleri arasında Kıbrıs konusuna da yer verildiği dile getirilen haberde, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in ise cevabi konuşmasında, Türk hükümetinin son bir yıl içinde yaptıklarını ve katettiği mesafeyi anlattığı, kendi envanterini çıkardığı, AB'nin eleştirilerinde abartılı davrandığı, bu tutumun kapsamlı reform sürecindeki iyi niyetli çabalarında şevk kırıcı etki yaptığından yakındığı ve "Türkiye söz konusu olunca, diğer aday veya üye ülkelerde görülebilecek olaylar ayyuka çıkartılıyor, eleştiriye açığız ama yapıcıysa" dediği bildirilmektedir. Konuşmasında, Türkiye'nin AB'ye üye olarak katılmasının getireceği avantajları ve Birliğe yapacağı katkıları da anlatan Bakan Cem'in, "vecibelerimizi bu yılın sonuna kadar yerine getirmeye kararlıyız. Ama siz de tam üyelik müzakerelerinin başlatılacağı tarihi açıklayın" dediği ve reform çabalarında da Brüksel'den gönderilecek olumlu sinyallerin katalizör rol oynayacağına dikkat çektiğine işaret edilen haberde, Kıbrıs'ın ve Yunanistan'la mevcut sorunların çözümü konusunun Kopenhag kriterleri çerçevesine girmediğine dikkat çeken Dışişleri Bakanı Cem'in, bu iki konuyu diğerlerinden bariz biçimde ayırdığı ve genişletilmiş siyasi diyalog çerçevesinde değerlendirdiği belirtilmektedir. Haberde, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını bir kez daha tekrarlayan Bakan Cem'in, herkesi yeniden ve iyice düşünüp, özellikle Kıbrıs'ın Rum tarafının siyasi çözüm bulunmadan üye olarak alınması halinde meydana gelebilecek gelişmeleri dikkate alarak yaklaşım değişikliği yapmaya çağırdığı ve konuşmasını şu sözlerle tamamladığı aktarılmaktadır: "2002 Tüm Avrupa başkentleri açısından önemli bir yıldır. Genişleme konusunda nihai karar aşamasına gelinmiştir. Türkiye'nin üyelik süreci açısından da kader yılıdır. Umudumuz bu yılın sonunda Kopenhag'daki Avrupa Birliği zirvesinde Türkiye'ye tam üyelik müzakereleriyle ilgili olarak kesin bir tarih verilmesidir."
İNGİLTERE BASINI: BBC'nin (17/04) "Türkiye'nin Tam Üyelik İçin Tarih İstemi, Aralık Ayında Değerlendirilecek" başlıklı ve Zeynel Lüle imzalı haberinde, Lüksembourg'da Türkiye ile AB Ortaklık Konseyi Toplantısı'nda Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, önceki gün de Brüksel'de Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın temaslarında dile getirilen tam üyelik görüşmeleri için tarih isteminin, aralık ayında değerlendirilmesinin kararlaştırıldığı bildirilmektedir. Avrupa Birliği'nin, Türkiye'nin müzakere tarihi verilmesi yönündeki talebiyle ilgili olarak, "adımları at, aralık ayında değerlendirelim" mesajını verdiği aktarılan haberde, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye bizzat sunduğu değerlendirme raporunda, aralık ayına kadar atılması gereken adımlara yönelik yol haritasının bulunduğu kaydedilmektedir. AB'nin raporunda, “idam cezasının kısa vadede kaldırılmasının istendiği; düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik alınan tedbirlerin yeterli olmadığının, olağanüstü hal uygulamasının yapıldığı bölgelerde insan hakları ihlallerinin sürdüğünün ve özellikle de HADEP'in kapatılması davasından endişe duyulduğunun dile getirildiği; tüm Türk vatandaşlarının etnik kökenine bakılmaksızın, kültürel haklarının tanınması, ana dilde radyo ve televizyon yayın hakkının verilmesi ve Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili taleplerin” ortaya konduğu aktarılan haberde şöyle denilmektedir: “Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilk sınavı, haziran ayında İspanya'nın Sevilla kentinde yapılacak olan Avrupa Birliği Zirvesi olacak. Daha sonra ise, Avrupa Birliği Komisyonu'nun, ekim ayı için Türkiye ile ilgili yayımlayacağı ilerleme raporunun önemi büyük. Bu rapor da Komisyonun, Avrupa Birliği'ni oluşturan 15 ülkeye, Türkiye ile müzakere tarihinin belirlenmesini önermesi gerekiyor. Bu rapor sonrasında ise aralık ayında, Danimarka'nın Kopenhag kentinde yapılacak olan Avrupa Birliği Zirvesi'nde Brüksel, Ankara'ya müzakere tarihi verebilecek.” YUNANİSTAN BASINI: Elefterotipia gazetesinin (17/04) "Türkiye, Onbeşler'in AB-Türkiye İlişkileri Konusundaki Ortak Görüşünü İçeren Raporu Olduğu Gibi Kabul Etti" başlıklı ve K.Moshnas imzalı yorumunda, Lüksembourg'da yapılan AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısından söz edilmekte, Türkiye'yi Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in temsil ettiği toplantıya, AB dışişleri bakanlarından sadece Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, İspanya Dışişleri Bakanı Pique ve Danimarka Dışişleri Bakanı Moller'in katıldığı, diğer AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarını ise daimi temsilcilerin temsil ettiği ve toplantıda, “sadece vaatler ve övgülerin duyulduğu” ifade edilmektedir. Yorumda, "Onbeşler"in Türk tarafına, AB-Türkiye ilişkileri konusunda ortak görüşleri içeren bir rapor sunduğu, Türk tarafının metni olduğu gibi kabul ettiği, ancak, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, “AB-Türkiye ilişkileri ve Kıbrıs konusunda 'bilinen' Türk tezlerini bir kez daha gündeme getirdiği”, Dışişleri Bakanı Papandreu'nun da aynı şekilde davrandığı belirtilmektedir. Toplantının olumlu ve sakin bir ortamda yapıldığı, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in toplantı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Papandreu'ya "toplantıdaki desteğinden dolayı" memnuniyetini dile getirdiğine işaret edilen yorumda, Kıbrıs, Türk-Yunan ilişkileri, AB ile Türkiye arasında üyelik müzakerelerin başlama tarihinin belirlenmesi, Orta Doğu krizi gibi konuların da ele alındığı bildirilmektedir. Türk Dışişleri Bakanı'nın konuşması sırasında üstünde en çok durduğu konu olan “AB ile Türkiye arasında üyelik müzakerelerin başlama tarihinin belirlenmesi” konusunda, Cem'e cevaben İspanyol yetkilinin, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmesinden sonra AB ile Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlayacağını belirttiği açıklamasından söz edilmektedir. Yorumda, ayrıca, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen'in ise konuşmasında, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri konusunda önemli adımlar attığını kaydettiği, ancak yolun daha çok uzun olduğunu vurguladığı aktarılmaktadır. Elefteros Tipos gazetesinin (17/04) "Denktaş'ın Doğrudan Görüşmeleri İstemesinin Dört Nedeni" başlıklı ve Angeliki Spanu imzalı yorumunda, Ankara'daki Yunanistan Büyükelçiliği'nin, Türk-Yunan ilişkileri konusunda hazırladığı yıllık raporda, Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs'ın AB üyeliği konusunda Türk tarafının neler düşündüğüne değinildiği belirtilmekte ve raporda yer aldığı kaydedilen şu ifadeler aktarılmaktadır: "BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dolaylı görüşmelerin yeniden başlaması önerisini reddetmesi, ülkenin ekonomik bunalım yaşaması ve 11 Eylül sonrasında uluslararası terörle mücadelede, silah borçlarının silinmesi şartıyla ABD yanında yer alabileceğini beyan etmesinden sonra Türkiye, uluslararası alanda yalnızlığa itildi. Bulunduğu bu zor durumdan kurtulmak amacıyla işgalci lider Denktaş'ın Kleridis ile doğrudan görüşmelere katılmasını sağladı. Kıbrıs sorunun çözümü amacıyla toplumlararası doğrudan görüşmelerin başlamasına Türk tarafının razı olmasına yol açan başka bir neden ise, Kıbrıs'ın AB üyeliğini engellemeyi başaramayacağı gibi, Türkiye'nin de AB üyesi olamayacağı korkusudur. Bu olay, Kıbrıs konusunun başka bir boyutunun ortaya çıkmasına da yol açtı. Örneğin işgal topraklarında muhalefet kanadını, TÜSİAD'ın desteklediği görüldü. Toplumlararası doğrudan görüşmelerin başlaması, Türkiye'de büyük bir başarı olarak nitelendirildi. Türkiye'nin doğrudan görüşmelerin başlamasını istemesinin nedenlerinden biri, Kıbrıs konusunun çıkmaza girmesinden dolayı AB'nin Türk tarafını sorumlu tutmasını engellemek. Diğeri ise aynı tarihlerde, yani Laeken Zirvesi arifesinde, ABD Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'yi ziyaret edecek olması. Bu noktada, sözde devletin, adadaki iki toplumun birlikte yaşamayacaklarını gösterme çabası içinde, iki toplumun mensupları arasında temasların yapılmasını yasakladığını da vurgulamak gerek. Türk Başbakan Ecevit ise adanın ikiye bölünmesi yolunda, Çekoslovakya modelinden bahsetmeye başlamış bulunuyor. Şubat ve mart aylarında Türkiye'deki kurulu düzen, AB içinde, Kıbrıs'ta Türk tezlerinin kabul görmesini hedefleyen bir kampanya başlattı. Daha ayrıntılı olarak, Kıbrıs adasının doğusunda, Kıbrıs hükümetinin petrol sondajlarına başlayacağı yolunda bir iddia ortaya atarak Türkiye, Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak amacıyla bölgeye 'sismik araştırmalar yapacak' bir gemi göndereceğini duyurdu. Türkiye ayrıca, Kıbrıs'ın AB üyeliğine karşı çıkması için, uluslararası alanda tanınmış İngiliz Profesör Mandelson'u da seferber etti. Türkiye'nin BM'deki temsilcileri, Mandelson'un raporunu BM Genel Kurulu'na resmi bir evrak olarak sundu. Türk Dışişleri Bakanlığı ise Onur Öymen aracılığı ile 'sözde' devletin tanınması yolunda girişimlerde bulunuyor. Öte yandan, mayıs ayında Milli Güvenlik Kurulu, Kıbrıs konusunda önemli bir toplantı yaptı. Toplantıda şu kararlar alındı: 1- Adada iki ayrı devletin oluşması temelinde bir çözüm formülü uygulanabilir. 2- Kıbrıs'ın AB üyesi olması, adadaki siyasi sorunun çözümlenmesini daha da zor kılacaktır. 3- Türkiye 'KKTC'deki Türklerin refahını sağlamak amacıyla 'KKTC' ile ticari ilişkileri geliştirecektir. Bu kararların ardından Türk basını 'Kıbrıs'ta faaliyet planından' bahsetmeye başladı. Son olarak vurgulanmasını istediğim başka bir konu ise Türkiye ile sözde devlet arasında ekim ayında, Ekonomik İşbirliği Protokolü imzalanmasına rağmen, Ankara, AB Komisyonu'na böyle bir protokolün olmadığını söylüyor." 18/04/2002 14:24:10
|