|
09/05/2002 ANKARA, 09/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 7-8 Mayıs 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Stuttgarter Zeitung'un (07/05) Internet sayfasında, Knut Krohn imzasıyla ve "AB İçin Bir Kazanç" başlığıyla yayımlanan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'la yapılan bir mülakata yer verilmektedir. Mülakatta Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, "Türkiye'nin AB üyeliğinin gecikmesinin nedenleri, üyeliğin gerçekleşmemesi halinde olası durumlar, Türkiye'nin üyelik konusunda Almanya'dan bekledikleri ve Türkiye'nin ne zaman üyeliğe alınacağı tahminleri konusundaki" sorulara açıklık getirmektedir. Frankfurter Rundschau gazetesinin (08/05) "Biri İçin Tam Yetki" başlıklı ve imzalı yazısında, hükümetin çıkarmak istediği yeni medya yasası ele alınmakta, söz konusu yasanın, "bazı medya sahiplerinin güçlerini daha etkili kılacağı ve basın özgürlüğünü sınırlandıracağı" ileri sürülmektedir. Yeni medya yasasının, geniş bir kitlenin protestosuyla karşı karşıya olduğuna işaret edilen yazıda, Devlet Radyo-TV Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Nuri Kayış'ın, "bazı medya baronlarının, gelecekte kamuoyunun görüşlerini kendi istekleri doğrultusunda maniple edebileceklerinden endişelenerek" uyarıda bulunduğu, AB'nin Ankara'daki temsilcisi Karen Fogg'un da söz konusu yasa tasarısının, "birliğin demokratik ilkeleriyle bağdaşmadığı görüşünde" olduğu kaydedilmektedir. Yazıda, şimdiye dek bir medya kuruluşunda yüzde on hisseye sahip olan işadamlarının devletin ihalelerine katılmasına izin verilmediği, böylece, medya güçlerinin ekonomik ve politik diğer güçlerle birleşmesinin engellenmek istendiği vurgulanan yazıda, yeni yasayla bu sınırlandırmanın kalktığına dikkat çekilmektedir. Yazıda, yeni yasadan en fazla çıkar sağlayacak kişinin, en büyük Türk medya holdinginin sahibi Aydın Doğan'ın olacağı, bu nedenle de yeni yasanın çıkması için en fazla girişimde bulunanların başında geldiği ifade edilmekte, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, bir yıl önce 36 maddeden 17'sinde eksiklik tespit ederek yasayı onaylamayı reddettiği hatırlatılmaktadır. ERMENİSTAN BASINI: Asbarez gazetesinin (08/05) Internet sayfasında "Avrupa Parlamentosu Grubu, Türkiye'ye Baskı Yapmayı Sürdürüyor" başlığıyla yayımlanan bir yazıda, bir günlük bir ziyaret amacıyla pazartesi günü Erivan'a gelen Avrupa Parlamentosu Birleşik Sol Grubu milletvekili ve İsveç Sol Parti Konsey üyesi Jinas Soestedet'in, "Türkiye'de azınlıkların haklarına saygı gösterilmediği oldukça açık, özellikle de azınlıkların kültür ve tarih anıtlarını koruma açısından. ulusal azınlıkların korunması iradesi ve yeteneği, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için ilk koşul olmalıdır" dediği aktarılmaktadır. Soestedet'in ifadesine göre, Avrupa Parlamentosu Birleşik Sol Grubu'nun, Ankara'nın ülkede yaşayan Hıristiyan ulusal azınlıkların haklarına saygı göstermesini sağlamak için Türkiye'ye baskı yapmayı sürdüreceği, buna uyulmadığı takdirde de bu ülkenin AB'ye üyelik müzakerelerinin yapılmayacağının anlaşıldığı belirtilen yazıda, Soestedet'in, ayrıca, İsviçre Parlamentosu'nun sözde Ermeni soykırımını tanıma kararını değiştirdiği konusunda Türk basını tarafından yayılan söylentileri yalanladığı kaydedilmektedir. FRANSIZ BASINI: Le Monde gazetesinin (07/05) Marie Jégo imzasıyla ve "PKK, Terör Örgütü Olarak Listelendi... Ankara, AB'nin Bu Kararından Memnun" başlığıyla yayımladığı bir haberinde, Avrupa Birliği İspanyol Dönem Başkanlığı'nın, topluluğun bir ya da birçok devleti için tehdit teşkil ettiği düşünülen terör örgütlerinin yenilenmiş listesini 3 Mayıs Cuma günü açıkladığı, birisi, bir yıl içinde 50 kadar kişinin ölümüne sebep olan cezaevlerindeki açlık grevlerini başlatan yasa dışı aşırı sol grup Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C), diğeri de Kürdistan İşçi Partisi (PKK) olan iki Türk oluşumunun da listeye alındığı bildirilmektedir. Haberde, Onbeşler'in PKK'yı listeye alma kararının, bu Kürt partisinin takibini ve hesaplarının dondurulmasını uzun zamandan beri isteyen Ankara tarafından memnuniyetle karşılandığı ifade edilmekte, “PKK'nın listeye alınmasının, Türkiye'ye verilmiş bir taviz gibi göründüğü” ileri sürülmekte ve Avrupa Birliği'ne adaylığı Aralık 1999'da tanınan Türkiye'nin, müzakere konusunda tarih belirlenmeyen yegane ülke olduğu hatırlatılmaktadır. İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (08/05) "Türkiye, Üç Kürt Asiyi Ölüm Cezasına Mahkum Etti" başlıklı haberinde, Erzurum'da mahkemenin, PKK gerillaları Cahit Aydın, Mehmet Aras ve Ebubekir Yulu'yu, kapatılan Refah Partisi'nin il başkanlarından Vahap Akar'ı öldürmekten idam cezasına mahkum ettiği bildirilmekte, konu, Türkiye'nin AB'ye üye adaylığıyla ilişkilendirilmektedir. Avrupa Birliği'ne üye adayı olan Türkiye'nin, 1984 yılından beri kimseyi idam etmediğine dikkat çekilen haberde, AB kriterlerine uyum çerçevesinde yapılan Anayasa değişikliğine de değinilmektedir. Türkiye'nin, ölüm cezasını kaldırmadan ve diğer siyasi reformları gerçekleştirmeden Brüksel ile üyelik görüşmelerine başlayamayacağı dile getirilen haberde, AB'nin, geçtiğimiz günlerde PKK'yı "terör örgütleri" listesine aldığı hatırlatılmaktadır. YUNANİSTAN BASINI: Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE)(07/05) Internet sayfasında "Simitis, Meis Adasında" başlığıyla yayımladığı bir haberde, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'in Meis adasında yaptığı açıklamada, ülke güvenliğinin artması açısından, Yunanistan'ın caydırıcılık gücünü takviye etmesi gerekliliğinin altını çizdiği belirtilmekte, bununla birlikte, birkaç yıl sonra Yunanistan ile Türkiye arasında her şeyin değişmiş olacağını, çünkü Avrupa Birliği'nin Ankara'ya, Avrupa koşullarına uyması için şartlar koyduğunu ifade ettiği aktarılmaktadır. Haberde, Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Mihalis Papapetru'nun da PKK'nın, Avrupa'da geçen hafta terörist listesine alınmasından sonra Kıbrıs tarafından da terörist örgüt olarak kabul edilip edilmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, Kıbrıs'ın AB kararlarına ayak uydurduğunu ve bu yönde değişmeyen tutum ve politikası olduğunu belirttiği de kaydedilmektedir. Ethnos gazetesinin (07/05) Yorgo Harvalias imzasıyla ve "Ufukta Türk-Yunan Gerginliği..." başlığıyla yayımladığı bir yorumda, Başbakan Simitis'in, Türk-Yunan ilişkilerinin geleceği hakkındaki düşüncelerini açıklamasının ardından Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyesi olacağı zaman yaklaştıkça endişelerin de artmakta olduğu ifade edilmekte, Başbakanlıkta, yıl sonuna doğru AB dönem başkanlığının Yunanistan'a geçmesine yakın süreçte, komşu ülke ile ani bir gerginliğin meydana gelmesi olasılığının yaygın bir şekilde tartışıldığı kaydedilmektedir. Tartışmaların nedeninin “Türkiye'nin üst düzey siyasi ve askeri yetkililerinin işgal altındaki Kıbrıs Türk kesimini kesinlikle dışarıda bırakacak olan Kıbrıs'ın AB üyeliğinin sorunsuz gerçekleşmesine izin vermemeye kararlı olmaları” olduğu belirtilen yorumda, AB dönem başkanlığı arifesinde, Kıbrıs ya da Ege'de doğrudan çatışma senaryosunun bir kabus oluşturduğu ifade edilmektedir. Elefteros Tipos gazetesinin (08/05) "Türk Hesabı" başlıklı ve Yorgos Kirtsos imzalı yorumunda, Yunan hükümetinin ulusal konularda uyguladığı politikanın, "yeni bir Türk hesabı" ile karşı karşıya bulunduğu ileri sürülmekte, söz konusu "Türk hesabının" üç boyutlu olduğu ifade edilmekte ve bu boyutlar şöyle açıklanmaktadır: "Birincisi, İsrail ile Filistin arasındaki krizin büyümesi, stratejik açıdan önemi büyük olan Doğu Akdeniz bölgesinde askıda bulunan konuların kapanmasını zorunlu kılıyor. Bu çerçevede ABD, Kıbrıs sorununun herhangi bir şekilde çözümlenmesini istiyor. Bulunacak olan çözüm, belki de mevcut sorundan daha da olumsuz neticeler getirecek. Ayrıca, ABD, Türkiye'nin AB'ye yakınlaşmasını, Ege konusunda ise tatmin olmasını istiyor. Çünkü, Türkiye bu şekilde bölgesel sorumluluklarını üstlenebilecektir. İkinci boyut; Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik bunalımın her geçen gün daha da büyümesidir. Türkiye'de çok kötü durumda olan ekonominin düzelmesi amacıyla, halkın aleyhinde ekonomik önlemler alınıyor. Başbakan hastadır ve ülkedeki siyasi istikrarsızlığın sembolü haline dönüşmesi ihtimali vardır. Ülkedeki askeri-siyasi düzen ise, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Her geçen gün koşullar, Türkiye içinde yaşanan krizden dikkatleri başka yöne çekerek, Yunanistan'a yöneltmesi zorunluluğuna güç kazandırıyor. Üçüncü boyut; Simitis'in tutumu ve Papandreu'nun uyguladığı şahsi dış politika, Yunan tarafının tepkide bulunmasını engelliyor. Herşey diplomatik ikilinin Washington'a çok şey vadettiklerini gösteriyor. Ayrıca, Avrupa Ordusu konusunda kaydedilen gelişmeler, söz konusu ikilinin, ulusal konularımızı gerektiği gibi savunmaktan aciz olduğunu ortaya koymuştur. İşin en vahim tarafı ise, bu ikilinin Silahlı Kuvvetlerimize İmia mantığında hareket etmeleri için talimler yaptırırken, kamuoyuna deprem, modacılar, şarkıcılar diplomasisini kabul ettirmiş olmasıdır. Bütün bunlar, dost ile düşmanlarımızın hareketlerimizi çok dikkatlice takip ettikleri bir sırada yapılıyor. Uluslararası alanda kaydedilen olumsuz gelişmeleri de dikkate aldığımızda, Yunan hükümetinin bir Türk hesabını daha ödeme yolunda hareket ettiğini gösteriyor."
|