16/05/2002     

                       

 

            ANKARA, 16/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  15 Mayıs 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: 

            ABD BASINI: 

            AP'nin (15/05) "Türk Parlamentosu, Eleştirmenlerin  Internet Sansürüne Yol Açacağını Söylediği Yasayı Kabul Etti"  başlıklı haberinde, “Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle”  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen “medya düzenleyicilerinin görevini genişletecek olan yasanın”, Türk parlamentosunda ikinci kez kabul edildiği, eleştirmenlerin,  yasanın Internet'teki basının sıkı denetimlere maruz kalmasına  neden olacağını söylediklerine işaret edilmektedir. Anadolu  Ajansı'na atfen verilen haberde, AB sözcüsü Jean-Christophe  Filori'nin, yasanın AB kriterlerini çiğnediğini söylediği ve  Türkiye'yi bunu değiştirmeye çağırdığı belirtilmekte, yasanın, Türkiye'deki yayın denetimcilerinin faaliyet alanını "tüm  teknolojik ve iletişim araçlarıyla yapılan yayınlara" yönelik  olarak artıracağı ifade edilmektedir. Birçok Türk Internet  sitesinin yasayı protesto etmek için ekranlarını kararttığı  bildirilen haberde, AB'nin 12 milyon Kürde kültürel hakların  tanınması için baskı yapmasına rağmen, yasanın Kürtçe yayınlara  getirilen kısıtlamaları kaldırmadığına dikkat çekilmektedir.  Milletvekili Uluç Gürkan'ın, "yayında anarşi" yaratabilecek  yasanın büyük bölümünün Anayasa Mahkemesi tarafından  engelleneceğine dair uyarıda bulunduğu kaydedilen haberde,  yasayı engellemeye çalışan muhalefet partilerinin de hükümeti,  “güçlü medya patronlarını” desteklemekle suçladıkları  belirtilmektedir. 

            The Washington Times gazetesinin (15/05) "Karadeniz  Ortakları, ABD'nin Kıbrıs'tan Çıkarı" başlıklı ve James  Morrison imzalı Internet'ten sağlanan haberinde, Karadeniz  Ortakları olarak nitelendirilen Romanya ile Bulgaristan'ın  ortak tarihi bir deklarasyonda bulundukları bildirilmekte,  bu ülkelerle birlikte Estonya, Letonya ve Litvanya'nın da  NATO'ya ve AB'ye üyelik yolundaki mücadelelerinden söz  edilmektedir. Deklarasyonun, İzlanda'daki NATO zirve öncesi  toplantısında NATO Genel Sekreteri George Robertson'a  sunulacağı belirtilen yazıda, ABD'nin Kıbrıs'tan çıkarı  olduğu şu ifadelerle dile getirilmektedir: “Western Policy  Center'ın Internet sitesinde Stratejik Bölgesel Rapor'da  yazan yetkili müdür John Sitilides, 'Arabulucular, ülkelerin  kendi şartları altındaki güvenliğine hitap etmekte başarısız  oldular ki bu da, 1963-1974 yılları arasındaki iki toplumu da  içeren şiddetinin yinelenmesinden korkan Kıbrıslı Türklerin  kişisel güvenlik ihtiyacını, kuzeyde Türk ordusunun varlığını desteklemeyecek Kıbrıslı Rumların stratejik güvenliğini ve  güney kıyılarının 40 mil yakınına hiçbir düşman askeri gücün konuşlanmamasını sağlamaya çalışan Türkiye'nin bölgesel  güvenliğini kapsamaktadır' dedi.

            Kıbrıslı Büyükelçi Erato Kozakou-Marcoullis, geçen hafta,  Kıbrıs Rum kesimi lideri Glafkos Kleridis ve Kıbrıs Türk  kesimi lideri Rauf Denktaş arasındaki görüşmelerde görüş  birliğine varılan tek konunun güvenlik olduğunu söyledi.  Ancak, görüşmelerde basın sansürü olması nedeniyle detayları açıklamayacağını söyledi. Sitilides, Bush yönetimini, adanın  sadece Kıbrıs Rum kesiminin yıl sonunda AB'ye kabul edilmesi  durumunda ortaya çıkabilecek bir krizden kaçınmak için acilen  görüşmelere müdahale etmeye çağardı. Sitilides böyle bir  durumda, AB'ye katılma ümidi olan Türkiye de, -Kıbrıslı  Türkleri korudukları- kuzey Kıbrıs'taki birlikleriyle bir  AB ülkesini işgal ediyor gibi görülebilir dedi. Sitilides,  'ABD'nin, NATO'nun güney kanadının istikrarını ve Türkiye'nin  AB'ye üyeliğini sağlamak için Kıbrıs'ın yeniden birleşmesinde  stratejik çıkarları var' dedi.” 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Allgemeıne Zeitung'un (15/05) "AB'nin  Makedonya Misyonu Tehlikede" başlıklı yazısında, Federal  Almanya Savunma Bakanı Rudolf Scharping'in, Brüksel'deki AB  Savunma Bakanları toplantısında AB'nin Makedonya Barış  Misyonu konusundaki açıklamasına yer verilmekte, Scharping'in  kulis arkasında uzun süreden bu yana konuşulanları şimdi açık  bir dille ifade ettiği kaydedilmektedir. AB'nin Makedonya  Barış Misyonunun, “Türklerle Yunanların NATO'daki işbirliğiyle  ilgili kavgasına kurban gitme tehdidiyle karşı karşıya olduğu  iddia edilen yazıda, Scharping'in, açıklamasında, 'Yunanların  nahoş blokesinin' bertaraf edilmesinden söz ettiği, bunun  başarılamamamsı durumunda, Makedonya planlarının yeniden  gözden geçirilebileceğini dile getirdiği aktarılmaktadır.  Avusturya Dışişleri Bakanı Ferrero-Waldner'in de, zamanında  çözüm bulunması konusunda başarılı olunacağı konusunda kuşkulu  olduğunu açıkladığına işaret edilen yazıda, şöyle denilmektedir:  “AB hükümet ve devlet başkanları, mart ortasında Barcelona'da gerçekleştirdikleri zirvede, uluslararası gözlemcilerin  korunması için Makedonya'da görev yapan NATO komutasındaki bin  askerden oluşan 'Amber Fox' birliğinden görevin sonbahardan  itibaren devralınmasını kararlaştırmışlardı. Bunun öncesinde  AB ile NATO arasında, AB Acil Müdahale Gücü'nün NATO'nun imkan  ve planlama kapasitelerinden faydalanmasını sağlayacak bir dizi  anlaşmanın imzalanması gerekiyor. Bu işbirliği neticesinde NATO  ile AGSP içinde birbirine paralel yönetsel ve kurmaylık  yapılarının oluşması engellenmek isteniyor. Ancak Yunanistan  aylardan bu yana sözleşmeleri bloke ediyor. Atina hükümeti diğer  AB ülkelerinin aksine, Türkiye'nin AGSK'nin müdahalelerinde söz  hakkına sahip olmasını kabullenmek istemiyor. Türkiye gerçi  NATO'ya üye ama AB'ye dahil değil. Ankara, NATO ile AGSP  arasında yapılan müzakerelerde, Türklerin ilgi odaklarını  etkileyen tüm müdahalelerde planlama ve karar aşamasına dahil  edilmesi şartını kabul ettirmişti.

            Türklerin veto tehdidinden kaçınmak için Yunanların  tereddütlerini dikkate almayan AB ortakları, şimdi bir  yıkıntıyla karşı karşıyalar. Yunanistan tarafından talep  edilen uzlaşma için yeniden pazarlığa oturmak ne Scharping'in  ne de diğer AB hükümetlerinin çoğunun işine geliyor. Zira böyle  bir durumda bu kez de Türkiye yan çizebilir. 'Fıçıyı neden  yeniden açalım' diye soran Scharping, bunun yerine misyonun  siyasi anlamını ve bunun sonucunda doğan fiyaskoyu aza  indirgemeye çalışıyor. AGSP için ilk test müdahalesi  niteliğinde olan bu misyon, yüksek beklentiler ve  devlet-hükümet başkanlarının yoğun ön çalışmaları nedeniyle,   gözlemcilere göre, bir yenilgi alınması durumunda siyasi bir  rezaletle eşanlamlı olacak.” 

            FRANSA BASINI: 

            Le Monde gazetesinde (15/05) "Ankara Basınının Günah  Keçisi Brüksel" başlığı ve Marie Jégo imzasıyla yayımlanan  yazıda, “Onbeşler'in Türkiye'yi bünyesine kabul etme  hususundaki yavaşlığından rahatsızlık duyan Türk basınının,  Avrupa'dan gelen demokrasi derslerine kızdığı ve bunun  bedelini de Avrupa Birliği'nin Temsilcisi Karen Fogg'un  ödettiği” iddia edilmektedir. Türk basınında Fogg'la ilgili  eleştirilerin çok fazla yer aldığı kaydedilen yazıda, “Kesin  olan bir şey var ki, Türk basınının Ankara'daki AB Temsilcisine  karşı sürdürdüğü bu kampanya, 'küçük Asya' ile Onbeşler  arasında zaten yeterince karmaşık olan ilişkileri  kolaylaştırmaya katkıda bulunmayacaktır. Aralık 1999'da  Helsinki'de AB'ye adaylığı resmen tanınan Türkiye, halihazırda,  üyelik müzakereleri için herhangi bir tarih belirlenmeyen tek  aday ülke” denilmektedir. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in (15/05) "İspanya, AB Ordusu Konusunda Türkiye  İle Yunanistan Arasındaki İhtilafa Son Vermek İçin Yeni Bir  Girişimde Bulunuyor" başlıklı haberinde, İspanya Dışişleri  Bakanı Josep Pique'nin yaptığı bir açıklamada, hükümetinin  Avrupa Barış Gücü'nün Makedonya'da konuşlandırılmasına engel  olma tehdidi oluşturan Türkiye ile Yunanistan arasındaki  çıkmazı aşmak için yeni bir girişimde bulunduğunu belirttiği bildirilmektedir. İzlanda'da düzenlenen NATO-AB Dışişleri  Bakanları toplantısında konuşan Josep Pique'nin, yaratıcı  bir çözüm bulunması gerektiğini söylediği belirtilen haberde,  İspanya'nın, AB dönem başkanlığının sona ereceği 30 Haziran  tarihine kadar bir anlaşma sağlanmasına çalıştığına dikkat  çekilmektedir. Yunanistan'ın Acil Müdahale Gücü ile ilgili  düzenlemelerin “geleneksel hasımı” Türkiye'ye AB savunması  konusunda çok fazla söz hakkı vereceğinden endişe ettiği  vurgulanan haberde, Pique'nin, İspanya'nın, Türk, İngiliz ve  ABD'li arabulucuların üzerinde mutabakata vardıkları anlaşmayı değiştirmeden Yunanistan'ın endişelerini giderecek bir formül  önerdiğini belirttiği aktarılmaktadır. Pique'nin, "Yunan  hükümeti hala belgenin değiştirilmesini istiyor, Türk hükümeti  bunu istemiyor. Oysa belgenin değiştirilmesi sonu gelmeyecek  bir sürece götürür" dediği ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki  bu çıkmazın aşılması için İspanya'nın yoğun diplomatik  gayretler sarfettiğini belirttiği vurgulanan haberde,  Pique'nin, konuya İspanya'nın dönem başkanlığının sona  ereceği tarih olan 30 Haziran'dan önce çözüm bulunmasının  önemli olduğunu, çünkü bunu takip edecek 12 ay içinde  Yunanistan'ın AB Savunma Politikası Konseyi'ne başkanlık  edecek olması sebebiyle çözüm bulunmasının çok zorlaşacağını  belirttiği kaydedilmektedir. 

Aynı haber AP'de de yayımlanmıştır. 

            The Guardian gazetesinin (15/05) "Annan Krizi Önlemek  İçin Kıbrıs'ta" başlıklı ve Helena Smith imzalı haberinde,  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs  ziyareti ele alınmakta, Annan'ın, Rum ve Türk liderleri  arasında yavaşlayan görüşmeleri canlandırmak amacıyla son  bir çaba sarfetmek için Kıbrıs'a gittiği ifade edilmektedir.  1979 yılından bu yana Lefkoşa'yı ziyaret eden ilk Genel  Sekreter olan Kofi Annan'ın, "Bir umut mesajı taşıyorum.  Sanırım BM (himayesindeki) müzakereleri görüşmenin zamanı  geldi" dediğine işaret edilen haberde, Annan'ın, bir mucize  beklenmemesi konusunda uyarıda bulunduğu, ancak çok şeyin bu  iki günlük ziyarete bağlı bulunduğu kaydedilmektedir. Adanın  AB'ye giriş tarihinin hızla yaklaşması nedeniyle, bu yılın  Kıbrıs açısından son derece kritik bir devre olarak  değerlendirildiği belirtilen haberde, Kıbrıs sorununun  aşılmasının Türk-Yunan ilişkilerini rahatlatabileceği,  NATO'nun güneydoğu kanadındaki gerginliği azaltabileceği ve  AB ile Türkiye arasında meydana gelebilecek yıkıcı bir olası  krizi engelleyebileceği ileri sürülmektedir. Haberde, ayrıca,  Türkiye'nin, adadaki soruna bir çözüm bulunmadan AB üyeliğinin gerçekleşmesi halinde, Rauf Denktaş'ın devletçiğini ilhak etme  tehdidinde bulunduğu, Yunanistan'ın da, misilleme olarak,  Kıbrıs'ın üyeliğinin kabul edilmemesi halinde, diğer dokuz  Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin üyeliğini veto edeceğini  belirttiği hatırlatılmaktadır. 

            AP'nin (ABD,15/05) "Annan Kıbrıs Görüşmelerini Yeniden  Harekete Geçirmeye Çalışıyor" başlıklı ve Alex Efty imzalı  haberinde, Süddeutsche Zeitung'un (Almanya, 15/05) "Ebedi  İhtilaf" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yorumunda,  Berliner Zeitung'un (Almanya, 15/05) "Annan Kıbrıs'ta  Arabuluculuk Yapıyor" başlıklı ve Günter Seuffert imzalı  yazısında, Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin  (Avusturya,15/05) "Kıbrıs'ın Bölünmesini Engellemek İçin  Son Hamle" başlıklı ve Michael Wrase imzalı yazısında,  Kurier gazetesinin (Avusturya, 15/05) "Kofi Annan'ın  Kıbrıs'taki Barış Misyonu" başlıklı haberinde, aynı konuya  yer verilmektedir. 

            İSPANYA BASINI: 

            El Mundo gazetesinde (15/05) "AB Savunma Bakanları,  Silahlanma Konusunda Büyük İşbirliğini Teşvik Edecekler"  başlığıyla yayımlanan ve Internet'ten sağlanan bir haberde,  AB Savunma Bakanlarının, olağan toplantılarının ilkini  İspanyol Federico Trillo Başkanlığı altında Brüksel'de  yaptıkları bildirilmekte, toplantıda, silahlanma konusunda  mevcut boşlukları doldurmak için büyük bir işbirliği  göstermeye hazır olduklarını belirttikleri, Yunanistan'a,  NATO ile olan anlaşmaların uygulanmasını kolaylaştırması  hususunda ısrarda bulundukları kaydedilmektedir. Bakanların,  kriz durumunda operasyonlar düzenleyebilmek için, yeterli  kapasitede Hızlı Müdahale Gücü'nü oluşturabilmek amacıyla  yapılan ilerlemeleri gözden geçirmek konusunda anlaştıkları  belirtilen haberde, Türkiye'yle olan toprak ayrılıkları  yüzünden Yunanistan'ın engellemesine maruz kalan ve Atlantik  Birliği'yle işbirliği anlaşmasını durduran "kapasite  geliştirme mekanizması" konusunda 14 ülkenin olurunun  alındığı ifade edilmektedir. Trillo'ya göre, revizyon  mekanizması alanında büyük bir ilerleme kaydedildiği ve  Yunanistan hariç geri kalan tüm üyelerin, haziran ayında  AB Sevilla Zirvesi'nden önce bir anlaşma olabileceği  konusunda ümit vadettiklerine işaret edilen haberde, “Alınan  sonuç bildirgesinde 'silahlanma konularındaki işbirliği,  kapasite hakkında Avrupa Müdahale Planının düzenlenmesiyle  kapasite yokluğunu halletmek için AB'deki çabaların bir  parçası olarak addedilmelidir. Özellikle gönüllü olma,  şeffaflık ve tekrarcılığın engellenmesi prensiplerine bu  planda saygı gösterilmesi gerekiyor'” denildiği  aktarılmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Ta Nea gazetesinin (15/05) "Zaman Doluyor" başlıklı  ve Yorgo Tsalakos imzalı yorumunda, New York, Washington,  Ankara, Atina ve Lefkoşa'da, Kıbrıs sorununun çözümlenmesiyle  ilgili bir plan olduğu iddiasında bulunulmakta, “Ankara ile  işgalci lider, Avrupalı olma kararını alırlarsa acaba neler  olacak?” ve “Kıbrıs'ta siyasi sorun çözülmeden adanın AB  üyesi olması halinde Amerika, AB'nin Türkiye ile sürtüşmesine  tahammül edecek mi?”sorularının yanıtı aranmaktadır. Yorumda,  ayrıca şu ifadelere de yer verilmektedir: “Ortam budur, her  şey de belirsizdir. Türkiye'de ulusal çıkarlardan hangisi  ön plana çıkacak? Avrupa'ya yakınlaşması mı, yoksa Osmanlı  İmparatorluğu hayalleri mi? Avrupalılar imzalamış oldukları  metinlere sadık kalacaklar mı? Biz, bir Avrupa gücü olarak  ulusal konularımızda rol oynayabilir miyiz? Dengelerin  aleyhimizde bozulmaması için sesimizi yükseltebilir miyiz?  Zaman neredeyse doluyor. Çarpışmaya mı, yoksa uzlaşmaya mı  yöneleceğimiz aralık ayında belli olacak; Avrupalı liderler,  AB'nin genişlemesiyle ilgili kararı, aralık ayında alacaklar.  Güçlü olmamız, aynı zamanda da uzlaşmanın neye mal olacağını  bilmemiz çok önemlidir.”

  

             

ESKİ SAYILAR