17/05/2002     

                       

 

            ANKARA, 17/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  16 Mayıs 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (16/05) "Yunanistan, Makedonya İçin AB Savunma  Gücünü Engelleme Eleştirilerine Karşı Çıktı" başlıklı ve  Elena Becatoros imzalı haberinde, Yunanistan'ın, birkaç NATO  ülkesiyle bir dizi problem çözülmezse Avrupa Birliği'nin,  NATO'nun Makedonya'daki barış gücü operasyonunu Eylül'de  devralmaya hazır olmayacağını açıkladığı bildirilmektedir.  Yunanistan'ın, operasyonlarda AB üyesi olmayan Türkiye'ye   söz hakkı verilmesi planına karşı çıkarak AB'nin gelişmeye   başlayan savunma gücünün kurulmasını engelleyen tek ülke   olduğu için aldığı eleştirileri saptırmak istediği ileri  sürülen haberde, Dışişleri bakanlığı sözcüsü Beglitis'in  yaptığı açıklamada, "Aynı şekilde önemli olan ve diğer  NATO üyesi ülkelerin, özellikle Türkiye'nin, karşı çıktığı  hala çözülmemiş başka konular var" diyerek, AB gücünü mevcut  NATO askeri ve komuta yapısına entegre etmeyle ilgili diğer  anlaşmazlıklar olduğunu söylediği aktarılmaktadır. Beglitis'in,  AB üyeleri Belçika, Finlandiya, Avusturya, İrlanda ve bazen  Portekiz'in, Yunanistan'ın 15 üyeli bloğun savunma  politikasında üye olmayan bir devlete söz hakkı tanınmasına  yönelik endişelerine sempatiyle yaklaştığını söylediği ve  "AB çerçevesinde, bu yeni Avrupa Güvenlik ve Savunma  Politikası mücadelesinde AB'nin özerkliğini ve kurumsal  becerilerini korumak için bir çeşit uyarı zili olarak görev  yapıyoruz" dediğine işaret edilen haberde, kabine  toplantısından sonra konuşan Başbakan Kostas Simitis'in de,  Yunanistan'ın, "AB'nin karar almada özerk olmasını ve AB ile  NATO arasında eşitlik" istediği konusunda ısrar ederek,  "Ayrımcılık olamaz ve konular önyargıyla ele alınamaz. Bu  konuda ısrar ediyoruz" dediği bildirilmektedir.

            Western Policy Center'ın (16/05) internet sayfasında  yayımlanan "Bir Kıbrıs Uzlaşması: NATO'yu 21. Yüzyıla  Uyarlamak" başlıklı ve John Sitilides imzalı Stratejik Bölge  Raporu'nda, Bush yönetiminin bugünlerde karşı karşıya bulunduğu,  "Uluslararası terörizme karşı savaş vermek, İsrail-Filistin  krizini kontrol altına almak, İslam dünyasında hüküm süren  Batı karşıtı köktendincilikle mücadele etmek ve hem ABD ile  araları açık olan hem de NATO'yu 21. yüzyıla yeni bir kimlikle  taşımak konusunda sabırsızlanan Avrupalı müttefiklere elini  uzatmak" gibi askeri ve jeopolitik sorunların ağırlığı ve  büyüklüğü altında olduğu ifade edilmektedir. Raporda, bölge  sorunları bağlamında, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin önemine değinilmekte, Kıbrıs sorununun çözümünün aciliyeti  vurgulanmaktadır. Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin  düzelmemesinin, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini etkileyeceği,  Yunanistan'ın ise Ege'de yeniden canlanacak istikrarsızlık ve  yüksek savunma harcamalarıyla karşı karşıya kalacağı ve bunun  da "AB'nin en fakirlerinden biri olan" ekonomisinin gelişmesine  engel olacağı ifade edilen yazıda, Kıbrıs sorunuyla ilgili  olarak da, Bush yönetiminin, AB'ye katılım takvimi sona ermeden  bir uzlaşma sağlamak için, Türkiye ve Yunanistan'ı ve Kıbrıs'ta  yaşayan iki toplumu anlaşmaya ikna etmek için hemen ve kararlı  bir şekilde harekete geçmesi ve bu çabasının Brüksel tarafından desteklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yazıda, "Amerika'nın;  Kıbrıs meselesinde başarısızlık, Türk-Yunan ilişkilerinde bir  kötüye gidiş, NATO'da büyük çaplı bir fikir ayrılığı ve bunları  takiben oluşacak bölgesel sonuçları yaşama lüksü yok, çünkü  sonuçları ortada. Amerika'dan sonra NATO'nun en büyük ikinci  ordusuna sahip olan Türkiye; Orta Doğu'da, Irak, İran ve  Suriye'yle komşu, Karadeniz ve Ege'yi bağlayan İstanbul ve  Çanakkale boğazlarının kontrolünü elinde tutuyor, İsrail'le  yakın askeri ilişkilere sahip ve Haziran 2002'de Afganistan'da  bulunan barış gücünün komutasını İngiltere'den devralacak.  Yunanistan, NATO'nun Balkanlar'daki en uzun kara sınırına sahip,  Türk boğazlarından Akdeniz'e Ege yoluyla güvenli deniz geçişini  katkıda bulunuyor, pek çok Arap hükümetiyle yakın siyasi ilişkileri  var ve Libya ve Mısır'dan gelen enerji boru  hatlarını Avrupa'ya bağlıyor" denilerek iki ülkenin bölgesel önemine işaret edilmekte,  şu ifadelere de yer verilmektedir: "Tıpkı Kıbrıs sorununun,  Türkiye ve Yunanistan arasındaki güvensizliğin en kritik  noktasında bulunması gibi ideal bir şekilde uzlaşma ve ortak AB  üyeliğini kapsayan bir Kıbrıs sonucu da, 21. yüzyılda NATO'nun  güneydoğu tarafına ilerlemesine imkan verecek gerçek Türk-Yunan  ortaklığının temelini oluşturuyor...             NATO'nun, Basra Körfezi,  Orta Asya, Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Doğu Akdeniz'e  sürekli egemen olabilmesi için Türkiye ve Yunanistan arasındaki  Kıbrıs meselesindeki karşılıklı güvensizlikten kaynaklanan anlaşmazlıkların neden olduğu teknik, lojistik ve operasyonel  zorluklardan kurtulması gerekiyor.

            Neyse ki Bush yönetiminin önünde, 1963'ten beri yedi   yönetim gören Kıbrıs sorununun çözümü için en iyi fırsat  bulunuyor. Bu sorunu çözerek, Amerika Türkiye-NATO arasındaki   güvenlik bağını kuvvetlendirmiş, Türkiye'nin AB sürecinin   ilerlemesine yardımcı olmuş, Türkiye'nin Avrupa yönlenmesini   tamamlamış ve ülkede devam eden siyasi, yasal ve ekonomik reform hareketlerini desteklemiş olacak. Ayrıca, Kıbrıslı Rum ve  Türklerin AB'ye ortak katılımı, topluluğa resmi bir Müslüman  varlığını yerleştirecek, Ankara ile Brüksel arasındaki psikolojik bölünmeyi ortadan kaldıracak ve radikal İslamcıların Batı'nın  Müslümanlara yaptığı yardımların yapmacık olduğu iddialarını  boşa çıkaracaktır...

            Her ne kadar Türkiye, Aralık 1999'da AB ile Kıbrıs'ın   üyeliğinin bir adada bir uzlaşma sağlanıp sağlanmamasına bağlı   olmadığı konusunda bir anlaşmaya varmış olsa da, Ankara'daki   yetkililer, AB üyeliğinin bir uzlaşma sağlanmadan önce gelmesi   durumunda Kuzey Kıbrıs'ı resmi olarak Türkiye'yle birleştirmekle  tehdit ediyorlar. Böyle bir durumda Türkiye, AB topraklarını  işgal etmiş ve AB'ye katılmak için yakın zamanda gerçekleşmesi  beklenen görüşme umutlarını yok etmiş olacak. Bu da neticede,  tam da Batının, Ürdün, Fas, Mısır, Endonezya, Pakistan ve diğer  Müslüman ülkelerdeki laik ılımlıları güçlendirmeye çalıştığı  bir sırada, Türk politikasındaki İslamcıları güçlendirecek,  Avrupa hatta Amerika karşıtı bir tepki oluşmasına neden olacak...

            Başkan Bush'un, Ankara, Atina ve Lefkoşa'daki müttefiklere   ve ortaklara yollayacağı mesaj net olmalı: Kıbrıs problemini   çözün, AB'ye iki topluluğun ortak katılımı için gerekli   hazırlıkları yapın ve birleşmiş cumhuriyetin er geç gerçekleşecek   NATO üyeliğine yönelin.

            Böylece Türkiye, Yunanistan ve hatta Kıbrıs, bir gün,   NATO'nun stratejik misyonunun güneydoğuya yönlendirilmesi   konusunda Amerika ve Avrupalı müttefiklerle beraber çalışabilir   ve savaş, terörizm, şiddet, istikrarsızlık ve krizlerle Arap  saçına dönen ve bölgede Batı'nın önünü kesen zorluklarla başa   çıkabilir."

            ALMANYA BASINI:     

            Financial Times Deutschland gazetesinde(16/05) "Atina,  AB Savunma Politikasını Bloke Ediyor" başlığı ve Rainer Koch  imzasıyla yayımlanan yorumda, Yunanistan'ın, AB'nin NATO ile  olan askeri işbirliğini bloke etmeye devam ettiği  belirtilmekte, İspanya Dışişleri Bakanı ve AB Komisyonu Dönem  Başkanı Josep Pique'nin, NATO'nun Makedonya'daki barış  misyonunun AB tarafından devralınmasının garantiye alınması  konusundaki arabuluculuk girişiminin İzlanda'nın Reykjavik  kentinde yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında  başarısızlıkla sonuçlandığı bildirilmektedir. Pique'nin,  gazetecilere yaptığı, "Başkanlık ve tüm AB, Yunanistan'dan  anlayışlı davranmasını bekliyor" şeklindeki açıklamasına  işaret edilen yorumda, Atina'nın engellemesinin AB'nin  halihazırdaki en önemli ve prestijli projesi olan Avrupa  Güvenlik ve Savunma Politikası'nı (AGSP) engellediği ifade  edilmektedir. "AB'nin, sonbaharda Makedonya'daki barış misyonu  Amber Fox'un yönetimini devralarak sınırlı kriz operasyonlarının üstesinden gelebilecek durumda olduğunu kanıtlamak istediği,  ancak bunun için, ittifakın kriz durumlarında askeri lojistiği  AB'ye devretmeye hazır olduğunu gösteren işbirliği anlaşmalarının yapılmasının gerektiği vurgulanan" yorumda, AGSP'nin uygulanmasının,  NATO imkanlarının kullanılacağı AB operasyonlarında söz hakkı  talep eden Türkiye tarafından uzun süredir frenlendiği  hatırlatılmaktadır. AB'nin Ankara ile vardığı ve veto hakkı  tanımayan, ancak sıkı konsültasyonlar yapacağını belirttiği bir anlaşmanın, Atina'da "ebedi hasma" karşı reddetme reflekslerini kışkırttığı belirtilen yorumda, Yunanistan Dışişleri  Bakanı Yorgo Papandreu'nun Reykjavik'teki NATO İlkbahar  Toplantıları çerçevesinde Türk meslektaşı İsmail Cem ile yaptığı  görüşmede ilerleme sağlanamadığı kaydedilmektedir. Yorumda,  İspanya Başbakanı Jose-Maria Aznar'ın, daha ocak ayında, bin   kişilik Makedonya misyonunun, kendi dönem başkanlıklarının en  öncelikli konularından birisi olduğunu açıkladığı, Atina'ya,  ayrıntıları açıklanmayan bir mektup ile bir uzlaşma önerisinde  bulunduğu, ancak şimdiye kadar cevap alamadığı ifade edilen  yorumda, bu beklentilerin de boşa çıkması tehlikesinden söz  edilmektedir. Pique'nin, "30 Haziran son şans" dediğine dikkat  çekilen yorumda, bu tarihten sonra Yunanistan'ın önce AB Askeri Komitesi'nin, 1 Ocak'tan itibaren de AB Dönem Başkanlığı'nı  üstlenecek olmasının sorunların çözümünü kolaylaştırmayacağı  ileri sürülmektedir. Yorumda, ayrıca şu ifadelere de yer  verilmektedir: "NATO Genel Sekreteri Lord Robertson, şüphesiz Avrupalıların kendi kendilerini engellemelerini memnuniyetle  izliyor: İttifakın öneminin sorgulandığı dönemlerde Robertson,  Balkan misyonlarını NATO'nun öneminin delili olarak memnuniyetle  öne sürüyor. Robertson ayrıca, AB'nin işbirliği anlaşması olmadan  kendi askeri yapılanmasını gerçekleştireceğine de inanmıyor.  Genel Sekreter, AB üyelerinin dar bütçeleri nedeniyle askeri  oluşumlarda iki ayrı yapılanma olacağını da sanmıyor."

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (16/05) "Türkiye Basın  Yasasını Kabul Etti" başlıklı ve Rainer Hermann imzalı yazısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto ettiği Basın Kanunu'nun  (RTÜK) Parlamento'da bir kez daha kabul edildiği bildirilmekte, Cumhurbaşkanı Sezer'in, sadece Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak  elektronik medyaya ilişkin (RTÜK) kanunun iptalini isteyebileceği  ileri sürülmektedir. Yeni yasanın içeriğinden söz edilen yazıda, Cumhurbaşkanının yasayı, "Türkiye'nin AB'ye adaylığı çerçevesinde   saygı göstermesi gereken demokratik normlara aykırı olması,  elektronik medyada tekelleşmeyi mümkün hale getirmesi ve yüksek  para cezaları nedeniyle de düşünce özgürlüğünü sınırlaması"  gerekçesiyle iade ettiği vurgulanmaktadır. Yazıda, ayrıca, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen'in sözcüsü Filori'nin, Türk haber kanalı NTV'ye yaptığı açıklamada, yeni  yasanın Kopenhag kriterleriyle uyumlu olmadığını söylediğine  dikkat çekilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Die Presse gazetesinin (16/05) "BM Genel Sekreteri Kofi  Annan Kıbrıslıların Katı Direnişiyle Karşılaştı" başlıklı ve Jan  Keetman imzalı yazısında, Annan'ın Kıbrıs ziyareti ele alınmakta,  Rumlar ve Türklerin bir çözüme yaklaşamadığı, Türkiye'de hükümetin  doğru bir Kıbrıs politikası konusunda tartıştığı belirtilmektedir.  BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Orta Doğu sorunundaki tarafların  taş gibi tutumuyla karşılaştıktan sonra, Kıbrıs'ta da esaslı bir  direnişle yüz yüze geldiği ifade edilen yazıda, KKTC Cumhurbaşkanı  Rauf Denktaş'ın Annan'a, Akdeniz adasında barışçıl bir  çözüm için  zamanın henüz olgunlaşmadığını söylediği ve AB'nin takvimini  reddettiği bildirilmektedir. Denktaş ve Kleridis'in görüşmelerde  ödün vermedikleri belirtilen yazıda, Annan'ın katalizör olarak  yaptığı bu ziyaretin, "şaşırtıcı bir şekilde" Türk hükümeti içinde  Kıbrıs politikası üzerine şiddetli tartışmalara neden olduğu ileri sürülmektedir. Başbakan Ecevit'in Denktaş'a tam destek verdiği,  Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de Denktaş'ın safında yer aldığı  kaydedilen yazıda, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın AB  politikasından ve Bakan Cem'in de dış politikadan sorumlu oldukları  için yetkilerin açık olmadığına dikkat çekilmektedir. Yazıda,  ayrıca, "Bakan Cem'e göre Türkiye'nin AB'ye üyelik  müzakerelerini engelleyen üç kritik konu var: Hala kaldırılmamış  ölüm cezası, lisan politikası ve çoğunlukla Kürtlerin oturduğu  dört ildeki olağanüstü halin kaldırılması. Buna karşın Yılmaz  Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesinden yana. Buna gerekçe  olarak da Türkiye'nin AB üyeliğinin Brüksel'de sürüncemede  tutulacağını, Yunanistan'ın vetoyla tehdit edebileceğini gösteriyor.  Yani, Kıbrıs sorunu Türk hükümetinin ihtiraslarının üzerinde de Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor. Ankara'daki hükümet  çevrelerinden edinilen bilgilere göre, Türk tutumunun  sertleştirilmesinde, AB'yi Türkiye'nin üyeliği konusunda daha  fazla kolaylık göstermeye zorlamak isteği yatıyor. Ayrıca aşırı  milliyetçi kesim de yatıştırılmak isteniyor" ifadelerine de yer verilmektedir.

            Reuter'in (İngiltere Basını,16/05) "Kıbrıslı Türk Lider BM'ye  Sıcak Bakarken AB'ye İçerledi" başlıklı ve Claudia Parsons imzalı haberinde, 

            Neue Zürcher Zeitung'un (İsviçre Basını,16/05) "Annan'ın  Kıbrıs'ta Arabuluculuk Çabaları" başlıklı haberinde de aynı konuya  yer verilmektedir.

            Wiener Zeitung'un (16/05) "NATO Toplantısı Başarılı Olmadı"  başlıklı haberinde, Yunanistan ile Türkiye arasındaki  gerginliklerin, Kıbrıs görüşmelerinin yanı sıra, sonbaharda  başlaması planlanan "AB Müdahale Birliği" projesini "baltaladığı", dolayısıyla Avrupa Birliği'ni "bloke ettiği" ifade edilmektedir.  AB Birliği'nin Makedonya'da aktif bir rol oynayabilmesi için şart  olan, AB-NATO askeri işbirliği anlaşması planının hala gerçekleştirilemediği, bu iki organizasyonun temsilcilerinin  Reykjavik'te buluşmasından sonra anlaşıldığı belirtilen haberde,  NATO'da AB'ye üye olmayan Türkiye'nin, AB Müdahale Birliği'nin  Ankara'nın onayı olmadan, Türkiye'nin çıkarlarının söz konusu  olduğu alanlarda kullanılmaması yolunda ısrar ettiği, ancak,  Türkiye'nin  anlayışla karşılayabileceği sinyalini verdiği bir  güvencenin, AB üyesi Yunanistan tarafından engellendiği  kaydedilmektedir. Bir uzlaşmaya varılması için öngörülen sürenin  giderek kısaldığına işaret edilen haberde, İspanyol Dışişleri  Bakanı Josep Pique'nin, ülkesinin AB başkanlığı süresinde, yani  haziran sonuna kadar bir uzlaşmaya varılması gerektiğini söylediği aktarılmaktadır.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Ethnos gazetesinde (16/05) "Ulusal Konularda 'Perde  Arkasında' Kaydedilen Gelişmeler" başlığı ile yayımlanan bir  başmakalede, Kıbrıs sorunu ele alınmakta, BM Genel Sekreteri  Kofi Annan'ın adaya yaptığı ziyaretin önemine işaret edilmektedir.  AB üyeliğinin yaklaşması sebebiyle adadaki siyasi sorunun  çözümlenmesi gerektiği için değil, nasıl bir çözüm formülünün uygulanacağının önemli olduğu ve buna bağlı olarak Kıbrıs  meselesinin gündemde kalacağı ifade edilen yazıda, adayı  ziyaret etmekte olan Annan'ın, Kıbrıs sorunu konusunda taraflar  arasında bir uzlaşmanın sağlanmasını istediği, bir ara çözümün uygulanmasına da sıcak baktığı kaydedilmektedir. "Bu şekilde  Kıbrıs sorununun çözümü yolunda gelişmeler kaydedildiği izlenimi verileceği, Kıbrıs'ın AB üyeliğine ilişkin gelişmelerin daha  rahat kaydedileceği ve Türk-Yunan ilişkilerindeki olumlu havanın  da bozulmayacağı" belirtilen yazıda, "Bu arada, Başbakan  Simitis'in Kıbrıs'ın AB üyeliğinin gerçekleşmesi amacıyla  Yunanistan'ın AB yasalarından faydalanacağı yolunda açıklama  yapma gereğini duyması Kıbrıs'ın AB üyeliğinin kolay olmayacağını, zorlukların çıkacağını ortaya koyuyor. Başbakan bu açıklamasıyla zorluklara rağmen AB üyesi diğer ülkelere Yunanistan'ın bu konuda  geri adım atmayacağını göstermek istedi. Öte yandan, Simitis'in,  Avrupa Ordusu konusunda ise  Yunan ulusal çıkarlarına ters  düşen anlaşmaları kabul etmesi söz konusu değildir.Ulusal  sorunlarımızın çözümlenmesi çok zor olabilir, ancak artık  Yunanistan uluslararası alanda sesini yükseltme gücüne sahip  bir ülkedir" denilmektedir.

17/05/2002   13:15:49

 

 

ESKİ SAYILAR