29/05/2002     

 

 

            ANKARA, 29/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  28 Mayıs 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (28/05) "Türkiye'nin Milliyetçi Lideri AB'ye Giriş  İçin Şartlar Öne Sürdü" başlıklı haberinde, Başbakan yardımcısı  Devlet Bahçeli'nin resmi geziye çıktığı Çin'den, Öcalan'ı idam  edip etmeme konusunda oylama yapılması için meclise izin  verildiği takdirde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma  girişimini ilerletmeyi amaçlayan önlemlere katılacağını  söylediği bildirilmektedir. Türkiye'nin idam cezasını  kaldırmasınının AB'nin talepleri arasında olduğuna dikkat  çekilen haberde, Türkiye'nin, Öcalan'ı, 1999 yılında ölüm  cezasına mahkum  etttiği, Öcalan'ın avukatlarının bu konuda  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdukları, infaz  edilmeden önce idam cezasının meclis tarafından onaylanmasının  gerektiği hatırlatılmakta, ancak, 1984'ten bu yana hiçbir  hükümetin idam cezasını oylamaya sunmadığına işaret  edilmektedir. Bahçeli'nin, Türkiye'nin, idam cezasını  kaldırmak ve Türkiye'deki Kürtlere daha fazla kültürel  hak tanımak gibi AB'nin talep ettiği reformlarda ilerleme  kaydedebilmesi  için, “Öcalan'ın adadaki tek mahkum olduğu  hapishaneden  maksimum güvenliği olan bir hapishaneye nakli,  AB'nin, eski PKK asilerinden oluşan Kürdistan Özgürlük ve  Demokrasi Kongresi'ni (KADEK) terör örgütleri listesine  alması, Kürt asilerin silahlı mücadelelerini bıraktıklarına  dair 'ikna edici' bir açıklama yapması, Kürt asilerin Türk  Anayasası'na bağlılıklarını ifade  etmesi” gibi dört şart  ileri sürdüğü belirtilen haberde, Bahçeli'nin özel NTV kanalı  tarafından iletilen açıklamasının, Türkiye'nin adaylık  girişimini teşvik etmek için ülkenin başlıca siyasi parti  liderlerine çağrıda  bulunan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet  Sezer'le haziran ayında  yapacağı toplantıdan önce geldiğine  dikkat çekilmektedir. Haberde, ayrıca, birçok uzmanın  Türkiye'nin AB girişiminin çok önemli bir dönemece girdiğine  inandığı, eğer hükümet reformlara hız verirse, Türkiye'nin,  bu yılki üyelik görüşmeleri için bir takvim elde edebileceği kaydedilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Financial Times gazetesinde (28/05) "Avrupa: Yunanistan,  Türkiye'nin AB Gücünde Alacağı Rol Konusundaki Tartışmayı  Daha da Körüklüyor" başlığı ve Kerin Hope imzasıyla yayımlanan  ve Internet'ten sağlanan haberde, Yunanistan Başbakanı Kostas  Simitis'in, NATO zirvesi  öncesinde, muhalefetteki siyasi  partilerden de aldığı destekle Türkiye'nin, planlanan AB Acil  Müdahale Gücü içindeki rolü  konusundaki tartışmayı daha da  körükleyen ifadelerde bulunduğu bildirilmektedir. Yunanistan'ın,  AB'nin, bu yıl Makedonya'daki ilk askeri  operasyonunu başlatma  planlarını tehlikeye sokacak derecede  sert bir tutum içinde  olduğu, şu anda NATO'nun önderliğinde  yürütülen "Amber Fox"  barışgücü görevinin, ekim ayında Avrupa  Güvenlik ve Savunma  Politikası (AGSP) kapsamında Avrupalılar  tarafından  devralınacağı belirtilen haberde, AB'ye üye olmayan ancak  bir NATO üyesi olan Türkiye'nin,  Güc'ün, ihtiyacı olduğu  NATO planları ve varlıklarına  erişimini sağlamaya isteksiz  olduğu ve bunun, stratejik olarak  önem taşıyan Ege Denizi  ya da Kıbrıs'ta aleyhine  kullanılabileceğinden endişelendiğine  işaret edilmektedir. Simitis'in, AGSP  konusunda milliyetçi  duyguları harekete geçirme çabalarının  gerisinde, Yunanistan'a,  Ege Denizi'ndeki egemenlik  konusunda Türkiye ile olan  anlaşmazlıkları nedeniyle  benzer teminatlar verilmesi için  AB Güvenlik ve Dış Politika  Yüksek Komiseri Javier Solona'yı  ikna etmekte gösterilen  başarısızlığın yattığı ifade edilen  haberde, Başbakan Simitis'in, Yunanistan'ın Lamia şehrinde  haftasonu sosyalist destekçilerine, "NATO'nun 'Ankara metni'ni  kabul etmiyoruz ve bunun onaylanmamasını temin etmek için  savaşacağız, çünkü Yunanistan'ın gelecekte sorunlar yaşamasını istemiyoruz" dediğine dikkat çekilmektedir. Simitis'in AGSP  üzerinden popülist taktikler geliştirmeye yönelişinin, iç  sıkıntıların da bir yansıması olduğu ileri sürülen haberde, sosyalistlerin, ekim ayındaki yerel seçimlerde büyük kayıplar  verileceği yolundaki endişelerinin, Simitis'in, partiyi,  önümüzdeki yıl seçimlere götürüp götürmemesi konusunda  tartışmaya yol açmış bulunduğuna işaret edilmektedir.

            MISIR BASINI:

            El-Hayat gazetesinin (28/05) "Türkiye ve Avrupa ile  İlişkisi" başlıklı ve Iraklı yazar Nusret Merdan imzalı  yorumunda,Türkiye-AB ilişkisi ele alınmakta, ülkenin Avrupa  Birliği'ne katılma şartları  konusunda sıkıntıları bulunduğu  ileri sürülmektedir. Türkiye'deki mevcut koalisyon hükümetinde  yer alan Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP)  ve Milliyetçi Hareket  Partisi (MHP)'nin Avrupa Birliği'nin  şartlarını yerine getirme  dereceleri üzerinde görüş ayrılığı  içerisinde oldukları ileri sürülen yorumda, Türk ordusunun da  zaman zaman, bu durumdan rahatsızlık  duyduğu belirtilmektedir. Anlaşmazlığın, esasta AB'ye üye olma konusundan kaynaklanmadığı,  asıl sorunun, AB'ye tam üyeliğin gerçekleşmesi yolunda  Türkiye'nin yerine getirmesi gereken koşullardan kaynaklandığı  kaydedilen yorumda, bu koşulları  Türkiye'deki siyasi çevrelerin hazmetmeleri ve istenilen  zaman diliminde yerine getirmelerinin  mümkün olmadığı, çünkü, bu koşulların özünde Kıbrıs davası,  idam cezasının kaldırılması ve Kürt azınlığa kültürel hakların  verilmesi gibi konularda ödünler verilmesi taleplerinin yer  aldığına işaret edilmektedir.

            Avrupa Birliği'nin istediği şartların yerine  getirilmesinin Türkiye'nin üniterliğini tehlikeye sokacağını  düşünenlerin bulunduğu ifade edilen yorumda, bu yönde  düşünceye sahip olanların, Türkiye'nin siyasi ve coğrafi  durumunun, daha önce AB'ye üyelik şartlarını yerine getiren  ülkelerden farklı olması nedeniyle, Türkiye'nin siyasi  stratejik konumuna uygun olarak bu şartları uygulamadan geri  adım atmasının daha uygun olduğu ve Türkiye'nin, 27 devletten  oluşan  AB'den beklentilerinin gerçekleşmeyeceği görüşünde  oldukları belirtilmektedir. Ne zaman şartları yerine  getirmesi yolunda Türkiye'ye yönelik baskılar artsa, AB'ye  üye olunmaması yönünde bir cepheleşmenin meydana geldiği  ve AB'ye alternatif fikirler önerildiği belirtilen yorumda,  bu cephenin savunucularının, AB yolunda siyasi ödünler  verilmesi yerine, idam cezasının kaldırılmasına gerek  duyulmayacak, Kürt sorunu ve Kıbrıs meselesiyle ilgili bir  talepte bulunulması söz konusu olmayacak şekilde İsrail ve  Meksika gibi ülkelerin ABD ile ekonomi ve güvenlik alanlarında  anlaşmalara gidilmesi benzeri adımlar atılmasının daha  yararlı olacağını belirttikleri kaydedilmekte, şu ifadelere  yer verilmektedir: “Ancak bu tür yönelişlere karşı temkinli  olmak gereklidir. Süper güç konumundaki ABD'nin dahi özel  şartları bulunmaktadır. ABD emretmeye, müttefik ülkeler de  emirlerine itaat etmeye alışkındır. Türkiye'nin AB'ye tam  üyelik şartlarına uyum sağlama sorununun artmasıyla birlikte,  AB dışında bir alternatif arama yönünde hareketlilik de  artacaktır. Türkiye, ABD gibi süper bir güçle anlaşma ve  pakt yapma tercihinde bulunacak mıdır, yoksa Türkiye sadece  'önce uygula, sonra tartış' metoduyla kabullenmeye hazır  bir hale mi gelecektir? Bu sorulara kesin yanıtı önümüzdeki  dönem gösterecektir. Zira Türkiye, AB'ye katılma taraftarlarıyla,  ABD ile güvenlik ve ekonomi alanında pakt yapma taraftarları  arasında hararetli tartışmalara sahne olacaktır... Sorun bir  ölçüde yönetim değişikliği ve anlaşmazlıkların  sıkıntısını  yaşayan devletteki yönetim kriziyle ilgilidir. Bu  sorun ve  krizlerin askeri, yönetimi doğrudan ele almaya itmesi  nedeniyle, Avrupa'da, Türkiye'nin AB'ye üye olmaya layık  olmadığı şeklinde bir imaj oluşturacaktır.”

            KIBRIS RUM BASINI:

            Alithia gazetesinin (28/05) "Başlıca Engel" başlıklı  yorumunda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Türkiye-Avrupa  ilişkileri konusunda Cumhurbaşkanlığı'nda bir liderler  toplantısı gerçekleştireceğini duyurarak, Avrupa hedeflerinde  gözlemlenen zorluğun ve çekincelerin  aşılmasıyla ilgili  girişimde bulunmasının, Türkiye'nin Avrupa tarafından tecrit  edilmeye doğru sürüklendiği ve başarılı olmak için çaba  harcaması gerekeceği olayını doğruladığı ileri sürülmektedir. Cumhurbaşkanı Sezer'in yaptığı açıklamada, "AB üyeliği halkın  büyük bir bölümünün desteklediği çağdaşlaşma hedefidir. Bu  ulusal konuya, partiler üstü bir zihniyetle yaklaşmamızı  mümkün kılacak olan bir anlayışın şekillendirilmesi ve 2002  yılı içinde Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde aciliyet  gerektiren adımların atılması gerekmektedir" dediği aktarılan  yorumda, “Türkiye'nin çıkarları ve yönelimleri gerçekten  ortadadır. Türk siyasi liderliğinin Kıbrıs sorununda tamamıyla  kısır bir politikada ısrar etmesi anlamsızdır. Bu politika,  tüm  ilgili tarafların zararınadır ve ülkenin Avrupa yolundaki  başlıca engelidir” denilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            El-Liwaa gazetesinde (28/05) "Türkiye ve Avrupa Birliği:  40 Yıldır Bekleme Listesinde" başlıklı ve Adnan  Hoteit imzalı  yazısında, Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, 80'li yılların  sonlarında Türk-Avrupa ilişkilerini konu alan kitabına atıfta bulunulmakta, Özal'ın, Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na girme  çabası bölümünde eski filozof Heracles'in "Muhalifler arasında  gerilim iyi bir durumdur. En güzel uyum  şekilleri mücadeleden  doğar ve her şey ihtilaflar aracılığıyla  gelişme gösterir"  sözlerine yer verirken ayrıca, "Avrupa  Topluluğu'na üye olmak  için üç temel koşul gerekmektedir: Birincisi, ülke, Avrupa  Topluluğu'na girmek konusunda istekli  olmalıdır. İkincisi,  ülke demokrat olmalıdır.Üçüncü koşul ise,  ülkenin ekonomik  seviyesi Roma Antlaşması gereğince üzerine  düşen yükümlülükleri  yerine getirmeye uygun olmalıdır" dediğine dikkat çekilmektedir.

            Bu kitabın yayımlanmasından birkaç yıl sonra Özal'ın bir  tür üzüntü ile daha sonra Avrupa Birliği adını alan Avrupa  Topluluğu'nun, Türkiye ile temasındaki yavaşlığının nedeninden  söz ettiği, o dönemde kendisiyle yapılan bir röportajda,  Avrupa ülkeleri başkanlarının çoğu ile buluştuğunu ve onlarla  her görüşmesinde diyaloğun temel konusunu üyelik meselesinin  oluşturduğunu söylediğine işaret edilen yazıda, şu ifadelere  yer verilmektedir: “Özal, görüştüğü herkesin bu gecikmenin  nedenini aklamak için peş peşe nedenler ileri sürdüklerini  ve kendisinin bu bahanelere tek tek ikna edici cevaplar  verdiğini söylüyordu. Özal, 'Avrupalının elinde ileri süreceği  bir neden olmadığı zaman şöyle diyecektir: 'Ama Sayın  Cumhurbaşkanı, Türkiye  Müslüman bir ülkedir' diyordu. Anlam  açıktı, hatta son derece netti. Önce AT, sonra AB olan bu  birlik, bir Hristiyan kulübüdür ve Avrupalı yöneticilerin  çoğu, nüfusunun yüzde 98'ini Müslümanların oluşturduğu bir  ülkenin bu kulübe üye olmasının mümkün olacağını tasavvur  etmemektedir. Bu gerçek daha sonra ANAP'ta Özal'ın halefi  olan ve daha  sonra Başbakan olan Mesut Yılmaz'ın da yüzüne  vuruldu. Yılmaz, bunu, özellikle de bazı Avrupalı partilerin  Türkiye'nin Birliğe üyeliğine karşı çıkışlarında seslerinin  yükseldiği dönemlerde birçok kere dile getirmişti.”

            YUNANİSTAN BASINI:

            Kathimerini gazetesinin (28/05) "Ankara'yı, Avrupa  Birliği'ne Üyelik Girişiminin Başarısızlıkla Sonuçlanacağı  Korkusu Sarmaya Başladı" başlıklı ve Burak Bekdil imzalı  yazısında, AB üyeliğinin koalisyon liderleri arasında  tartışmalara yol açtığı ileri sürülmekte, gerçekleştirilen  son liderler zirvesinde, “idam cezasının kaldırılması ve  Kürtçe eğitim ve yayın yasaklarının kaldırılarak Kürtlere  verilen hakların geliştirilmesi” konularının görüşüldüğü,  ancak bir uzlaşmaya varılamadığı kaydedilmektedir. Bir kere  daha Ankara'nın, AB'ye üyelik girişiminde başarısızlığa  uğrama eğiliminde olduğuna işaret edilen yazıda, bunun  nedeninin, “Kıbrıs ve erken seçim söylentileri” olabileceği belirtilmektedir. Yazıda, ayrıca, Türkiye'deki bazı  siyasetçilerin, AB üyeliği için herhangi bir çaba harcamaya  değip değmeyeceğini merak ettikleri, Ankara'daki AB yanlısı  politikacıların, koalisyonun milliyetçi kanadını, AB kriterleri  için gerekli olan reformların hızlandırılması planlarına   engel olmakla suçladıkları, milliyetçilerin ise, Brüksel'in,  Kıbrıslı Rumları üyeliğe kabul etme kararı alır almaz  Türkiye'nin her halükarda AB ile arasındaki köprüleri atması  gerekeceğini söylediklerine dikkat çekilmektedir. AB'ye  üyelik konusundaki tartışmalara bir son vermek düşüncesinde  olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, liderler arasında  düzenlemeyi planladığı Haziran'da yapılacak AB zirvesinin  önemine işaret edilen yazıda, zirveden bir mucize beklemenin  çok iyimser bir tavır olacağı, ancak tartışmak için bir forum  yapılmasının ise her zaman faydalı olacağı vurgulanmaktadır.

 

             

           

ESKİ SAYILAR