|
03/06/2002 ANKARA, 03/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 31 Mayıs,1,2 Haziran 2002 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: ABD BASINI: AP'nin (31/05) "AB, Milli Güvenlik Kurulu'nun Reform Önerilerini Memnuniyetle Karşıladı" başlıklı haberinde, Avrupa Birliği'nin, Milli Güvenlik Kurulu'nun, AB üyelik görüşmelerini başlatacak kriterlerin karşılanması için ölüm cezasının kaldırılması ile daha demokratik reformların getirilmesi konusunda yaptığı önerileri memnuniyetle karşıladığı bildirilmektedir. AB sözcüsü Jean-Christophe Filori'nin, "bunların doğru yönde atılmış adımlar, olumlu işaretler olduğunu" söylediği ve Türk hükümetini, "bir an önce" reformlara girişmesi için teşvik edici ifadelerde bulunduğu, ayrıca Türkiye'nin daha fazla basın özgürlüğü ve azınlık haklarını da içeren diğer iktisadi ve siyasi reformları daha da pekiştirmesi gerektiğini belirttiği aktarılan haberde, Türkiye'nin, AB'ye girecek 13 adaycdan biri olduğu, ancak üyelik görüşmelerinin başlaması için gerekli kriterlerin tümünü henüz karşılamış olmadığı ifade edilmektedir. Haberde, ayrıca, AB'nin, Türkiye'nin resmi bir azınlık grubu olarak tanınmayan 12 milyon Kürde eşit haklar vermesi yönünde baskı uyguladığı, ölüm cezasını da kaldırması gerektiği belirtilmektedir. The Washington Times gazetesinin (01/06) "AB Kapısı 'Kapanıyor'" başlıklı ve David R. Sand imzalı Internet'ten sağlanan yazısında, Batı Avrupa'da göçmen karşıtı hareketlerin giderek artan potansiyelinin, Avrupa Birliği'nin 12 Orta ve Doğu Avrupa devletini kendi içlerine almayı öngören genişleme planlarını tehdit ettiği ileri sürülmekte, konuyla ilgili AB Komiseri Gunhter Verheugen'in açıklamasına yer verilmektedir. Göçmen karşıtı siyasi partilerin çeşitli Avrupa ülkelerinde yapılan seçimlerde büyük bir varlık göstermeleri üzerine, AB liderleri ve birçok aday ülke yetkililerinin, AB üyesi ülkelerde seçmenlerin, göçmen akını dolayısıyla iş bulma konusunda kıyasıya bir rekabetin yaşanmasından korktukları için yeni devletlerin üye olarak kabul edilmesine karşı çıkacaklarından korkmaya başladıkları ifade edilen yazıda, üyelik müzakerelerine başkanlık eden AB Komiseri Gunhter Verheugen'in Kopenhag'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Genişleme için açılan kapının kapanmakta olduğuna ilişkin açık bir tehlike vardır. Bütün Avrupa'da popülist hareketlerin, önümüzdeki seçimlerde, Avrupa'nın bütünleşmesine saldırmak için çekici bir hedef olarak gördükleri genişleme sürecini istismar etmeleri tehlikesi vardır" dediğine işaret edilmektedir. Yazıda, şimdiye kadar, AB ülkelerinin göçmen karşıtlığı konusundaki öncelikli endişelerinin, ağırlıklı olarak Arap dünyasından, Müslüman dünyasından, Türkiye ve Afrika'dan gelen göçmenler üzerine yoğunlaştığı belirtilen yazıda, AB'ye üye 15 ülkenin içişleri bakanlarının Roma'da yaptığı toplantıda kaçak göçmenler konusunun gündeme damgasını vurduğu ve 11 Eylül sonrasında artan uluslararası terör korkusunun, ülke içinde suç oranlarına ilişkin artan korkuyla birleşerek siyaset sahnesindeki değişim rüzgarlarına güç kazandırdığı kaydedilmektedir. AB bölgesinde yaşayan 13 milyon yabancının dörtte birinden fazlasının aday ülkelerden göç etmiş kişiler oldukları belirtilen yazıda, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox'un yaptığı açıklamada, göçmen aleyhtarı partilerin güç kazanmalarına rağmen AB üyesi devletlerin yeni üyelerin kabulünü onaylayacakları tahmininde bulunduğu aktarılmaktadır. ALMANYA BASINI: Stuttgarter Zeitung'un (02/06) "Türkiye'de Reform Yönünde Adımlar" başlıklı ve Jan Keetman imzalı Internet'ten sağlanan yazısında, uygulamasına ilk kez 1987 yılında başlanan olağanüstü hal uygulamasıyla ilgili olarak MGK'nın son toplantısında Hakkari ve Tunceli'de kaldırılması, Diyarbakır ve Şırnak'ta ise son kez uzatılması yönündeki kararının, AB Komisyonu tarafından olumlu karşılandığı bildirilmektedir. “Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin AB tarafından talep edilen reformları uzun süre ihmal etmesinden sonra, artık askerlerin vesayetindeki MGK'nın giderek daha çok siyasi rotayı belirlemeye başladığı” ileri sürülen yazıda, gerek Kürtçe eğitim konusunda gerekse idam cezasıyla ilgili olarak da MGK'nın olumlu önerilerinden söz edilmektedir. Bu gelişmeye paralel olarak son zamanlarda hükümet içindeki “engelleyeci taraf olarak görülen” Devlet Bahçeli liderliğindeki milliyetçi sağ MHP'den de olumlu işaretler geldiği vurgulanan yazıda, “Diğer bir soru ise, askerlerin yaptığı önerilerin gerçektende uzun yıllardır beklenen AB'yle üyelik müzakereleri yolunu aralayıp aralamayacağı, çünkü Türkiye, Avrupa'yla yakınlaşmasından önce Kıbrıs sorununda siyasi çözüm bulunmak zorunda. Ancak paşalar bu çok tartışmalı konuya dikkat çekici şekilde mesafeli yaklaşıyorlar” denilmektedir. AZERBAYCAN BASINI: Yeni Musavat gazetesinde (31/05) "Türkiye'nin Avrupa Yolu" başlığı ve Gabil Hüseyinli imzasıyla yayımlanan yazıda, Türkiye'nin, zor bir siyasi seçimle karşı karşıya bulunduğu, kısa bir süre içerisinde Avrupa Birliği ile ilgili siyasi çizgisindeki bütün temel noktaları belirleme zorunda olduğu, asıl söz konusu olanın ise Birliğe üyelikle ilgili olarak üstlenilenlerin yerine getirilip sonuçta bu kurumla üyelik müzakerelerinin başlatılması olduğu ifade edilmektedir. AB'nin Türkiye'den taleplerinden söz edilen yazıda, taleplerin yerine getirirlmesinin zorluğu dile getirilmekte ve “Türkiye'nin çok kritik bir durumla karşı karşıya bulunduğunu itiraf etmek gerekir. Türkiye, ya bu talepleri kabul edip Avrupa ailesine girecek ya da bunları reddederek elli yıldan fazladır devam eden Avrupa Birliği sevdasına son verecektir” denilmektedir. Yazıda, Türkiye'de nüfusun büyük kısmının birliğe üyelikten yana olduğu, birliğe üyeliğin, yeni iş yerleri, ekonomik refah, gelişmişlik düzeyinin yükselmesi ve yeni bir uygarlığa giriş anlamına geldiğinin düşünüldüğü, bu konuda TÜSİAD'ın yayımladığı bildirinin büyük anlam taşıdığı vurgulanmakta, yalnız MHP'nin farklı bir tutum sergilediğine de işaret edilmektedir. MGK toplantısının ele alındığı yazıda, toplantıda, AB ile ilgili bütün meselelerin tartışıldığı, ayrıca, idam cezasının kaldırılması, Kürtçe meselesi, Kıbrıs problemi konularında önemli kararların alındığı belirtilmekte ve “Türkiye yol ayrımındadır. Bugünlerde alınacak siyasi kararlar, Türkiye'yi yeni bir yola yöneltebilir. Bu yolun AB yolu olacağını söyleyenler çoğunluktadır. Kötümserlerin sayıları ise hızla azalmaktadır. Yani Aralık 2002'de Kopenhag'da yapılacak olan AB zirvesi, katettiği mesafeyi dikkate alarak Türkiye'yi birliğe almak için müzakerelere başlama startı verebilir. Bu ihtimal bir hayli gerçekçi görünmektedir” denilmektedir. BELÇİKA BASINI: Le Soir gazetesinde (31/05) "Ankara Brüksel'den Uzaklaşıyor" başlığı ve Eric Biegala imzasıyla yer alan yorumda, Ankara'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı ele alınmakta, toplantının, Türkiye için önemli olduğu kadar güçlüklerle de dolu olan Kıbrıs ve Avrupa Birliği konularının görüşülmesi bakımından önemine işaret edilmektedir. Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin katılmadığı, dolayısıyla “yönetimin generallere bırakıldığı” ifade edilen yorumda, “Türkiye'nin giderek AB'den uzaklaştığı” iddiasında bulunulmaktadır. Bahçeli'nin, Pekin'den yaptığı açıklamada, herhangi bir reform yapabilmek için önce beş şartın yerine getirilmesini istediği hatırlatılan yorumda, bu şartlardan biri olan silahlı Kürt militanlarının teslim olmaları konusundaki isteğine değinilmekte ve şu değerlendirme yapılmaktadır: “Aşırı milliyetçi kanat, Avrupa'nın, temel hakların korunması kisvesi altında 'ülke topraklarını gizlice bölmek' istediğini ileri sürerek Kürt dosyasıyla AB dosyasını birbirine karıştırıyor. Gazetelerde sık sık gösterilen delil ise, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupalılar tarafından hazırlanan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntılarını paylaşmayı öngören bir planın somut olarak varlığı üzerine dayandırılıyor; Sevr Anlaşması, bağımsız bir Kürdistan'ı öngörüyordu, ancak hiçbir zaman yürürlüğe girmedi. Bugünün Avrupa Birliği ile geçmişteki Avrupalı güçlü devletlerin mantığını birbirine karıştırmak, Türkiye'de çok sık rastlanan birşey. Avrupalılara karşı olan güvensizliği askerler de gösteriyor: Öyle ki, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç mart ayında yaptığı bir konuşmada, AB ile ilişkileri koparmayı ve İran ile Rusya'ya yaklaşmayı önermişti. Ama herşeye rağmen Türkiye, demokratikleşme konusundaki tüm taahhütlerini yerine getirmekten uzak da olsa, bütünleşme süreci resmi olarak yürütülüyor. Kürt çoğunluğun yaşadığı şehirlerde olağanüstü halin kaldırılması, Kürtçe eğitimin yasallaşması veya televizyonda kullanılması sorun teşkil ediyor... Hatta, Kürt lider Abdullah Öcalan'ın başını kurtarmaya yarayabilecek idam cezasının kaldırılması bile...” İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (31/05) "AB Yolunda İlerleyen Türkiye Olağanüstü Hal Uygulamasını Hafifletiyor" başlıklı ve Ayla Jean Jackley imzalı haberinde, Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra yapılan açıklamada, Kürtlerin çoğunlukta olduğu güneydoğuda olağanüstü halin kaldırılabileceğinin belirtildiği, bunun da, Türkiye'nin insan hakları konusunda ilerleme sağladığını görmek isteyen AB tarafından istenen bir davranış olduğu vurgulanmaktadır. Milli Güvenlik Kurulu'nun ayrıca, Türkiye'yi Avrupa Birliği üyeliğine götürecek yoldaki reformlara da hız verileceğini belirttiğine işaret edilen haberde, AB diplomatlarının, güneydoğudaki durumun normale döndürülmesinin AB ile üyelik görüşmelerine başlamayı bekleyen Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sicilini geliştirme gayretleri açısından önemli olduğunu söyledikleri kaydedilmektedir. Başbakan Bülent Ecevit'in sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı MGK toplantısında Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusu ile yakından ilgisi bulunan Kıbrıs sorununun da görüşüldüğü ifade edilen haberde, AB'nin Türkiye'den değiştirmesini istediği konular arasında ölüm cezasının kaldırılması, Kürtçe yayın ve eğitime getirilen sınırlamaların hafifletilmesinin de yer aldığı, ancak bazı kesimler tarafından bu tür değişimlerin Türkiye'nin bütünlüğünü ve güvenliğini tehdit edici adımlar olarak değerlendirildiğine işaret edilmektedir. YUNANİSTAN BASINI: Yunanistan Radyo-TV Kurumu'nun (31/05) "Türkiye Milli Güvenlik Kurulu AB'den, Üyelik Görüşmelerinin Başlaması Konusunda Kesin Bir Takvim İstedi" başlıklı haberinde, Milli Güvenlik Kurulu toplantısından söz edilmekte, toplantıdan sonra yapılan açıklamada, Türkiye'nin AB'den, üyelik görüşmelerinin başlaması konusunda kesin bir takvim istediği ve Kıbrıs konusunda da doğrudan görüşmeler çerçevesinde Rauf Denktaş'ın çabalarını desteklediğinin dile getirildiği bildirilmektedir. Açıklamada, Ulusal Program'dan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi çabalarının hızlandırılması gerektiğinin vurgulandığı belirtilen haberde, Başbakan Bülent Ecevit'in, sağlık nedenlerinden dolayı toplantıya katılamadığına işaret edilmektedir.
|