06/06/2002     

           

 

            ANKARA, 06/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  5 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            Washington Times gazetesinin (05/06) Internet sayfasında  "Yunanistan ve Türkiye, AB'nin Acil Müdahale Gücüne Engel  Oluyor" başlığı ve Martin Walker imzasıyla yayımlanan bir makalede,  NATO ve Avrupa Birliği'nin üst düzey yetkililerinin, AB'nin Acil  Müdahale Gücü oluşturma çabalarının önünü kesen ve zaten AB'nin Makedonya'da barış gücü misyonunu  devralma planlarını yolundan  çıkaran, Yunanistan ile Türkiye arasındaki uzlaşmazlığı çözmek  için yoğun çaba sarfettikleri belirtilmekte, Bush yönetiminin de  bu çabalara dahil olduğuna, zira en  muhtemel çözümün, Pentagon'un  hem Türklere hem de Yunanlılara stratejik çıkarlarının tehlikeye  girmeyeceğine dair garanti vermesini gerektireceğine dikkat  çekilmektedir. NATO kaynaklarının United Press International  ajansına, uzlaşmanın, Avrupa Birliği'nin Makedonya'daki misyonu  devralmasının yolunu açacak çözüm yolunda tek umut olarak  görüldüğünü söylediklerine, fakat anlaşmanın halen hem Yunanistan  hem de Türkiye'de iç siyaset yoluyla engellenebileceğine işaret  edilen yazıda, asıl problem olarak, Yunanistan ve Türkiye'nin,  NATO müttefiki  iken yalnız Yunanistan'ın Avrupa Birliği üyesi  olması ve Türkiye'nin, AB üyeliğine resmi aday olarak kabul  edilmiş olsa dahi, önünde en azından bir on yıllık uzun katılım  sürecinin bulunması gösterilmektedir. Acil Müdahale Gücü'nün  yapısından söz edilen yazıda, Avrupa Birliği'nin, gelecek  yıla kadar ordusu ile birlikte takdir toplayan yeni Ortak  Dış ve Güvenlik Politikasına destek vermesinin beklendiği kaydedilmektedir.

            Christian Science Monitor gazetesinin (05/06) "İslam,  Türkiye'de Siyasi Hamle Yapıyor" başlıklı ve Andrew West  imzalı yazısında, "Batı'nın önde gelen müttefiklerinden"  Türkiye'nin, bazı Türklerin, resmen laik olan bu ülkeyi tehdit  eder gördükleri yeni bir İslami canlanmayla karşı karşıya  oldukları ileri sürülmektedir. Başbakan Bülent  Ecevit'in,  son zamanlardaki sağlık sorunlarına rağmen, istifa etmeyi ya da  erken seçim çağrılarını ısrarla reddetmesini, bazı gözlemcilerin,  laik devletin, yapılan kamuoyu yoklamalarında öne çıkan dini  partilerden korkmasına bağladıkları iddia edilen yazıda, bu  bağlamda Adalet Ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin siyası gelişiminden  söz edilmekte, Avrupa Birliği'nin dini özgürlükleri korumasından   Müslüman cemaatlerin yararlanacaklarını söyleyen AKP'nin,  Türkiye'nin AB'ye katılmasından yana olduğu kaydedilmekte  ve şöyle denilmektedir: "Kendileri de AB üyeliğini destekleyen  laik liberaller ise, Türkiye'deki dini partilerin, şimdi söylemleri  İslami  maneviyattan çok insan haklarına odaklanmış olsa da,  değiştikleri hususunda tam manasıyla ikna olmuş değiller."

            ALMANYA BASINI:

            Stuttgarter Zeitung'un (05/06) Internet sayfasında yer  alan "AB Ordusunun Yolu Nerdeyse Aralandı" başlıklı ve Gerd  Höhler imzalı yazısında, AB Müdahale Gücü konusu ele alınmakta, Türkiye'yle Yunanistan arasındaki tartışmanın, bugüne kadar  AB Müdahale Gücü'nün oluşumunu engellediği ifade edilmektedir. Yunanistan'ın, AB Müdahale Gücü tartışmasında bir çözüm bulma  amacında olduğu ve 21 Haziran'daki Sevilla Zirvesi'ne kadar  Türkiye'yle uzlaşma sağlamak istediği belirtilen yazıda, Türkiye  ile Yunanistan'ın itiraz konuları üzerinde durulmaktadır. Yazıda,  AB Dönem Başkanı İspanya'nın hazırladığı uzlaşma önerisinden söz edilmekte, Yunanistan'ı memnun kıldığı ileri sürülen bu önerinin,  Ankara Metni'nin, AB ordusunun NATO müttefikine karşı müdahalede bulunamayacağı şeklindeki ikinci maddesine, NATO müttefiklerinin,  AB ülkelerine  askeri müdahalede bulunulmasını engelleyen bir  paragrafın  eklendiği, böylece, zorlukla müzakere edilen Ankara  Metni'nin  özüne dokunulmamış olduğu, bu gelişmenin, Atina'nın  bakış  açısından bir başarı sayılabileceği, çünkü bu maddenin, Türkiye'nin,  Yunanistan ve gelecekteki AB üyesi Kıbrıs'a yönelik şiddetten  vazgeçmesi anlamına geldiğine işaret edilmektedir.  ABD'nin, bu uzlaşmaya şimdiden onay verdiği belirtilirken,  Ankara'nın, bu çözüme onay verip vermeyeceğinin henüz belirsiz  olduğu vurgulanan yazıda, Ankara'nın şu ana kadar, metnin  sonradan değiştirilemeyeceği  tavrını koruduğu kaydedilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:   

            El-Mustakbel gazetesinin (05/06) "Üç 'Hayır', Türkiye'nin  Avrupa Birliği İle İlişkilerini Bağlıyor" başlıklı ve Hüsnü  Mahalli imzasıyla yayımlanan haberinde, Türkiye'nin AB'ye kabul  edilmesi için öne sürülen, Avrupa'nın bütün koşullarını ve  isteklerini kabul etmeyeceğini tekrarlayan Başbakan Yardımcısı  MHP lideri Bahçeli'nin, Türklerin AB'ye olan ihtiyacı kadar  Avrupa'nın da Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu söyleyerek, "Türkler,  idamın yasalardan kaldırılması, Kürtlerin dillerini basın-yayın organlarında kullanma hakları ve Kıbrıs meselesinde herhangi  bir tavize hayır diyeceklerdir" dediği bildirilmektedir. AB  ile herhangi bir diyalog kurmayı düşünmeden önce PKK  lideri  Abdullah Öcalan hakkında idam kararının infaz edilmesi  zaruretini vurgulayan Bahçeli'nin, Avrupa'nın başkentlerine  ve  kurumlarına, Türkiye'nin siyasi ve sosyal gerçeklerini  anlamadıkları suçlamalarını tekrarladığı belirtilen haberde,  "bu bağlamda, Türklerin yüzde 72'si, Türkler ne yaparsa yapsın  AB'nin Türkiye'nin üyeliğini kabul etmeyeceğini söylerken,  yüzde 48'i bunun nedenini Türklerin Müslüman olmalarına bağlıyor.  Yüzde 44'ü de, bunun nedenini ekonomi ve Türk devletinin insan  hakları, özgürlükler ve demokrasiye saygı duymaması olarak değerlendiriyor" denilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Makedonya Haber Ajansı'nın (05/06) "Avrupa Konseyi'nden  Türkiye'ye Uyarı" başlığıyla Internet sayfasında yayımlanan  haberinde, Avrupa Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Hans  Christian Kruger'in Türkiye Dışişleri Bakanlığında "AB-Avrupa  Konseyi İlişkileri" konferasında yaptığı açıklamaların  Türkiye'de sansasyon yarattığı bildirilmektedir. Kruger'in,  konuşmasında, "Türkiye, ölüm cezasının kaldırılması konusunda  ilerleme kaydetti, ancak bu yeterli değil. Avrupa Konseyi  üyeleri, Türkiye'nin de imzaladığı Avrupa İnsan Hakları  Sözleşmesi'ne ek olarak, çeşitli şartlar altında işlenilen  suçlar için ölüm cezasının kaldırılmasına ilişkin yeni bir  protokolü kabul etmeye hazırlanıyor. Avrupa Konseyi'nin en  eski üyelerinden birisi olan Türkiye'nin, ölüm cezasının  kaldırılması yönündeki mecburiyetlerini yerine getirmesi  gerekiyor" dediği aktarılan haberde, Öcalan'a verilmiş olan  ölüm cezası konusundaki bir soruyu ise şöyle yanıtladığı  belirtilmektedir: "Türkiye'de ölüm cezasının 18 yıldan beri uygulanmadığını biliyoruz. Tabii ki, Türkiye'den, Öcalan'ın  durumunun da dahil olacağı, ölüm cezasının kaldırılması  kararını almasını bekliyoruz. Bu, birisinin suç işlediğinde cezalandırılmayacağı veya hayatını hapishanede geçirmeyeceği  anlamına gelmiyor. Avrupa ülkeleri sadece, ülkelerin hiç  kimsenin yaşamına son verme hakkına sahip olmadıklarına  inanıyor. Savaş esnasında da işlenilen suçlar hakkında ölüm  cezası verilmemesini öngören yeni protokolü Türkiye'nin de  imzalamasını bekliyoruz."

 

 

 

  

ESKİ SAYILAR