13/06/2002         

 

            ANKARA, 13/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  12 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (12/06) "Verheugen: AB, Para Yüzünden Adaylara  Sırtını Dönmemelidir" başlıklı haberinde, Avrupa  Komisyonu'ndan yapılan bir açıklamada, AB hükümetlerinin,  uzun süredir beklenen doğuya genişleme projesi kapsamında  fon aktarımına dair anlaşmazlıkların, 2004 yılında Birliğe  katılacak olan aday ülkelerin güvenini sarsacağının ifade  edildiği belirtilmektedir. AB dışişleri bakanlarının Kıbrıs,  Malta ve yedi Doğu Avrupa ülkesinin çiftçileri ve yoksul  bölgelerine sağlanacak yardım miktarı üzerinde verilecek  kararı ekim ayına ertelediklerine ve Bakanların, aday  ülkelerdeki çiftçilere ve yoksul bölgelere 40 milyar Euro  harcanması yönündeki bir komisyon önerisi hususunda  anlaşmazlığa düştüklerine işaret edilen haberde, Verheguen'in  Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, "Şimdi bizden  beklenen dayanışma göstermemiz. Bunu göstermek de bizim  çıkarımızadır. Evet, genişlemenin maliyeti tartışılmalıdır,  ancak bu durumda genişlememenin maliyeti de tartışılmalıdır"  dediği aktarılmaktadır. Kıbrıs, Malta, Slovenya, Macaristan,  Polonya, Çek Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Estonya ve  Slovakya'nın 2004'te üyelik hakkı kazanacak adaylar oldukları,  Romanya ve Bulgaristan'ın 2007'de üye olabilecekken 13'ncü  aday konumundaki Türkiye ile üyelik görüşmelerinin henüz  başlamadığına dikkat çekilen haberde, “Almanya, Hollanda,  İngiltere ve İsveç, AB'nin, adaylar için 2002 bütçesinin  yüzde 80'inine denk gelen 98.6 milyar Euro tutarındaki  cömert bölgesel yardım ve zirai sübvansiyon planlarına tarım  reformlarını teşvik etmeyeceği iddiasıyla pek de sıcak  bakmıyor” denilmektedir.

            ALMANYA BASINI:           

            Financial Times Deutschland gazetesinde (12/06) "Berlin, Makedonya'ya Gönderilecek AB Ordusundan Kuşkulu" başlıklı ve  Christian Thiele imzalı yazısında, Ankara ile Atina arasındaki anlaşmazlığın, AB birliklerinin Makedonya'da görev yapmasını  engellediği ifade edilmekte, Federal Almanya hükümetinin,  Yunanistan hükümetiyle uzlaşma şansının az olduğu görüşünde  olduğu vurgulanmaktadır. Başbakan Gerhard Schröder'in  Berlin'de yaptığı açıklamasında, Atina'nın gelecek hafta  Sevilla'da yapılacak AB zirvesi için hazırlamayı vadettiği  önerileri hala sunmadığını dile getirdiği ve Dışişleri Bakanı  Joschka Fischer'in ise, "engelin kaldırılmasının" sadece  Makedonya misyonu için değil, AB'nin dış politikadaki hareket  kabiliyeti için de temel önem taşıdığını vurguladığı aktarılan  yazıda, AB ve NATO üyesi Yunanistan'ın aylardan beri söz  konusu görevin gerçekleşebilmesi için AB ile NATO arasında  yapılması zorunlu olan ve daha önce NATO üyesi Türkiye'nin  engel olduğu anlaşmayı kabul etmemekte direndiği, direnişine  gerekçe olarak da, milli güvenlik konularında Ankara'nın veto  hakkının olmasından duyduğu endişeyi gösterdiği, gerçekte ise  bu direnişin arkasında Başbakan Kostas Simitis'in iç siyasi  nedenlerinin olduğunun tahmin edildiği ifade edilmektedir.  Yazıda, AB devlet ve hükümet başkanlarının Sevilla'da bir  uzlaşı formülü bulamazlarsa, Makedonya görevininin sonbaharda  AB ordusu tarafından devralınması planının başarısızlığa  uğrayacağı, böylece Avrupa'nın Güvenlik ve Savunma  Politikası'nın hayata geçişinin de engellenmiş olacağına  dikkat çekilmektedir.

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (12/06) "Türkçe,  AB'nin Resmi Dili Olacak" başlıklı ve yazısında, Türkiye  şimdilik birliğe üye olmasa da, Türkçe'nin muhtemelen yakında  AB'nin resmi dili olacağı bildirilmektedir. Genişlemeden  Sorumlu AB Komiseri Gunther Verheugen tarafından hazırlanan  ve Birliğin devlet ve hükümet başkanlarınca tavsip gören bir  yol haritası taslağının, birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye üye  olması halinde, Türkçe'nin resmi dil olmasını öngördüğüne  dikkat çekilen yazıda, “Yunanca ve Türkçe, Akdeniz adadasında  kullanılan iki resmi dili oluşturuyor. Türkçe'nin resmi dil  olması durumunda ise, AB'nin tüm resmi açıklamalarının bu  dilde de yapılması gerekecek. Bunun yanı sıra her AB vatandaşı,

            AB kuruluşlarına başvurularını Türkçe olarak yapabilecek ve başvurularının yanıtını bu dilde alma hakkına sahip olacaklar” denilmektedir.

            Frankfurter Rundschau gazetesinin (12/06) "Türk  Koalisyonu Sallanıyor" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı  yazısında, Avrupa Birliği tarafından talep edilen reformların  yerine getirilmesine ilişkin yaşanan tartışmaların kalisyonu  tehlikeye sokutuğuna dikkat çekilmekte, Başbakan Yardımcısı  Devlet Bahçeli'nin konuyla ilgili açıklamalarına yer  verilmektedir. Başkanı olduğu partisi MHP ile aylardan beri  idam cezası ile medya ve okulda Kürtçe yasağının kaldırılması  önerilerine direnen Bahçeli'nin, hükümetten çekilme  tehdidinde bulunduğu ve "AB'nin bize dayatmaya çalıştığı  abartılı koşulları MHP kesinlikle kabul etmeyecektir"  dediğine işaret edilen yazıda, Başbakan Ecevit'in, MHP  istemese de, gerekirse reformları muhalefet gruplarının  oylarıyla gerçekleştirme düşüncesini kastederek de, "AB  politikasında aynı fikirde olan ve söz konusu yasa  değişikliklerini yapmak isteyen parti liderleri varsa,  bunlar yeni bir koalisyon oluştursunlar" açıklamasını yaptığı aktarılmaktadır.

            İNGİLTERE BASINI:

            Independent gazetesinde (12/06) "Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi Hapisteki Kürt Milletvekillerinin Zararlarının  Tazmin Edilmesi Yönünde Hüküm Verdi" başlığı ve Justin  Huggler imzasıyla yayımlanan Internet'ten sağlanan yazıda,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, 1994'ten bu yana  cezaevinde bulunan Leyla Zana ve diğer 12 Kürt milletvekilinin  her birine uğradıkları zararlar nedeniyle 50 bin Euro tazminat  ödenmesini karara bağladığı ve Türkiye'nin demokrasinin temel  ilkelerini ihlal ettiği hükmünü verdiği bildirilmektedir.  Türkiye'nin insan hakları konusundaki imajını geliştirmeye  çalıştığı bir dönemde verilen bu kararın, bu yöndeki çabalara  bir darbe vurduğu ifade edilen yazıda, Başbakan Yardımcısı  Devlet Bahçeli'nin, yaptığı bir açıklamada, reformların  gerçekleştirilmesi konusunda çok az umut verdiğine, Türkiye'nin  bir on yıl daha Avrupa Birliği'ne giremeyeceğini, bu nedenle  AB'nin talep ettiği insan hakları reformlarında acele  edilmesine gerek olmadığını söylediğine işaret edilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            The Daily Star gazetesinde (12/06) "Türkiye'nin 'AB  Savaşı' Ülkeyi Birbirine Düşürüyor ve Ayrılık Yaratıyor"  başlığı ve Mohammad Noureddine imzasıyla yer alan ve  Internet'ten sağlanan makalede, yaşanan "AB savaşı"nın  boyutunun çok büyüdüğü, hükümeti, siyasi partileri, medyası  ile tüm ülkenin, Türkiye'nin kaderini belirleyecek bir savaşa  “angaje” olduğu ifade edilmektedir. Atılacak adımlar konusunda  farklı düşüncelerin tartışmaları artırdığına işaret edilen  yazıda, zamanın da hayati bir önem taşıdığına, çünkü, Kıbrıs  krizine bir çözüm bulunmadan da AB üyeliğine kabul edilmenin  eşiğine gelinmişken Avrupa Komisyonu tarafından talep edilen  anayasa değişikliklerinin gelecek aralık ayındaki son tarihe  kadar gerçekleştirilmesi için zamanın daraldığına dikkat  çekilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            To Vima gazetesinin (12/06) "AB'nin Genişleme Süreci  Konusunda Yoğunlaşan Bulutlar, Avrupa Ordusuna İlişkin  Görüşmelere Gölge Düşürdü" başlıklı ve Anny Podimata imzalı  yorumunda, Yunanistan Başbakanı K. Simitis ve AB Dönem  Başkanı İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın görüşmelerine  yer verilmekte, görüşmede, Avrupa Ordusu konusunun ele  alındığı bildirilmektedir. İki Başbakanın daha sonra  yaptıkları ortak basın açıklamalarında, 21-22 Haziran'da  Sevilla'da yapılacak AB zirvesinde Avrupa Ordusu konusunun  kapanıp kapanmayacağı konusunda ihtiyatlı davrandıklarına  işaret edilen yorumda, Yunan tarafının, AB Dönem Başkanı  İspanya Başbakanı'na "Ankara Metni'nin" ikinci paragrafında  değişiklik yapılmasını önerdiği belirtilmektedir. Hükümet  çevrelerinin "Avrupa Ordusu konusunda daha ümit edilen  noktaya varılmadı" demesine rağmen, Sevilla'da yapılacak AB  zirvesinde bu konunun kapanma ihtimalinin büyük olduğu  vurgulanan yorumda, “Avrupa Ordusu konusunda tünelin ucunda  ışık belirmesine rağmen, AB'nin genişlemesi süreci  konusundaki” tartışmaların Avrupa Ordusu konusundaki  görüşmeleri etkilediği” ifade edilmektedir. Yorumda, Aznar  kadar Atina'nın, AB genişleme sürecinde sorunların  çıkmasından kaygı duyduğu, çünkü aralık ayında yapılacak  AB zirvesine kadar aday ülkeler ile AB arasında üyelik  müzakerelerinin son bulmaması halinde genişleme sürecinin  gerçekleşmesinin Yunanistan'a yükleneceği kaydedilmektedir.

 

 

             

ESKİ SAYILAR