|
14/06/2002
ANKARA, 14/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 13 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir ALMANYA BASINI: Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (13/06) "Türkiye'nin AB Üyeliği 2002'de Karara Bağlanacak" başlıklı yazısında, bir AB diplomatının yaptığı açıklamaya göre, Danimarka'nın, AB devlet ve hükümet başkanlarının aralık ayı ortasında Kopenhag'da gerçekleştirecekleri zirvede, Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili bir ön karar çıkmasını sağlamaya çalıştığı ifade edilmekte, Temmuz ayından aralık ayının sonuna dek AB üyesi 15 ülkenin bakanları ile hükümet başkanlarının dönem başkanlığını üstlenecek olan Danimarka'nın, Kopenhag'da genişlemeye ilişkin nihai kararlar içeren bir paketin hazırlanmasını hedeflediği, söz konusu genişleme paketinin, ilk ve ikinci sırada AB'ye üye olacak adayların yanı sıra, Kıbrıs ve Türkiye ile ilgili kararları da kapsadığına işaret edilmektedir. AB hükümetlerinin verecekleri kararlarda, 13 aday ülkenin üyeliğe hazırlık durumlarıyla ilgili raporlar ve tavsiyelerin önemli rol oynayacağı belirtilen yazıda, adayların durumu ile ilgili raporların ekim ayında AB Komisyonu tarafından açıklanacağı, 24-25 Ekim'de Brüksel'de gerçekleşecek AB hükümet ve devlet başkanları özel zirvesinde, Komisyonun değerlendirmelerinin esas alınarak hangi ülkelerin 2004 yılında topluluğa girecek ülkeler grubunda yer almayacağına karar verileceği kaydedilmektedir. İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (13/06) "Ecevit: Muhalefetin Reformları Engellemesine İzin Vermeyeceğim" başlıklı ve Ayla Jean Yackley imzalı haberinde, Başbakan Bülent Ecevit'in, ana muhalefet liderinin, idam cezasının kaldırılmasını ve Kürtlerin haklarının arttırılmasını içeren AB üyeliği için gerekli olan reformları engellediğini söylediği bildirilmekte, bu durumun da üç partili koalisyonun zayıflamasına ve piyasaların tedirgin olmasına yol açtığı ileri sürülmektedir. Türkiye'nin Brüksel ile görüşmelere başlaması için uzun bir siyasi ve insan hakları reform listesini yerine getirmesi gerektiğine dikkat çekilen haberde, Milliyetçilerin, idam cezasının kaldırılmasının ve Kürtçeye uygulanan yasakların azaltılmasının, Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu güneydoğudaki ayrılıkçı şiddeti yeniden canlandıracağını düşündükleri ifade edilmektedir. Financial Times gazetesinde (13/06) "Yunanistan AB Genişlemesine Engel Olma Tehdidinde Bulunuyor" başlığı ve Judy Dempsey imzasıyla yayımlanan yazıda, Yunanistan'ın AB Büyükelçisi Aristide Agathocles'in, "Herhangi bir Yunan siyasi partisinin Kıbrıs'ı kapsamayan bir AB genişlemesi lehinde oy vermesi düşünülemez. Kıbrıs ilk girecekler arasında yer almaz ise genişleme de olmayacaktır" şeklindeki sözlerine yer verilmekte, Yunanistan'ın, aralık ayında yapılacak Kopenhag zirvesine kadar üye ülkelerden birinin bölünmüş Kıbrıs'ı dışlamaya kalkışması halinde Avrupa Birliği'nin genişlemesini engellemeye hazırlandığı değerlendirmasi yapılmaktadır. Yunanistan'ın bu tehdidinin, Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Kleridis ile Kıbrıs Türk Lideri Rauf Denktaş arasında ada konusunda siyasi bir çözüm sağlanmasına yönelik görüşmelerin yapıldığı bir zamana denk geldiğine işaret edilen yazıda, şöyle denilmektedir: “Avrupalılar, bölünmüş Kıbrıs'ı kabul etmenin getireceği gizli güçlüklerin farkında. Endişelerinin en büyüğü ise son aylarda Yunanistan ile Türkiye arasındaki yakınlaşma sürecini geri çevirebilecek bölgesel denge potansiyeli. Kaygılandıkları bir diğer konu ise, bunun, Yunan cuntasının ülkeyi ele geçirmeye çalışmasının ardından Türkiye'nin kuzey kesimini işgal etmesiyle 1974 yılından bu yana adada oluşan bölünmeyi daha da derinleştirebileceği. Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, geçen yıl, bir anlaşma sağlanmadan Kıbrıs'ın AB'ye katılması halinde adanın uluslararası alanda tanınmayan kuzey kesimini ilhak etmekle tehdit etmişti.” İRAN BASINI: Noruz gazetesinin (13/06) "Ülkücü ve İdealist Pantürkistlerin Kaosu" başlıklı ve Murat Veysi imzalı Internet'ten sağlanan yazısında, Türkiye'nin AB üyeliği için öne sürülen şartların yerine getirilmesi konusunda koalisyon hükümetinde meydana gelen görüş ayrılığının, iç politikada krize yol açtığı ifade edilmekte, MHP Lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ile ANAP Lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın birbirinden farklı açıklamalarına yer verilmektedir. Bu gelişmeler ışığında, Türkiye'nin iç politika çevresinin iki önemli değişikliği kabul etme hazırlığında olduğu, bunlardan “birincisinin, koalisyon kabinesinin oluşumunda değişiklik ihtimali, ikincisinin ise Türkiye'nin üyeliği konusunda AB şartlarının kabulü için kısmi bir anlaşma ve bu şartların yakın gelecekte uygulanması” olduğu belirtilen yazıda, Türkiye'de idam cezasının (genel olarak) kaldırılması ve Abdullah Öcalan'a idam cezasının (özel olarak) uygulanmamasının koalisyonda çatlağa neden olduğu, parlamentoda yer alan koalisyon dışı partilerin her birinin de farklı nedenlerle hükümeti düşürme çabasında olduğu kaydedilmektedir. AB'nin idam cezasının kaldırılmasını, Kürtçe eğitimin serbest bırakılmasını, Kürtçe radyo-televizyon yayınlarının yapılmasını ve Kıbrıs meselesinin çözümlenmesini istediğine işaret edilen yazıda, “Ülkücü pantürkistlere göre, İslamcılara ve Kürtlere karşı yasal kısıtlamaların kaldırılması, bir nevi geleneklerden, siyasi örfleri ve her şeyden önemlisi toplumun temellerini sarsmak anlamına geliyor. Ülkücü pantürkistlerin aksine, Türk siyasi şahsiyetlerine ve hatta askeri yetkililerine göre, Türkiye'nin laik rejimi, İslamcılara ve Kürtlere karşı duyulan hassasiyete rağmen şimdi AB şartlarını kabul etme konusunda tarihi bir zorunluluk karşısında bulunuyorlar. Öcalan'ın idamının kaldırılması konusundaki bazı ayrıcalıklar veya Kürtlere sosyal-kültürel bazı hakların verilmesinden doğabilecek zararlar, Türkiye'nin AB üyeliğinin gecikmesinin getireceği zarardan daha azdır” denilmektedir. YUNANİSTAN BASINI: Pontiki gazetesinin (13/06) "Avrupa Ordusuna İlişkin Kritik Görüşme Sevilla'da Yapılacak" başlıklı yorumunda, Avrupa Ordusu konusuna yer verilmekte, bu bağlamda, AB-NATO ilişkisi ele alınmaktadır. AB ordusuyla ilgili olarak bugüne kadarki gelişmelere yer verilen yorumda, Avrupa ordusunun bir nevi Avrupa polis gücü olduğu, AB'yi saldırılardan korumak amacıyla oluşmayacağı, misyonunun çok daha farklı olacağına işaret edilmektedir. Yorumda, Avrupalıların, AB'ye ait olacak bir ordu oluşturmayacaklarına dair NATO'ya güvenceler vermiş bulunduklarına, çünkü, AB'nin sadece kendisine bağlı bir Avrupa ordusu oluşturması durumunda, NATO'nun dağılmasının gerekeceğine, Amerika'nın ise bunu istemediğine, NATO'nun Soğuk Savaş döneminde, Avrupa'nın savunmasını güçlendirmek amacıyla oluşturulduğuna dikkat çekilmektedir. NATO'da Avrupa ordusunun oluşması kararı alındıktan sonra, bu kararın Aralık 2000'de Nice'te yapılan AB zirvesinde gündeme geldiği ve AB üyesi ülkeler tarafından kabul gördüğü, Avrupa ordusuna ilişkin alınan kararlara yapılan eklemelerde, NATO üyesi olan ya da AB ile bir şekilde bağlantısı olan ülkelerin de katılabileceklerinin kaydedildiğine işaret edilen yorumda şu bilgiler de aktarılmaktadır: “Türkiye'nin Avrupa ordusuna katılması konusunda itirazların olması üzerine, ABD ve İngiltere, Türklerin Avrupa ordusu karar mekanizmasına katılmalarını sağlayacak bir metin hazırladı. 'Söz konusu metinde, Nice kararlarından farklı ne var?' sorusuna şu şekilde cevap verilebilir: ABD ve İngiltere tarafından hazırlanan metinde, Avrupa ordusunun hiçbir zaman Türkiye'ye karşı kullanılmayacağı, Ankara'nın Avrupa ordusunun misyonunda söz sahibi olacağı, yani Türkiye, ulusal çıkarlarına karşı olan bir operasyonu durdurma hakkına sahip olacaktır. Peki pratikte bu ne anlama geliyor?" sorusu ise, şu şekilde cevaplanabilir: 1) Ege, Kıbrıs ve Balkanlar'da yapılacak tatbikatlara karşı Türkiye, veto kullanma hakkına sahip olacak. 2) NATO tatbikatlarında yaptığı gibi Türkiye, Avrupa ordusu tatbikatlarında da Limni adasının tatbikat alanı dışında bırakılmasını talep etme olanağına sahip olacaktır. 3) Yunan hava sahasının 10 mil olarak tanınmamasını isteyecektir. 4) Ege'deki deniz sınırında sorunlar yaratacaktır (Kardak misali).
Aznar'ın, Atina'da Avrupa ordusu konusunda yaptığı açıklamalar, bu konunun Sevilla'da yapılacak AB zirvesinde kapanma olaslığının az olduğunu gösteriyor. Başbakan Simitis'in ise bu konuyu yıl sonuna kadar askıda tutma eğilimi içinde olduğu görülüyor... Öte yandan, AB'nin genişleme sürecinin gerçekleşmeme tehlikesi de ortaya çıktı. Çünkü, Hollanda başta olmak üzere Almanya, İngiltere ve İsveç, AB'ye üye olacak aday ülkelere, tarım alanında AB tarafından mali yardım verilmesine karşı çıkıyorlar. AB üyesi ülkeler arasında bu konuda uzlaşma sağlanmaması halinde, AB genişleme süreci de gerçekleşemeyecektir. Bu da Yunan tarafı için önem taşıyan Kıbrıs'ın AB üyeliğinin ertelenmesi anlamına geliyor.”
|