|
18/06/2002
ANKARA, 18/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 17 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: ABD BASINI: AP'nin (17/06) "Göç ve AB Genişlemesi, Sevilla Zirvesi Öncesi AB Gündeminin İlk Sıralarına Yerleşti" başlıklı ve Paul Ames imzalı haberinde, Sevilla zirvesi öncesi hazırlıklar ele alınmakta, göç ve AB genişlemesinin gündemi oluşturacağı ifade edilmektedir. Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının, AB'ye yasa dışı göçü önleme konusunda yaptıkları işbirliği çerçevesinde fakir ülkelere yardım sağlanması ile ilgili olarak yapılan plandaki uzlaşmazlıkların üstesinden gelebilmenin yollarını aradıkları bildirilen haberde, İspanya'nın Sevilla kentinde yapılacak zirveye hazırlık içerisinde bulunan, son seçimlerin galibi olmalarıyla birlikte aşırı sağ siyasetçilerin eylemlerinin hız kazandığı Fransa, Hollanda ve diğer AB ülkelerinin hükümetlerinin, göç konusunu gündemlerinin ilk sırasına aldıklarına işaret edilmektedir. Söz konusu ülkelerin dışişleri bakanlarının, “sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar'dan yasa dışı göç akınlarının ön cephesi olan İtalya, İspanya ve Yunanistan'a yardım gönderilmesi yönünde planlar hazırladıkları, ancak AB ülkelerinin, topraklarına gelen veya atlama tahtası olarak kullanan yasa dışı göçmenlerin engellenmesi konusunda başarısız olan ülkelere ticari yaptırım uygulamak veya yardımların kesilmesi önerileri konusunda fikir ayrılığına düştükleri” vurgulanan haberde, İtalya ve İspanya'nın bu konuda sert bir tutum içerisinde bulundukları, zirveye başkanlık edecek İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın, AB yardımı alan ülkelerin "insan kaçakçıları" üzerinde sıkı tedbirler almak zorunda olduklarını söyleyerek, "Bu şartların yerine getirilmemesi halinde, Avrupa Birliği işbirliğini gözden geçirme hakkını saklı tutmalıdır" dediğine dikkat çekilmektedir. İsveç ve Fransa öncülüğündeki diğer AB ülkelerinin ise, yaptırım düşüncesine karşı çıktığı ve fakir ülkeleri, göçü kontrol altına almadıkları için cezalandırmak yerine bunu gerçekleştirmeleri için AB'nin yardım teklifinde bulunmasını önerdiği belirtilen haberde, Dışişleri bakanlarının, Sevilla zirvesi öncesi ayrıca, Yunanistan'ın AB Savunma Gücü'nün detaylarıyla ilgili itirazlarını kaldıracak bir uzlaşma arayışına girdikleri ifade edilmekte ve şu ifadelere yer verilmektedir: “Yunanistan, bölgesindeki düşmanı Türkiye'ye, AB Savunma Gücü konusunda söz hakkı verilmesini öngören düzenlemelere muhalefeti nedeniyle AB Gücü ile ilgili planları aylardır geciktiriyor. NATO üyesi olan ancak AB içerisinde bulunmayan Türkiye, NATO'nun istihbarat veya nakliye uçakları gibi imkanlarından yararlanmasının söz konusu olması halinde AB Gücü konusunda söz sahibi olması gerektiği konusunda ısrar ediyor. Askeri uzmanlar, AB Gücü'nün etkin bir şekilde faaliyet göstermesi için NATO'dan destek almaya ihtiyacı olduğunu ifade ediyorlar. Sevilla'da bir anlaşmaya ulaşılamaması, ilk AB askeri operasyonu planlarını -AB'nin NATO'dan bu yılın sonlarına doğru Makedonya'daki 700 kişilik uluslararası gücü devralma planı- erteleyebilir.” ALMANYA BASINI: Die Welt gazetesinde (17/06) "Makedonya Operasyonu El mi Değiştiriyor" başlığı ve Katja Ridderbusch imzasıyla yayımlanan haberde, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) konusunda olumlu gelişmeler olabileceğinden söz edilmekte, 21 ve 22 Haziran tarihlerinde Sevilla'da yapılacak AB Zirvesi'ne dikkat çekilmektedir. Daha bir kaç hafta önce hiç kimsenin, Avrupa Birliği'nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın (AGSP) ilk uygulaması olması planlanan Makedonya misyonuna şans tanımadığı, ancak şimdilerde, 21 ve 22 Haziran tarihlerinde Sevilla'da yapılacak AB Zirvesi'nde ele alınacak ve başarılacak konular arasında olduğunun gözlendiği, Brüksel ve Berlin çevrelerine göre 'bazı gelişmeler olduğuna dair işaretlerin geldiği' ifade edilen haberde, bir diplomatın, Die Welt'e yaptığı açıklamada, "Sevilla sonrasında, hatta zirve sırasında" bir çözüme varılacağına ilişkin sessiz beklentiler olduğunu belirttiğine işaret edilmektedir. Bu sonuca, gelecek cumartesi günü 15 AB devlet ve hükümet başkanı ile üyelik adaylarının ortak öğle yemeğinde varılabileceği belirtilen haberde, o gün, AB üyesi Yunanistan ve AB üye adayı Türkiye'nin aynı masaya oturacakları ve bu konunun her ikisini de ilgilendirdiği vurgulanmaktadır. AB'nin Balkanlar'daki bir operasyonda NATO desteğinin kaçınılmaz olduğu dile getirilen haberde, bu nedenle bir anlaşmaya varılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Haberde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki konuyla ilgili anlaşmazlığa dikkat çekilmekte ve şöyle denilmektedir: “Geçen yılın sonunda bir İngiliz-Amerikan komisyonu NATO üyesi Türkiye ile bir uzlaşmaya varmıştı. 'Ankara Belgesi' olarak bilinen uzlaşmada, olası AB harekatlarında Türkiye'nin çıkar sahaları ve güvenlik çıkarlarının dikkate alınacağı garanti ediliyor. Türkiye'nin veto hakkı olmadığı için AB'nin karar alma özgürlüğü de zedelenmiyor. Ancak, belgenin hazırlanmasına Yunanistan doğrudan katılmadı ve Başbakan Kostas Simitis de muhalefetin desteğini sağlayamadı. Sonbaharda Yunanistan'da yerel seçimlerin yapılacak olması da işleri kolaylaştırmıyor.O zamandan bu yana, sonuncusu mayıs ayı ortalarında Reykjavik'te yapılan NATO ilkbahar toplantıları çerçevesinde dönem başkanı İspanya'nın girişimi başta olmak üzere sayısız arabuluculuk çabaları gerçekleştirildi, ancak sonuç alınamadı. Şimdi ise, AB çevrelerinden belirtildiğine göre, Javier Solana, dönem başkanı İspanya ile birlikte, yeni bir sondaj misyonu başlattı. Solana'nın elinde küçük bir pazarlık unsuru var, Türkler için daha kabul edilebilir, Yunanistan için de yüzünü kızartmayacak, Ankara Belgesi'nin hafif değiştirilmiş metni. Bir Alman diplomata göre, 'uygulanmaya çalışılan incelik Türkleri güvertede tutarken Yunanlıları da güverteye çekmek.' Temmuz ayından itibaren Danimarka AB komisyon başkanlığını üstleniyor. Bu ülke, askeri konularda tüm AB anlaşmalarının dışında olduğu için, Yunanistan temmuz ayından itibaren AGSP'nin kısmi başkanlığını, Ocak 2003 itibarıyla da AB Komisyon başkanlığını devralıyor. Bu durumun, Brüksel'e göre, iki yönlü olarak yorumlanması gerekiyor: Birincisi, temmuz ayından itibaren Yunanistan'ın başkanlığı döneminde fazla bir gelişme beklenmediği için, AB içerisinde, 'Berlin Plus' olarak bilinen, NATO ile resmi anlaşmanın haziran ayı sona ermeden sağlanması isteniyor. İkincisi ise Yunanistan, kendi başkanlığı döneminde esnek bir örnek Avrupalı olduğunu gösterme şansını kullanır ve Belge'yi kabul eder. Böylece de kendi başkanlığı altında AGSP'nin ilk operasyonu gerçekleştirilmiş olur.” Der Spiegel dergisinde (17/06) "Belki Fazla Liberaldik" başlığıyla yayımlanan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen ile yapılan mülakatta, Başbakan'ın, çeşitli sorulara verdiği yanıtlar aktarılmaktadır. AB'nin genişlemesi konusunda, AB ülkelerinin kendi aralarındaki uzlaşmazlık ve tartışmaların Birliğe yarar sağlamayacağını ifade ettiği belirtilen mülakatta, “Danimarka hükümetinin, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda bir ön karar alınması isteğiyle ilgili olarak Başbakan Rasmussen'in, “Türkiye'nin henüz hazır olmadığına inanıyorum. Fakat aday olarak Türkiye'nin diğer adaylarla eşit muamele görmesi gerekir. Bunun anlamı şudur: Türkiye siyasi kriterleri yerine getirdiği takdirde, müzakerelere hemen başlanmalıdır” dediği bildirilmektedir. “Türkiye ya da doğuya genişleme, sonuçta Avrupa'daki, tabii Danimarka'da da göçmenlerin sayısı artacaktır. Mülakatta, sağ popülist ortağınız Danimarka Halk Partisi'nden Pia Kjaersgaard bu konuya ne diyor?” sorusuna ise Rasmussen'in, “Bizde Avrupa politikasını o parti yapmıyor. Danimarka genişlemenin ilk günden itibaren, kapıların ortak çalışma piyasasına açılmasına kendini hazırlamıştır. Tüm AB üyeleri bunu yaptıklarını iddia edemezler” şeklinde yanıt verdiği aktarılmaktadır. AVUSTURYA BASINI: Die Presse gazetesinin (17/06) "Türkiye: Ekonomik Bunalımdan Avrupa'nın Kollarına" başlıklı yazısında, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in uluslararası genç müteşebbisler birliği olan Junior Chamber International'ın 12 Haziran'da İstanbul'da başlayan Avrupa Kongresi'nde yaptığı açıklamada, "Ekonomik sorunlarımız olduğunu biliyoruz. Fakat bunları çözmek için çok sıkı çalışıyoruz" dediğine işaret edilerek, Bakan Derviş'in, ülkeyi aksama olmadan AB'ye taşımak istediği, enflasyonun tekrar yüzde 40'ın altına inmesi ve yatırımcı güvencesi konusunun iyileştirilmesinin hedeflendiği belirtilmektedir. Bakan'ın, “Boğazdaki ülkenin”, ekonomi politikasına ilişkin geleceğini, acil AB üyeliğinde gördüğüne işaret edilen yazıda, ayrıca, Türkiye'nin özellikle demografik yapısının AB'nin yararına olduğunu düşündüğü de aktarılmaktadır. Kongrenin açılışına Bakan Derviş'le katılan Ekonomi Odası Başkanı Christoph Leitl'ın da, uzun vadede Türkiye'nin Avrupa için önemli olduğundan emin olduğu, ancak, kısa vadede üyelik konusunda sorunlar olduğunu düşündüğü ifade edilen yazıda, "Türk ekonomisi şu an Avrupa'ya ayak uyduramaz. Ancak Türkiye modernleşmek istiyor ve Avrupa değerlerinden yana olduğunu beyan ediyor" diyen Leitl'ın, bu nedenle Avrupa yanlısı güçlerin kuvvetlendirilmesi için ilişkinin devam etmesinin önemli olduğunu bildirdiği, Kopenhag'da aralık ayında yapılacak AB zirvesinde, Türkiye'nin başlamasını istediği üyelik müzakerelerini desteklediğini de ifade ettiği kaydedilmektedir. YUNANİSTAN BASINI: To Vima gazetesinde (17/06) "Avrupa Ordusu Konusu Açık" başlığı ve Anny Podimata imzasıyla yayımlanan yorumda, Sevilla AB zirvesine dört gün kala, NATO-AB arasında Avrupa ordusu konusunun açık kaldığı ifade edilmekte, hem ABD, hem de Türkiye ile temaslarda bulunan İspanya'nın, Yunanistan ile yaptığı idari düzeydeki görüşmelerin, Sevilla AB zirvesinde doruğa varması ve Helsinki günlerini anımsatmasının beklendiği kaydedilmektedir. Sevilla AB zirvesinin ilk gününde perde arkasında bu konuda yoğun kulisler yapılacağı ve uzlaşma sağlanması durumunda, konunun AB zirvesinde gündeme geleceği, aksi taktirde Avrupa ordusu konusunun askıda kalacağı ileri sürülen yorumda, “acele etmeyen” Yunan tarafının tezlerinde sabit kalacağını söylemesine rağmen, Sevilla'da Avrupa ordusuna ilişkin çetin görüşmelerin yapılacağını bilerek hazırlıklı gittiği belirtilmektedir. Yunanistan'ın, toplantıda, “1) AB üyesi bir ülkenin egemenlik haklarını tehlikeye sokacak hiçbir düzenlemenin kabul görmemesi, 2) Savunma konusunda AB'nin otonomluğunu koruması, 3) Yeni oluşacak olan AB savunmasının, NATO çizgisinde hareket etmemesi” şeklinde üç koşul öne süreceği ve Yunan tarafının tezine göre, bu üç koşulun, AB-NATO arasında yapılacak her türlü anlaşmada yer alması gerektiği vurgulanan yorumda, şu ifadelere de yer verilmektedir: “Avrupa ordusuna ilişkin hazırlanan 'Ankara Metni'ne gelince: Söz konusu metin 'Onbeşler' tarafından kabul gördüğü taktirde 'Sevilla Metni' olarak anılacaktır. Ancak, bilindiği gibi, Yunanistan Ankara Metni'nin 2. paragrafının değişmesini istemektedir. Yunanistan 2. paragrafa, 'NATO üyesi bir ülke AB üyesi bir ülkeye karşı saldırıda bulunamaz' şeklinde bir ifadenin yer almasını talep ediyor. Herşey yolunda giderse, alınacak olan sonuç da Sevilla kararlarını içeren metinde yer alacak. Yunanistan, Avrupa ordusuna ilişkin Nice'te alınan kararların ve iyi komşuluktan söz eden Helsinki kararlarının, Sevilla karar metnine de yansıtılması gerektiğine inanıyor. Bu arada, Yunanistan Avrupa ordusu konusunda uzlaşmanın sağlanması halinde, Solana ile Robertson arasında yapılacak yazışmada da ileri sürdüğü koşulların yer almasını istiyor. Yunan tarafının hedefi karşılıklılık ilkesinin ve iki kurum arasında eşitliğin hüküm sürmesidir.”
ESKİ SAYILAR |