24/06/2002        

        

              ANKARA, 24/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  21-23 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

             ABD BASINI: 

            AP'nin (22/06) "AB Liderleri Aday Ülkelere Genişlemenin  Yolunda Gideceği Güvencesini Verdiler" başlıklı ve Constant  Brand imzalı bir haberinde, Avrupa Birliği liderlerinin, aday  ülkelerine, tarım sektöründeki harcamaların, AB'nin eski  komünist Doğu Avrupa ülkelerine genişlemesini  engelleyebileceğine ilişkin endişelere rağmen, aralık ayında  üyelik görüşmelerini sonuçlandırmaya "kararlı" oldukları  yönünde yeniden teminat verdikleri bildirilmektedir. İki gün  süren zirve sonrasında yayımlanan sonuç bildirgesinde, "Eğer müzakerelerdeki şimdiki ilerleme hızı korunabilirse, AB'nin,  görüşmeleri 2002 yılı sonuna kadar sonuçlandırmaya kararlıdır"  denildiği belirtilen haberde, AB'nin 80 milyar euroluk yıllık  tarımsal ve bölgesel yardım bütçesinin, yeni üyeleri de  kapsayacak şekilde genişletilmesinin, AB genişlemesinin  ertelenmesine neden olacağına dair endişelerin, başa güreşen  10 aday ülke arasında büyüdüğü ve bu ülkelerin, Polonya,  Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Letonya,  Litvanya, Estonya, Malta ve Kıbrıs olduğu, zirvenin sonuç  bildirisinde, kötü insan hakları sicili sebebiyle üyelik  müzakerelerine başlanmayan, fakat resmen aday olan Türkiye  ile müzakerelere ne zaman başlanabileceği konusunda AB  liderlerinin aralık ayında net bir şeyler  söyleyebileceklerinin belirtildiği kaydedilmektedir. Haberde,  müzakerelere başlama tarihinin çok şüpheli olduğu, çünkü AB  liderlerinin, Avrupa savunması konusundaki planlarının askıda  kalmasına sebep olan Türk-Yunan ihtilafına son veremedikleri vurgulanmaktadır. 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (21/06) "Sevilla'da  Başarı mı?" başlığı altında ve Horst Bacia imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, İspanya'nın, altı aylık AB Dönem  Başkanlığı'nın sonunda, askeri kriz yönetimi operasyonlarında  işbirliği yapılması konusunda Avrupa Birliği ile NATO arasında  uzun süreden beri devam eden engeli aşmak için yeni bir  girişimde bulunduğu ve AB diplomatlarının bildirdiklerine  göre, bu sorunun Sevilla'daki devlet ve hükümet başkanları  zirvesinde ya da en geç bu ayın sonuna kadar çözülmesine  ilişkin umutların pek de haksız olmadığı, şansın belki de  yarı yarıya olduğunun söylendiği kaydedilmektedir. Bir  diplomatın alaylı ifadesiyle, "Sanal Çatışma"nın baş  aktörlerinin Yunanistan ve Türkiye olduğu, ihtilafın, birbuçuk  yıl önce AB'nin, Nizza toplantısında kendi kurumları ve  uluslararası kriz yönetimlerindeki askeri kabiliyetleri  hakkında köklü kararlar almasıyla başladığı belirtilen  yazıda, AB'nin, Birliğe üye olmayan NATO ülkelerine götürdüğü  istişare ve işbirliği tekliflerinin Türkiye'yi memnun  etmediği ve Türkiye'nin, sadece oybirliğiyle karar alan  NATO'nun üyesi olarak AB ile tüm müzakereleri engellediği  ileri sürülmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "'İstanbul  Belgesi' olarak anılan uzlaşıda ince işlenmiş formüller,  geniş ölçüde özel ve Türkiye tarafından kabul ettirilen  güvenlik çıkarlarını ele alıyor. Örneğin Türkiye, Avrupa  Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP)'nin 'hiç bir şart  altında' bir NATO üyesine karşı kullanılamayacağı güvencesini  alıyor. Bunun da ötesinde, AB'nin 'tek başına' yapacağı, fakat  AB'ye üye olmayan bir NATO ortağının 'coğrafi olarak yakınında' gerçekleşecek ya da 'ulusal güvenlik çıkarlarını' ilgilendiren  bir operasyonda, Türkiye'ye geniş kapsamlı istişare ve söz  hakkı güvencesi veriliyor. Bunun arkasında yatan nedenin ise  Yunanistan ile Türkiye arasında Ege'deki sınırlar ve 40 yıldır çözümlenmemiş Kıbrıs ihtilafı olduğu anlaşılıyor." 

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (22/06) "Pique: AB, 'En Kısa Zamanda' Türkiye'nin  Müzakere Süreci ile İlgili Bir Tarih Saptamak İstiyor" başlığı  altında yayımlanan bir haberinde, İspanya Dışişleri Bakanı  Josep Pique'nin yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin, Türkiye  ile üyelik müzakere sürecinin başlatılması için "en kısa  sürede" bir tarih saptamak istediğini, ancak bunun bu yıl  mümkün olduğu konusunda emin olmadığını ifade ettiği  bildirilmektedir. AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İspanya'nın  Dışişleri Bakanı Pique'nin, "Avrupa Birliği, en kısa sürede  müzakerelerin başlatılması için bir tarih saptamayı ve aday  bir ülke olması için Türkiye'yi artık aday adayı bir ülke  olmaktan çıkarmayı arzuluyor" şeklindeki sözlerine yer verilen  haberde, Pique'nin, 15'lerin söz konusu tarihi aralık ayında  Kopenhag'da düzenlenecek olan zirveye kadar saptayıp  saptayamayacaklarını bilmediğini belirterek, "Bunun  gerçekleştirilmesini arzu ediyoruz, ancak bu durum Avrupa  normlarına cevap vermek amacıyla Türkiye'deki yasa  girişimlerinin sürdürülmesi ve bunların uygulamaya konmasına  bağlıdır" dediği aktarılmaktadır.           

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (23/06) "AB, Türk-Yunan Savunma İhtilafını  Aşmayı Başaramadı" başlığı altında ve Paul Taylor imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Avrupa Birliği liderlerinin, AB'nin  savunma inisiyatifini engelleyen Türk-Yunan ihtilafına çözüm  bulamadığı, böylece AB ile Ankara arasındaki bir sürü soruna  bir yenisinin daha eklenmiş olduğu bildirilmektedir. İngiltere  Başbakanı Tony Blair'in, çözüme ulaşılamamasını önemsemediği  ve AB'nin Türkiye'nin kaygılarını anladığını ve bu kaygıları  gidermeye çalıştığını belirttiği ifade edilen haberde,  Blair'in, İspanya'nın Sevilla kentinde düzenlenen ve iki gün  süren AB zirvesi sonrasında düzenlediği basın toplantısında,  "Bazı ilerlemeler kaydettik, sorunları çözebileceğimizi  sanıyorum, fakat bu, biraz zaman alacak" şeklinde sözleri  aktarılmaktadır. AB'nin, düzenleyeceği operasyonlarda  NATO'nun askeri olanaklarını kullanmasını garanti edecek  düzenlemeler konusunda Türkiye ile olan ihtilafının, AB'nin  Makedonya'da NATO'dan devralacağı barış gücü misyonunu yerine  getirmesini engellediği ve diplomatların, ağustos ayındaki  tatilden önce bir anlaşmaya varılamaması halinde AB'nin  planlandığı gibi ekim ayında Balkanlar'daki görevi  devralamayacağını söyledikleri kaydedilen haberde, Sevilla  zirvesi sonuç bildirisinde, AB liderlerinin ortak savunma  politikası konusunda üçüncü ülkelerle ilişkilerde ilerleme  kaydedildiğini ve dönem başkanlığını İspanya'dan devralan  Danimarka'dan ve AB Savunma ve Dış Politika Yüksek Temslcisi  Javier Solana'dan bu gayretleri sürdürmelerini istedikleri vurgulanmaktadır. Haberde, Türkiye'nin, AB'nin Ankara'ya,  üyelik görüşmelerine başlama tarihi verme arzusuna cevaben  AB liderlerinin, son dönemde kabul edilen siyasi ve ekonomik  reformlardan memnunluk duyduklarını ifade ettikleri ve bu  reformların hayata geçirilmesinin Ankara'nın AB'ye üye olma  konusunda başarı şansını arttırabileceğini belirttikleri,  zirvenin sonuç bildirisinde, "Sevilla zirvesi ile Kopenhag  zirvesi arasındaki dönemde koşullarda kaydedilen gelişmeler  ışığında Türkiye'nin adaylığının bir sonraki aşamasına dair  yeni kararlar Kopenhag'da alınabilir" denildiğine dikkat  çekilmektedir. AB liderlerinin, AB'nin Ankara'ya üyelik  görüşmeleri için bu yılın sonuna kadar bir takvim  verebileceğini söyleyen İspanya Dışişleri Bakanı Josep  Pique kadar ileri gitmedikleri, Alman Şansölyesi Gerhard  Schroeder'in ise, "Henüz o kadar ileri bir aşamada, bağlayıcı  bir takvim fırsatının bulunduğu bir aşamada olduğumuzu  düşünmüyorum" şeklindeki sözlerine yer verilen haberde,  Sevilla zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in,  Türkiye'nin üyelik görüşmelerine başlanması konusunda Aralık  ayında kesin bir tarih alabilmek için gerekli reformları  Parlamento'dan geçirmek konusunda gereken her şeyi yapacağını  söyleyerek, "Eğer bütünleşme ve tam üyelik görüşmeleri  belirsiz bir geleceğe bırakılırsa, bunun Türk toplumunda AB  ile ilgili motivasyona zarar vereceğinden ve Türk kamuoyunun  AB'nin samimiyetini sorgulayacağından endişe ederim" dediği aktarılmaktadır.  

            Ajansın (22/06) "AB Savunma Anlaşması İsterken, Türkiye  Kararlı Tavrını Koruyor" başlıklı ve Paul Taylor imzalı bir  haberinde, Avrupa Birliği liderlerinin, AB'nin kendisinin  düzenleyeceği operasyonlarda, NATO'nun askeri imkanlarından  yararlanmasını temin etmesini engelleyen Türk-Yunan çıkmazını,  aşmayı başaramadığı ve müzakereleri yakından izleyen  diplomatların, bu konuda karamsar oldukları, fakat Avrupa  Komisyonu Sözcüsü Jonathan Faull'un, yapılacak toplantılarda  konuya tekrar dönüleceğini söylediği kaydedilmektedir.  Sevilla'da bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in,  ülkesinin AB-NATO işbirliği konusunda halihazırda bir anlaşmayı  kabul etmiş olduğunu ve bu konuyu yeniden müzakereye açmak için  hiçbir sebep bulunmadığını belirterek, "Ankara'da bir anlaşma  yaptık, bu anlaşmadan dolayı başka anlaşmalar yapmamız  gerektiğini düşünmüyorum" dediği, AB üyesi Yunanistan'ın  Başbakanı Kostas Simitis'in ise, suçu Türkiye'nin üstüne  atmakta acele ederek, "Türkiye hala olumlu bir cevap vermedi"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. Haberde şöyle denilmektedir:  "60 bin askeri personelden oluşacak Acil Müdahale Gücü'nün,  önümüzdeki yıldan itibaren tamamiyle faaliyet gösterecek  kapasitede olması bekleniyor. Fakat Uluslararası Stratejik  Araştırmalar Enstitüsü, AB'nin ABD olmaksızın, ciddi askeri  operasyonlar düzenleyebilecek kapasiteye ulaşmasının onyılları alabileceğini söylüyor. AB üyeliğine uzaktan aday olan Türkiye,  Acil Müdahale Gücü'nde söz hakkına sahip olmak istiyor, fakat  hem NATO hem de AB üyesi olan Atina, ezeli rakibinin AB'nin  karar alma sürecinde yer almasını istemiyor."  

            Reuter'in (22/06) "İspanya Türkiye'ye AB Havucunu  Gösterdi" başlıklı ve Paul Taylor imzalı bir başka haberinde,  İspanya'nın, Türkiye'ye, Ankara'nın siyasi ve ekonomik  reformlarını sürdürmesi halinde, AB ile üyelik müzakerelerine  başlanması konusunda bir takvim verilebileceği havucunu  gösterdiği bildirilmektedir. İspanya Dışişleri Bakanı Josep  Pique'nin, AB zirvesinde gazetecilere yaptığı açıklamada,  bunun, Türkiye'yi, AB'nin çıkmaza giren savunma inisiyatifi  konusunda veya Kıbrıs'ın birleştirilmesi için siyasi çözüm  arayışları konularında işbirliği yapmaya ikna etmek üzere  hazırlanmış bir kuyruk sallama operasyonu olduğu iddialarını  reddettiği kaydedilmektedir. Pique'nin, AB liderlerinin,  Türkiye'nin katı siyasi ve ekonomik üyelik kriterlerini  tutturmak yönünden kaydettiği ilerlemeleri değerlendirdiklerini  belirttiği ve "İlerleme kaydedilmiştir ve bunu yarınki  toplantıda kabul edeceğiz. Şimdiki zirve ile Aralık ayındaki  Kopenhag zirvesi arasında bir takvim belirleyebiliriz, üyelik müzakerelerine başlanması için bir son tarih veya bir takvim  verebiliriz" şeklindeki sözleri aktarılan haberde, öteki 12  aday ülkenin tersine, aday olarak kabul edilmesine rağmen,  Türkiye ile, AB'nin, Ankara'nın insan hakları siciline yönelik kaygılarından dolayı henüz üyelik müzakerelerine başlanmadığına  dikkat çekilmektedir. Haberde, Danimarka Dışişleri Bakanı Per  Stig Moller'in, "Türkiye'ye üyelik müzakereleri için takvim  verebilmemiz için önce Kopenhag kriterlerinin tutturulması  gerek" dediği ve Moller'in bu açıklamasıyla, AB'nin 1993  yılında AB'ye katılmak isteyen tüm ülkeler için belirlediği  ve aralarında demokrasi, ifade özgürlüğü, azınlık hakları,  ordu üzerinde sivil denetim, hukukun üstünlüğü ve işkencenin  ve idam cezasının kaldırılmasının da bulunduğu bir dizi  kritere atıfta bulunduğu ifade edilmektedir. Haberde, birçok  AB hükümetinin şahsi olarak, 65 milyonluk Müslüman nüfusu ve  devasa ekonomik problemleri olan Türkiye'nin zengin Avrupa  kulübüne girmesine izin vermek konusunda çekincelerinin olduğu vurgulanmaktadır. 

            İSPANYA BASINI:  

            ABC gazetesinin Internet sayfasında (23/06) "Solana,  Yunan-Türk Anlaşmazlığında Yalnız Savaşmak Zorunda Kalacak"  başlığı altında ve A.Sotillo imzasıyla yer alan bir yazıda,  Avrupa Savunmasını harekete geçirecek olan anlaşmayı veto  eden Yunan-Türk ayrılığının, yoğun diplomatik çabalara  yeniden karşı koymaya başladığı bildirilmekte ve AB Sevilla  Zirvesi'nin ilk gününde Atina'nın uzlaşması elde edilmişken,  daha sonra Türk yönetiminin reddinin, çözümü çıkmaza soktuğu,  bu tartışmanın, genişleme sürecini frenlemekle de tehdit  ettiği ileri sürülmektedir. AB Ortak Güvenlik ve Dış Politika  Yüksek Temsilci Javier Solana'nın, Avrupa ordusuyla ilgili  2003 yılında yürürlüğe girecek olan planı başarısızlığa  uğratmakla tehdit eden ve tüm genişleme sürecini bloke  edebilecek sonu olmayan Yunan-Türk anlaşmazlığıyla saate  karşı yalnız savaşmak zorunda olacağı kaydedilen yazıda,  AB'ye katılım adaylığı için Türkiye ile müzakerelerin  başlamış olmasının, tartışmayı azaltabileceği, İspanya  Dışişleri Bakanı Josep Pique'nin, aralık ayında Ankara'ya  bir müzakereler takvimi verilmesini umduğunun altını çizdiği,  ancak bunların sadece İspanya'yı ilgilendirmediği; AB'nin  Danimarka Dönem Başkanlığı'nı da ilgilendirdiği ifade  edilmektedir. Danimarka'nın, Türkiye'nin tüm siyasi  kriterleri tamamlaması garantisi olmaksızın, bu ülke ile  müzakereler başlatmaya çekimser kalan ortaklardan biri  olduğu belirtilen yazıda, seçim kampanyasında Almanya'nın da,  Alman siyasi sınıfının her zaman şüphecilik gösterdiği sorun  konusunda Türkiye'ye vaatler vermeyeceğine dikkat  çekilmektedir.  

            El Mundo gazetesinin Internet sayfasında (22/06)  "Yunanistan, Türkiye'nin AB'ye Giriş Müzakeresi Blokesini  Kaldırdı" başlığı altında yayımlanan bir yazıda,  Yunanistan'ın, Türkiye'yle olan hasmane tavrını yumuşatarak,  savunma konusunda AB ve NATO arasındaki işbirliği blokesini  kaldırmak için bir anlaşmaya vardığı ve İspanya Dışişleri  Bakanı Josep Pique'nin söylediğine göre, bunun da,  Türkiye'nin AB'ye girişinde yüzyüze müzakereler takvimiyle,  Sevilla Zirvesi'nden çıkabileceği anlamına geldiği  kaydedilmektedir. Danimarka Başbakanı Andres Fogh  Rasmussen'in, Sevilla Zirvesi'nin ilk oturumu sonrasındaki  basın konferansında, "Yunanistan'la bir anlaşmaya varıldığı  notunu aldık, ancak henüz Türkiye'yle görüşmeler devam  ediyor" şeklindeki sözlerine yer verilen yazıda, AB'nin,  NATO'ya çabuk bir şekilde geçişi anlaşmasının sonuçlanmasının,  ilerideki Avrupa Acil Müdahale Gücü'nün işleme konması için  zorunluluk taşıdığı, ancak Türkiye ve Yunanistan arasında  tartışma yüzünden blokeli durumda Bulunduğu vurgulanmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Ta Nea gazetesinde (22/06) "Türkiye '15'lere Baskı  Uyguluyor" başlığı altında ve İrini Karanasopoulou imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Avrupa Ordusu konusunda uzlaşma  sağlanmasına az bir zaman kala, Türkiye'nin şimdiye kadar  görülmemiş bir şekilde "15"lere baskı uygulayarak, konunun  kapanmasını engellediği belirtilmektedir. Türk tarafının,  Avrupa Ordusu konusunun herhangi bir şekilde kapanmasına  razı olmasının karşılığında, AB-Türkiye arasında üyelik  müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesini açıkça şart  koştuğu vurgulanan yorumda, başta AB Dönem Başkanı Jose  Maria Aznar olmak üzere, "15"lerin Türk şartını kabul  etmedikleri ve gerekirse, Avrupa Ordusu'na ait askeri gücü,  NATO'nun onayını almadan Üsküp'e göndereceklerini  açıkladıkları kaydedilmektedir. Yorumda, diplomatik  kaynaklara göre, AB'nin tehdit niteliğindeki açıklamasının  aslında, Türkler ile"kol-kola" hareket eden Amerika'ya  yönelik olduğu ve "14"lerin de onayını alarak Aznar'ın,  Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Dışişleri Bakanı  İsmail Cem ile temaslarda bulunarak, Avrupa Ordusu konusunda  "14"lerle Yunanistan arasında varılan uzlaşmayı, Türk  tarafının da kabul etmesi için çaba harcayacağı ifade  edilmektedir. 

            To Vima gazetesinde (21/06) "Ankara'nın 15'lerden Küçük Beklentileri" başlığı altında yayımlanan birhaberde,  Sevilla'daki AB Zirvesi'nden Ankara'nın beklentilerinin  küçük olduğu belirtilmekte, Türkiye'nin, AB ile üyelik  müzakerelerinin başlaması yolunda talepte bulunmaya hazır  olmadıkları ileri sürülmektedir. Geçmişte diplomat ve  siyasilerin, AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin  bitiş tarihinin de belirlenebileceğini söyledikleri ifade  edilen haberde, Türkiye'nin içte durgun bir dönemde  bulunmasından dolayı gerektiği gibi hazırlanamamasının, ülke  içinde hayal kırıklığı yarattığı, Başbakan Yardımcısı Mesut  Yılmaz'ın, "reformların uygulanabileceği yolundaki ümitlerim  gün geçtikçe azalıyor" dediği, reformların belirlenmiş süre  içinde uygulanamayacağından kaygı duyan TÜSİAD'ın da hükümete  çağrıda bulunarak, bu yaz TBMM'nin tatil yapmayarak ekim  ayına kadar gereken reformları uygulamasını talep ettiği ve  DYP Lideri Tansu Çiller'in ise, AB-Türkiye ilişkilerinde  yaşanan durgunluktan bugünkü hükümetin sorumlu olduğunu  söylediği kaydedilmektedir. 

             

 

ESKİ SAYILAR