25/06/2002          

               

            ANKARA, 25/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: 

            ABD BASINI: 

            Los Angeles Times gazetesinde (24/06) "Ufukta Cennet  İçin Bir Tarih Görülüyor" başlığı altında ve Ranan Lurie  imzasıyla yayımlanan bir makalede, Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği  konu edilmektedir. Kıbrıs'ın, Avrupa Birliği'ne katılmaya  davet edildiği, bunun, adadaki hayatı daha da ilginç yapacağı  ve geliştireceği bir adım olduğu belirtilen makalede,eğer iki  toplum sosyal özerkliklerini muhafaza etmek kaydıyla anlaşmaya  varabilir ve birleşebilirlerse, 650 bin Kıbrıslı Rum ve  200 bin Kıbrıslı Türkün Avrupa'ya katılabileceği, süratle  ekonomik durumlarını ve yaşam kalitelerini yükseltebilecekleri  ileri sürülmektedir. Kendisi de AB'ye girmeyi uman Türkiye'nin  ise, birdenbire karşısındaki zayıf rakibin bir piyonunu ileri  doğru sürmeyi başardığını ve bir sonraki hamlede vezir  çıkacağını idrak eden bir satranç oyuncusu gibi düşündüğü  ifade edilen makalede, Kıbrıs'ın AB'ye girmesi durumunda,  Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasını veto edebileceği  ileri sürülmektedir. 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde, (24/06) "Zirvede,  Yunanistan'ın Tutumu Desteklendi" başlığı altında ve Martin  Winter imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB'nin, NATO'nun  malzeme ve yeteneklerinden yararlanması konusundaki ihtilafın,  İspanya'nın Sevilla kentinde yapılan AB zirvesinde de  çözümlenemediği ve Yunanistan'a göre ihtilafın, bir AB-NATO  anlaşmasına Ankara'nın onayını satın alabilmek için Türkiye'ye  çok fazla taviz verilmesinden kaynaklandığı belirtilmektedir.  AB üyesi olmayan Türkiye'nin, NATO üyesi olarak yaklaşık bir  yıldan bu yana, iki kurum arasında anlaşma yapılmasını bloke  ettiği ifade edilen yorumda, AB'nin, Avrupa Güvenlik ve  Savunma Politikası (AGSP) çerçevesinde Acil Müdahale  Birlikleri'ni görevlendirmek istese de, Birliğin NATO  araçlarına ihtiyaç duyması nedeniyle, Türkiye'ye Ankara Metni  olarak bilenen uzlaşmada kapsamlı tavizler verildiği, böylece  oluşturulan bir çeşit saldırmama maddesi ile, Türkiye'nin  çıkarlarının söz konusu olduğu bölgelerde, doğal olarak Ege  ve Kıbrıs'ta da AGSP'nin hiçbir zaman görev yapmayacağının  garanti edildiği kaydedilmektedir. Yorumda, Atina'nın aylarca, ortaklarının belgeyi kabul etme baskılarına direndiği ve  Başbakan Kostas Simitis'in, imzasını atmak için Türkiye'nin  herhangi bir AB üyesine, yani pratikte kendi ülkesine,  saldırmama garantisi vermesini istediği vurgulanmaktadır. 

            Berliner Zeitung'da (24/06) "Sorunlu Aday Türkiye"  başlığı altında ve Bettina Vestring imzasıyla yayımanan bir  yorumda, AB'nin, en zorlu üyelik adayı ile yeni bir ihtilaf  yaşama tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilmektedir.  Sevilla'de yapılan AB zirvesinde Türkiye'nin Avrupalılara,  "aralık ayında AB'nin, 10 Doğu ve Güney Avrupalı adayı birliğe  alma kararı vermesi durumunda Türkiye de eli boş dönmemeli"  şeklinde baskı yaptığı ifade edilen yorumda, AB hükümet  başkanlarının Ankara ile pazarlık görüşmelerinin başlayacağı  kesin bir tarih belirlemeleri gerektiği vurgulanmaktadır.  Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer'in, Sevilla'da 'görüşme  tarihi sürekli ertlenirse Türkiye'deki reform istekleri zarar  görür' şeklindeki sözleri aktarılan yorumda, Avrupalı hükümet  başkanları daha 1999 yılında Türkiye'ye resmi aday statüsü  tanıdıkları, ancak takvimin belirlenmesini tamamen açık  bıraktıkları, çünkü Türkiye'nin 60 milyon insanıyla sadece  ekonomik açıdan zayıf olmadığı, aynı zamanda siyasi sorunlar  da yarattığı kaydedilmektedir. AB'nin, insan ve azınlık  haklarının durumu, ama öncelikle de siyaset üzerinde çok  fazla etkisi olan ordu konusunda ikilem içerisinde olduğu  vurgulanan yorumda, Danimarka Başbakanı Anders Fogh  Rasmussen'in, "Türkiye'nin kriterleri gerçekleştirmesinin  hemen ardından kesin bir takvim belirleyebiliriz" dediği  aktarılmaktadır. Yorumda, "Türkiye'nin üyelik isteğine  diplomatik yaklaşım önemli çünkü AB'nin de istekleri var:  NATO ve AB arasındaki ortak çalışmayı düzenleyebilmek için  NATO üyesi Türkiye'nin onayına ihtiyaç duyuluyor. Ekim ayı  sonunda Makedonya'daki 'Amber Fox' misyonunun NATO'dan  devralınması istendiği için zaman giderek daralıyor... AB,  görüşmelerin kesin tarihinin belirlenmesi için aralık ayında  da geriye dönüp bakabilir, ancak AB çevrelerinde, üyelik  görüşmelerin kademelere bölünebileceği ifade ediliyor"  denilmektedir.  

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (24/06) "Tavla'daki  Taş" başlığı altında ve Wolfgang Günter Lerch imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Türkiye, Afganistan'daki Uluslararası  Güvenlik ve Yardım Gücü'ne (ISAF) sadece bin 500 asker  göndermekle kalmadığı, aynı zamanda bu gücün komutasını da  üstlendiği, bu girişimin, krizlerle sarsılan ülkeye getireceği  mali yük oldukça fazla olsa da, İngiltere'den komutayı  devralması için kimsenin Ankara'ya baskı yapmasına gerek  kalmadığı belirtilmektedir. Türkiye'nin, Batı'nın, öncelikle  de Doğu ile Batı'nın kesiştiği noktada olduğu kadar Orta  Asya'da da Ankara'ya çoktan kilit rol sözü veren Amerika'nın,  şimdiye kadar olduğundan çok daha güçlü bir stratejik ortağı  olmayı umduğu, fakat Ankara'nın geleceğe yönelik en önemli  projesinin, en azından resmen açıkladığı kadarıyla AB'ye tam  uyumu sağlama olduğu ifade edilen yorumda, bunun gerçekleşmesi  için ise çok sayıda engelin aşılması ve krizlerin  giderilmesinin gerektiği -bölünmüş Kıbrıs adası örneğinde  olduğu gibi- vurgulanmaktadır. Yorumda, Amerikalıların,  çoğunlukla stratejik çıkarları nedeniyle, Avrupalıların,  Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı oluşan önyargılarını  anlamak istemedikleri, Afganistan'da askeri sorumluluğu  üstlenen Türklerin böylece, muhtemelen Washington'da tavlaya  bir taş daha yerleştirmiş durumda oldukları ve bunu, belki de Avrupalıların da hissedecekleri kaydedilmektedir. 

            Financial Times Deutschland gazetesinde (24/06) "AB,  Tarım Yardımı Kararını Erteliyor" Başlığı altında ve Rainer  Koch imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye Cumhurbaşkanı  Ahmet Necdet Sezer tarafından Sevilla'da dile getirilen,  AB'nin katılım müzakerelerine başlanması için Türkiye'ye bir  tarih vermesine ilişkin talebin, Kopenhag zirvesinde sorun  haline gelebileceği belirtilmektedir. Almanya Başbakanı  Schröder'in, "Henüz o noktaya geldiğimizi ve bağlayıcı bir  takvim şansının olduğunu sanmıyorum" dediği ve Schröder'in,  Türkiye'nin AB'ye üyeliğine ilişkin bir tartışmanın kendisine  seçim kampanyası sırasında zarar vermesinden endişelendiği  vurgulanan yazıda, Ankara'nın AB'yi baskı altına alabileceği;  çünkü Türkiye'nin, NATO tesislerinin, kurulması planlanan  Avrupa Acil Müdahale Gücü'ne devredilmesini reddederek AB'nin  askeri politikasını engelleyebileceği, ayrıca Türkiye'nin,  Kıbrıs ihtilafının çözülmesi üzerinde de önemli bir etkisinin  olduğu kaydedilmektedir. 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (24/06) "Türkiye ve  İnsan Hakları" başlığı altında ve Edgar Auth imzasıyla  yayımlanan bir yazıda şöyle denilmektedir: "Türkiye yükseliyor.  Milli Takımı dünyanın en iyi takımları arasında. Askerleri, Afganistan'daki koruma gücünü komuta ediyor ve jeostratejik  önemi ABD'nin Irak'a yönelik beklenen saldırısı nedeniyle  artıyor. Ancak ülkenin çok özlenen AB'ye üyeliğinde ilerleme  olması şüpheli gibi görünüyor. Türkiye'de birçok kişi, AB'ye  üyelik kriterlerini fazlasıyla kapsamlı bulurken, AB,  demokratikleşme ve insan haklarının daha iyi korunmasına  ilişkin taleplerinden en ufak bir geri adım atmak istemiyor...  Konrad Adenauer Vakfı'nın Türkiye Bürosu Başkanı Wulf  Schönbohm, Türkiye'deki durumu 'istikrarsız' olarak görüyor,  çünkü AB'ye üyelik için gereken önemli şartlar halledilmedi;  İdam cezasının kaldırılması ve Kürtçe ders ve yayın  uygulamasının getirilmesi. Bu konuda Ankara'daki koalisyonun  görüşleri henüz birbirinden çok uzak. MHP Genel Başkanı ve  Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli idam cezasını onaylarken,  ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz,  AB'nin isteklerini yerine getirmek istiyor. Bazı uzmanlar,  AB ve Türkiye'nin aralık ayındaki Kopenhag zirvesinde bir  'çarpışmaya' doğru gittikleri uyarısında bulunuyorlar.  Ankara'nın resmi katılım müzakereleri için bir takvim  belirlenmesini beklediğini, fakat AB' nin bunu veremeyeceğini  belirten uzmanlar, o zaman da Türkiye'nin küserek kendi  ulusal köşesine çekilme teklikesinin bulunduğunu söylüyorlar."  

            AVUSTURYA BASINI: 

            Die Presse gazetesinde (24/06) "Ankara, Acele Edilmesi  İçin Uyarıyor" başlığı altında yayımlanan bir haberde,  Türkiye'nin, AB ile üyelik müzakerelerinin başlama tarihini  yıl sonuna kadar bilmek istediği ve Sevilla'da AB devlet ve  hükümet başkanlarını, somut üyelik müzakerelerinin kesin  başlama tarihini, aralık ayındaki Kopenhag'da yapılacak  zirvede belirlemeleri yolunda zorladığı belirtilmektedir.  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in zirvede, Türklerin  çoğunluğunun AB'ye girmek istediğini, ancak müzakerelerin  belirsiz bir tarihe ertelenmesi halinde, AB'nin vaatleri  konusunda şüphelerin oluşacağını, bunun da Avrupa'nın  "imajına" zarar vereceğini belirttiği kaydedilen haberde,  AB liderlerinin Sevilla'da, Ankara'ya giriş müzakerelerinin  başlama tarihi konusunda ümit verecek kadar ileri gitmedikleri  ve Türkiye'nin 1999'dan beri AB'ye aday, ancak Türkiye'nin  insan hakları ve azınlık politikaları yüzünden Ankara ile  Brüksel arasında hala görüşmelere başlanmadığı ifade  edilmektedir.  

            Aynı haber, Der Standard ve Kurier gazetelerinde de  yer almaktadır. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Financial Times gazetesinin Internet sayfasında (24/06)  "Türkiye, Üyelik Müzakereleri İçin Tarih Belirlenmesini  İstiyor" başlıklı ve Judy Dempsey imzalı yer alan bir yazıda,  Türkiye'nin, üyelik müzakerelerinin başlatılması için aralık  ayında yapılacak Kopenhag zirvesi sırasında bir tarih  belirlenmesini talep etmesinin ardından, Sevilla zirvesinde  Avrupa Birliği'nin genişleme müzakereleri konusunun yeni bir  boyut kazandığı bildirilmektedir. Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet  Necdet Sezer tarafından yapılan talebin, gelecek hafta AB  Dönem Başkanlığı'nı devralacak Danimarka üzerinde yeni bir  baskı kuracağa benzediği belirtilen yazıda, Kopenhag  zirvesiyle Danimarka'nın, üyelik görüşmeleri süren 10 ülke  ya da bu ülkelerden bazılarıyla üyelik müzakerelerini  tamamlamayı planladığı, öte yandan, genişlemenin maliyeti  üzerinde üye devletler arasında anlaşmazlık olduğu,  İrlanda'nın hala, genişleme için gerekli kurumsal  değişiklikleri öngören Nice anlaşmasını onaylamadığı, Kıbrıs  konusunda bir çözüm bulunmasına yönelik beklentilerin de  belirsizliğini koruduğu vurgulanmaktadır. Avrupa Birliği'nın,  bölünmüş bir adayı kabul etmeye hazır olsa da, bölgede  istikrarsızlık yaratma potansiyeli olan bir sorunu devralmak  AB'nin isteyeceği son şey olduğuna dikkat çekilen yazıda,  AB'nin asıl endişesinin, ayrı meseleler halinde tutmak  istediği; genişleme, Kıbrıs ve Türkiye'nin tarih talebinin,  Ankara tarafından Kopenhag öncesinde pazarlık aracı olarak  kullanılması olduğu ileri sürülmektedir. Cumhurbaşkanı  Sezer'in, Sevilla zirvesi sırasında, "Tam üyelik  görüşmelerinin başlaması için bir tarih belirlenmeli. Kesin  bir tarih verilmemesi halinde ise, Türkiye'de reform  yapılmasına yönelik motivasyona zarar verecektir. AB'nin  samimiyeti Türk halkı tarafından sorgulanacaktır" şeklinde  konuştuğu kaydedilen yazıda, Almanya ve diğer ülkelerin,  Türkiye'ye tarih verilmesine karşı oldukları ileri  sürülmektedir. 

            The Times gazetesinde (24/06) "Türkiye Katılım Konusunda  Hareket Bekliyor" başlığı altında ve Rory Watson imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Türkiye'nin, üyelik görüşmelerinin  başlama tarihinin belirlenmesini isteyerek Avrupa Birliği ile  olan ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığı bildirilmektedir.  AB liderlerinin de, aralık ayında yapılacak Kopenhag zirvesinde Türkiye'nin aday üyeliğinin aşaması konusunda yeni kararlar alınabileceğini kabul ederken bu ilişkilerin önümüzdeki altı  ay içinde olabileceği yönünde ipucu verdikleri belirtilen  haberde, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, ülkenin gerçekleştirmiş olduğu politik ve ekonomik reformların yıl  sonuna kadar onaylandığı yolunda bir açıklama beklediğini  kaydettiği ifade edilmektedir. Türkiye'nin, 1987 yılından bu  yana üyelik başvurusu yapan 13 ülkeden ilki olmasına rağmen,  halen resmi görüşmelere başlamamış yegane ülke olduğu, Malta,  Kıbrıs ve sekiz eski komünist ülkenin iki yıldan kısa bir  süre içinde Birliğe katılımaya hazırlandığı gören Ankara'nın,  giderek sabırsızlandığı vurgulanan haberde, "Türkiye'nin  talebinin birlik içinde görüş ayrılığına yol açacağı kesin.  İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi kesin birtarihin  belirlenmesini istiyor. Ancak, Almanya Başbakanı Gerhard  Schröder hafta sonunda bunun mümkün olmadığını söyledi.  Faktörlerden biri, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tavrı  olacaktır. AB, birleşmiş bir adanın AB üyesi olabilmesi için,  adanın kuzey ve güney kesimlerini anlaşmaya varmaya zorluyor.  Diğer bir konu ise, Acil Müdahale Gücünün NATO varlıklarını  kullanmasını garanti altına almak üzere yapılan AB görüşmeleri.  Türkiye ve Yunanistan arasındaki karşılıklı duyulan kuşku,  bir anlaşmaya varılmasını engellemeye devam ediyor. AB  liderleri ayrıca, aday ülkelere, görüşmelerin olumlu  geliştiği şeklinde güven telkin etmeye de çalıştılar"  denilmektedir. 

            JAPONYA BASINI: 

            Tokyo Shimbun gazetesinde (24/06) "Acil Müdahale  Gücü'nün Harekete Geçirilmesinde Türkiye-Yunanistan  Anlaşmazlığı" başlığı altında ve Ryohei Sato imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Sevilla'da düzenlenen AB zirve  toplantısında, AB Acil Müdahale Gücü'nün harekete geçirilmesi  konusunda, Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan  anlaşmazlığı çözme çabalarının sonuçsuz kaldığı  bildirilmektedir. AB Acil Müdahale Gücü'nün Kıbrıs ya da  Ege'deki adalara konuşlandırılması konusunda iki taraf da  endişe duyarken, AB ülkelerinin, Kıbrıs'ın 2004 yılında  AB'ye üye olacağını göz önüne alarak, "AB üyesi bir ülkeye  karşı olası askeri bir harekata, prensip olarak izin  veremeyiz" koşulunu öne sürdükleri belirtilen haberde,  Yunanistan'ın, bu koşulu kabul ederken, Türkiye'nin,  "Ülkemizin tutumu bellidir ve yeni koşulları kabul edemeyiz"  diyerek karşı çıktığı ifade edilmektedir. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) Internet sayfasında,  (24/06) "Simitis, AB'nin Avrupa Ordusu Konusunda Yeni Metnini  Kabul Etti" başlıklı yer alan bir haberde, İspanya'nın  Sevilla kentinde yapılan AB zirve toplantısında Avrupa Ordusu  konusunda görüşmelere yer verilmekte, Başbakan Kostas  Simitis'in, AB Dönem Başkanı İspanya Başbakanı Jose Maria  Aznar ile yaptığı görüşmelerden sonra, bizzat kendisinin  "ulusal çıkarlar açısından oldukça tatmin edici" olarak  nitelediği bir metni kabul ettiği, ancak görüşmelerin devam  ettiği için içeriğini açıklamadığı belirtilmektedir.  Simitis'in yaptığı açıklamada, bu metne, sözde "büyük"  ortakların yani İngiltere, Almanya ve Fransa'nın itiraz  etmediklerini iddia ettiği ifade edilen haberde, Avrupa  Ordusu konusunda görüşmelerin devam ettiği ve İspanya  Başbakanı Jose Maria Aznar'ın, Türkiye'yi ikna etmek için  yeni bir girişimde daha bulunacağı, bu nedenle Türkiye  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Dışişleri Bakanı İsmail  Cem ile görüşeceği belirtilmektedir. Haberde, Türkiye'nin,  AB'ye üyelik müzakerelerinin somut bir takvim içinde  başlaması durumunda, Yunanistan'ın isteği doğrultusundaki  yeni metinde bazı bölümleri kabul etmeye hazır olduğu, ancak  İspanya Başbakanı'nın bunu kabul etmeye yanaşmadığı  vurgulanmaktadır.

      

           

ESKİ SAYILAR