01/07/2002                         

             

           ANKARA, 01/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  28-30 Haziran 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI: 

            Financial Times Deutschland gazetesinde (28/06)  "Rasmussen Almanya ve Fransa'yı Uyarıyor" başlığı altında ve  Thomas Klau imzasıyla yayımlanan bir haberde, Danimarka  Başbakanı Rasmussen'in, Almanya ve Fransa'yı tarım refomları  konusundaki tartışmalarıyla AB'nin Doğu'ya genişlemesini  geciktirmemeleri yolunda uyararak, "Genişlemeyi, tarım  politikasındaki hırslarınızın rehini haline getirmeyin.  Katılım müzakereleri aralık ayında Kopenhag'taki zirvede  tamamlanamazsa, genişlemenin yıllarca gecikmesi tehlikesiyle  karşı karşıya kalırız. Tarihi bir karar vereceğiz. Münferit  sorunlara ilişkin tartışmalarla bunun gölgelenmemesi gerekir"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. Rasmussen'in, demokrasi  ve insan hakları konusunda AB standartlarını, yani Kopenhag  kriterlerini yerine getirmemesi halinde de katılım  müzakerelerine başlanması konusunda Türkiye'ye kesin bir  tarih verilmesine ilişkin düşünceleri kesin bir dille  reddettiği vurgulanan haberde, "Türkiye bir üyelik adayıdır  ve diğerleriyle eşit muamele görmelidir. Türkiye'ye,  Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği takdirde bir tarih  verebiliriz" diyen Rasmussen'in, bunun için de, Komisyonun  ekim ayı ortasında sunacağı ilerleme raporunun belirleyici  olacağını ifadeettiği kaydedilmektedir. Haberde, AB  gözlemcilerine göre, Komisyonun daha ekim ayında Türkiye'nin  siyasi bakımdan üyeliğe hazır olduğunu teyit etmesinin  mümkün olmadığı belirtilmektedir.

 

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (28/06) "Danimarka'ya Göre, Avrupa Savunması  Konusunda AB, Yakında Anlaşmaya Varacak" başlığı altında  yayımlana bir haberde, 1 Temmuz'da AB Dönem Başkanlığı'nı  devralacak olan Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig  Moeller'in yaptığı açıklamada, Yunanistan ve Türkiye  arasındaki ihtilaftan dolayı AB'nin, Avrupa Savunması  konusunda yaşadığı çıkmaza çözüm bulmasına az kaldığını  belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, Brüksel'de,  Danimarka'nın AB başkanlık programını sunan Moeller'in,  "Bu sorun AB ve NATO arasında çözülmesi gereken bir  sorundur (...) Çözüme çok yaklaştığımızı düşünüyorum"  şeklinde konuştuğu ifade edilmektedir. 

            AFP'nin (28/06) "Türklerin Çoğunluğu AB'den Yana,  Ancak Kürtlere Kültürel Haklar Verilmesine Karşı" başlığı  altında yayımlanan bir haberde, bir kamuoyu araştırmasına  göre Türklerin çoğunluğu ülkenin AB'ye üye olmasından yana,  ancak Kürtlere kültürel haklar verilmesine karşı olduğu  belirtilmektedir. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar  Vakfı (TESEV) tarafından 3.060 kişiye başvurularak yapılan  kamuoyu araştırmasına göre, görüşlerine başvurulan kişilerin  yüzde 64'ünün, eğer bir halk oylaması düzenlense AB'ye "evet",  yüzde 30'unun "hayır", yüzde 6'sının ise çekimser kalacağını  gösterdiği kaydedilen haberde, buna karşılık ankete  katılanların yüzde 52'sinin, azınlıklara haklarının verilmesi  adına AB'nin talep ettiği ve iktidardaki koalisyon hükümeti  bünyesinde görüş ayrılığı meydana getiren bir konu olan  Kürtçe eğitime karşı çıkarken, yüzde 47'sinin ise Kürtçe  radyo ve televizyona karşı olduğu, AB'nin istediği bir başka  reform olan idamın kaldırılması konusunda ise kendilerine  soru yöneltilenlerin yaklaşık yüzde 62'sinin, affedilmemek  üzere ömür boyu hapis cezası verilmesi şartıyla idam  cezasının kaldırılmasından yana oldukları ifade edilmektedir.  Haberde, ankete katılanların yüzde 49'unun AB'nin bir  "Hristiyan klübü" olduğunu, yüzde 42'sinin ise Türkiye gibi  Müslüman bir ülkenin de üye olabileceğini ileri sürdüğü, AB'ye  üyelikten ekonomik refah, serbest dolaşım, demokrasinin  iyileşmesi ve suistimallerin azalmasını beklediği, dini ve  milli değerlerinin zayıflamasından korktuğu vurgulanmaktadır.

             Aynı habere AP de yer vermektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in (28/06) "Danimarka: Türkiye AB Görüşmeleri  İçin Hazır Değil" başlığı altında yayımlanan bir haberde,  1 Temmuz'da Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı devralacak  olan Danimarka'nın, Türkiye'nin Birliğe katılmak üzere  görüşmeleri başlatması için siyasi ve ekonomik reformları  kabul ettirmesi gerektiğini açıkladığı ifade edilmektedir.  1999'dan bu yana aday durumunda olan Türkiye'nin, AB'nin  aralık ayında Kopenhag'da yapılacak zirvesinde giriş  görüşmeleri için bir tarih belirlenmesini istediği, ancak  Danimarka'nın, Ankara'nın hala yapması gereken çok şey  olduğunu söyleyerek, bu tip beklentileri azaltmaya çalıştığı  belirtilen haberde, Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig  Moeller'in, yaptığı açıklamada, "Başlangıç tarihi alması  için Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi gerekiyor.  Türkiye şu anda bu kriterleri karşılamış değil ve bu yüzden  giriş görüşmelerini başlatmak için bir tarih verilemiyor"  şeklinde konuştuğu aktarılmaktadır. AB'nin, Ankara'dan idam  cezasını kaldırmasını, işkence iddialarını ele almasını,  ordunun siyaset üzerindeki etkisini azaltmasını ve  Türkiye'nin etnik Kürtlerine kültürel haklar vermesini  istediği, Türkiye'nin AB ile sorunlu ilişkilerini  karmaşıklaştıran bir diğer sorunun da, kendisi de bir AB  adayı olan ve giriş görüşmelerini aralık ayında tamamlayıp  2004'de katılması beklenen Kıbrıs olduğu ifade edilen  haberde, Türkiye'nin, Kıbrıs'ın AB'ye bölünmüş bir ada  olarak girmesi durumunda kuzeydeki tek taraflı ilan edilmiş  Kıbrıs Türk Devleti'ni ilhak etme tehdidinde bulunduğu,  bunun da, kaçınılmaz olarak Türkiye'nin AB'ye girmesini  engelleyeceği vurgulanmaktadır.

 

            JAPONYA BASINI: 

            Yomiuri Shimbun gazetesinde (28/06) "Türkiye Japon  Dostu mu?" başlığı altında ve Kenichi Kubo imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, Japonya ve Kore'de yapılan Dünya  Kupası konu edilmektedir. Türkiye'nin, coğrafi olarak Asya  ile Avrupa'nın ortasında bulunduğu, Japonya'da, Asya'nın en  batı ucundaki ülke olarak bilinmekle birlikte, en azından  şehirlerde yaşayan Türklerin Avrupalılar gibi olduklarının  kesin olduğu belirtilen yazıda, Türkiye'nin en büyük  sorununun AB'ye üye olmak ve Avrupa ile bütünleşmek olduğu,  fakat AB'nin, Türkiye'yi şimdilik AB üye adayı olarak kabul  ettiği ifade edilmektedir. Avrupa'nın, henüz arasına kabul  etmediği Türkiye'nin, Avrupa'ya karşı hayranlık ve aşağılık  kompleksini birlikte yaşadığı, Japonya'ya belli oranda  yakınlık duyduğunun da bir gerçek olduğu, ama bunun  Avrupa'ya olan tepkiden kaynaklanan pasif bir duygu  olduğunun hissedildiği kaydedilen yazıda, AB üyeliğinin  amacının, "ekonomik çıkar" olduğunu belirten bir muhalefet  partisi liderinin, aynı zamanda Japon-Türk ilişkileri  tarihi hakkında derin bilgiye sahip "Japon dostu" olmasının  da tesadüf olmadığı vurgulanmaktadır.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Elefterotipia gazetesinde (28/06) "'Hayır' Demesine  Rağmen, Ankara'ya Açılım" başlığı altında ve Nikos Kiaos  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, hükümetin, Türkiye ile  AB arasında üyelik müzakerelerinin başlaması yönünde açılım  yaptığı, ilk kez "belirli bir yol haritasından" söz ettiği,  aynı zamanda da Avrupa Ordusu konusunda 14'lerin uzlaşmayı  başardığını, artık 15'lerin de anlaşmış olduğunu açıkladığı kaydedilmektedir. Yunanistan'ın, AB Dönem Başkanı olarak  Türkiye ile yapacağı yeni müzakerelerde dikkatli davranmayı,  konunun çözümlenmesi yönünde çabalar sarfetmeyi düşündüğü  ve herşeyin olumlu yönde gelişeceğini ümit ettiği ifade  edilen yorumda, Dışişleri Bakanı Papandreu'nun, Sevilla  Zirvesi'ne ilişkin açıklamasında, Türkiye'nin AB üyeliğinden  söz ederek, "Türkiye'ye ilişkin bir açıklama var. Avrupa'ya  yakınlaşmasına yönelik gelişmelerde yeni bir aşamaya  geçilmesi, üyelik müzakerelerinin başlaması gibi işlemlere  ilişkin daha belirli bir yol haritası olarak da  yorumlanabilir. Tabii, bu konuya ilişkin değerlendirme,  ekim ayında açıklanacak olan Komisyon raporundan sonra,  Helsinki ve Laeken kararlarının ışığı altında yapılacak"  şeklindeki sözleri aktarılmaktadır. 

 

       

           

ESKİ SAYILAR