|
02/07/2002
ANKARA, 02/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 1 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Die Welt gazetesinde (01/07) "Kıbrıs: Akdeniz'deki Engel" başlığı altında ve Andreas Mindel imzasıyla bir yorumda, Kıbrıs'ın, AB'nin genişlemesinde merkezi bir rol üstlendiği, adanın, AB'nin gelecekte Türkiye ile olan ilişkilerini ve genel olarak genişleme takvimini belirleyeceği ifade edilmektedir. Atina'daki hükümetin, Kıbrıs'ın AB'ye alınması için bastırdığı, adanın, siyasi ve ekonomik açıdan üyeliğin tüm koşullarını yerine getirdiği ve Atina'da, Kıbrıs'ın üyeliğinin kabul edilmemesi durumunda Yunanistan'ın tüm genişleme sürecini bloke edeceğinin açık açık konuşulduğu belirtilen yorumda, AB çevrelerinde, Kıbrıs sorununun çözüm anahtarının Ankara'da olduğunun söylendiği, Türkiye'nin AB'den kendisinin üyelik görüşmelerinin başlatılacağı kesin bir tarih beklediği ve bu durumda Ankara'nın, adanın yeniden birleşmesine olan itirazından vazgeçeceği, ancak buna da diğerlerinden önce Federal Alman Hükümeti'nin karşı çıktığı vurgulanmaktadır. Brüksel'de diplomatik yollardan Türkiye'nin "Evet" demesinin sağlanlamaya çalışıldığı, dile getirilen bir hususun da, adanın Türk kesiminin de alınmasıyla Türkçe'nin AB'nin resmi dillerinden birisi olacağı kaydedilen yorumda, devlet ve hükümet başkanlarının Sevilla'da Türkiye'nin AB yolundaki ilerleme takvimini açık bir şekilde somutlaştırarak, Türk Hükümeti'ne kolaylık sağladıkları ileri sürülmektedir. Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (01/07) "Verheugen: Türkiye'nin AB Üyeliği İçin Tarih Yok" başlığı altında ve Horst Bacio imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Avrupa Birliği'ne (AB) girmek için çabalayan Türkiye'yi bir hayal kırıklığının beklediği, AB Komisyonu'nun, Ankara'dan ve bazı AB başkentlerinden gelen ve giderek artan baskıya rağmen tüm katılım kriterleri yerine getirilmeden önce Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılması için bir tarih vermeye yaklaşmadığı ifade edilmektedir. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen'in, yaptığı açıklamada, "Komisyon, siyasi amaçlı pazarlığa karşı" ifadesini kullandığı belirtilmektedir. Başta siyasi kriterler için geçerli olmak üzere kaydedilen ileri adımlara rağmen daha "çok eksik" olduğu görüşünü savunan Verheugen'in, "Prensiplerimizden taviz verip, taktik uygulamasına geçersek yolumuzdan saparız" diyerek, Türkiye'ye yüksek beklentiler yönünde umut verilmemesi konusunda uyardığı kaydedilmektedir. Yorumda, AB Konseyi'nin karşı olmasına rağmen, devlet ve hükümet başkanlarının geçtiğimiz yılın sonunda Ankara'ya "katılım müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin tarihin şimdi daha yakınlaştığı" şeklinde açıklamalar yaptıklarını söyleyen Verheugen'in, Türkiye'nin de bu açıklamalara güvenerek, Kopenhag'da daha belirgin bir sinyal almayı umut ettiğini, 10 adayın tam üyeliğinin teyit edileceği Kopenhag Zirvesi'nin bir "Türkiye Zirvesi"ne dönüşmesini istemediğini de dile getirdiği vurgulanmaktadır. Die Welt gazetesinde (01/07) "Türkiye'nin Yeni Özgüveni" başlığı altında ve Dietrich Aleksander imzasıyla yayımlanan bir makalede, Türkiye'nin Dünya Kupası'ndaki başarısı, ISAF Komutanlığı uluslararası konularda başarılar Kaydetmesi ve buna paralel olarak Türkiye'nin, özgüvenle dolup taştığı belirtilmektedir. Türkiye'nin Helsinki'de Ankara'ya AB üyeliği için aday statüsü verilmesinden üç yıl sonra, aralık ayında Kopenhag'da yapılacak AB zirvesinden, katılım müzakerelerinin başlaması için bağlayıcı bir takvim talep ettiği ifade edilen makalede, 13 aday ülke arasında Türkiye, AB'nin henüz üyelik müzakeresi yapmadığı tek ülke olduğu ve gerçeğin bir üyelik için daha yıllar gerekebileceği, Ankara'nın da bunun farkında olduğu, fakat Kopenhag'da açık bir sinyal verilmesini istediği kaydedilmektedir. Makalede, Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker'in, çok açık bir şekilde hatırlatmada bulunarak, Kopenhag'ın bir Türkiye zirvesi olmadığını, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in de, Kopenhag'da Türklere bir tarih verileceğini tahmin etmediği ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (01/07) "Türk Hükümeti, Erken Seçime Karşı Çıkmak Konusunda Birleştiklerini Söyledi" başlığı altında ve Orhan Coşkun imzasıyla yer alan bir haberde, piyasalarda hükümetin dağılacağına dair duyulan endişelere ve erken seçim tartışmalarına cevaben Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit'in, koalisyon ortaklarının erken seçim yapılmasına karşı çıkmak konusunda birleştiklerini söylediği bildirilmektedir. Koalisyon ortaklarıyla görüşmesinin ardından Başbakan Ecevit, ayrıca AB üyelik müzakerelerine hak kazanmak için gerekli olan reformlar konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle hükümetin dağılabileceği iddialarını da reddettiği belirtilen haberde, koalisyon liderlerinin, AB'nin talep ettiği yasalar konusunda anlaşmaya varılması halinde, Meclis'in olağanüstü bir toplantı için yaz tatilinden geri çağrılabileceğini söyledikleri ifade edilmekte, koalisyon ortakları arasında, AB'nin talep ettiği reformlar konusundaki anlaşmazlıkların da arttığı vurgulanmaktadır. Haberde, koalisyon liderleri tarafından yapılan yazılı bir açıklamada, "Bu koalisyonu oluşturan partiler, AB konusunda, hükümetin geleceğini olumsuz bir şekilde etkileyecek çabalara kesinlikle izin vermeyecektir. AB üyelik müzakereleri için yapılması gereken reformların tamamlanması konusundaki hazırlıklara hızlı bir şekilde devam edilecektir. Bu çabalar tamamlandığı zaman Meclis, olağanüstü bir toplantı için geri çağrılacaktır" denildiği aktarılmaktadır.
KIBRIS RUM BASINI: Alithia gazetesinde (01/07) "Cesaretlendirilsin mi Yoksa Cezalandırılsın mı?" başlığı altında ve Pampos Haralambus imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Washington'un, Ankara, Atina ve Lefkoşa'dan aralık ayına kadar zıtlaşmaya neden olacak eylemlerden kaçınmalarını istediği bildirilmektedir. Aralık ayında gerek Kıbrıs sorunundaki gerekse Kıbrıs'ın AB üyeliğindeki sahnenin belirlenmesinin beklendiği, Amerikalıların, Türkiye'yi bölgede kriz yaratmaması konusunda uyardıkları, çünkü doğrudan görüşmelerin aralık ayına kadar devam edeceğini düşündükleri ifade edilen yorumda, Amerikan kaynaklarının, Türkiye'ye "Şimdi Kıbrıs sorununa çözüm istemeleri gerekecek, böylece AB ile sorunlu ilişkilerden kaçınabilecek" mesajı gönderildiği kaydedilmektedir. Almanya'nın ne Ankara'nın üyelik müzakerelerinin başlangıç tarihini belirleme ne de Türkiye'nin Avrupa ordusundaki tavrını değiştirmesine bir karşılık verme niyetinde olduğu vurgulanan yorumda, Almanya Dışişleri Bakanı Fischer'in Bundestag Avrupa İşleri Komitesi'nde yaptığı son açıklamaların, Berlin'in Türkiye'nin Avrupa sürecine karşı sergilediği tavrın göstergesi olduğu ve Fischer'in, Daminarka Başkanı'nın Türkiye'ye AB üyelik süreci ile ilgili bir takvim verilme niyetine ülkesinin karşı çıktığını belirttiği kaydedilmektedir. Yorumda şöyle denilmektedir: "Almanya'nın, Türkiye'nin Avrupa adımını engellemek istemesinin birçok ve anlaşılır nedenleri vardır, ancak bizim Türkiye'nin bir tokat daha yemesine sevinerek, kutlama yapmamız için ne gibi sebeplerimiz vardır? Fischer'in aday ülkelerin AB üyeliğinin "siyasi art niyetin oyuncağına' dönüşemeyeceği yönündeki sözleri ortadadır. Diğer ülkelerin yaptığı gibi Türkiye'nin de, Kıbrıs sorunundaki yükümlülükleri de dahil (bu, Türkiye-AB ortaklık ilişkisinin metninde de belirtilmektedir) insan hakları, siyasi özgürlük ve azınlıklarla ilgili Avrupa kurallarını ve nasihatlarını tatmin etmesi halinde, AB üyesi olabileceği bir gerçektir. Ancak diğer seçenek nedir? Diğer seçenek, Türkiye'nin üyelik hayalinden uzaklaştırılması, üyelik müzakerelerinin başlangıç tarihinin belirlenmesinin engellenmesi, Türkiye'deki Avrupa taraftarlarının etkisiz hale getirilmesi ve Doğu taraftarlarının, generallerin ve fanatik İslamcıların üstün olmasıdır. Böyle bir gelişme, Türkiye'yi gelişmekte olan ülke durumunda bırakacak, fanatizmi ve milliyetçiliği güçlendirecektir ve Kıbrıs, hiçbir zaman işbirliği yapması söz konusu olmayan bir hasımla uğraşmak zorunda kalacaktır."
JAPONYA BASINI: Sankei Shimbun gazetesinde (01/07) "Not Defteri... Türkiye Avrupa mı Asya mı?" başlığı altında yayımlanan bir yazıda, Güney Kore hakkında, "Bir Asya ülkesi olarak dünyanın ilk dört güçlü takımı arasına girdi" şeklinde övgüyle bahsedildiği ve "Peki, Türkiye de Asyalı değil mi?" sorusunun da yöneltildiği belirtilmektedir. Dünya haritasına bakıldığında Türkiye'nin topraklarının büyük çoğunluğunun, Avrupa ile Asya'yı ayıran Boğaziçi'nin doğusunda ve millet olarak da Asya kökenli olduğu ifade edilen yazıda, bunun yanında Türkiye'nin siyasi olarak NATO üyesi ve AB'ye üyeliği de hedeflediği kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI: Elefterotipia gazetesinde (01/07) "Türkiye İflas ve AB ile Uzlaşma Arasında" başlığı altında ve Mihalis Moronis imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türk-Yunan ilişkileri ve Türkiye'nin AB üyeliği konu edilmekte, "Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması mı, yoksa Türkiye'nin yalnızlığa itilmesi mi?" sorusu sorulmaktadır. Türkiye'de ordunun güçlü kalması ile Türkiye'nin yalnızlığa itileceği hayalinin, Türkiye'yi Öcalan ve PKK'nın parçalayacağı hayali kadar dayanaksız olduğu belirtilen yorumda, Türkiye'nin, jeostratejik önemi büyük olduğundan yalnızlığa itilmesi durumunun, AB için büyük tehdit, Yunanistan için ise daha da büyük bir tehdit oluşturacağı vurgulanmaktadır. Yorumda şöyle denilmektedir: "Ankara, ülkemize yönelik iyi niyet hareketlerinde bulunmasa dahi, Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması ulusal çıkarlarımızın lehinedir. Türkiye'nin reformlar konusunda önemli adımlar atmasına rağmen, bunlar AB ve Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlaması için yeterli değildir. Türkiye'nin komşuları ile ve dolayısıyla Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerini olumlu yönde geliştirmeye çalışması, Kopenhag kriterlerinin en önemlileridir. Türk askeri yönetiminin iddia ettiğinin aksine, bunlar AB'ye üye olmak isteyen her aday ülkenin yerine getirmesi gereken kriterlerdir. Söz konusu kriterler konusunda, Türkiye'de farklı seslerin yükseldiğini görüyoruz. Öte yandan, Türkiye'nin ekonomisi iflasın eşiğinde olduğundan dış yardıma muhtaçtır. Bu nedenle, yayılmacı politika mevcut olsa dahi, bu politikanın uygulanması çok zordur... Durum böyle iken, askeri alanda Türkiye'nin başarısız girişimlerine bizim ayak uydurmamız gerekir mi?"
ESKİ SAYILAR |