05/07/2002                       

                       

             ANKARA, 05/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  4 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI: 

            Amerika'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (04/07)  "Türk Ekonomisinin Geleceği Konusunda Kaygılar Mevcut" başlığı  altında yayımlanan bir haberde, Türk ekonomisinin içinde  bulunduğu çıkmaz ve geleceği konu edilmektedir. Amerika'nın  büyük borsa ve finansman kuruluşlarından Merril Lynch'in  uzmanı Marchel Forgel'in, Washington'daki bir toplantıda, Türk ekonomisinin geleceği konusunda kuşku duyduğunu dile getirirken, Türkiye'ye büyük çapta kredi veren Uluslararası Para Fonu'nun  Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen ise, Türk ekonomisinin yılın  başından bu yana gösterdiği gelişmelerin memnun edici olduğunu  belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, Forgel'ın, Türkiye'nin  AB'ye katılmak için net bir hedef sergilemediğini ve hükümetin  de halkın görüşlerine paralel hareket etmediğini belirterek,  "AB üyeliğini önümüzdeki bir, iki yıl için Türkiye'nin en  önemli konusu olarak görüyorum. Eğer siyasi alanda bir  değişiklik olur ve partiler halkın isteklerine uyarsa, ki halk  üyelikten yanadır, bu konu Türkiye'nin en önemli konusu haline gelecektir" şeklindeki sözleri aktarılmaktadır.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Nürnberger Nachrichten gazetesinin internet sayfasında  (04/07) "Berlin Engelliyor" başlığı altında ve Susanne Güsten  imzasıyla yer alan bir yazıda, Türkiye'nin engellerle dolu AB  yolunda Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, federal hükümetten  destek istediği bildirilmektedir. Dışişleri Bakanı Cem'in,  Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'le görüşmesinde Ankara'ya  aralık ayındaki Kopenhag Zirvesi'nde müzakerelere başlama  takvimi verilmesi için Almanya'nın devreye girmesini istediği,  Fischer'in ise diplomatik bir dille destek sözü verdiği, ancak  kararın AB Komisyonu ve üyelik kriterlerini yerine getirmesi  gereken Türkiye'nin elinde olduğunu belirttiği kaydedilen  yazıda, Türk Hükümeti daha bu yıl içinde AB'den bir müzakere  takvimi alma hedefini koyarak kendini büyük bir başarı baskısı  altına soktuğu, ancak bu arada müzakerelere başlamak için  gerekli kriterleri o tarihe kadar yerine getiremeyeceğinin  ortaya çıktığı ve muhtemelen Brüksel'de Alman desteğiyle kendi  kendine girdiği çıkmaz yoldan kurtulmayı amaçladığı  vurgulanmaktadır. Yazıda, Ankara'nun ısrarıyla son Sevilla  Zirvesi'nde müzakerelere başlama olasılığının daha da büyüdüğü  ve Kopenhag'da Türkiye'nin adaylığıyla ilgili olarak "sonraki  aşama üzerine kararlar alınabileceğinin" dile getirildiği ve  bunun, bir onay olarak yorumlandığı belirtilmektedir.  

            Die Tageszeitung'da (04/07) "Avrupa'nın Korkulu Rüyası"  başlığı altında ve Klaus Hillenbrand imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği konusundaki  gelişmeler konu edilmektedir. Kıbrıslı Rumlar muhtemelen 2004  yılında AB'ye üye olacakları, bu durumun, yıllardır AB üyelik  talebi reddedilen Türkiye tarafından kolayca kabullenemeyeceği  ve Kuzey Kıbrıs ve Ankara'nın birbirlerine daha da  yakınlaştıracağı ileri sürülmektedir. Avrupa'nın ise Türkiye  ile ilişkilerinde bir buz döneminin tehdidiyle karşı karşıya  kalacağı, zira devletlerarası hukuka, BM'nin ve Avrupa  Konseyi'nin aldığı çok sayıda karara göre Ankara'nın, bu  durumda AB'ye ait toprakları, yani Kuzey Kıbrıs'ı işgal  altında tutuyor olacağı vurgulanan yorumda, AB üyeleri,  Yunanistan ve Kıbrıs'ın, bu gerçeğin unutulmaması için  gerekeni yapacakları ve Ankara'nın, bu emareleri, değişen  siyasetin teşvikinden çok, varlıklı Avrupalılarca reddedilmesi  olarak göreceği ve bununla, Türkiye'nin AB üyeliğinin önünün  uzun vadede tıkanacağı iddia edilmektedir.

 

            AZERBAYCAN BASINI: 

            Hürriyet gazetesinde (04/07) "Almanya Türkiye'yi  Savunacak" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Almanya  Dışişleri Bakanı Fischer'in, ülkesinin her zaman Türkiye'nin  Avrupa Birliği'ne üye olması için Ankara'ya destek verdiğini  ve bu desteğin bundan sonra da sürdürüleceğini vurguladığı kaydedilmektedir. Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le  Berlin'de biraraya gelen Fischer'in, Türkiye'nin Avrupa için  taşıdığı önemin büyük olduğunu belirterek, Almanya'nın iki  ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden yana olduğunu,  ayrıca Türkiye'nin Orta Asya, Balkanlar ve Orta Doğu'da ne  kadar önemli bir role sahip olduğunu Almanya'nın çok iyi  bildiğini dile getirdiği ifade dilen haberde, Fischer'e göre,  "Türkiye'nin AB üyeliği daha çok Ankara'ya bağlı. Fakat  Türkiye, AB'ye aday her ülke gibi Kopenhag Kriterlerine de  uymalıdır. Bu kriterlere ne kadar çabuk uyum sağlanırsa  Türkiye'nin üyeliği de o kadar hızla gerçekleşecektir"  denilmektedir. 

            Aynı haber, Alman Deutsche Welle Radyosu'nda da yer  almaktadır.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Londra'da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesinin internet  sayfasında (04/07) "Saddam Hüseyin'i Devirme Konusunda Beş  Seçenek... İran 'Tarafsız', Ama Sıranın Kendisine Gelmesinden  Korkuyor" başlığı altında ve Zuheyr Kusaybati imzasıyla yer  alan bir haberde, Irak muhalefetinin önde gelen bir liderinin, Türkiye'nin, Saddam Hüseyin rejimini devirmeye yönelik  Amerikan planını desteklemek için, borçlarının tasfiye edilmesi  ve kördüğüme dönüşen AB üyeliği konusunda Avrupa'nın ikna  edilmesi konusunda kendisine yardım edilmesi şartını öne  sürdüğünü su yüzüne çıkardığı ileri sürülmektedir. Haberde,  Washington'da Amerikan yönetimi ve Pentagon'un önde gelen  yetkilileriyle bir ay süreyle yapılan toplantılara katılan  Irak muhalefeti liderinin, Başkan George Bush yönetiminin,  Saddam'ın devrilmesi konusunda beş seçenek üzerinde durduğunu  söylediği ifade edilmektedir.

 

            MISIR BASINI:  

            Al-Ahram Weekly gazetesinin (04/07) "Bir Ada, İki Dünya"  başlığı altında ve Iason Athanasiadis imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, Kıbrıs'ın AB üyeliği konu edilmektedir. Kıbrıs'ın, AB  üyeliği için son hazırlıklarını tamamladığı, ancak her ne kadar  bir sonraki genişleme sürecinde AB üyeliğine kabul edilmeyi  uman 14 aday ülkeden biri olsa da, öncelikle kendi içindeki  problemleri halletmesi gerektiği belirtilen yorumda, dünyanın  en problemli bölgelerinden birinde bulunan bu adanın, çok  gelişmiş bir turist endüstrisi ve umut verici ekonomik  başarılara rağmen, Türk askerlerinin 1974'de adanın kuzeyini  işgal ettiğinden beri adayı ikiye bölen unutulmaz bir hat  olduğu, AB'ye üyeliğinin sadece iki toplum arasındaki maddi  eşitsizliği artıracağı ve her ne kadar adanın bir bütün olarak  üyeliğe kabul edilmesi planlansa da Kuzey Kıbrıs için bu  olasılığın oldukça zayıf göründüğü vurgulanmaktadır.  Kahire'deki Kıbrıs Büyükelçiliği'nde basın memuru olan  Michalis Michail'in, "Türklerin yapabileceği tek şey,  Amerikalıları ve Avrupalıları korkutmaya çalışarak  söylemlerini daha da artırmaktır" şeklindeki sözleri aktarılan  yorumda, ancak esas can alıcı noktanın "AB, Türkiye'nin birliğe  kimin gireceğine karar vermesine izin verecek mi?" sorusu  olduğu ve Türkiye'nin henüz bir karara bağlanmamış olan AB  üyeliği sorununun, Başbakan Bülent Ecevit'i aceleci bir  askeri harekatta bulunmaktan vazgeçireceğinin kesin olduğu vurgulanmaktadır.

           

            RUSYA BASINI: 

            Nezavisimaya gazetesinde (04/07) "'Akşam Yemekleri  Diplomasisi' Faydasız Oldu... Kıbrıs Düzenlemesiyle İlgili  Görüşmelerde Herşey Türkiye'nin Aldığı Uzlaşmaz Tutuma Takıldı"  başlığı altında ve Yevgeni Grigoryev imzasıyla yayımlanan bir  haberde, Kıbrıs görüşmeleri konu edilmektedir. Kıbrıs  Cumhurbaşkanı Glafkos Kleridis ile tek taraflı bağımsızlığını  ilan eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Başkanı  Rauf Denktaş arasında, beş yıl aradan sonra, 16 Ocak'ta  yeniden başlatılan görüşmelerin, bütün ümitleri boşa çıkardığı  ve iki lider, Kıbrıs sorununu 2002 yılının ilk yarısı bitmeden  çözmeyi resmen vaat ettikleri, oysa bunun gerçekleşmediği kaydedilmektedir. 35 bin kişilik askeri birliğiyle hala  adanın Kuzey kesimini işgal eden Türkiye'nin KKTC'yi tanıyan  tek devlet olduğu hatırlatılan haberde, Türklerin bazen Kıbrıs  düzenlemesi oyununa başvurdukları, bu ocak ayında Türkiye  Dışişleri Bakanlığı'nın, Kıbrıs düzenlemesiyle ilgili kararın  2002 yılına kadar alınması gereğini belirterek, bu kararın  Türkiye'nin AB'ye girmesini kolaylaştıracağı ümidini ifade  ettiği, fakat Başbakan Bülent Ecevit'in, yaptığı bir  açıklamada, adada halen iki devletin ve iki halkın var  olduğunu duyurduğu, adanın Rumlara ait kesiminin AB üyesi  olması halinde Kuzey kesiminin Türkiye tarafından ilhak  edilebileceği tehdidinde bile bulunduğu ve bu durumda, AB  üyesi olmaya özenen Ankara'nın, kendisini zor duruma  düşüreceği ileri sürülmektedir. Böyle gelişmelerin Ankara için  bir takım olumsuzluklar doğuracağı ve Türk gazetecilerinden  birinin yazdığı gibi Kıbrıs'ın AB'ye girmesinden sonra  Türkiye'nin, AB'nin bir kısmını işgal eden bir devlete  dönüşeceği ifade edilen yorumda,, bu hususun, Türkiye'nin  AB'ye üye olmasını daha da zorlaştırabileceği, bu nedenle  Ankara'nın, Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmesini mümkün mertebe  ertelemeye çalıştına dikkat çekilmektedir.

 

            JAPONYA BASINI:  

            Yomiuri Shimbun gazetesinde (04/07) "Türkiye'de  Koalisyonda Çatlak... Başbakan'ın Yokluğundan İstifade Eden  Sağcı Partiler Güçleniyor... İdam Cezasının ve Kürtçe  Yasağının Kaldırılması... Türkiye, AB Üyeliğinden Uzaklaşıyor  mu?" başlığı altında ve Kenichi Kubo imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, Başbakan Ecevit'in tedavisinin uzun sürmesi nedeniyle  koalisyon hükümetinde çatlak belirmeye başladığı, özellikle  AB üyeliğini gerçekleştirmek için yapılması gereken reformlar  konusunda koalisyon içerisindeki tepkiler yükselirken siyasi  yönetim gücünü kaybetmeye ve koalisyon yönetiminde baştan  beri mevcut olan çelişkilerin ortaya çıkmaya başladığı  belirtilmektedir. Türkiye'de iç siyasi çekişmelerin hız  kazandığı ifade edilen yorumda, MHP'nin, idam cezasının  kaldırılmasına, vatana ihanet suçundan 1999 yılında idama  mahkum edilen Öcalan'ın idam edilmesini istediği için karşı  çıktığı hatırlatılmaktadır. Kürtçe yasağının ve idam cezasının kaldırılmasının, Türkiye'nin AB üyeliğine kabul edilmesi için,  "insan haklarındaki iyileştirme" kapsamında talep edildiği  vurgulanan yorumda, Başbakan Ecevit'in, aralık ayında  yapılması planlanan AB zirvesine kadar bu konularla ilgili  yasa tasarılarını kabul ederek, üyelik görüşmelerine başlamayı  düşündüğü, MHP Lideri Bahçeli'nin ise, "AB üyeliği konusunda  acele etmeye gerek yok" dediği aktarılmaktadır.

 

 

 

                

ESKİ SAYILAR